Blog.KumSalChat.CoM

KumSalChat PaylaŞım Platformuna Hoş Geldiniz..

Ekim 2009 iin arsiv

Stresi Azaltan 6 Tavsiye

Yazan: ZaMaN Tarih: Eki 31st, 2009 | Kategori:: SağLık, Yaşam

Eğer vücudunuzdaki hazır enerji kaynağını kullanmazsanız yani koşmaz, kavga etmez, enerji harcamazsanız tehlike bu noktada başlar. Kandaki şeker asla kullanılmadığında yağ olarak depolanır. Bu nedenle kilo alabilirsiniz. Stresin ilk olumsuz yönü budur. İkincisi ise, stres nedeniyle kapasitenizin üzerinde çok aşırı enerji harcayabilirsiniz. Bu durum bağışıklığınızı zayıflatır ve hastalıklara karşı korunmasız kalabilirsiniz. Bu halka sürekli tekrarlandığında yaşamınıza bile mal olabilir.

Stres faktörlerinizi belirleyin!
Günlük yaşamınızda stresten uzak durmanın ve stressiz yaşamın yolları..

Kafeini bırakın
Kafein, adrenalini serbest bırakır ve artırır. Bu nedenle kahve içmeyi bırakın, bunun yerine kafeinsiz içecekleri veya bitkisel çayları tercih edin..

Meditasyon yapın
Düzenli olarak meditasyon yapın.. Bu sizin günlük streslerden arınmanızı ve kan basıncınızın azalmasını sağlar..

Derin nefes alın
Derin nefes almak stresi azaltır. Düzenli nefes egzersizleri yaparak, vücudunuzu arındırıp canlandırabilirsiniz. Her nefesi dışarı verişte beyninizin rahatladığını ve kan basıncının düştüğünü hissedeceksiniz. Tepeden tırnağa rahatlayıncaya kadar nefes alıp vermeye devam edin.

Dağınıklığı toparlayın
Kendi iyiliğiniz için aklınızdakileri ve yaşadığınız ortamı düzenleyin.. Çözümsüz sorunlar, sizi bekleyen işler stresinizi artırır. Sorunlarınızı gözden geçirin ve aklınızda tutmayın.. Aynı şekilde dolabınızı, çekmecelerinizi temizleyin.. Rahatladığınızı hissedeceksiniz. Genel temizliği 6 ayda bir tekrarlayın..

Programınızı hafifletin
Takviminize göz atın.. Not aldığınız fakat yetişemeyeceğiniz aktiviteleri gözden çıkartın.. Bazı şeyler için gerçekten vaktiniz varsa kendinize ayırın. Bugünde tüm haftayı veya günü değerlendirin, yalnız kalın ve dinlenin..

Perspektifinizi sınırlamayın, bakış açınızı genişletin..
Gün içinde neyin sizde strese neden olduğunu anlamaya çalışın.. Birçok iş yapma zorunluluğu sizi sıkıntıya sokuyor olabilir. Stres yaratan konulara bakışınızı genişletin.. Gerçekte olmayacak riskleri veya olumsuzlukları düşünmüş olabilirsiniz. Olumsuz şeyler düşünmeyin.. Bu önerileri günlük yaşamınızda uyguladığınızda hayatı daha sağlıklı, güçlü ve mutlu yaşayabilirsiniz.


İşte ömrü uzatan 7 besin!

Yazan: ZaMaN Tarih: Eki 31st, 2009 | Kategori:: SağLık
Kaliteli beslenmeyle uzun yaşamın arasındaki bağ artık ispatlandı. Bazı besinler var ki ömre ömür katıyor.

İşte ömrü uzatan 7 besin;
BADEM
Her gün, bir çay fincanın yarısını dolduracak miktarda, yani 30 gram badem yemeyi ihmal etmeyin. Omega-3 asitli yağları açısından oldukça zengin bir besin olan badem, kandaki kötü kolesterol (LDL) oranını yüzde 4.4 oranında düşürüyor. Badem böylece damar tıkanıklıklarını önleyerek, dolaşım sisteminin düzenli olarak çalışmasını sağlıyor; kalbi koruyor.

kahve:
Günde iki fincan kahve, özellikle orta yaşlardan sonra görülen Parkinson ve Tip-2 diyabete karşı vücudu koruyor. Kahvede bulunan kafein maddesi, diyabete yakalanma riskini yüzde 35 azaltıyor. Ayrıca ağrı kesici özelliği de bulunuyor. Ancak kahveyi mutlaka kalsiyum deposu olan sütle için. Böylece kafeinin kemikleri zayıflatmasını engellemiş olursunuz.

TARÇIN
Her yemekten sonra içinde bir miktar tarçın bulunan bir tatlı yemeyi unutmayın. Tatlı yemek istemiyorsanız, küçük bir çay kaşığı dolusu tarçını doğrudan suya ekleyerek içebilirsiniz. Tarçın kan şekerini düzenliyor, ayrıca sinir sistemini rahatlatıyor. Öte yandan köri baharatının içinde bulunan Tumerik adlı maddenin eklem iltihabını ve romatizmayı önlediğini unutmayın.

PATATES
Antioksidanlar yönünden çok zengin. Amerikan Tarım Dairesi’ne göre en yararlı 100 besinler arasında 17. sırada yer alıyor. Akciğer kanseri, diyabet ve kalp krizine karşı koruyor. Ancak patatesi kızartmak yerine, yağsız bir şekilde haşladıktan veya fırında pişirdikten sonra yemeyi tercih edin.

SEBZE ÇORBASI
Doyurucu ancak kalorisiz bir yiyecek olduğu için özellikle kilo vermek isteyenlerin bir numaralı tercihi. Ayrıca, özellikle sebze çorbası sodyum bakımından zengin. Bir kase sebze çorbasında 500 miligram sodyum bulunuyor. Sodyum, sinir sistemi ve kasların düzenli olarak çalışmasını sağlıyor. Ayrıca vücuttaki sıvı miktarının dengesini düzenliyor. Ancak günde 1500 miligramdan fazla sodyum tansiyon ve kalp rahatsızlıkları konusunda tam bir ters etki yaratıyor.

ZEYTİNYAĞI
Zeytinyağı kanser riskini azaltıyor. Günde 25 ml. zeytinyağı alanların idrarlarında, hücrelere zarar veren “;8oxodG”; adlı maddenin seviyesinin azaldığını ortaya çıkardı. Zeytinyağı kanserin yanı sıra iyi kolesterol (HDL) oranın artmasını sağlayarak kalbi koruyor, 1 çorba kaşığı zeytin yağında 120 kalori bulunuyor. Bu nedenle günde 6 çorba kaşığını geçmeyin.

ÇAY
Siyah veya yeşil olsun, çayın her türü kanser riskinin azaltılmasında etkili bir rol oynuyor. Çay, kadınlarda rahim kanserine yakalanma riskini yüzde 50 azaltıyor. Göğüs kanseri içinse bu oran yüzde 60′a kadar çıkıyor. Çay ayrıca Alzheimer ve kalp krizine karşı vücudu koruyor


Jinekolojik Kontrol ve amaçları

Yazan: ZaMaN Tarih: Eki 31st, 2009 | Kategori:: SağLık, Yaşam, cinsellik
Amaç: Jinekolojik kontroller ülkemizde halen rutine yerleşmemiştir. Yani birçok kadın hala bir problemi olduğunda jinekologa gider. Bu kontrollerin amacı özellikle rahim ve yumurtalıklarla ilgili sorunları ortaya koymak ve varolan sorunların takip edilmesidir. Bilindiği gibi rahim ve yumurtalıklar karın içinde yerleşmiş organlardır ve sorunları her zaman bir belirti vermeyebilir. İlaveten her ay sürekli değişim gösteren bu organlarda erken devrede saptanan sorunların önüne geçilmesi daha kolay olmaktadır.

Ne zaman başlamalı ve ne sıklıkta yaptırılmalıdır ?

İlk adet kanaması olan kızların senede bir defa kontrolü yeterlidir. Evlenmiş veya cinsel yaşamı başlamış olan kadınlarda ise 6 ayda bir jinekolojik kontrol yaptırması önerilmektedir. Herhangi bir sorun açısından takip yapılıyorsa bu aralıklar hekim tarafından sıklaştırılabilir.

Jinekolojik kontrolde hangi organlar kontrol edilmektedir?

Jinekolojik muayenede vagina dış ve iç bölgesi, rahim dış kanalı, rahim ve yumurtalıklar kontrol edilmektedir. Ayrıca her jinekolojik kontrolde meme muayenesi(memede kitle ve sıvı gelmesi kontrol edilir) ve tiroid bezi(guatr açısından) kontrol edilmektedir. Senede bir vaginal smear testi yaptırılması önemli bir konudur. Zira cinsel hayatı başlamış olan kadınlarda bu test özellikle rahim dış kanalı kanseri açısından kolay, ucuz bir testtir. Her jinekolojik muayeneye ilaveten jinekolojik ultrasonografi yapılması da önemlidir. Çünkü özellikle klolu kadınlarda rahim ve özellikle yumurtalıkların normal büyüklükte olup olmadığını bildiren en önemli yöntemdir.

Kontrollerde hangi testler yapılmalıdır ?

Herhangi bir sorun saptanmamışsa senede bir vaginal smear testi ve ultrasonografi muayeneye ilaveten yapılabilir. Menopozda ve 40 yaş üzerindeki kadınlarda senelik mamografi de yapılmaktadır. Özellikle yakınlarında meme kanseri saptanan kadınlarda 30 yaşından itibaren periyodik mamografi yapılması önerilmektedir. Bunun dışında soruna yönelik testler hekim tarafından size önerilecektir.


3.5 milyon Türk kadını bunalımda

Yazan: ZaMaN Tarih: Eki 31st, 2009 | Kategori:: SağLık, Yaşam

Ölüm korkusu, nefes alamama hissi, panik nöbetleri gibi psikolojik rahatsızlıklar yaşanıyor.

Ülkemizdeki 4.5 milyon kişi, ölüm korkusu, nefes alamama hissi, panik nöbetleri gibi psikolojik rahatsızlıklar yaşıyor Bunların 3.5 milyonunu da kadınlar oluşturuyor. Ama tedavi olmak için profesyonel yardım alanların çoğu erkek.

Psikolojide uzun süreli endişe hali olarak tanımlanan anksiyete yani bunaltı bozuklukları yaşayanların sayısı gün geçtikçe artıyor. Türkiye’de sosyal anksiyete, yaygın bunaltı bozukluğu, obsesif, kompülsif bozukluk, panik bozukluğu, agorafobi ve özgül fobi olarak adlandırılan hastalıklara yakalanan toplam 4 buçuk milyon insan bulunuyor.

Bunun 3 buçuk milyonunu ise kadınlar oluşturuyor. Toplumun yüzde 7’sinde görülen bu hastalıklar, kişilerin sosyal hayatlarını da etkiliyor. Anksiyeteye yakalananlar sürekli ölüm korkusu yaşadıkları için eve kapanıyor. Bir ortama girmeyi başaranların ise önce elleri titriyor, yüzleri kızarıyor.

KORKMAYIN, YÜZLEŞİN
Kalbin hızlı çarpması, nefes alamama, boğazda tıkanıklık hissi, ölüm korkusu bu psikolojik bozuklukların en önemli belirtileri arasında sayılıyor. Kadının sosyal ortama girememesi ise herhangi bir konuda fobi oluşturmasının en büyük etkeni.

Hacettepe Üniversitesi’nden psikiyatr Prof. Dr. Cengiz Kılıç, erkeklerin kadınlardan daha fazla sosyal ortamda bulunmalarının, hastalıklarını fark etmelerine imkan sağladığını ifade etti. Kılıç, “Kadınlar yaşadıklarını günlük endişe hali olarak tanımlıyorlar. Dolayısıyla sorunlarını içlerinde yaşıyorlar. Genelde profesyonel yardım alanlar ise erkekler. Korkularınızla yüzleşirseniz bu hastalıklardan kurtulursunuz” diyor.


Kısırlık

Yazan: ZaMaN Tarih: Eki 31st, 2009 | Kategori:: Yaşam, cinsellik
Erkek veya kadının döl vermemesi haline, halk arasında kısırlık, tıp dilinde ise sterilite denir. Nedenlerini, erkek ve kadında ayrı ayrı incelemek gerekir. – Erkeklerde kısırlıkNormal cinsel ilişkide bulunmayan veya menisi olmayan erkeklere kısır denir. Psikolojik etkenler, iktidarsızlık, erkek uzvunda görülen şekil bozukluğu, gereği gibi tedavi edilmemiş belsoğukluğu, yumurtaların yerlerine inmemiş olması, kabakulak hastalığı sırasında husyelerin iltihaplanmış olması kısırlığı doğuran en başta gelen nedenlerdendir. – Kadınlarda kısırlık Cinsi münasebetlerin, hamile kalma ihtimalinin çok az olduğu zamanlarda yapılması, fallop borularının tıkalı olması, döl yatağında görülen hastalıklar, hormon salgılarının yetersiz olması, rahim veya dış üretim organlarında görülen şekil bozuklukları, şeker hastalığı veya tiroid bozuklukları, beden yorgunluğu, sinir bozukluğu en başta gelen nedenlerdendir. Çocuk sahibi olmayan eşlerin, tepeden tırnağa kadar muayene olup, gerçek nedenleri, tespit ettirmeleri gerekir

KIZLIK ZARI Sosyolojik ve Tarihsel Boyut

Yazan: ZaMaN Tarih: Eki 31st, 2009 | Kategori:: cinsellik

Kızlık zarı yani Latince adı ile HYMEN, Yunan ve Roma mitolojilerinde Dionysus ve Afrodit’in oğlu olan “evlilik ve düğün tanrısı” dır. Gerdek gecesi bu Tanrı’ya adandığından kızlık zarı da aynı isimle anılmaktadır. (Bu tanrının özelliği, kanatlı olması ve elinde bir meşale taşımasıdır)

Hemen hemen bütün toplumlarda değişik derecelerde sosyolojik bir öneme sahip olan kızlık zarının tıbbi adı (latincesi) “Hymen” dir. Özellikle Müslüman ülkelerde daha önceden cinsel ilişkinin olup olmadığının bir kriteri olarak görüldüğünden önemi büyüktür.

Günümüzde dahi, evlendikten sonraki ilk ilişkide kanamanın olmaması nedeniyle, pek çok kızımız haksız yere bakire olmadığı düşüncesiyle apar topar kollarından tutularak kızlık zarı muayenesi için biz jinekologlara getirilmektedir. Bu durumda bu genç kızlarımız son derecede küçük durumlara düşürülmekte ve evliliklerine maalesef çok kötü bir anıyla başlamak zorunda kalmakta; çoğu zaman da duyulan güvensizlikler nedeniyle evlilikleri kısa zaman içinde boşanmalarla sonuçlanabilmektedir.

İnsanoğlunun tarihsel gelişimi süresince pek çok toplum hymeni saflığın ve el değmemişliğin yani “bekaretin sembolü” olarak görmüştür. Bu inanışın uzantıları hala daha bizim toplumumuz gibi dünyadaki pek çok toplumda sıklıkla yer almaktadır.

Ülkemizde çok yakın zamanlara kadar liseye başlama çağlarında yatılı okullara yerleştirilecek genç kız öğrenciler yönetmelik gereği zorunlu olarak kızlık zarı muayenesinden geçiriliyor ve jinekologlar tarafından düzenlenen “bakirelik” raporları ile ancak kayıtları yapılabiliyordu. Yeni kanun düzenlemeleri ile bu yüz kızarıcı uygulamalar yürürlükten kaldırılmıştır.

Kızlık zarı ne işe yarar?
Kızlık zarının fizyolojik (işlevsel) görevi bugüne kadar tam olarak açıklanamamıştır ve genellikle özel bir görevinin olmadığı düşünülmektedir.

Yine de bazı araştırmacılar ise kızlık zarının, mikroorganizma ve yabancı cisimlerin vajina içine girişini önlediğini ileri sürmüştür.

Adli tabiplikte ise cinsel şiddete veya istismara maruz kalan çocukların tanısında kullanılmaktadır. Günümüzde kızlık zarının fizyolojik bir görevinden çok “sosyolojik bir fonksiyonu” vardır.

Anatomi
Hymen, anatomik olarak vajinayı oluşturan ve “mukoza” adı verilen dokunun vajina girişini oluşturan doku kıvrımıdır. Yani kızlık zarı vajina içinde değil vajinanın hemen girişinde dudakların yaklaşık 1-1.5 cm içindedir ve küçük dudaklara bağlıdır.

Bu yapı, dış genital oluşumlardan birisi olarak kabul edilir. Dışarıya bakan ön yüzü “deri”ye, vajina içine bakan arka yüzü ise “mukoza”ya benzer.

Kız çocukların hemen hepsine bulunan hymen çok nadir olarak doğuştan hiç bulunmayabilir. Çocukluk çağında daha sert olan doku ergenlikle birlikte östrojen hormonunun salınmasına bağlı olarak değişime uğrar ve esneklik kazanır.Yukarıdaki resimde 18 yaşındaki genç bir kızın genital organları önden bakış açısıyla görülmektedir. Kızlık zarı, vajina girişinin 1-1.5 cm iç kısmında yer alan ince bir yapıdır.

Kızlık zarı vajina girişini tamamen kapatmaz, ortasında adet kanının ve vajinal salgıların dışarıya akmasını sağlayan bir delik bulunur. Bu deliğin şekli ve yapısı hymen türlerinin belirlenmesinde kullanılır.

Kızlık zarının şekli, kalınlığı ve elastikiyeti kişiler arasında büyük farklılıklar gösterir


erkekLerin aşık oLma beLirtiLeri

Yazan: ZaMaN Tarih: Eki 31st, 2009 | Kategori:: Aşk, Yaşam

erkekLerin aşık oLma beLirtiLeri

• Adım atarken yaylanarak yürür..

• Almasa da gözü çiçekçilerde ve hediyelik eşya dükkanlarında olur..

• Yabancı ortamlarda bile şaklabanlık yapar..

• Konuşması yumuşar, herkese, gülümser, çocukların caddeye düşen topunu atar…

• Hareketli şarkılar, neşeli programlar seyreder.

• Kendisinin sahip olduğu gibi birine sahip olmadıkları için diğer insanlara acır.

• Az uyur, az yer, az içer, çok konuşur…

• Seyrettiği filmin başrolünü kapar, beğenmediği sahneleri hayal gücü ile makaslar…

• Yaşadığı duyguların herkes tarafından tahmin edilmesini ister.

• Cesaret gelir, alakasız yerlerde şarkı mırıldanır.garipsenmekten korkmaz.

• Beceremese de şiir yazmaya çalışır, nazlanır ama okumak için can atıyordur.

• Ne kadar hırslı olursa olsun, kariyerini bitirmeyi göze alır


Kadın ve Erkek Aşk ve Seks

Yazan: ZaMaN Tarih: Eki 27th, 2009 | Kategori:: Aşk, cinsellik, cinsellik

Kadın ve erkek… Aşk ve seks… İnsanlık tarihinin en bilinen eşleşmeleri değil mi?

Peki bir kadının ve bir erkeğin aşka ve sekse bakış açıları ne ölçüde farklıdır hiç düşündün mü? Alooo! Sana diyorum sevgili okur!

Kadın mısın, erkek misin bilmiyorum ama bu yazı sana…
Kadın aşk ve seks bir arada olsun ister…
Tıpkı romantik komedilerdeki gibi…
Yani kadın her daim hem aşık olacağı hem de sevişebileceği bir Hugh Grant ister hayatında…
Erkekse hem eteğine, saçına karışabileceği bir sevgilisi, hem de bir haremi olsun ister…
Ne sevgiliden vazgeçmek ister, ne hareminden…

Aşık olmak sadece erkeğe yakışır…
Kadına mı? Kadına asla…
Kadına yakışan salt aşktır…
Aşık kadın “nasıl olsa bitecek” sezgisiyle hareket eder…
Aşık erkekse “sonsuza dek sürecek” yanılgısıyla…

Kadın için seks erkeği kendine bağlamada kullandığı bir para birimi gibidir…
Kadın hiçbir zaman bu para değer kaybetsin istemez…
Kadın piyasalar kadar kırılgan, bileşik endeks kadar değişkendir…
Hayatını hiçbir zaman sabit bir kura bağlamaz…

Erkek içinse seks kendisini bir kadına bağlamasındaki en değerli yatırım fonudur.
Erkek bu fonu hiçbir zaman bozdurmak istemez…
Çünkü erkekte seks her daim dalgalı kur sistemine göre işler…
Bir iner, bir çıkar…Bir çıkar, bir iner…

Bir erkek doyduğu için kadınından bıkar…
Bir kadınsa doyamadığı için erkeğinden sıkılır…
Bu ikisi arasında çok büyük farklar vardır…

Kadın erkeğin ona kul köle olmasını ister…
Olunca da ondan nefret eder…
Erkek ise kadının kendisine köle olmasını istemez…
Olunca da onu sever…
Erkekler deli gibi aşık olurlar ve zamanla akıllanırlar…
Kadınlar ise akıllı gibi aşık olurlar ve zamanla delilirler…

Kısacası aşk ve seks, kadını ve erkeği farklı etkiler…
Herkesin aradığı aşkı ve seksi bulması dileğiyle…


Erkekler 8 Saniyede Aşık Oluyor!

Yazan: ZaMaN Tarih: Eki 27th, 2009 | Kategori:: Aşk, Yaşam
İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre erkekler aşık olacakları kadınla ilk karşılaşmaları sırasında onun gözlerine ortalama 8.2 saniye boyunca bakıyorlar.
Aynı erkeklerin çekici bulmadıkları bir kadının gözlerine bakma süresi ise sadece 4.5 saniy ile sınırlı.
Archives of aaaual Behavior (Cinsel Davranış Arşivi) adlı dergide yayınlanan araştırma için gizli kameralar kullanıldı. 115 öğrencinin gözleri bazı aktör ve aktrislerle konuşurlarken izlendi. Ardından bu öğrencilere hangi oyuncuları ne kadar sevdikleri soruldu. Erkeklerin güzel buldukları kadınların gözlerine iki kat daha uzun süre baktıkları görüldü.
Buna karşın aşkı kadınların gözünde okumak daha zor. Çünkü kadınlar için iki süre arasında fark olmadığı belirtildi.

Eğlenecek adam mı, evlenecek adam mı?

Yazan: ZaMaN Tarih: Eki 27th, 2009 | Kategori:: Aşk, Yaşam
Yapıcı mı, yıkıcı mı bir ilişki acaba? Alışkanlıklarını kontrol etmek, kalbinizi hiçbir işe yaramayacak bir erkeğe vermenizi engellemenin en emin yolu olacaktır… Alışkanlıklarını belli eden ipuçlarını takip edin.

O’nunla dansa gidin.

Eğer sizin ritmi kontrol etmenize izin veriyorsa, yatakta da aynısını yapacağından emin olabilirsiniz.

O’nunla alışverişe çıkın.

Restoranda nasıl sipariş verdiğine bakın. Eğer, mavi ya da kırmızı tişörtü seçebilmek için oflayıp pufluyorsa, veya içecek seçmek için her zaman zorlanıyorsa, büyük ihtimalle karar vermekte her zaman zorlanacaktır – buna devamlı bir kız arkadaş mı yoksa geçici bir ilişki mi istediği de dahildir!

EĞLENECEK ADAM MI, EVLENECEK ADAM MI?

Garantili orgazm olmak mı yoksa garantili bir ilişki mi tercih edersiniz?

Yatmak/yaşamak için harika biri olacağının beş işareti!

1) Sizi hiç acele ettirmez.
Sizi hiç bekletmez.

2) Temizlemesi sonsuza dek sürecek büyük yemekler pişirir.
Bütün tavaları ve tencereleri ovar.

3) Beraber yürüdüğünüzde, sizin adımlarınıza uyar.
Bir şey yapmaya kalktığınızda – kahve koymak, içkilerin parasını ödemek – genellikle, sıranın kendinde olduğunu söyler.

4) O’nu görmek kalp atışlarınızı hızlandırır.
O’nu görmek, sizi keyiflendirir.

5) Prezervatifler, vücudunuzun şehvetlendirici noktaları, en iyi arkadaşınızla üçlü seks yapmak konularında hem fikirsiniz.
Sadakat, sorumluluk ve istikbal hakkında hem fikirsiniz.

Yatak başında kaç tane çentik olduğuna bakın!

Journal of Personality and Social Psycohology (Şahsiyet ve Sosyal Psikoloji Dergisi) ‘de yayımlanan bir araştırmaya göre, bir erkek ne kadar çok kadınla yatarsa, karakter tipinin ‘dalkavuk’ sınıflamasına girme ihtimali o kadar yüksektir.

Bazı gelişmiş erkekler, adamdır. Bazıları ise, hala adam olmak için eğitilmektedir (başka bir deyimle, sizinle on yıl sonra irtibata geçmelidir). Farkı bilebilmenin yolları şunlardır:

Beş yıl içinde ne yapmak istediğini bilir.
Akşama ne yapmak istediğini bilemez.

Bir feminist olduğunu iddia eder ama araba kullanmakta, yemek parasını ödemekte ve doğum kontrol yöntemini belirlemekte ısrar eder.
Bir feminist olduğunu iddia eder çünkü, araba kullanabileceğinizi (tercümesi: benzin dolu bir arabası yoktur), ödeme yapabileceğinizi (tercümesi: kredi kartının limiti doludur) ve doğum kontrol yöntemini seçebileceğinizi (tercümesi: sormak aklına bile gelmez) söyler.

Annesi aradığında, size de telefonu verir.
Annesi aradığında, siz orada yokmuşsunuz gibi davranır.

Kendi işini kurar.
Yeni bir iş bulmadan, işinden istifa eder.