Soğuk havanın bilinmeyen faydaları

Soğuk havanın bilinmeyen faydaları

Çoğu insan kış aylarını sevmez. Ancak soğuk havaların zayıflamayı kolaylaştırmadan mutluluk hormonu salgılatmaya kadar birçok faydası var…

Soğuk havanın bilinmeyen faydaları

Eldivenler, şapkalar, montlar derken kış kapıya dayandı. Çoğu kişi soğuk havalardan uzak durup evde oturmayı tercih etse de soğuk havaların bilinmeyen pek çok faydası var.

Mutluluk hormonunu artırıyor

Kışın soğuk havada alınan temiz oksijen, yaza oranla yüzde 30 daha fazla. Kana daha fazla oksijen gidince insanın zihinsel aktivitesi artıyor. Bilim adamları, aşırıya kaçmadan soğuk havaya çıkmanın ‘mutluluk hormonu’ yani serotonini artırdığı görüşünde.

Genç tutuyor

Soğuk hava insan cildine de iyi geliyor; yüzdeki gözenekleri sıkılaştırıyor, şişkinliği azaltıyor. Rus uzmanlara göre, soğuk havanın “estetik” faydası da var.

Mikroplar soğuklara dayanamıyor

Birçok mikrop ve virüs, eksi 10-15 derece civarında üremiyor. Ayazda özellikle grip yaşama şansı bulamıyor. Termometre sıfıra doğru ısındıkça grip riski artıyor.

Ancak uzmanlar aşırı soğukların bu ‘sıcak yüzü’ne rağmen, -10 dereceden soğuk havalarda dışarıda geçirilen sürenin “yarım saati aşmaması” uyarısında bulunuyor.

Zayıflamak daha kolaylaşıyor

Vücut kendini ısıtmak için ekstra enerji harcadığından dolayı soğukta duran kişiler daha çok yağ yakıyor. Soğuk havada metabolizmanın çalışma hızı artıyor, bu da zayıflamaya yardım ediyor. Vücuttaki yağın ve kötü kolesterolün yakılması soğukta daha hızlı oluyor.

Sadece buz torbası bile her derde deva

Uzmanlar soğuğun baş ağrısını gidermede etkili olduğunu söylüyor. Bunun için başınızda ağrı olduğunda bir poşete buz doldurun ve ince bir beze sarılı biçimde ağrıyan bölge üzerinde uygulayın. Soğuk, hassas olan sinirleri uyuşturarak ağrıyı azaltacaktır. Diş ağrılarınız olduğunda da yanağınıza koyacağınız buz torbası ağrıyı dindirecektir.

Dökülen saçlarımızın yeniden çıkmasına yardımcı olabilmek amacıyla başınıza yaklaşık sıfır derecede hazırlanmış buz torbası ya da özel hazırlanmış bir kasket yerleştirebilirsiniz. Uzmanlar, soğuğun da etkisiyle saç derisinde bulunan kan damarlarının büzüldüğünü ve saç köklerinin canlandığını anlatıyor.

Kuzey bölgelerde – 110 derecede olan soğuk odalar kullanılarak hastalar 1 ya da 2.5 dakika içeride bırakılıyor. Bu yöntem kalp hastalıkları ve soğuk alerjisi olanlar hariç herkese uygulanabiliyor.

22 Kasım 2016
Soğuk havanın bilinmeyen faydaları için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Migren nasıl geçer işte migreni tetikleyen durumlar!

Migren nasıl geçer işte migreni tetikleyen durumlar!

Migren nasıl geçer işte migreni tetikleyen durumlar!

Migren hastalığı nedir? Migrenin tedavisi var mı? Migreni neler tetikler? Migren ile ilgili bilmeniz gerekenler haberimizde…

ağrısı dışında ışığa, sese, kokulara karşı hassasiyet, bulantı, kusma ve görme bozuklukları gibi başka belirtilere de neden olur. Migreni olan kişiler migren atakları dışında bu belirtileri yaşamazlar. Ancak atak sırasında, karanlık bir odada birkaç saat boyunca uzanmaktan başka bir seçenek yok gibidir ve işte bu yüzden migren, pek çok kişinin kurtulmaya çalıştığı, gündelik hayatı aksatan ancak nedenleri ya da tedavisi hakkında bilimin henüz kesin olarak konuşamadığı bir hastalıktır.

Herhangi bir olay, fiziksel eylem, değişiklik ya da dış uyaran migreni başlatabilir. Bunlara tetikleyici denir. Tetikleyici kısa bir süre içinde 8 saate kadar varabilecek bir atak başlatabilir. Nelerin migren tetikleyici olduğunu belirlemek zordur. Migrene yatkın olan kişilerde hemen her şey bu sınıfa dahil olmak üzere şüpheliler listesindedir. Migreni olan kişiler başlıca tetikleyicilerin peynir, çikolata, asitli meyveler ve kırmızı şarap olduğu konusunda birleşirler.

Ancak migren, beslenmeye dikkat ederek kontrol altına alınabilecek kadar basit bir süreç değildir. Örneğin peynir bir gün migren başlatırken başka bir gün hiçbir etki yapmayabilir. Bunun nedeni, tetikleyiciler belli bir zaman içerisinde bir birikim oluşturur. Örneğin stres, yorgunluk, uykusuzluk, hormonlar, beyindeki kimyasal değişimler gibi başka tetikleyicilerin ve etkenlerin de zemin hazırlamasından sonra, bir gün bardağın taşıran damla peynir olabilir. Ama tek neden o değildir. Üstelik zaman içerisinde migren tetikleyiciler değişiklik de gösterebilir; bir tetikleyici etkisini yitirirken, yenileri ortaya çıkabilir.

MİGRENİN NEDENLERİ

Migrenin beyin kimyasallarındaki değişimlerden dolayı kaynaklandığı düşünülür. Migren atağı sırasında özellikle serotonin adlı kimyasalın seviyelerinde düşme gözlemlenir. Serotonin düzeyinin azalması beynin bir bölümündeki damarlarda kasılmaya ve daralmaya neden olabilir. Hemen sonrasında damarlar genişler ve bu durumun baş ağrısına neden olduğu düşünülür. Serotonin seviyesindeki düşüşün nedeni ise tam olarak açıklanabilmiş değildir.

Bazı bilim adamlarına göre, hormon seviyelerindeki değişimlerle migren arasında sıkı bir bağ vardır. Bazı migren hastası kadınlar, regl döneminde ortaya çıkan migren ataklarından şikayetçidir. Kadınlar adet olmadan hemen önce, östrojen hormonu seviyelerinde düşüş gözlemlenir. İlk adet gününden 2 ya da 3 gün sonra atak ortaya çıkabilir.

MİGRENİ TETİKLEYEN BAŞLICA FAKTÖRLER

Günlük rutinde değişiklikler: Uyku düzeninin bozulması ya da uzun yolculuklar gibi günlük yaşantıdaki değişiklikler bazı kişilerde migreni tetikleyebilir. Hatta tatile çıkmak gibi, gönüllü olarak yapılan ve stresten uzak bir değişiklik bile migren atağına neden olabilir.

Hafta sonu: Pek çok kişi migren ataklarına hafta sonunda yakalandığını belirtir. Bunun açıklaması da, hafta içi ile hafta sonu arasında gündelik rutin arasında büyük farklılıklar olması olabilir. Sabah kalkma saatinden, yemek saatlerine, tüketilen kahve miktarına kadar pek çok şey, özellikle çalışanlar için hafta sonu değişiklik gösterir.

Stres: Migren ve stres yakından ilişkilidir. Kaygı, heyecan ve şok gibi etkenler migren atağına zemin hazırlayabilir. Yine de bazı migren hastaları, stresli dönemi atlattıktan sonra migren atağının ortaya çıktığını belirtir. Stresli bir haftadan sonra, hafta sonu vücut rahatlama fırsatı bulduğunda atak görülebilir.

Uyku: Çok az ya da çok fazla uyumak; kişiden kişiye değişmekle birlikte ikisi de migren tetikleyici olabilir.

Kafein: Aynı gün içerisinde çok fazla kahve, kola ya da çay tüketilmesi migreni tetikleyebilir. Kahve alışkanlığı olan kişilerde ise, kafeinin aniden kesilmesi atağa neden olabilir.

Kadınlarda hormonal değişimler: kadınlarda ergenlikle birlikte başlayan ve regl döneminde tetiklenen migren ataklarına sık rastlanır. Menopoz, migren hastaları için zor dönemlerden biridir.

Çevre: Hava değişimi, yüksek nem oranı, yüksek irtifa, gürültülü ortam, keskin kokular, sigara dumanı ya da titrek ışıklar migren tetikleyici olabilir.

Bilgisayar ekranı: Uzun saatler boyunca bilgisayar başında oturmak migrene zemin hazırlayabilir. Migren hastaları sık sık mola vermeli, parlamayı önleyen ekranlar kullanmalı ve iyi ışıklandırılmış bir ortamda çalışmalıdır. Ayrıca bilgisayar başında doğru oturmak da kasların gerilmemesi için önemlidir. Kas gerginliği ile migren de yakından ilişkilidir.

Beslenme– yetersiz beslenme: Aç kalma, şekerli atıştırmalıklarla açlığı geçiştirme gibi durumlar migrenin bilinen tetikleyicileridir. Açken düşen kan şekerinin, şekerli bir yiyecekle aniden yükseltilmesi migrene zemin hazırlar. Bazı yiyeceklerde bulunan kimyasallar da migren atağına neden olabilir. Aspartam, nitrat ve monosodyum glutamat en çok dile getirilen kimyasallardır. Yeterince su içmemenin ataklara neden olduğu kişiler de vardır.

Alkol ve peynir: Şarapta bulunan tiramin maddesinin migrenle bağlantısı olduğu bilinmektedir. Aynı madde bazı peynir türlerinde de bulunur.

Fiziksel koşullar – kas gerginliği: Sürekli öksürmek ya da baş yaralanmaları migreni tetikleyen fiziksel etkenler olarak bilinmektedir.

22 Kasım 2016
Migren nasıl geçer işte migreni tetikleyen durumlar! için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Duruş Bozukluğunuzu Düzeltmek İçin Yapabileceğiniz 9 Faydalı Şey

Duruş Bozukluğunuzu Düzeltmek İçin Yapabileceğiniz 9 Faydalı Şey

Bu 9 kolay hareket ile kambur duruşumuzu kısa sürede düzeltebiliyoruz.

Duruş Bozukluğunuzu Düzeltmek İçin Yapabileceğiniz 9 Faydalı Şey
‘Kambur duruyorsun’ sözünü hayatımız boyunca çoğumuz duyuyoruz. Lakin yine de omuz silkip boynumuzu eğerek mesaj yazmaya devam ediyoruz. Artık bu huyumuzdan vazgeçip insanların sözünü dinlemenin zamanı geldi; üstelik onları dinlemek için iyi bir sebebimiz de var.

Fizyoterapist Murat Dalkılınç’a göre, kötü bir duruşun sağlığımız üzerinde ciddi anlamda negatif etkileri var: ”Ayaktayken ya da oturduğumuz anki duruş, vücudun yaptığı her hareketin ya da vücudun strese nasıl adapte olduğunun bir göstergesi.”

Duruş Bozukluğunuzu Düzeltmek İçin Yapabileceğiniz 9 Faydalı Şey

Kötü duruş, vücuttaki tüm ağrıların başlıca kaynağı olabilir; çünkü tüm yükü vücudunuza koymuş oluyorsunuz. Bu da ruh halinizi ve ruh sağlığınızı önemli ölçüde etkiliyor. Health Psychology‘nin 2014 sayısına göre, bu durum sizi üzgün, sinirli, öfkeli, korku dolu ya da uykulu bir hale sokuyor. Sadece dik durmak bile bizi daha hareketli ve daha az yorgun hissettiriyorsa, bunu düzeltmek de denemeye değer!

Dalkılınç’a göre doğru bir duruş bu şekilde olmalı:

Dalkılınç'a göre doğru bir duruş bu şekilde olmalı:

Eğer ayaktaysanız, ağırlık merkezinizin kesinlikle desteğe ihtiyacı var. Bunu başarmak için düz bir çizgi çektiğinizi düşünün, bu çizgi omuzlarınızın önünden kalçanızın arkasına, dizlerinizin önünden ayak bileğinize kadar uzasın. Başınızı dik tutun ve çeneniz yere paralel olacak şekilde dursun. Yürürken de doğal bir şekilde kol ve omuzlarınızı hareket ettirin.

Duruş Bozukluğunuzu Düzeltmek İçin Yapabileceğiniz 9 Faydalı Şey
Oturduğunuzda ise boynunuz dik olmalıdır. Öne doğru bükülmemeye çalışın. Omuzlarınızı gevşek, kollarınızı ise gövdenize yakın tutun. Ayaklarınız yere değsin, dizleriniz de doğru bir açıda dursun.

Zor mu geldi? Aslında bu 9 adımla düşündüğünüzden daha da kolay:

1. Evdeki ve işteki bilgisayarınızı, göz seviyesinde ya da göz seviyenizden çok az aşağıda olacak şekilde ayarlayın.

1. Evdeki ve işteki bilgisayarınızı, göz seviyesinde ya da göz seviyenizden çok az aşağıda olacak şekilde ayarlayın.

2. Vücudunuzun her parçasının desteklendiğine emin olun. Bilekleriniz ve dirsekleriniz için ergonomik yardımcılar kullanın.

2. Vücudunuzun her parçasının desteklendiğine emin olun. Bilekleriniz ve dirsekleriniz için ergonomik yardımcılar kullanın.

3. Yana dönerek uyumak yararlı olacaktır. Boynunuzun tam altına ve bacaklarınızın arasına yastık koyarak uykunuzu destekleyin.

3. Yana dönerek uyumak yararlı olacaktır. Boynunuzun tam altına ve bacaklarınızın arasına yastık koyarak uykunuzu destekleyin.

4. Mümkün olduğunca yüksek topuklu olmayan ve yaylanmanızı sağlayan ayakkabılar tercih edin.

4. Mümkün olduğunca yüksek topuklu olmayan ve yaylanmanızı sağlayan ayakkabılar tercih edin.

5. Telefonla konuşurken kulaklık kullanmaya özen gösterin.

5. Telefonla konuşurken kulaklık kullanmaya özen gösterin.

6. Kaslarınızı ve eklemlerinizi gün boyunca hareketli tutun.

6. Kaslarınızı ve eklemlerinizi gün boyunca hareketli tutun.

7. Taşıdıklarınızı vücudunuza yakın tutmaya çalışın.

7. Taşıdıklarınızı vücudunuza yakın tutmaya çalışın.

8. Bir süre oturduysanız kalkın ve yürüyüş yapın. Birkaç dakika olsa bile biraz hareket etmek iyi gelecektir.

8. Bir süre oturduysanız kalkın ve yürüyüş yapın. Birkaç dakika olsa bile biraz hareket etmek iyi gelecektir.

9. Egzersiz yapın.

 9. Egzersiz yapın.
14 Kasım 2016
Duruş Bozukluğunuzu Düzeltmek İçin Yapabileceğiniz 9 Faydalı Şey için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Burun estetiği tavsiyeleri

Burun estetiği tavsiyeleri

 

Burun estetiği tavsiyeleri

Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ufuk Askeroğlu, burun estetiği olmayı düşünenlere tavsiyelerde bulunuyor.

“Burun estetiği burundaki şekil ve işlevsel sorunları gidermek için yapılan estetik operasyonlardır. Burun estetiğine olan talep özellikle 18 – 25 yaş arasındaki kesim başta olmak üzere her geçen gün artıyor. Kadınlar erkeklere göre daha fazla estetik cerrahiye başvursa da son yıllarda erkekler arasında da burun estetiğine talep giderek atıyor. Kadınlarda genellikle estetik şikayetler ilk sırada yer alırken, erkeklerde nefes alma problemleri ve kaza gibi travmatik durumlar daha fazla ön plana çıkıyor.”

Yeni burun şekline nasıl karar veriliyor?

“Yeni burun şekline kişinin burun yapısına, burnundaki sorunlara ve genel yüz şekline göre karar veriliyor. Burun estetiğinin başarılı olması için işlevini tam olarak yerine getirmesi ve fiziksel açıdan da yüzle uyumlu olması gerekir. Burun estetiğinde öncellikle kişinin fiziksel olarak muayenesi yapılır ve burundaki yapısal ve işlevsel bozukluklar tespit edilir. Ardından kişinin fotoğrafları üzerinden hazırlanan çizimlerle yeni burun şekli belirlenir. Şekil verirken burnun doğal şekli korunarak sadece şekil bozukluklarını gidermek ilk hedeftir. Eğer burunda kemer sorunu varsa burnun şekli korunarak sadece kemer tedavisi uygulanmalıdır. Aşırı büyük burunlarda küçültme yapılabilir ya da aşırı düşük burunlarda burun ucu kaldırılabilir. Sonuç olarak operasyon burundaki şekil bozukluğuna göre kişiye özel olarak planlanır.”

Burun estetiği ameliyatlarının en çok tartışılan konusuna gelelim. Kapalı teknik mi, açık teknik mi? Sizce hangisi daha iyi?

Günümüzde her iki teknik de oldukça gelişmiş durumda. Buruna uygulanacak işleme ve cerrahın seçimine göre uygulanacak teknik değişebilir. Kapalı burun estetiği, burunda herhangi bir ameliyat kesisi olmadan tamamen burun içinden uygulanan bir tekniktir. İz kalma korkusu olan hastalar çoğunlukla kapalı burun estetiğini talep eder. Oysaki açık burun estetiği ameliyatlarında da herhangi bir iz kalmadan çok başarılı sonuçlar alınabiliyor. Cerrahlar her iki tekniği farklı nedenler ile kullanabilir. Açık teknik yaklaşımı seçimi spesifik patolojik anatomik bulgulara olduğu kadar cerrahın tercihine de bağlıdır. Cerrah açık ya da kapalı yaklaşımı seçerken buruna uygulanacak işlemleri ve her tekniğin kendine ait olası riskleri değerlendirerek karar verir. Bu nedenle ameliyat tekniği seçimini plastik cerraha bırakmak çok daha faydalı olacaktır.

Burun estetiği ameliyatı yaptırmayı düşünenleri nasıl bir süreç bekliyor?

Burun estetiği ortalama 2-2,5 saat süren bir operasyondur. Ameliyat korkusu olan hastalarda “cesaret iğnesi” denilen bir ilaç kullanılarak korku ve endişenin giderilmesi sağlanır. Burun estetiğinden sonra dikişler 5 gün içinde, eğer atel/silikon tampon takıldıysa 5 ile 7 gün içinde çıkarılır. Yapılan ameliyatın durumuna göre hasta 2 ile 8 gün arasında kontrole gelir. İlk 1-2 hafta içinde olası şişlikler ve morluklar geçse de burnun tam şeklini alması yaklaşık 1 yıl sürer. Ameliyattan hemen sonra ve daha sonrasında yaşanacaklar konusunda hastayı tam olarak bilgilendirmek psikolojik olarak hastayı ameliyata karşı hazırlar ve sonraki sürecin çok daha kolay geçmesini sağlar.

Burun estetiği olmayı düşünenlere tavsiyeleriniz var mı? Varsa nelerdir?

Burnunuzun şeklinden dolayı mutsuzsanız, burun estetiğine karar vermekte gecikmeyin. Burun estetiği en başarılı estetik operasyonların başında geliyor. Unutmayın eğer burnunuzda estetik bir bozukluk varsa beraberinde çoğunlukla işlevsel bir bozukluk da vardır. Üstelik günümüzde gelişen tıp sayesinde morluk ve şişlikler eskiye kıyasla yok denecek kadar az, iyileşme süresi ise çok daha kısadır. Ameliyattan sonra dikkat edilmesi gereken en önemli konu ise buruna ve yüze darbe almamaktır. Tıbbın sunduğu bu imkanlardan yararlanarak sağlıklı ve güzel bir buruna sahip olmak artık çok daha kolay. Burun estetiği, rahat nefes ve koku alma sağlaması açısından hem genel sağlığın iyileşmesine katkı sağlar. Fiziksel açıdan sağlanan düzelme ise kişiye psikolojik açıdan oldukça fayda sağlar.”

7 Kasım 2016
Burun estetiği tavsiyeleri için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk
sohbet Son Yazılar FriendFeed

Sohbet Girişi

Nickiniz :
Şifreniz :  

Kategoriler


Seo tarafından seohocasi v2 temasısohbetsohbet