Güzel ve anlamlı sözler;

Güzel ve anlamlı sözler;

ACI

İçiniz kor gibi yanarken susmak, acıların en beteridir. (F.Garcia Lorca)

Acıların en acısı kendi kendimize çektirdiğimizdir. (Sophokles)

Hafif acılar konuşabilir ama, derin acılar dilsizdir. (L.A.Seneca)

Büyük saadetler büyük acıların yanıbaşındadır. (H.Erhan Bener)

Acı çekmeyenler, başkalarının acı çekebileceğini akıllarını bile getirmezler. (Samuel Johnson)

Acı çekmek, ölmekten daha çok cesaret ister. (Napoleon)

AÇLIK

Açlık, sert kemikleri yumuşatır. (Trivalluvar)

Açlık, kılıçtan bile keskindir. (Beamont Flketcher)

Yoksulun zengin açar malinden, Tok olan bilmez acın halinden (Şinasi)

Deve yükü aş olsa, aça az görünür. (Kaşgarlı Mahmut)

Açlık; dava, kin ve mücadele gibi şeyleri pek tanımaz. (Roy Chansior)

Tok olan cümle alemi tok sanır. (Sabayi)

ADALET

Kuvvete dayanmayan adalet aciz, adalete dayanmayan kuvvet zalimdir. (Blaise Pascal)

Kuvvetsiz adalet ve adaletsiz kuvvet iki büyük felakettir. (Joseph Joubert)

Adaletin hakim olduğu yerde, silahın yeri yoktur. (J. Amyot)

Geç kalan adalet, adaletsizliktir. (Walter Savage Landor)

İyi olmak kolaydır, zor olan adil olmak. (V. Hugo)

AFFETMEK

Affetmek güçlüyü daha güçlü yapar. (Publilius Syrus)

Affetmenin ne olduğunu yalnız cesurlar bilir, korkakların tabiatında af diye birşey yoktur. (Laurence Sterne)

Suçludan öç almak adalet, onu bağışlamaksa fazilettir. (Câmi)

Zalimleri affetmek mazlumlara zulümdür. (Sadi)

Aptalı sık sık affetmek onu ahlaksız yapar. (Publius Cyrus)

Kendini affetmeyen bir insanın bütün kusurları affedilebilir. (Confucius)

Bir düşmanı affetmek, bir dostu affetmekten daha kolaydır. (Mme Dorothe Deluzy)

Öfkelenmek beşeri bir olaydır, fakat bilahere sakinleşmemek ve affetmemek ayıplanacak iğrenç bir harekettir. (Sales)

Sayısız günahlarımızı affeden Allah’ın bir kulu olarak, neden bir suçu bağışlamayayım? (Kenan Rifai)

1 Kasım 2017
Güzel ve anlamlı sözler; için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Erol Evgin ‘Oy Hakkı’ Tartışması

Erol Evgin ‘Oy Hakkı’ Tartışması

Türkiye bu sabah güne ‘eşitlik‘  tartışması ile gündem de.   Usta müzisyen Erol Evgin, zamanında çok tartışma yaratan ‘Dağdaki çoban ile benim oyum bir mi?’ açıklamasını hatırlatan sözler ile polemiklerin  odağında.

Türkiye demokrasinin en iyi çözüm olduğu konusunda şüpheleri olduğunu, demokrasinin ülkeye fazla geldiğini söyleyen sanatçı,  ‘Okuma yazma bilmeyen, oyuna parmak basan bir kardeşimizle, ablamızla, annemizle 3 üniversite bitirmiş birinin birer oy hakkı olması adaletli mi geliyor?’ diye soru yöneltip  ve bu soruyu kendi cevapladı: ‘Hiç hakça değil… Bana adaletli gelmiyor bu durum’

Evgin, Balçiçek İlter’e yaptığı açıklamalar ile sabah saatlerinden bu yana sosyal âlemin de canlandırmaya  başlayınca gündeme oturdu

 

erol-evgin-kumsalchat

Demokrasinin eğitimli ülkeler için iyi bir çözüm olduğunu ve Türkiye’ye ise fazla geldiğini savunan Evgin, ‘Dağdaki çoban ile benim oyum bir mi?’ diyen Aysun Kayacı‘nın sözlerini anımsatarak ‘o tanımı’ hoş bulmadığını söyledi ve şöyle devam etti:

“Hoş değil ama şunu düşünüyorum, Okuma yazma bilmeyen, oyuna parmak basan bir kardeşimizle, ablamızla, annemizle 3 üniversite bitirmiş birinin birer oy hakkı olması adaletli mi geliyor size sorarım. Hiç hakça değil.

(…) Bana adaletli gelmiyor bu durum. Herkes seçebilmeli tabii. O parmak basan ablamız muhtarını seçsin, biraz daha iyi eğitim alanı belediye başkanını seçsin.”

Erol Evgin “Çok seçkinci bir tavır değil mi bu? Eşitlik nerede kaldı?” sorusunu ise  “Eğitimde eşit fırsat yaratmazsanız eşitlik nerede kaldı? Önce herkesi eğitelim sonra ‘demokratız’ diye ortaya çıkalım” diyerek cevapladı.

20 Haziran 2016
Erol Evgin ‘Oy Hakkı’ Tartışması için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Adalet ve Tevazu

Adalet ve Tevazu

Emevi halifelerinin büyüğü Ömer b. Abdülaziz Hazretleri, devlet başkanlığı sırasında kul hakkı ve sosyal adalet hususunda çok titiz davranırdı. Gece çalışmalarında ayrı işlere tahsis ettiği iki kandili vardı. Bunlardan birini kendi özel işleriyle ilgili notları yazarken kullanır, öbürünü ise devlet ve millet işleriyle ilgili yazışmalarda kullanırdı. Halife, birden fazla gömleği olmayan, varlıksız biriydi.
Yakınlarından birisi Ömer b. Abdülaziz’e bir elma hediye göndermişti. O da elmayı biraz kokladıktan sonra sahibine geri gönderdi. Elmayı geri götüren görevliye şöyle dedi:

– Ona de ki, elma yerini bulmuştur.

Fakat görevli itiraz edecek oldu:

– Ey müminlerin başkanı! Rasulullah Aleyhisselâm hediye kabul ederdi. Bu elmayı gönderen de senin yakınlarındandır.

Halife cevap verdi:

– Evet ama, Rasulullah s.a.v.’e verilen hediye idi. Bize gelince, bize verilen hediyeler rüşvet olur.

Valilerin maaşlarını çok bol verirdi. Sebebini şöyle açıklardı:

– Valiler para sıkıntısı çekmezler, bütün ihtiyaçları karşılanırsa, kendilerini halkın işlerine vakfederler.

Bir gece halifenin yanında bir misafiri vardı. Kandilin yakıtı tükenmişti. Misafir dedi ki:

– Hizmetçiyi uyandıralım da kandilin yağını koyuversin.

– Hayır, bırak onu uyusun. Ben ona iki ayrı işi yaptırmak istemem.

– Öyleyse ben kalkıp kandile yağ koyayım.

– Olmaz, misafire iş gördürmek yiğitlikten sayılmaz.

Kendisi kalktı, kandilin yağını koyup yerine döndü ve şöyle dedi:

– Ben kalkıp iş yaparken de Ömer’dim; gelip oturdum, yine aynı Ömer’im.

İki buçuk yıllık halifelik döneminde İslâm aleminde adaleti hakim kılmıştı. Büyük dedesi Hz. Ömer r.a. gibi adalet ve basiret sahibiydi. Henüz kırk yaşlarında iken onu çekemeyenler tarafından bin dinar altın para karşılığında hizmetçisi eliyle zehirlenmişti. Hizmetçisi suçunu itiraf ettiğinde, Ömer b. Abdülaziz, paraları adamdan alarak devlet hazinesine koymuş, kendisini serbest bırakmış, öldürülmekten kurtulması için de kaçmasını söylemişti.

7 Ocak 2014
Adalet ve Tevazu için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Hz. Ömer Dönemi (634-644)

Hz. Ömer Dönemi (634-644)

 

Hz Ömer

 

Hz. Ömer Kuran ahlakı ve adaletin uygulanması konusundaki çabalarıyla tanınır. Adaleti uygularken herkese eşit davranmış; soyluluk, zenginlik, akrabalık, makam gibi unsurların adaleti engellemesine kesinlikle izin vermemiştir. İdaresi altındaki topraklarda adaletin katıksız bir biçimde uygulanması için her türlü önlemi almıştır. Onun iktidarı döneminde sosyal adalet tam anlamıyla egemen olmuştur. Her zaman halkına karşı büyük bir sorumluluk duygusuyla hareket etmiştir. Tarihi kaynaklara göre bu konuda, “Fırat kıyısında bir deve helak olsa, bundan kendimi sorumlu hissederim” sözü meşhurdur.

Hz Ömer’in İstişareye Verdiği Önem

Hz. Ömer, Kuran ahlakının gereği olarak, bir mesele ortaya çıktığı zaman, karar vermeden önce Müslümanların görüşüne de müracaat eder, konuyu onlarla istişare ederdi. Bu şekilde en doğru fikir oluşur ve ona göre davranırdı. Onun bu davranışı, halkın kendi işlerini de aralarında görüşerek yapmalarına sebep olmuştur. Böylece önemli işlerde geniş çapta bir istişare geleneği oluşmuştu.

Hz. Ömer dönemi birçok yeniliğe sahne oldu. Zamanında ülke, yönetim birimlerine ayrıldı. Valiler ve Halife’ye bağlı olarak kadılar atandı. İlk kez adalet işlerinde kadıların görevlendirilmesiyle, yönetim ve adalet işleri birbirinden ayrıldı. Hicri takvimin uygulamaya konulması, devletin önemli sorunlarının görüşüldüğü bir meclisin ve devlet hazinesinin oluşturulması yine bu yıllarda gerçekleşti.

Onun halifeliği döneminde, Arabistan dışında büyük fetih hareketleri yapılarak Irak, İran, Horasan, Suriye, Filistin ve Mısır İslam topraklarına dahil edildi. Bu dönemde devletin geniş bir coğrafi bölgeye yayılması, yönetim, siyasi, ekonomik ve askeri alanlarda örgütlenmeyi zorunlu hale getirdi. Hz. Ömer, işte bu gereksinimi karşılamak üzere kurumsal bir İslam Devleti’nin temellerini attı.

Tarihi kaynaklara göre, Hz. Ömer’in dönemin kadılarına gönderdiği bildirilen mektup, kendinden sonra gelen tüm yöneticiler için de bir rehber olmuştur:

Davalara bakarken telaşa, çığırtkanlığa ve taraftarın haysiyetini kırıcı davranışlara asla müsaade etme. Çünkü adaletin yerini bulması için sükunet ve ciddiyet şarttır. Hakkın tecelli etmesi ise İlahi adaletin itibar kazanmasına sebep olur. Bir Müslümanın niyeti iyi ise, Allah onun insanlarla olan münasebetlerini ıslah eder. Ama içi başka dışı başka olursa, Allah ona musibet verir. Bu durumda hakimin görevi Allah’ın rızk ve rahmet hazinelerinin kullar arasında adaletle dağıtılmasını sağlamaktır.

Hz. Ömer sahip olduğu Kuran ahlakı ile idaresindeki tüm İslam toplumunun gönlünü kazanacak bir yönetim göstermiş ve -Allah’ın izni ile- İslam ahlakının yayılmasına büyük katkılarda bulunmuştur.

1 Haziran 2013
Hz. Ömer Dönemi (634-644) için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk
  • Page 1 of 2
  • 1
  • 2
  • >
sohbet Son Yazılar FriendFeed

Sohbet Girişi

Nickiniz :
Şifreniz :  

Kategoriler


Seo tarafından seohocasi v2 temasısohbetsohbet maltepe türbanlı escort maltepe escort maltepe escort bayan maltepe sınırsız bayan escort maltepe