Neler Oluyor insanlığımıza..

Neler Oluyor insanlığımıza..

Bir zamanlar yanında kimse olmadığı halde her şeyini paylaştığı, desteğini gördüğü insanı yanlış değerlendirip arkasını dönen insana sormak istiyorum,

Bir zamanlar insanların hayatlarından çıkarıldığı için omzunda ağladığı insana yıllar geçince yaşadıklarını unutarak ‘istemediğim herkesi hayatımdan çıkarıyorum’ diyen insana sormak istiyorum,

Bir zamanlar öğütlerini dinlemese bile yine de öğütlerine değer verdiği insan ‘ böyle yaparsan canın yanacak ve kaybeden sen olacaksın’ dediğinde karşılık olarak aslında ben kazandım diyen insana sormak istiyorum,

Bir zamanlar defalarca affetme büyüklüğünü gösteren insana her şeye rağmen küstahlık yapıp haddini bildirircesine beylik cümleler kurduğunu sanan insana sormak istiyorum,

Dostluk kavramını hayatının neresine koyacağını bilmeyen yüzüne gülen herkesi dost sandığından dolayı canı yanan ve yine de her şeyi bildiğini düşünen insana sormak istiyorum,

Yaşadıklarına bile saygısı olmayan, yaşadıklarını yok sayan ve kendini geliştirdiğini sanan, kimseye ihtiyacı olmadığını düşünen ve söyleyebilen insana sormak istiyorum,
Yanındayken yüzüne güldüğü halde arkasından olduk olmadık şey konuşan ve ben açık sözlüyüm diyerek sadece kendi kandıran insana sormak istiyorum ,

Neler oluyor insanlığımıza?
Arkanı döndüğün insana bir gün gerçekten ihtiyacın olduğunda hangi yüzle bakacaksın yüzüne?

Yaşadıklarını yok sayarak mutlu olacağını düşünmenin yanlışlığını anladığında geçen yıllarına acıyacak yüzün olacak mı acaba?
Kazandım diyebilecek kadar büyük konuşurken kazanıp kaybettiğini yılların göstereceğini, kazanmak ve kaybetmek kavramın zamanla bağlantılı olduğunu ve sonra pişman olacağını düşünmüyor musun hiç ?

Beylik cümleler kurduğun insanın tekrardan affedeceğini düşündüğünden olabilir mi bu saçma sapan tavrın ve bu konuda yüzde yüz yanılabileceğin hiç mi gelmiyor aklına?

Dostluk kavramını nereye koyacağını bilmeyenler, gerçek dostluğun gerçek yürekler gerektirdiğini bilmediklerinden mi dostluğu yüreklerinin tahtına oturtamıyorlar?

Kimseye ihtiyacın olmadığını düşünürken aslında bir bardak su için bile birine ihtiyaç duyabilecek duruma düşmeyeceğinin garantisi mi var elinde?
Açık sözlü olduğunu iddia eden arkadaş aynaya baktığında da kendine açık sözlü olduğunu söyleyebiliyor musun acaba?

8 Aralık 2016
Neler Oluyor insanlığımıza.. için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

====YALANCI====

====YALANCI====

2rgibcx

YaLancı..

Yalancının mumu yatsıya kadar yanar
demiş atalar babalar
konuşunca hemen başlar
yalanları ardı ardına sıralar.

kiminde hastalık olmuş dayanamaz
yalan atmadan yerinde duramaz
kendinden başkasını kandıramaz
kimseler palavraya kanamaz.

yalancı konuştukça batar
utanmadan yalanları sayar
her söylediğini,işkembeden atar
laflarıda birbirine katar.

doğru konuş doğru söyle
bunu kendine şiar eyle
kelimeleri önce incele
yoksa olursun elaleme eğlence.

beşir im bir canım var verecek
bilsem ömrüm bitecek
başım anında kesilecek
yok yalanım söylenecek.

26 Kasım 2016
====YALANCI==== için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Aşk ve Sevginin Hikayesi..

Aşk ve Sevginin Hikayesi..

nnsn

Aşk ikidir sevgi bir. Aşk yalan, sevgi gerçektir. Aşk sudur, sevgi susuzluk. Bu yüzden sevgi hasrettir, özlemektir, beklemektir. Asıl maharet: Susuzken suyu içmek değil karşısına geçip seyretmektir. Aşk haykırmaktır, sevgi ağlamak. Aşk açmaktır, sevgi katlamak. Sevgi saklamaktır yüreğini, gözlerini ve de ellerini saklamak. Bahar geldiğinde bir çiçeğe yeşile çimene aşık olamazsın ama seversin. Arkadaşına aşık olamazsın ama seversin. Toprağa fidanı aşkla değil sevgiyle dikersin.   Sevgi için ölünür, aşk öldürür. Aşk kıskançtır, nankördür sevgiyi öldürür. Aşk Kabil’dir, sevgi Habil. Aşkla sevgi aslında kardeştir babaları insandır. Adem’dir. Aşk için şiirler yazarsın, şarkılar yaparsın; Sevgiyi anlatamazsın. Çünkü yüreğine sığdıramazsın.Kalbini aşka kapatabilirsin ama sevgiye kapatamazsın. Sevgi gizli, aşk aşikardır. Yüz vermeyince unutursun sen aşığım diye daha kendini kandır. Dedim ya sevgi gerçek aşk yalandır. Dahası da var.. Aşkın gözü kördür, fazla naz aşık usandırır Aşk oyun, aşık oyuncaktır. Sevgi ise yaşamdır. hakikattir. Aşk aceledir, sevgi usul usul sabırlıdır. Acele işe hem şeytan karışır. Aşk ateşlidir çünkü hastalıklıdır. Sevgi ılıktır Çünkü sağlıklıdır..

17 Kasım 2016
Aşk ve Sevginin Hikayesi.. için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Şiir;

Şiir;

VEDA

Hani, o bırakıp giderken seni

Bu öksüz tavrını takmayacaktın?

Alnına koyarken vedâ busemi,

Yüzüme bu türlü bakmayacaktın?

 

Hani, ey gözlerim bu son vedâda,

Yolunu kaybeden yolcunun dağda,

Birini çağırmak için imdada

 

Yaktığı ateşi yakmayacaktın?

Gelse de en acı sözler dilime,

Uçacak sanırım birkaç kelime…

Bir alev halinde düştün elime,

Hani, ey gözyaşım akmayacaktın?

 Orhan Seyfi Orhon

* * * * * * *

VEDA

Elimde, sükutun nabzını dinle,

Dinle de gölümü alıver gitsin!

Saçlarımdan tutup, kor gözlerinle,

Yaşlı gözlerime dalıver gitsin!

 

Yürü, gölgen seni uğurlamakta,

Küçülüp küçülüp kaybol ırakta

Yolu tam döerken arkana bak da,

Köşede bir lahza kalıver gitsin!

 

Ümidim yılların seline düştü,

Saçının en titrek teline düştü,

Kuru yaprak gibi eline düştü,

İstersen rüzgara salıver gitsin!

Necip Fazıl Kısakürek

* * * * * * *

VEDA ŞİİRİ

Hiçbir şey değişmez korkma

Dolmabahçe’deki Saat Kulesi durmaz mesela

Marmara Denizi küsüp İstanbul’a

Alıp sularını gitmez dilini bilmediği uzaklara

Ama ben gidiyorum

Her sabah yüzümü sıcacık öpen

İstanbul güneşi

Bir süre yatağım boş

Doğduğunda beni bulamazsan şaşırma

Duyamam sesini, çağırma beni bir süre

Her sabah söz verdiği saatte doğan

Selamımı alan İstanbul güneşi

Ve babam!…

Çocuk ellerimle silemediğim burnumu

Cebinden çıkarttığı mendille silen

Hem de dağ kadar boyunu hiçe sayıp

Önümde diz çöken, kocaman babam!

Merak etme, gurur duyduğun yerde oğlun…

Annem!

O eski Türk filmlerinin ağlatmaktan bıkmadığı

Gözlerin sahibi annem

Bak, artık toplu olacak dağınık oğlunun odası

Üzülme sen de…

Herkes gittiğim kadar döneceğimi de bilecek

Teskere diye bir sevgilim var

Bir buçuk yıl sonra, söz verdi, gelecek…

Ceyhun Yılmaz

* * * * * * *

VEDA

Tükendi ömrümün çoğu gidiyor

Cahil ömrüm geldi geçti yel gibi

Sevdiğim uzaktan seyir ediyor

Beni görüp bakınıyor el gibi

 

Geçti günler, yıllar, ömürse doldu

Giden gitti bilmem geri ne kaldı

Ömrümün baharı sarardı soldu

Yandı kaldı garip bağrım çöl gibi

 

Veren, geri almak için gözlüyo

Her an her saniye beni izliyo

Garip bağrım için için sızlıyo

Sazımda inleyen sırma tel gibi

 

Uzun yoldan gelmiş gibi yorgunum

Ne kimseye küskün ne de dargınım

Bir ahu gözlüye candan vurgunum

Garip gönlüm kapısında kul gibi

Neşet Ertaş

* * * * * * *

VEDA

Silahlara veda

Geceye rüyaya ve sana

Yalnızlığın geyik gözlü köşesinden

Düzenlerin çıkmazına

 

Çizdiğim resmin

Saat kulesi ağlıyor

Ağzım o çeşit yok

Şişe bu çeşit var

 

Sen bir gece gelsen

Güneş doğmasa

Gitmeden yine gelsen

Bu yeni geleni

Bu bize bakanı

Sana bir anlatsam

Güneş doğmasa

Sandıkların içini göstersem sana

Çizdiğim resmin

Yalnızlığın geyik gözlü köşesinde

Bir rafa koyabilsen

Olup biteni ve onları

Sabaha kadar konuşsak

O ürkek ürkek bakanı sana bir anlatsam

Ateşi karı tüfeği çeksem

Ocağa pencereye kapıya

 

8 Kasım 2016
Şiir; için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk
sohbet Son Yazılar FriendFeed

Sohbet Girişi

Nickiniz :
Şifreniz :  

Kumsal Yazılar

Kategoriler


Seo tarafından seohocasi v2 temasısohbetsohbet