Aşk ve Para IV. Bölüm

Aşk ve Para IV. Bölüm

Benzinliğin daimi müşterisi olan taksici, Berk’ e iş teklif etti. Eğer geceleri takside çalışırsa benzinlikte aldığı maaşa yakın bir ücret alacaktı. Berk’ e cazip gelen bu iş ve kazandığı para, hırsını bir nebze bile törpülemedi. Benzinlikteki işi ve taksiden arta kalan zamanda para kazandıracak her işi yapıyor, hep daha fazlasını kazanmaya çalışıyordu. Yılmak bilmiyordu. 2 yıl içinde güzel bir oto yıkama açacak paraya kavuşmuştu. Hiç düşünmeden uygun bir arazi aramaya başladı ve buldu. Dükkanını açtı. İşini itinayla yapıyor, müşterilere çok iyi davranıyordu. O kadar çok müşterisi vardı ki bazen yetişemiyordu. Ama bu da yetmedi Berk’ e. Yine biriktirmeye devam ediyordu. İçindeki hırs azalmamıştı. Nefret azalmamıştı. Yasal işler dışında para getiren yasadışı işler de yapıyordu. Bir nevi mafya misali çek senet tahsilatı, tanık korkutma, uyuşturucu ticareti de başlıcalarıydı. Sokaklardan geldiği için tanınıyor ve korkuluyordu Berk’ten. Şimdi kafasında buradan kazandığı paralarla, şehirde daha önce eşi benzeri görülmemiş bir oto galeri açma düşüncesi mevcuttu. 2 dükkan daha fazla para demekti. Oto yıkamayı açtıktan 1 yıl kadar sonra galeri hayaline de kavuştu. Uyuşturucu ticaretini de araç alım satımıyla kamufle edip işleri hallediyordu. Para parayı çeker misali, şimdi 2 kat kazanıyor, 2 kat birikim yapıyordu. Dükkanlarını büyütüyor, akıllı hamlelerle daha fazla kazanıyordu. Yatırım amaçlı aldığı arsaya artık bir site dikecek parası mevcuttu. Amacı inşaat sektöründe adını duyurup, o sektörde önceden hayal edemeyeceği kadar çok para kazanmaktı. Bu hayaline de kavuştu. Galeriyi açtıktan 3 buçuk yıl sonra arsaya 4 bloklu bir site yaptırmıştı. Saray yavrusu gibi daireler, şehrin zenginleri tarafından peynir ekmek gibi kapış kapış alınıyordu. Oradan elde ettiği parayla mükemmel bir ofis kurdu. Gerekli her şeyi sağladıktan sonra bir binanın bütün gereksinimleri kendi içinde tamamlayabilen bir inşaat şirketi kurmuştu. Artık hep hayalindeki gibi kocaman siyah bir makam arabası, deri koltuklarla süslü bürosu, bir sürü güzel kıyafeti vardı. Tamer’ i bir an bile yanından ayırmıyordu. Bütün işlerde Berk’ ten sonra Tamer’ i tanıyorlardı çalışanlar. Zamanla korkulan birisi oldu. İnsanlara olan nefreti ve paraya olan hırsı onu karanlıklara boğdu. İntikam gününü iple çekiyordu.

Bunlardan habersiz Ece farklı bir ilde olan üniversite eğitimini tamamlamış, bir inşaat mühendisi olmuştu. Bir kaç küçük şirkette ki iş denemesinden sonra memleketine döndü. İş aramaktan vazgeçip, işin onu bulmasını bekliyordu. Berk’ ten ayrıldığı günden bu yana bir çok ilişkisi olmuştu ama hiç biri onu unutmaya yetmemişti. Hem hatasını hem sevgisini hiç unutmadı. Eski arkadaşlarıyla buluştuğunda konu dönüp dolaşıp Berk’e geldi. En son bir benzinlikte çalıştığını, daha sonra mahalleden taşındığını öğrendi. Acımayla üzülme arası bir duygu belirdi zihninde. Benim yüzümden dedi kendi kendine. Dalgın dalgın dışarıyı seyrediyordu oturdukları kafede. Kafe kapısına siyah renkli siyah camlı bir araba yaklaştı. Kafe sahibi hemen yakasını kapatıp araca doğru koşar adım ilerledi ve açılan arka cama saygı ile yaklaştı. Onaylama anlamında defalarca kafasını salladıktan sonra, kenara çekilip giden arabayı izledi sinirli bir yüzle. Bu olay kafe sahibinin ve Ece’nin ortak arkadaşı olan Büşra’nında dikkatini çekmişti. Büşra bir avukattı ve kafenin sahibi Rasim’i de çok severdi. Rasim’in üzgün üzgün söylenerek içeri girmesiyle Büşra’da üzüldü. Ece ne oldu diye sorunca Büşra:

– Rasim abiye huzur vermeyen bir arazi mafyası var. Kafenin olduğu yeri almak istiyorlar. Rasim abiyi tehdit ediyorlar. O da çaresiz boyun eğiyor. Bir kaç defa dava açmak için ikna etmeye çalıştım ama korkuyor adamcağız. Hemde değerinden yüksek miktarda para teklif etmişler. Onla geçinirim diyor. Dedi.

“Ece dağ başımı burası öyle şey olur mu ? Hangi çağda yaşıyoruz” diyerek tepkisini belirtti. Biraz daha oturduktan sonra mekandan kalkıp evlerinin yolunu tuttular. Akşam olmuştu. Ece eski günlerdeki gibi balkona çıkmış kahve içiyor, bir yandan da eskiden Berk’lerin oturduğu evi seyrediyordu. O gün o hatayı yapmasa belki şimdi Berk’te orada olabilirdi diye düşünürken balkona küçük bir çocuk çıktı. 3-4 yaşlarındaki çocuğun ardından annesi peşinden de babası balkona çıktı. Çocuğu kucağına alan anneye sarıldı baba. Şehri izlemeye koyuldular. Belki dedi Ece belki onlar biz olabilirdik dedi dolan gözlerle. Tamer ve Berk ise bir gece kulübünde baş köşeye kurulmuş eğleniyorlardı. Tabi ki Berk o günden beri çok az kere gülümseme katmıştı yüzüne. Alacağı intikam içindeki neşeyi silip atıyordu. Tamer bu hale artık üzülür olmuştu. Arkadaşının halini anlayabiliyordu ama elinden gelen bir şey yoktu. Yıllar sonra konusunu açtı Tamer.

– Ece dönmüş!

Berkin ilgisini çekebilmişti. Soru yağmuruna tuttu.

– Ne zaman? Niye? Nerde?

Çılgına dönmüştü. Uzun bir süredir aç kalmış ve şimdi yaralı bir ceylana rastlamış aslan gibiydi. “Kimden öğrendin?” Tamer;

– Bizim sokaktaki çocuklardan öğrendim. 1 haftadan fazladır evdeymiş. İnşaat mühendisi olmuş ama okuduğu şehirde tutunamamış. Berk;

– Bir şekilde onu bizim şirkette işe almalıyız ama benden haberi olmamalı. Bir plan bul ve bu dediğimi yap. Nasıl yaptığın önemli değil dedi. Ceketini aldı ve kapıya doğru ilerlerken bağırdı. “Sen taksiyle dönersin.” Arabaya bindi. Kontağı çevirmeden önce bir kez daha düşündü. “Nasıl,  nasıl yapacağım ? Canımdan çok sevdiğimden nasıl intikam alacağım?” Kontağı çevirdi ve Ece’lerin evinin olduğu sokağa sürdü arabayı. Onların evinin karşısına park etti ve aracın sunroofundan evi gözlemeye başladı. Amacı Ece’yi bir kez görmekti. Amacına da ulaştı. Aynı anda Ece balkondan aşağıya bakıyordu. Gecenin bu saatinde kimdir bu araba diye. Ece Berk’i göremese de aracı tanıdı. Bu kafenin önüne gelen araçtı. Berk’te Ece’yi gördü. Allah’ım bu nasıl bir güzelliktir. Hiç değişmemiş dedi. Ece balkondan içeriye girene kadar Berk bekledi. Ece içeri girince de kontağı çevirip büroya gitti. Sabaha kadar içip ağladı. Hem intikam almak istiyordu hemde sevdiğini geri kazanmak. Bu iki fikir arasında alkolünde etkisiyle sızıp kaldı. Tamer’se erkenden kalkmış, eve dönerken düşündüğü planı uygulamaya koyulmuştu. İş ilanları bastırmış ve Ece’lerin evinin olduğu sokağa yapıştırtmıştı. Artık oltayı atmış yemi bekliyordu. Çok geçmeden sekreter iş ilanı için bir bayanın geldiğini söyledi. Tamer bürosunun camındaki panjuru aralayıp gelenin Ece olduğunu teyit edince bekletilmesini istedi. Berk’ i arıyordu. Berk ise telefon sesiyle uyandı. Tamer “Ece şu anda iş görüşmesi için şirkette. Büronun önünde bekliyor” dedi. Berk “sen bir harikasın dostum. Bu kadar çabuk başardığına inanamıyorum” dedi. Tamer “ne yapmamı istersin” diye sordu. Berk, “fazla bekletmeden içeri alın. İşe alın. Çok iyi davranın. Benden haberi olmasın,” dedi. Tamer sekreteri çağırıp bekleyenin içeri alınmasını söyledi. Ece içeri girdi. Tamer karşısındaki koltuğa buyur ettikten sonra sordu :

– Mühendis misiniz ?

– Evet.

– İş deneyiminiz var mı ?

– Pek sayılmaz.

– Peki benim yerimde siz olsaydınız kendinizi işe alır mıydınız ?

– Sanmıyorum. Tecrübe önemlidir. O kadar tecrübeli mühendis varken bunu yapmazdım.

– Ne iyi ki bizim şirket politikamız sizi işe almamı gerektiriyor. Biz bu alanda yenilikçiyiz. Tecrübeye değil zekaya önem veriyoruz. 6 aylık bir deneme süresi var. Bu süre içerisinde tam maaş alacaksınız. Bütün haklarınız mevcut. Eğer kendinizi ispatlarsanız şirket içerisinde bir büronuz ve sekreteriniz olacak. Bizzat şirket sahibine rapor vereceksiniz. Başka üstünüz olmayacak. Şartlar sizin için uygunsa hemen pazartesi günü başlayabilirsiniz.

Ece kulaklarına inanamıyordu. Bu eşi bulunmaz bir iş fırsatıydı. Tabiki de hiç düşünmeden kabul etti. Görüşmek üzere deyip ayrıldı. Pazartesiyi iple çekiyordu. Tamer hiç geciktirmeden Berk’ e haber verdi. Berk haberi duyunca Tamer’ e teşekkür etti ve istirahata çekilmek istediğini söyledi.

10 Eylül 2019
Aşk ve Para IV. Bölüm için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Aşk ve Para III. Bölüm

Aşk ve Para III. Bölüm

Her gün otobüs durağında karşılaşıyorlar otobüste beraber oturuyorlar, akşamları birbirine bakan balkonlardan muhabbet ediyorlardı. İkisi de sevgilerinden emindi ama söyleyemiyorlardı. Berk bu durumu değiştirmek adına, gittiği bir düğünde zil zurna sarhoş olup cesaretini sağladıktan sonra Ece’ ye açıldı. Tabi ki sonuç istediği gibiydi. Ece’de Berk’in sevgisine karşılık vermişti. Artık her fırsatta beraber, el ele, kol kola gezip dolaşıyorlardı. Ama Ece’nin arkadaşları Berk’in ona layık biri olmadığını, kavgacı, gürültücü, boş gezenin boş kalfası olduğunu, onunla bir geleceği olamayacağını her fırsatta söylüyor, Ece’yi bu aşktan vazgeçirmeye çalışıyorlardı. Yine böyle günlerden bir gün, Ece ve arkadaşları sahilde dolaşırken, Berk’i sırtına yüklendiği bir kömür çuvalı ile bir apartmana girerken görmüşlerdi. “Para karşılığında kömür taşıyan birisi. Eminim bunu ya sigara ya da alkol parası kazanabilmek için yapıyordur. Böyle biriyle takılıp neden kendine yazık ediyorsun ki” diye serzenişte bulundu arkadaşları. Ece hiç bir şey söyleyemedi. Çok utanmış ve üzülmüştü. Arkadaşları haklı olabilirdi. Sonuçta o dersleri iyi olan bir lise öğrencisiydi ve iyi bir gelecek hedefi vardı. Berk ise hiç bir gelecek hedefi olmayan, günü birlik yaşayan birisiydi. Hem ailesi de Ece’nin böyle biriyle birlikteliğine sıcak bakmazdı. O gece erken yatacağını söyleyip Berk’i atlattıktan sonra bu ilişkiyi onu üzmeden nasıl sonlandıracağını düşünür olmuştu. Hangi bahaneyi bulsa, bunun Berk’i çok üzeceğini düşündü. En son hiç bir neden söylemeksizin, sadece ayrılma isteğini dile getirip onu hayatından çıkarma fikrinde karar kıldı. Ertesi gün otobüs durağında karşılaştıklarında Berk’in neşesinin aksine Ece soğuk tavırlar sergilemiş ve konuşmaları gerektiğini söylemişti. Berk her şeyden habersiz takıldı Ece’nin peşine ve bir kafeye oturdular. Garson gelip siparişleri aldı. Berk çay, Ece ise Türk kahvesi istedi ve söze girdi. “Düşündüm ve ayrılmaya karar verdim” dedi. Berk şaşırmıştı. “Hiç bir neden yokken mi ?” dedi  “Evet bir nedeni yok” diye karşılık verdi Ece. Berk patlamaya hazırlanan bir volkan gibi gürüldüyor ama rezalet çıkarmamak için kendini zor tutuyordu.

“Tabi,”dedi. “Tabi sen haklısın. Benim gibi birini sevemeyeceğini bilmeliydim. Kendim kandım. Bende sevebileceğin hiç bir şey yok. Benim bir hayatım bile yok. Senin gözünde ben bir ayyaşım. Sadece bir hevesti seninkisi. Sen daha iyilerine layıksın. Bunu al bende kalmasın,” dedi cebinden ufak bir kutu çıkarıp. “Bunu almak için çok çalıştım. Hamallık bile yaptım. Benim bir işime yaramaz. İster tak ister at” dedi. Yüzük kutusunu masanın üstüne bırakırken.

Ece kontrolünü kaybetmiş bir şekilde, “Bak görüyor musun? Bir geleceğimiz yok seninle. Benim hedeflerim var. Geleceğim var ama sen şu uyduruk yüzüğü bile almak için ne kadar çok çaba sarf ediyorsun” dedi. Dedi ama ne dediğini bilemedi. Eliyle ağzını kapattı zamanı geri almak istermişçesine. Gözleri doldu. “Özür…” Berkin el işaretiyle sustu. “Tamam” dedi. “Anladım. Haklısın” dedi yaşlı gözlerle Berk. Arkasını döndü ve çıkıp gitti kafeden. Ece yaptığı hatanın farkında olmasına rağmen, kararı kesindi. Hatasını affettirmek için bulunacağı girişimlerin Berk’in içinde tekrar bir şeyleri yeşerteceği düşüncesiyle hiç böyle bir girişimde bulunmadı. Kendini derslere verdi. Kafasını kaldırmadan günlerce aylarca çalıştı. Berk günlerce evden çıkmadı. Gecelerce uyumadı. Kimseyle görüşmedi. Yoksulluğuna ve hor görülüşüne kahredip küfürler yağdırmaktan, ağlamaktan başka bir şey yapmadı. Günler aylar geçti. Artık Ece başka şehirdeki bir üniversitede mühendislik okuyan bir öğrenciydi. Ama geçen zamana rağmen Berk için bir şey değişmemişti. Aylar öncesiyle aynıydı. Artık bütün insanlardan nefret ediyordu. Bir gün zengin olmak ve bunun intikamını almak istiyordu. Tamer onun halinden en iyi anlayan kişiydi. İçindeki hırsı ve nefreti görebiliyor ve her fırsatta ona yardım ediyordu. Önce bir benzinlikte pompacı olarak işe başladı. Gündüzleri çalışıyordu. Ama bu para yeterli değildi. Çünkü babasının omzundaki yükü de kaldırmıştı. Evi de o geçindiriyordu.

10 Eylül 2019
Aşk ve Para III. Bölüm için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Bir “Sevgi” Hikayesi

Bir “Sevgi” Hikayesi

Kadın her sabah olduğu gibi o günde beyaz değneği ve el yordamı ile otobüse binmişti.Şoför , soldan üçüncü sıra boş hanımefendi dedi.Kadın 32 yaşında güzel bir bayandı ve eşi oldukça yakışıklı bir hava subayı idi. Bundan birkaç ay önce yanlış bir teşhis sonucu gerçekleştirilen ameliyatla gözlerini kaybetmişti genç kadın ve asla göremeyecekti. Kocası ameliyattan sonra acı gerçeği öğrenince yıkılmış ve kendi kendine bir söz vermişti. Asla karısını yalnız bırakmayacak, ona sonuna kadar destek olacak, kendi ayakları üzerinde durana kadar cesaret verecekti.Günler geçiyordu. Kadın her geçen gün kendini daha kötü hissediyor, çok sevdiği kocasına yük olduğunu düşünüyordu. Eşinin bu içine kapanık, karamsar hali kocayı çok üzüyordu. Bir an önce bir şeyler yapması gerekiyordu, karısı günden güne kendi içine kapanık dünyasında kayboluyordu.Bütün gün düşündü koca nasıl yardım edebilirim güzeller güzeli eşime. Birden aklına eşinin eski işi geldi. Geri dönmesini isteyecekti. Ama bunu ona nasıl söyleyecekti, çünkü artık çok kırılgan ve neşesizdi. Bütün cesaretini toplayarak akşam karsına konuyu açtı.Karısı dehşetle gözlerini açtı. Ben bunu nasıl yaparım ben körüm, diye bağırdı.Kocası ona destek olacağını her sabah işe onu kendisinin bırakacağını ve akşam alacağını ve ona çok güvendiğini söyledi. Çünkü eşini tanıyordu ve bunu başarabileceğini biliyordu. Kadın büyük bir umutsuzlukla kabul etti çünkü eşini çok seviyordu ve onu kırmak istemiyordu. Her sabah eşini işine bırakıyor ve akşamları alıyordu fedakar koca.Günler böyle ilerledi karısı eskisinden biraz daha iyiydi. Fakat kocası daha fazlasını istiyordu , kendisine söz vermişti sonuna kadar gidecekti. Akşam karısına, artık işe kendin gidip gelmelisin, dedi. Kadın şaşırmıştı. Bunu asla yapamayacağını söyledi. Kocası ısrar edince onu yine kıramadı ve bütün cesaretini topladı bunu kendisi de istiyordu ama o kadar güveni yoktu.Sabahları kadın artık otobüs durağına kendisi gidiyor, otobüsüne biniyor ve otobüsten inerek işine gidebiliyordu.Günler günleri kovaladı hiçbir problem yoktu. Yine bir gün otobüse binerken, şoför :– Sizi kıskanıyorum, hanımefendi dedi.Kadın kendisine söylenip söylenmediğini anlayamadan, neden , diye sordu .Şoför – Çünkü her sabah sizin arkanızdan bir hava subayı genç adam otobüse biniyor ve bütün yol boyunca sevgi ile size bakıyor, otobüsten indikten sonra yeşil ışıkta yolun karşısına geçmenizi bekliyor siz binaya girdikten sonra arkanızdan öpücük yollayıp size her gün sevgiyle el sallıyor , dedi .” Hayat birlikte güzeldir … “Sevgi neydi?Sevgi, sahip çıkan dost,sıcak insan eli, insan emeğiydi.Sevgi iyilikti, sevgi emekti…

10 Eylül 2019
Bir “Sevgi” Hikayesi için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

GELİN KAYNANA HİKAYESİ

GELİN KAYNANA HİKAYESİ

Günün birinde güzel bir genç kız sevdiği, aşık olduğu adamla evlenir ve aynı evde kocası ve kaynanası ile birlikte yaşamaya başlar. Çok mutludur, fakat kaynanası ile geçinememeye başlar. Kuşak farkınedeniyle kişilikleri tamamen farklıdır. Bu nedenle ve daha birçok küçük sebeple her gün kavga edip tartışırlar. Kocası da annesi ve karısı arasında kalmaktan sıkılmış, mutsuz olmuştur.

Genç kız, bu böyle gitmez, bir şeyler yapmak gerek diye düşünür, eski bir tanıdığı olan baharatçıya gider ve derdini ona anlatır. Yaşlı adam baharatlardan bir karışım hazırlar, kaynanasını zehirlediğibelli olmasın diye der ki:

– Bu karışımı 3 ay boyunca her gün kaynanan için yaptığın yemeklerin içine az bir miktar koyacaksın. Kimsenin şüphelenmemesi için ona çok iyi davranmalı, onun en sevdiği, güzel yemekleri yapmalısın.

Sevinç içinde eve dönen genç kız yaşlı adamın dediklerini aynen uygular. Her günkaynanasının sevdiği en güzel yemekleri yapar. Kaynanasının yemeğine az miktardazehri damlatır. Kimse şüphelenmesin diye de ona çok iyi davranır. Bir süre sonra kaynanası da çok değişir ve ona kendi kızı gibi davranır. Evde artık herkes mutludur. Genç kız suçluluk duymaya başlar. Pişmanbir vaziyette baharatçı dükkanının yolunu tutar ve yaşlı adama şu ana kadar kaynanasına verdiği zehrin etkisini yok edecek panzehir için yalvarır. Kaynanasının ölmesini artık istememektedir. Yaşlı adam yaşlı gözlerle karşısında konuşup duran genç kıza bakar, gülmeye başlar ve der ki:

– Merak etme sana verdiğim karışım çeşitlivitaminler içeriyordu. Olsa olsa kaynananı sadece daha da güçlendirdin. Gerçek zehirise senin ile kaynanan arasındaydı. Sen onaiyi davrandıkça o da değişti ve aranızdaki zehir yerini sevgiye bıraktı, böylece siz gelin kayna değil, gerçek bir ana kız oldunuz.

Eski bir Çin atasözü; “Sevilen insan sevgisini insanlara veren insandır.

Hayat akarken, kendi içimizdeki zehirlerin panzehiri birbirimize daha çok sevgiyle veiyilikle yaklaşmaktır. Sevgi de, iyilik de karşılığını mutlulukla bulacaktır.

6 Haziran 2019
Okunma
bosluk
sohbet Son Yazılar FriendFeed

Sohbet Girişi

Nickiniz :
Şifreniz :  

Kumsal Yazılar

Kategoriler


Seo tarafından seohocasi v2 temasısohbetsohbet asdsadasdsadsadasdasdasdsad