Garip olaylar,

Garip olaylar,
  • BEDEN / ZİHİN BAĞLANTISI 

Bir efsaneye dönüşen ‘plasebo  etkisi’ zihinle beden arasındaki muhteşem ilişkinin  en basit kanıtı. Bu etki kendini şöyle gösteriyor: Sahte yani  aslında ilaç olmayan bir ilaç aldıklarından habersiz denekler, dertlerine  derman olacak bir hap ya da şurup içtiklerini düşündüklerinden  kendilerini daha iyi hissediyorlar. Üstelik etki kimi zaman  bununla da kalmıyor, tıbbi belirtilerde de düzelme görülüyor. Plasebo  deneklerine bakınca, insan ister istemez, zihin neye inanırsa bedeninin  de onu yaşadığına hüküm getiriyor. Pek çok uzman, zihnin yardımıyla  bedenin kendi kendini iyileştirebilme kabiliyetinin, modern tıbbın yaratabileceği bir ‘mucize’den kat be kat büyüleyici olduğuna inanıyor.

  • HAYALETLER 

Hayaletlerin varlığı hakkında ciddi bir kanıt olmamakla birlikte, onları gördüğünü,  onlar la konuştuğunu, onların fotoğraflarını çektiğini ısrarla anlatan içten ya da değil şahitler, pek çok insan var. Ancak bilim henüz yanıtını  bulamadı.

  •    DEJA VU

Fransızca bir kelime olan ‘déjà vu’, Türkçede ‘daha önce görülmüş’ anlamını taşıyor.  Açıklamak istediği durum ise şu: Özel bir anı ya da birtakım koşulları  aynı şekilde daha önceden de yaşamış olduğunuzu hissetme hali  Herkesin hayatında bir ya da birkaç kez yaşadığı bu duygu, şaşırtıcı  anlaşılmaz, gizemli ve evet ürkütücüdür. Araştırmacılar ‘déjà vu’ ile ilgili bazı açıklamalar yapmaya çalışsalar da, bu tuhaf hissin  nedeni, bir gizem olmayı sürdürüyor.

  • TAOS UĞULTUSU

ABD’nin New Mexico eyaletinde bulunan küçük Taos kentini ziyaret eden bazı  turistler ve vatandaşlar, yıllardır, çöl havasında gizemli, güçsüz  düşük frekansa sahip bir uğultu ve titreşim duyduklarını anlatıyorlar.  Bu iddiada bulunanlar, Taos vatandaşlarının sadece yüzde ikisini  oluşturuyor. Bazıları bunun çöldeki garip birtakım akustik sorunlarından kaynaklandığını düşünürken, bazıları da bir çeşit kitle histerisi  ya da uğursuz bir sır olduğuna inanıyor. Duyulduğu iddia edilen  sese ister vızıltı, ister uğultu, ister titreşim deyin; ister psikolojik  ister doğal, ister doğaüstü olduğuna inanın… Hakkında bilinen  bir tek gerçek var: O da şimdiye kadar hiç kimsenin bu garipsesin kökenini ortaya çıkaramadığı.

  • ÖLÜMDEN SONRA HAYAT 

Hayatlarında bir  kez ölüme yakın deneyim geçirmiş kişilerin bazıları, karanlık bir tünelde  yol alıp, sonunda beyaz bir ışık huzmesine kavuştuklarına dair hikâyeler  anlatır. Bunlar arasında sevdiklerinize kavuşmak, garip bir huzur  hissetmek gibi daha renkli öyküler de mevcuttur. Bu deneyimler son  derece etkileyici olmakla beraber, maalesef kimse ‘öbür tarafta elinde  bir kanıtla ya da doğrulanabilir bir bilgiyle geri dönmeyi  başaramadı.  ‘Öbür dünya’ meselelerine kuşkuyla yaklaşanlar, söz konusu deneyimlerin  travma geçirmiş bir beynin gördüğü halüsinasyonlar olduğunu  vurguluyorlar. Tabii bu nedenle de son derece doğal ve açıklanabilir  olduklarını… Ölüp de geri dönen olmadığına göre, bu konu gizemini  korudu.

26 Eylül 2017
Okunma
bosluk

Form’da kalmanın yolları küçük detaylarla..

Form’da kalmanın yolları küçük detaylarla..
  • Her besin grubundan yeterli miktarda alarak vitamin ve minareleri vücudun ihtiyacı kadar alarak kilo vermeyi hızlandırmış olursunuz
  • Hızlı kilo verdiren diyet listesinde asla kahvaltıyı atlamamalısınız.
  • Kahvaltının önemi büyük  Kahvaltıda protein yüklü yiyecekler vücuttaki tokluk hissi olacağından yağ yakmayı hızlandıracaktır.

23 Eylül 2017
Okunma
bosluk

GüzeL Söz..

GüzeL Söz..

88kmls00

Kendin ol. Çünkü hayat, başkası olmak için çok kısa…

 

12 Şubat 2017
GüzeL Söz.. için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

İçimizdeki Beni Yaşamak

İçimizdeki Beni Yaşamak

Herkesten habersiz kaçmak ister yürek. Bir istediğini bulamamışlık, verilen öğütlerden sıkılmışlık, beklemekten bitap düşmüşlük, mantığıyla yüreği savaşırken arada kalmışlık vardır ortada… Buna benzer birçok belirsizlik içinde herhalde tek yapılabilecek olan gitmektir. Ayaklarına yürü demek değil her zaman, yapamadığında ruhen çekip gitmektir. Ruhunu takıp koluna gezmeye gidiyoruz diye kandırmaktır hiçbir yaşanmışlığı olmayan bir bebeği kandırır gibi. Bazen hatırladığın bir rüyaya gitmek, bazen olmak istediğin yere açılan bir yolda yürümek… Cesaretin varsa bir dağa, daha da cesaretin varsa bir uçurumun kenarına gitmek. Bakabildiğin kadar uzağa bak o zaman. Çünkü yakalayamadığın o mutluluk kelebeği hep uzaklara uçmuştur. Ufka doğru uçmuştur. Sonra varsa eğer nelerin içinde kaybolduğunu görme cesaretin, kaldır başını, kapa iki yanını ellerinle, gör her şeyi…

Senin içinde kaybolduğun hiçbir şey yok o her şeyin içinde. Özgürlüğünü hatırlatan bir mavilik, ufku olmayan bir semadır gördüğün. Esen rüzgar hafifçe göz kapaklarına baskı yapar ve tereddüt etmeden kapatırsın. Mavilik hala gözünün önündedir. Bütün bunalımlı düşünceler o gözkapaklarını kapatan rüzgara kapılmıştır. Düşüncelerden kurtulmuşluğun verdiği rahatlıkla salarsın kendini. Geçmiş, geride kalmış gelecek hiç olmayacaktır o an. Gördüğün samimiyetsiz gülüşler, bencil konuşmalar, arkadan söylenenler, çektiğin stresler, yanlış anlaşılmalar, haksızlıklar, maruz kaldığın nefret bakışları, dökülen gözyaşları hepsi savrulan düşüncelerine karışıp gitmiştir. İşte o zaman ufka uçtuğunu sandığın kelebeğin aslında burnunun ucuna konmuş olduğunu görürsün. Bazen tek bir şeyi görmek için onun dışında hiçbir şeyi görmemek gerekir. Görmemek gerek ki gittiğini sandıklarımızın aslında gitmediğini görelim. Her şeyin durduğunu asıl dönenin biz olduğumuzun farkına varalım.

Farkına varmak bir meziyettir. Çünkü insanı uyuşmaktan kurtarır… Delicesine kendini bir şeylere bağlayıp beynini duygularını uyuşturmanı engeller. Kendinde var olandan tiksinmenin nerelere seni götürebileceğini gösterir. Değerini görürsün. Kriterlerin, prensiplerin, düşüncelerin, duygularınla aslında kendinden fazla değer verdiklerinden, daha donanımlı daha insancıl daha olması gerektiği gibi olduğunu fark edersin. Bu bencillik değil kendini beğenmişlik değildir. Her ne kadar sana gözünü küçülterek bakanlar bunu böyle düşünmüş olsalar da doğruyu bilmen farkındalığını sağlayacaktır. Söylenenlere takılıp kalmanı engelleyecektir. Başkalarına göre hareket etmenin bir anlamda kendi kişiliğini ezmek olduğunun farkına varmanı sağlayacaktır. Kendini ezmeden, aynı zamanda diğer canlıların da varlığından haberdar yaşamını sürdürmeni sağlayacaktır.

Kendin gibi yaşamak fıtratından haberdar olmaktır. Toprak gibi asil bir maddeyi barındırıyoruz varlığımızda. İçindeki duygu ve düşünceleri yapında var olan toprak gibi gerçek ve mertçe yaşayamamak tabi ki varlıkta bir boşluk oluşturacaktır. Toprağın içinde bulundurduğu tüm maddeler nasıl yerli yerindeyse insanoğlu da kendine empoze edeceği şeyin yerini bilmelidir. Varlığında barındırdıklarını da samimice yaşamalıdır ki kendinden kopmasın. Korkmamalı kendini yaşamaktan. Bu demek değildir ki; ‘ey dünya ben böyleyim, sen ne halin varsa gör beni çekmek zorundasın.’ Yalnız değiliz. Sahiplenmek, büyüklenmek için fazlaca küçüğüz. Tek uçan kuş biz değiliz sürüde. İşte kendini yaşamak bir anlamda da diğerlerinin de varlığının farkında olmaktır. Senin içinde ruhunda bedenin de taşıdıklarının onlarda da olduğunu bilmektir. Yanlış, ters, saçma, doğru, mantıklı veya mantıksız sizce. Ama onun inançlarına göre hepsi olması gerektiği gibi. Bu yüzden en azından saygı duymalıyız. En azını yapmak insanlık icabı, çoğunu yapmak erdemin ispatıdır. Rabbim yüreklerimize çoğunu yapabilme gücü versin… ( aminn )

12 Şubat 2017
İçimizdeki Beni Yaşamak için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk
sohbet Son Yazılar FriendFeed

Sohbet Girişi

Nickiniz :
Şifreniz :  

Kategoriler


Seo tarafından seohocasi v2 temasısohbetsohbet