Blog.KumSalChat.CoM

KumSalChat PaylaŞım Platformuna Hoş Geldiniz..

Mart 2009 iin arsiv

Gribal Enfeksiyon Ve Korunma Yolları

Yazan: ZaMaN Tarih: Mar 31st, 2009 | Kategori:: Kumsalchat Yöneticileri

Grip Nedir?
Grip ( İnfluenza) virüslerinin etken olduğu akut, kendini sınırlayıcı, ateşli bir hastalıktır.

Grip Etkeni nedir?
Grip virüsü’nün 3 tipi vardır. A, B, C. Virüs yüzeyindeki antigenler sürekli değişikliğe uğradığı için kişi, yaşamı boyunca değişik şiddet ve sayıda grip geçirebilir.

Gripin kaç tipi vardır?
Grip virüsünün A,B,C olmak üzere üç tipi olduğu için gripin de 3 tipi vardır. Fakat C tipi çok enderdir. A tipi daha ciddi enfeksiyona yol açar, yaşlı ve kronik hastalarda ölümcül olabilecek akciğer enfeksiyonları görülebilir.

Grip nasıl bulaşır?
İnsandan insana kolaylıkla bulaşabilen bir enfeksiyondur. Virüs parçacıklarını içeren havanın solunmasıyla, hasta kişinin tükürüğü, öksürüğü, hapşırığı ile virüs kolayca çevreye yayılır. Özellikle kapalı ortamlar bulaşma için uygun ortamlardır. Grip olan kişinin tuttuğu kapı kolu, telefon ahizesi ile de hastalık bulaşabilir. Hastalık bu kadar kolay bulaşabildiği için salgınlar da sık görülür.

Gripin en sık görüldüğü zaman, grip mevsimi ne zamandır?
Yılın her döneminde görülebilirse de genellikle sonbahar aylarında hastalık görülmeye başlar, kasım aralık aylarında artış olur. Tüm kış ayları grip için riskli aylardır. Mayıs- haziran ayına kadar devam edebilir.

Grip neden kış hastalığıdır?
Grip aslında mevsimlere bağlı değildir. Kış aylarında insanların kapalı mekanlarda toplu halde daha sık bulunmaları, kış hava koşulları virüsün daha kolay yaşaması-üremesi ve yaygınlaşması için uygun koşullardır.

Grip salgını nedir?
Gripin özelliliği salgınlarla seyretmesidir. Her yıl toplumda gözlenen tek tük vakalar endemik vakalardır. 2-3 yılda bir büyük toplum kesimlerini ilgilendiren epidemik salgınlar görülebilir.

Yaklaşık 10-20 yılda bir A tipi virüsün genetik yapısı tamamen değişerek yeni bir virüs tipi ortaya çıkar. Yeni virüs eskisinden antigenik olarak tamamen farklı olduğundan bağışıklık sistemi bu virüsü tanıyamaz ve önemli komplikasyonlar ortaya çıkar. Böyle bir durumda virüs hızla dünyaya yayılarak pandemi adı verilen salgına yol açar. 20nci yy.da 3 pandemi görülmüştür. 1918-19, 1957-58, 1968-69 yıllarında.

Gripin belirtileri,en sık görülen yakınmaları nelerdir?
Ani olarak başlar ve salgınlarla seyreder. Burun akıntısı, ateş, kuru öksürük, baş ağrısı, eklem ağrıları, kaşalarda ağrılar, güçsüzlük hissi, halsizlik, iştahsızlık ilk etapta sıklıkla görülür. Hastalık ilerlemişse komplikasyonlar ve bununla ilgili belirtiler de görülebilir; faranjit, traeobronşit, bronşit, pnömoni olabilir. Ateş devamlıdır ilk gün yükselir ve yüksek kalır. 1-5 gün kalır. Burun- boğaz hiperemiktir, exuda yoktur.

Gribe yakalanan kişinin bulaştırıcı olduğu süre nedir bulaştırıcılık ya da enfeksiyon dönemi bulguların- şikayetlerin başlangıcından itibaren 5-7 gün ortalama bir haftadır.

Tanı, gripte tanı nasıl konur?
Klinik ve epidemiyolojik bilgilerle konur. Virüs izolasyonu, kültür ve serolojik testler yapılır.

Tedavisi nedir?
Yatak istirahatı, bol sıvı alımı, C vitamini, Aspirin dışı antiinflamatuar ilaçlar. Burun tıkanlıkığı, öksürüğü gideren dekonyestan,antihistaminik, antitusif ilaçlar. İlk 48 saatte başlanırsa yakınmaların şiddetini azaltır. Semptomların süresüni kısaltabilir. A tipi influenzada etkilidirler.

Gripten korunmak mümkün müdür?
Temzilik, hijyen kurallarına uymak bir ölçüde enfeksiyon riskini azaltsa da etkin olarak bilinen tek korunma yöntemi grip mevsimi başlamadan 2 hafta önce uygulanması gereken grip aşısıdır.

Grip aşısı gribi önlemede en etkili yoldur. .naktive viral aşılar kullanılır. Bir önceki kış epidemisinde baskın antijenik suşlardan aşı hazırlanır. Tip A’dan iki, tip B’den bir antijenin birleşiminden oluşur. Etkinliği / 70-90′dır.

Aşı nasıl korur?
Aşı yapıldıktan sonra bağışıklık sistemimiz inaktif virüse karşı antikor oluşturur daha sonra vücut aktif virüsle karşılaştığında oluşan antikorlar enfeksiyonu önler ya da ağır hastalık riskini azaltır.

Aşının etkisi ne zaman başlar?
Aşı yapıldıktan 15 gün sonra başlar. Bu arada kişi enfeksiyon geçirebilir.

Her yıl aşı yapılmalımıdır?
Üretilen antikor miktarı aşı yaptıktan bir süre sonra azalır ve bir sonraki yıl için etkin koruma sağlayacak antikor kalmaz. Antikorların ortalama ömrü 6 ay kadardır. Ayrıca virüsler her yıl genetik olarak değişime uğradıklarından bir önceki yılın aşısı sonraki yıl yeterince koruyucu özellik taşımaz.

Kimlere aşı yapılmalı?
65 yaş üzeri, kronik kalp- akciğer hastaları, kronik metabolik hastalığı olanlar, sağlık çalışanları, bakımevi, huzurevinde kalan yaşlılar, kanser ve bağışıklık sisteminde bozukluk olanlar, AIDS hastaları, uzun süreli aspirin tedavisi olması gereken çocuk ve erişkinler ile bu sayılan hastalara gribi bulaştırma riski olan herkes aşı yaptırmalıdır.


SİGARA SAGLIGA ZARARLI

Yazan: ZaMaN Tarih: Mar 31st, 2009 | Kategori:: Kumsalchat Yöneticileri

Kanserden ölümlerin yüzde 30’una neden olan sigara, akciğer kanseri ölümlerinin yüzde 90’ından, bronşitten ölümlerin yüzde 75’inden, kalp krizinden ölümlerin ise yüzde 25’inden sorumlu.

Dünya Sağlık Örgütü’ne üye ülkeler tarafından 1987’den beri her yıl 31 Mayıs’ta sigara salgınıyla oluşan önlenebilir hastalık ve ölümlere dikkat çekilebilmesi amacıyla etkinlikler düzenleniyor. “Dünya Sigarasız Günü” nedeniyle Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanlığı yetkililerinden alınan bilgiye göre, yetişkin nüfusun yaklaşık üçte biri sigara içiyor.

Dünya genelinde sigara kullanan 1.25 milyar nüfusun 2025 yılında 1.6 milyara ulaşacağı tahmin ediliyor. Her 10 yetişkinden birinin ölümünden sorumlu olan sigara, yılda 5 milyona yakın kişinin çeşitli hastalıklardan hayatını kaybetmesine neden oluyor.

Yetkililerin verdiği bilgiye göre, tütün dumanında boya sökücü aseton, akü yapımında kullanılan kadmiyum, roket yakıtında bulunan metanol, çakmak gazı bütan, temizlik maddesi amonyak, fare zehiri arsenik ve öldürücü zehirler siyanür ve naftalin bulunuyor.

SİGARANIN YOL AÇTIĞI KANSERLER

Boğaz, yemek borusu, mide, böbrek, mesane, ağız, ses telleri, akciğer, kan, pankreas ve rahim ağzı kanserlerine yol açan sigara, 65 yaş öncesindeki kalp damarı tıkanıklığı nedeniyle ölümlerin yarısından sorumlu.

Kanserle Savaş Dairesi Başkanlığı yetkililerinin verdiği bilgiye göre, kanserden ölümlerin yüzde 30’una neden olan sigara, akciğer kanseri ölümlerinin yüzde 90’ından, bronşitten ölümlerin yüzde 75’inden, kalp krizinden ölümlerin ise yüzde 25’inden sorumlu.

“İçilen her sigara, insan yaşamını 5 dakika kısaltır. Erken yaşta sigaraya başlayanların ömrü ortalama 20-25 yıl azalır” şeklinde konuşan yetkililer, sigarayı bırakanlarda kalp krizi geçirme tehlikesinin bir yıl içinde yüzde 50 azaldığını bildirdi.

HAMİLELER DİKKAT

Hamilelik döneminde sigara içilmesi düşük, ölü, erken ve düşük ağırlıklı doğum, ani bebek ölümü, zeka puanında azalma, öğrenme zorluğu ve davranış bozukluğu gibi olumsuz sonuçlara yol açıyor.

Anneleri hamilelik sırasında sigara içen çocukların ani ölüm riskinin 2 kat daha fazla olduğunu belirten yetkililer, anne ve babasısigara içen çocukların astıma yakalanma risklerinin 1.5 kat, solunum yolu hastalıklarına yakalanma riskleri ise 2 kat arttığına işaret etti.

SİGARA VE ÇOCUK

0-14 yaş grubunda 1 milyardan fazla çocuğun “pasif içici” durumunda olduğu belirten yetkililer, Türkiye’de 12 milyon çocuğun ev içi, 11 milyon çocuğun da kamusal alanda sigara dumanıyla karşılaştığını bildirdi. Yetkililer, küçük yaşlardan itibaren aile ortamında sigara dumanına maruz kalan çocukların, ileri yaşlarda tiryaki olma riskiyle karşı karşıya olduğunu belirtti.

Buna göre sigarayı bir kez deneyen her 3 gençten birinin bağımlı hale geldiğini belirten yetkililer, “Sigaraya bağlanmak çok kolay, bırakmak zordur” uyarısını dile getirdiler.

HER GÜN BİR UÇAĞIN DÜŞMESİ GİBİ

Kanserle Savaş Dairesi Başkanlığı yetkilileri, tütünle mücadele programı çerçevesinde son 20 yılda ABD gibi ülkelerde sigara tüketiminin yüzde 30 dolayında azaldığını, Türkiye’de ise yüzde 80 artış gösterdiğini bildirdiler.

Buna göre, sigaradan dolayı Türkiye’de yılda yaklaşık 5.72 milyar dolar ekonomik kayıp meydana gelirken, her yıl 110 bin kişi hayata zamansız veda ediyor. Yetkililer, “Yılda sigaradan hayata veda eden 100 bin kişi her gün düşen bir uçakta 300’e yakın insanın ölmesi, uçuruma yuvarlanan içi dolu 6 otobüste kimsenin sağ kalmaması ve bir şehrimize atom bombası atılması anlamına geliyor” diye konuştular.

NEDEN SİGARAYA HAYIR

Yetkililere göre “sigaraya hayır” demek için geçerli olan nedenler şöyle:

Kanser yapıyor,
Akciğeri, kalbi ve bütün vücudu harap ediyor,
Gelişmiş ülkelerde gençler sigara içmiyor,
Sigara nefesin, saçın ve elbiselerin kötü kokmasına neden oluyor,
Parmakları ve dişleri sarartıyor,
Çevredekilerin özellikle de çocukların sağlığını bozuyor,
Spor yapmaya engel oluyor,
Sigara tüketimine ve bundan kaynaklanan hastalıkların tedavisine çok para harcanıyor.


YÜREĞİME SIĞMIYORSUN…

Yazan: ZaMaN Tarih: Mar 31st, 2009 | Kategori:: Kumsalchat Yöneticileri
Yüreğime sığmıyorsun…
 Her Bakışımda…
 Gözlerine her bakışımda; gökyüzünün gülümseyen çehresine umut yüklü
bulutlar çizebilmek için sepetinde denizler taşıyan
 mavi yürekli bir çocuk, yemyeşil nehirler serpiyor gözlerime…
 Gökyüzüne her bakışımda; gözlerinin yemyeşil iklimlerinden yüreğime
 süzülen melekler, zümrütlerle bezenmiş kanatlarındaki elmas işlemeli
 sevda filizlerini ekiyorlar içime. Ve ben her sabah, daha da büyütebilmek
 için sevdamı, işte bu umutla kaldırıyorum başımı gökyüzüne…
 Ellerine her bakışımda; denizlerin ufukları kucaklayan sinelerinden,
sonsuzluğun ab-ı hayatına müştak masmavi umutlar getiren
tebessüm sesli martılar konuyor ellerime…
Yüreğime her bakışımda; ellerine ömrümü sunduğum bir melek karşılıyor
 beni! Zarif kanatlarından sevda türküleri yayılıyor. Gözlerinden yedi veren
 güllerinin sıcaklığı süzülen bir minik kırlangıç olup götürüyor beni huzurun
gizemli diyarına. Çoğalıyor umut!
Önce bulut gibi
 Sonra yağmur
 Gökyüzü gibi sonra
 Gözlerin gibi!
 Ellerin açelya, ellerin erguvan
 Uzanır da ellerin
 Mutluluklar filizlenir
 Dokununca yüreğime…
Yüreğine her bakışımda; tarifi imkansız baharlar yeşeriyor içimde!
Menekşe bakışlı kır çiçekleri sarıveriyor her yanımı! Küçücük yürekleri
 mutluluğun sinesinde neşelendirmek için çırpınan yemyeşil parklara,
turuncu oyunlar serpen yıldızlar beliriyor göklerimde.
O şirin gülüşünle bana hayat veriyorsun!
İnan ki Yar
YÜREĞİME SIĞMIYORSUN……..

HAYATA BAKIŞ AÇISI

Yazan: ZaMaN Tarih: Mar 31st, 2009 | Kategori:: Kumsalchat Yöneticileri

Hayata bakış açışı

Bir gün Avrupa’nın ünlü sanat merkezi kentlerinden birinde gezen çocuğun biri bir vitrinde çok hoş bir tablo görür. Tablo belli ki oldukça pahalıdır.  Çocuk bu tabloyu bir sonraki sene abisinin doğum gününe almayı ister ve bir iş bulup kıt kanaat geçinerek biriktirdiği tüm para ile o mağazaya gider.

Şanslıdır tablo hala satılmamıştır. içeri girer ve tabloyu bir süre yakından izledikten sonra resmi yapan sanatçıyı bulur ve: “Ağabeyimin doğum günü için bu resmi satın almak istiyorum, tüm paramda bu kadar” der. Ressam bir süre düşündükten sonra. Resmi paketler ve satar. Çocuk paketini alır ve teşekkür ederek çıkar. Mağazada adamın arkadaşları da vardır ve şaşkın şaşkın sorarlar:

Sen ne yaptın o resmin değeri milyonlar ederdi. Neden bu kadar cüzi bir fiyata sattın? Adam cevap verir:

Evet ben bu resme milyonlarını verecek bir sürü insan bulabilirdim ancak tüm servetini bu resme verecek kaç kişi bulabilirdim…


KADIN HAYATTIR ASLINDA…

Yazan: ZaMaN Tarih: Mar 31st, 2009 | Kategori:: Kumsalchat Yöneticileri

Bir  kadın çocuktur aslında.
Çocuk gibi davranmayı  sever.
Erkeğin kendisine bir  çocuğa gösterdiği şefkati
göstermesini de ister.
Ama her kadın çocukça da  olsa dinlenilmesini, dikkate
alinmasini ister.
Yani bir kadinin cocukluk  yapmasina izin
vereceksiniz, ama asla onu bir
cocuk olarak  görmeyeceksiniz.

Bir  kadin güçlüdür aslinda.
Hatta  erkeklerden çok daha güçlüdür.
Ama bu gücünü  her zaman ortaya koymasini sevmez.
Ister ki  erkegin gücü kendisine huzur versin.
Kendi kendine yapabilecegi  seyleri bile erkegin
yapmasini bekler.
Böylece hem daha kadin  oldugunu hissedecektir hem de
erkeginin ne kadar
güçlü oldugunu görecektir.  Ancak kadin gücünü
göstermek istediginde onu
engelleyemezsiniz. Yapmak  istedigi bir sey varsa
mutlaka yapar.

Bir  kadin sevgilidir aslinda.
Içinde her  zaman sevgiyi tasir.
Sevdiklerinden kolay kolay  ayrilamaz. Sevdiklerini
kolay kolay kiramaz.
Zor sever ama tam sever.  Bir kadinin tam anlamiyla
sevebilmesi için
yüreginin kabul ettigini  beyninin de kabul etmesi
gerekir. Ve sevmezse
de onu asla sevmeye  zorlayamazsiniz. Belki kolayca
yüregine
girebilirsiniz. Ancak  beyninde yer etmemisseniz her
an terk
edilebilirsiniz. Sevmedigi  halde terk etmeyen
kadinlar da var elbette.
Bunun nedeni ise  engelleyemedikleri “acimak”
duygusudur.

Bir  kadin yalnizdir aslinda.
Hiçbir zaman  kadini bütünüyle elde edemezsiniz.
Kendisine ait  bir dünyasi vardir ve orada hep
yalnizdir.
O dünyaya kimsenin  girmesine izin vermez.
Hiçbir anahtar o dünyanin  kapisini açamaz.
Yalnizlik onun  siginagidir.
O siginaga ne zaman  girecegine, ne kadar kalacagina
hep kendisi karar
verir.
Siginaktayken oradan  çikmaya zorlarsaniz onu sonsuza
dek
kaybedebilirsiniz.

Bir  kadin bilgindir aslinda.
Neler  yapabilecegini erkek akli hayal bile edemez.
Yaraticiliginin
siniri yoktur. Ama bunu  ortaya çikartmak için
hayatinin erkegini
bekler. Hoyratça harcamaz  yaraticiligini sadece
erkegine saklar. Bir
kadinin gerçek erkegi  olmayi basarabilmisseniz çok
sanslisiniz demektir.
Çünkü yasaminiz asla  siradan olmayacaktir.

Bir  kadin hayattir aslinda.
Çünkü hayatin  içinde olan her sey ancak kadinlar
oldugunda anlam
kazaniyor.
Yemek yemek, su içmek  bile.
Bir kadinin elinden  içtiginiz suyla kendi kendinize
bardagi doldurup
içtiginiz su arasindaki  lezzet farkini anlayabiliyor
musunuz?
Anliyorsaniz ne mutlu  size. Anlamiyorsaniz, ne yazik
ki yasamiyorsunuz.


BİR KADIN GİTTİĞİNDE…

Yazan: ZaMaN Tarih: Mar 31st, 2009 | Kategori:: Kumsalchat Yöneticileri

KADINLAR gittiklerinde arkalarında daha büyük boşluklar bırakırlar.

Onlar bir gün çekip gittiklerinde, peşlerinde “yetim-öksüz” kalan çok olur:

Mutfaktaki dolap, perdeler, kavanozun içindeki eski düğmeler, özenle saklanmış küçülmüş giysiler, dolap diplerindeki kurdeleler…

Sabah karanlığında mutfaktan gelen tıkırtılar susar, yetim kalmıştır tabaklar.

Bir kadın gittiğinde hep suyu unutulur saksıların.

Sık sık boynunu büker “sarıkız”.

O teki kalmış eski bardağın anlamını bilen olmaz, değerini kimse anlayamaz krom hac tasının.

Balkon artık sessizdir, koridor kimsesiz.

*

Bir kadın gittiğinde…

Bir kadın gittiğinde ne çok kişi gider aslında; bir ağır işçi, bir temizlikçi, bir bakıcı, bir bahçıvan, bir muhasebeci…

Bir anne gider…

Bir dost…

Bir arkadaş…

Bir sevgili…

Ne çok kişi yok olur bir kadın gittiğinde.

*

“Güzin Abla gitti…” dediklerinde, kaç kişinin gittiğini ve arkasında kalan “yetimlerini” düşündüm.

O benim dostumdu.

Dün Feyza’yı arayıp başsağlığı diledim.

O canımın sıkıldığı gün telefonda “Sana gelen bana gelsin” diyen sesini hiç unutmamıştım.

Yine ıslandı göz pınarlarım, ben dahi yetim kaldım.

Sözcükler yetim kaldı.

Hep böyle olur; bir kadın gittiğinde; övgüler, uyarılar, yakınmalar, dualar yetim kalır.

Kapı eşiğindeki “Dikkat et…” duyulmaz, annesi gitmiştir “geç kalma”nın.

Kadınlar, arkalarında büyük boşluklar bırakarak giderler.

Bir kadın gittiğinde pek çok kişi gitmiştir aslında. Ve bir kadın gittiğinde pek çok “yetim” bırakmıştır arkasında…


HİÇBİR HARFİ SENSİZ BİR CÜMLEYE KURBAN ETMEDİM…

Yazan: ZaMaN Tarih: Mar 31st, 2009 | Kategori:: Kumsalchat Yöneticileri

Kara çalınmış günlerin ertesinde, ellerinde güneşlerle gelen yar!
Huzuru içirdiğin yüreğim şimdi hüznü içiyor ellerinden, bilesin!
Yüreğine kanatlanan yüreğin kanadı kırıldı, kanıyor.
Göğe uçurduğum umutlarım vuruldu bir bir
Hüzün ki, yokluğuna katık ettiğim,
Yine dolandı eteğime, peşimi bırakmıyor.

Adının her harfini gözyaşıma çizdim ve titrek bir yürekle yokluğuna ektim
Sen avazın çıktığı kadar susarken ben taze çığlıklar yeşerttim san
Nefes nefes acıyı yonttum adınla,
Yokluğuna buladım ellerimi,
Yüzüme bölük pörçük diktiğim yamalı gülüşlerdeyim şimdi.

Ah yar!
Ah! yoluna ,can diye diye benden geçtiğim,
Ah suskuların şahı,
Bir çözebilsem boynuma doladığın sessizliğin düğümünü
Bir yudum harf düşse,hisseme alfabenden
Yalın ayak çıktığım yokuşlarında düşmeden bir yürüyebilsem.

Öyle bir acı ki bu! nasıl anlatılır bilmem
Kırsan kırılmaz,büksen bükülmez
Ateşler yakmaz,sular söndürmez!

Söylesene yar!
Hasretini adımlasam kaç adımda biter?
Özlemin kaç nefestir saysam?
Bilemessin ki
Akla sığdıramazsın bu denklemi
Nasıl anlatayım ki daha hal-i pür-melâlimi…

Sen yine sükutu giyin yar!
Dilersen hiç konuşma.
Ben kelamlarımı çürüttüm yolunda.
Çarpsada bir tokat gibi yüzüme, her harfi yoluna heceledim.
Ve bilesin üstüne aşkı giydirdiğim,
Söz verdim ben bu yüreğe,
Hiçbir harfi sensiz bir cümleye kurban etmedim!


AŞK İÇİN GELMİŞTİM SENDE DE YOKMUŞ…

Yazan: ZaMaN Tarih: Mar 31st, 2009 | Kategori:: Kumsalchat Yöneticileri

Aşk için gelmiştim. Sende de yokmuş!
Anlamak uzun sürdü.
Şaşırdık Biraz.

Önce yere,
Sonra ellerime baktın. Uzun uzun
Sandım ki tutarsın! Umuttu o sessiz avaz.
Zorlandık Biraz.

Özgürlük; sadece söylemmiş dilimizde.
Gerçek olansa; zincirlerimizdeki pas.
Özlemlerden bahsettik. Usulca.
Lafladık biraz.

Karalama defterine dönen; sadece yaşam
Yüreklerimiz ise; çocukluğumuzdaki kadar beyaz.
Kızıllaşırken soluklarımız;
Utandık Biraz.

Gitmekle kalmak arası bir düşünce;
Emanet bir peçete gibi göğüs cebinde.
Tıkadı yolları soğuk bir ayaz
Üşüdük Biraz .

Önce; kırlangıçlar gitti. Sonrasında Tilkiler.
Çok Hamdık aslında. Belki de çiğdik
Girmeden aramıza, öksüz bir telaş.
Demlendik Biraz.

Aşk için gelmiştim. Sende de yokmuş! Üzülme.! ! ! !
Ya yıllar önce çalmalıydım kapını. Ya da;
Çoktan gitmiş olmalıydım. Değil mi?

Geciktik Biraz.


BAZEN SEVER İNSAN…

Yazan: ZaMaN Tarih: Mar 31st, 2009 | Kategori:: Kumsalchat Yöneticileri

Bazen inatla sever insan…
Bir plaza kapısı gibi yaklaşana kapılarını açtığında;
Ne kendine verdiği sözler gelir aklına, ne de adına “aşk” dediği büyük boşluklar…
Söylenir;
“Hoşgeldin… Ne kadar da aynı iklimin sevgilileriyiz…”

Çoğu kez karşılıksız sever insan…
Hayatının sırlarına ortak edeceği insan seçimini; durarak, düşünerek, “az bekle” diyerek yapmaz…
“Düşünüyorum da… En çok ikimiz için yarın ve dün yok…”

Ne kadar sevebilirse, hep o kadar sever insan…
Özlemlerine, beklentilerine, ne verip ne alabileceğine bakmaz…
Sadece “Beni ne kadar seviyorsun”un cevabını bildiğini sanır…
“Ellerim bu kadar açılıyor… Ama dünyalar kadar”…

Rakamsız, matematiksiz, hesapsız sever insan…
“Farklı bedenlerin bir insanıyız” der;
“Sen ve ben eşittir mutluluk… İki kere iki dört…”

Aşkın kanununu okumaz insan… Yazar…
“Sende tutuklu kaldım” diye mahkûmiyetini anlatır;
“Esaretim sensizliktir… Özgürlüğüm seninle…”

Bedelsiz, beklentisiz, karşılıksız sever insan…
“Ben seni seviyorsam; bundan sana ne” diyerek…
Kavuşma hayalleri, gerçeğini bastırır…
“Senin olduğun yerde… Seni düşündüğüm yeri özlüyorum…”

Ama nasıl severse sevsin insan… Her kavuşma, bir terk ediştir aslında…
Tıpkı hesapsız kavuşumalar gibi, hesapsız ayrılıklar yaşar…
“Beyaz atlı prens sandım… Korkulu rüyanın kahramanıymış meğer…”

Hesapsız sevmelere koşan kalbiyle, hesaplaşma vakti gelmiştir artık…
Gökkuşağı gibi her köşesi rengarenk kalbinin; kömür karasına dönüşmesini izleyip ağlama vakti…
“-Yüreğim yanıyor… Ciğerim kanıyor… Bitmeseydi öykümüz böyle…”


AŞK+ZAMAN=SONSUZLUK

Yazan: ZaMaN Tarih: Mar 31st, 2009 | Kategori:: Kumsalchat Yöneticileri

Bir zamanlar, bütün duyguların üzerinde yaşadığı bir ada varmış:

Mutluluk, Üzüntü, Bilgi ve tüm diğerleri, Aşk dahil.
Bir gün, adanın batmakta olduğu, duygulara haber verilmiş. Bunun üzerine hepsi adayı terk etmek için sandallarını hazırlamışlar.Aşk, adada en sona kalan duygu olmuş çünkü mümkün olan en son ana kadar beklemek istemiş.Ada neredeyse battığı zaman, Aşk yardım istemeye karar vermiş. Zenginlik, çok büyük bir teknenin içinde, geçmekteymiş.Aşk, “Zenginlik, beni de yanına alır mısın?” diye sormuş.Zenginlik, “Hayır, alamam.Teknemde çok fazla altın ve gümüş var, senin için yer yok.” demiş.Aşk, çok güzel bir yelkenlinin içindeki Kibir”den yardım istemiş. “Kibir, lütfen bana yardım et!”, Kibir “Sana yardım edemem, Aşk. Sırılsıklamsın ve yelkenlimi mahvedebilirsin.” diye cevap vermiş. Üzüntü yakınlardaymış ve Aşk yardım istemiş: “Üzüntü, seninle geleyim.” Üzüntü “Of, Aşk, o kadar üzgünüm ki, yalnız kalmaya ihtiyacım var.” Mutluluk da Aşk”ın yanından geçmiş; ama o kadar mutluymuş ki Aşk”ın çağrısını duymamış. Aşk, birden bir ses duymuş. “Gel Aşk! Seni yanıma alacağım…”Bu Aşk”tan daha yaşlıca birisiymiş. Aşk o kadar şanslı ve mutlu hissetmiş ki, onu yanına alanın kim olduğunu öğrenmeyi akıl edememiş. Yeni bir kara parçasına vardıklarında, Aşk”a yardım eden yoluna devam etmiş. Ona ne kadar borçlu olduğunu fark eden Aşk, Bilgi”ye sormuş: “Bana yardım eden kimdi?” Bilgi “O, Zaman”dı” diye cevap vermiş. “Zaman mı? Neden bana yardım etti ki?” diye sormuş Aşk. Bilgi gülümsemiş:

“Çünkü sadece Zaman Aşk”ın ne kadar büyük olduğunu anlayabilir”