Müslüm Gürses’in kardeşini babası mı öldürdü?

Vizyona girdiği günden itibaren gişede büyük başarı yakalayan ‘Müslüm’ filmiyle ilgili Gazeteci Soner Yalçın, dikkat çeken bir yazı kaleme aldı. Filmde anlatılan hikayenin Müslüm Gürses’in hayatının birebir aynısı olmadığını vurgulayan Yalçın, Müslüm Gürses’in kız kardeşinin babası tarafından öldürüldüğünün de net olmadığını açıkladı.

İşte Soner Yalçın’ın dikkat çeken o yazısı…

“Müslüm” filmine gittim…

Güzel film; emeği geçen herkese teşekkür ederim.

Fakat:

Dünyada da böyle; filmi, kurgu değil gerçek sanıyor insanlar!

“Müslüm” filmi, Müslüm Gürses’in gerçek hayat hikâyesi mi?

Seyirci öyle sanabilir.

Peki… Bizim meslektaşlara ne oluyor? Filmde anlatılanlar “gerçek” diye haber yapıyorlar!

Filmde Müslüm’ün babası, eşini ve kızını öldürüyor.

Babası Mehmet Akbaş -gerçek hayatta- kızını öldürdü mü? Medya filmden etkilenip “öldürdü” diye haber yapıyor!

Bakınız:

Müslüm Gürses hayatını her seferinde farklı anlatırdı. Ne doğru- ne eksik bilmek zordu. Geçmişini unutmak isteyen biriydi. Herkes de buna özen gösterirdi. Ancak mevzubahis olan gazetecilik olunca “yalan habere” göz yummamak gerekir!

Babası torbacı idi; esrar/ cıgaralık sarar-içer ve satardı. Eşini “namus meselesi” yüzünden öldürdü.

KIZINI ÖLDÜRDÜĞÜ NET DEĞİL!

Kızını öldürdüğünü hiç duymadık! (Keşke Adana’da bir gazeteci şu cinayet dosyasını bulup açıklığa kavuştursa!)

Tarihe hakikat mirası bırakmak lazım; senaryo ayrıdır, gerçek apayrı!

Filmde, içki kadehi elinden düşmeyen Müslüm Gürses, içkiden ziyade “cıgara” (ve novalgin gibi ilaç) tiryakisi idi. Öyle ki… Film başındaki kazanın sebebi, şoförün (ki taksicidir) uyuması değil, Müslüm’ün “cıgara” dumanından etkilenmesidir. “Mersin 33” pavyonu müdavimleri için bu sır değildir!

Filmde kardeşi Ahmet’in, 1982’de askerden kaçtığı için vurulduğu gerçek; ama Ahmet’in o gün “cıgara çekmekten” kafasının “iyi” olduğu eksik!

Müslüm Gürses’de sır çok…

ALEVİ Mİ?

Müslüm Gürses, “Arap Alevisi” olduğunun bilinmesini istemezdi!

Bundan da emin değilim.

Çünkü:

Doğduğu, Urfa-Fıstıközü bir Türkmen köyü. Adı önce Türkçe “Tisa” idi.

Müslüm’ün soyu 1865’te iskan yoluyla köye yerleştirilen “Küçük Aşolar” (Akbaşlar).

Köydeki bir diğer göçebe aile “Ertaşlar”; Muharrem ve Neşet Ertaş’ın soyuydu.

Ertaşlar, “Türkmen Alevisi” olduğundan, Müslüm Gürses “Arap Alevisi” mi emin değilim? Bu konular araştırmaya muhtaç; ne yazık ilgilenen pek kimse de yok…

“Müslüm” filmi…

Bir “ikonlaştırma” çabası içinde… Acaba salt Muhterem Nur’un anlattıkları üzerine mi inşa edildi? (Müslüm’ün vasiyeti vardı “filmim çekilmesin” diye! Sonra ne değişti?)

Kurgunun, gerçeği yansıtmadığının altını bir kez daha çizmek isterim.

“ÇOK AŞIKTI AMA ASEKSÜELDİ”****

Kuşkusuz… Müslüm Gürses, Muhterem Nur’u çok sevdi. Ama aseksüel idi.

Muhterem Nur dışında hayatına giren tek kadın buluğ çağında oldu. Adana’da tekstil atölyesinde iç çamaşırı diken kadınla yakınlaştı; kadın ona bisiklet aldı. İlk politik kavramları da o kadından öğrendi; “sömürü”, “emek” gibi…

Politikası olmayan bir “protest” idi Müslüm…

Kuşkusuz… Muhterem Nur’un, Müslüm Gürses üzerinde emeği çok. Bahçelievler-Bakırköy’de o kadar daireleri varsa bu onun sayesinde oldu. Müslüm’ün hayatta tek lüksü, sık sık takım elbise almaktı…

Kuşkusuz… Müslüm Gürses ile Muhterem Nur “acının birleştiği” iki yaralı insandı. Yaşadıkları zorlu hayatı birbirlerine yaslanarak atlatmaya çalıştılar.

Evet, insan yaşadığı koşulların ürünü; ikisinin de hayatı ateşin içinden doğan “arabesk” idi; “dibin dibi” olanından!

İşte bu acılı ruh…

SİYASETTEKİ KARŞILIĞI

Müslüm Gürses…

Sosyal ve toplumsal tarihimize mal olmuş “öteki “nin sesi…

Doğarken ölen “alnı kara “/kadersizlerin feryadı…

Uyumsuzların, çaresizlerin, küskünlerin yanık çığlığı…

-Sisteme değil- kendine isyan eden ezilmişlerin jiletli itirazı: “Tanrım beni baştan yarat!” Müslümcülerin vücudunu jiletlemesi, kendinden memnun olmadığının ritüeli /”ayini!”

Müslüm’ün yüreğinden çıkan sesinde yankı buldu. Muhterem Nur’un ise koruyucu sevgisinde..

“NE ORHAN GENCEBAY NE DE FERDİ TAYFUR…”****

Müslüm Gürses…

Ne bir Orhan Gencebay, ne de bir Ferdi Tayfur!

Magazin hayatı yok…

Lüks yaşamı yok…

Gösterişi, şımarıklığı yok…

Orhan ve Ferdi’nin tersine o bir tutunamayan!

Filmlerinde bile mutlu son bulunmaz; çoğunlukla ölür!

Arabesk, sadece müzik değil, yaşam biçimi.

“Delikanlılık” kültürünün sembolü; bıyığını kesmez; haksızlık yapmaz, lüks yatlara binmez.

Ağır, dürüst, efendi ve hep gariban!

Arabesk dünyanın” en mazlumudur Müslüm…

Peki “kaç Müslüm Gürses” var? Örneğin, sonra pop söylemedi mi?

Sorunun yanıtı soru: Pop mu arabeski değiştirdi; arabesk mi popa ruhunu verdi?

Kayahan’dan Ahmet Kaya’ya hepsi “arabesk ruh” taşımaz mı?

Uzatmayayım. Bir filmden tüm bunları anlatması beklenemez.

17 Kasım 2018 Saat : 9:05
Okunma
denizay
devamını oku

Ünlü türkücü Yusuf Harputlu iki kadını darbetti!

Olay, 1 Ekim günü meydana geldi. Yusuf Harputlu, Azeri asıllı eşi Berfin Harputlu’yla birlikte Alibeyköy’deki İsfanbul Alışveriş Merkezi’ne gitti.AVM içerisindeki bir giyim mağazasına giren Yusuf Harputlu’nun eşi, mağazada bir pantolon beğendi. İddiaya göre, Berfin Harputlu’nun beğendiği pantolonun siyah rengi yoktu. Yusuf Harputlu mağaza çalışanlarıyla bu olay nedeniyle tartışmaya başladı.

SİZ BENİM KİM OLDUĞUMU BİLİYOR MUSUNUZ?’ DEDİ VE İKİ KADINI YUMRUKLADI

Türkücü, “Siz benim kim olduğumu biliyor musunuz? Ben Yusuf Harputlu’yum” diye bağırıp hakaret içerikli sözler söyleyerek mağaza çalışanı iki kadını yumruklamaya başladı. Yusuf Harputlu, çalışanları darbettikten sonra mağazadaki kıyafetleri ve stantları dağıtıp eşyaları kırdı. Çalışanların da cep telefonlarını duvara fırlattı.

SORUŞTURMA BAŞLATILDI

AVM güvenliğinin olaya müdahalesinin ardından iki çalışan hastaneye götürüldü. İki kadın çalışan, başvurdukları devlet hastanesinde tedavi altına alındıktan sonra darp raporuyla birlikte Alibeyköy Polis Merkezi’ne başvurarak Yusuf Harputlu’dan şikayetçi oldu. Çalışanların ihbarı sonrası Yusuf Harputlu hakkında soruşturma başlatıldı.

15 Kasım 2018 Saat : 12:48
Okunma
denizay
devamını oku

Yasak Elma dizisine yeni oyuncu!

Talat Bulut, Şevval Sam, Onur Tuna, Eda Ece ve Sevda Erginci’nin başrollerini paylaştığı, yapımcılığını MEDYAPIM’ın üstlendiği, yönetmen koltuğunda Neslihan Yeşilyurt’un oturduğu ve senaryosunu Melis Civelek – Zeynep Soyata’nın kaleme aldığı ‘Yasak Elma’ kadrosuna başarılı oyuncu Zeynep Bastık dahil oldu.

Bastık, 19 Kasım Pazartesi günü saat 20.00’de yayınlanacak olan dizinin 23. bölümünden itibaren ‘İrem’ karakterine hayat verecek.

İrem, Yıldız (Eda Ece) ve Zeynep’in (Sevda Erginci) kuzeni, Taksim’de rock barda solistlik yapan bir karakter olarak izleyici karşısına çıkacakZEYNEP BASTIK KİMDİR, NERELİ, KAÇ YAŞINDA
Zeynep Bastık, 1991 İstanbul doğmuştur. Bir zamanlar Murat Dalkılıç’ın vokalistliğini yapan Zeynep Bastık, daha sonra kendi albümünden çıkış parçası olan Fırça şarkısı ile müzik dünyasına adım attı. Murat Dalkılıç’ın Lüzumsuz Savaş adlı şarkısına birlikte düet yapmışlardır. Adı Mutluluk ve Sil Baştan dizilerinde rol alan Zeynep Bastık oyunculuk kariyerine de adım atmıştır. Fox Tv ekranlarında yayınlanan Umuda Kelepçe Vurulmaz dizisinde Rüya karakterini canlandırmıştı.
Zeynep Bastık kimdir? sorularının gelmesi üzerine şarkıcı oyuncunun 1,65 boyunda, 53 kilogram ağırlığında, Başak burcu ve lise mezunu..

13 Kasım 2018 Saat : 6:56
Okunma
denizay
devamını oku

Ferhat Göçer’den kızı Yağmur’un iddialarına açıklama geldi!

Ünlü şarkıcı Ferhat Göçer’den kızı Yağmur babasının kendisini aylarca arayıp sormadığını ve ‘takoz’ diye seslendiğini iddia etmişti. Ferhat Göçer’den ise o iddialara sosyal medya üzerinden açıklama geldi.Ferhat Göçer’in kızı , 2. Sayfa programına katılarak babasının 9 ay boyunca kendisini arayıp sormadığını, babasıyla hiçbir zaman yakınlık kuramadıklarını söylemişti. Yağmur, Ferhat Göçer’in köpeklerine kızım derken kendisine ‘takoz’ diye seslendiğini de iddia etmişti.

BASIN AÇIKLAMASI YAPACAK
Ferhat Göçer, sosyal medya hesabından konuyla ilgili açıklamada bulundu. Göçer, şunları söyledi:

Dostlar merhaba. Kızımla ilgili (öncelikle onun sağlığı ve geleceği için) özelde kalması gereken konuların, kamuoyunu yanlış yönlendirmeyi amaçlayan bir zihniyetle, dürüstlükten uzak açıklamalarla gündeme gelmiş ve sizleri meşgul etmiş olmasından dolayı çok üzgünüm. Artık zorunluluk haline gelmesi sebebiyle bu çarşamba saat 10.30’da bir defaya mahsus yapacağım basın toplantısında tarafıma karşı öne sürülen planlı, haksız ve art niyetli suçlamalarla ilgili detaylı açıklama yapıp soruları tüm gerçekliği ile cevaplayacağım. Saygılarımla.

“PSİKOLOJİK DESTEK ALIYORUM”

  1. Sayfa programına katılan Yağmur Göçer şunları söylemişti:

“Baba sevgisine hasret kalmış bir kızım ben. Babam dokuz aydır benimle iletişime geçmiyor. Babamla fotoğraftaki gibi kalmayı çok isterdim. Psikolojik destek alıyorum. Küçükken annem, babam adına hediyeler yollardı. Annemin bizim oturduğumuz siteye girmesi yasaktı. Yan komşumun kızı beni aldı. İki üç saat içerisinde iğnelerle hazırlanıp ortaokul mezuniyetine gittim. Orada babamla olmak istiyordum.”

“ONA ARTIK BABACIĞIM DİYEMEM”

“Hayallerimde bambaşka bir baba yarattım, onun sevgisini hiç hissetmedim. Velayet davalarında hep ‘babam’ dedim.
Hiç bir zaman aramızda baba-kız ilişkisi olmadı. Benim en büyük yaram babam. Keşke şöhret olmasaydı, benim babam olarak kalsaydı. Ben babama aşıktım o işine. Babam arasa ne söyleyeceğimi bilemiyorum. Ona artık ‘babacığım’ diyemem.”

“EVDEKİ KÖPEĞE KIZIM DERDİ BANA DA TAKOZ”

“Babam ne yaparsa yapsın, ondan vazgeçmedim. Babamın kötü olmasını hiç istemedim. Evdeki kedi köpeğe ‘kızım’ derdi, bana da ‘takoz’ derdi. Babam beni bu kadar sevgisiz bıraktığının farkında değil. Ameliyat oldum. Ameliyat olduktan sonra, beni bırakıp hemşireyle konsere gitti. Bizim güzel günlerimiz bir elin parmağını geçmez. Babam beni anlasaydı, anlatmak zorunda kalmazdım. Ona ‘seviyorum’ dersem hayata tutunamıyorum. Ama ‘sevmiyorum’ da demiyorum”

12 Kasım 2018 Saat : 8:09
Okunma
denizay
devamını oku
sohbet Son Yazılar FriendFeed

Sohbet Girişi

Nickiniz :
Şifreniz :  

Kategoriler

Son Yorumlar


Seo tarafından seohocasi v2 temasısohbetsohbet asdsadasdsadsadasdasdasdsad