A Milli Takımımız, Moldova’yı 4-0 mağlup etti!

A Milli Takımımız, Moldova’yı 4-0 mağlup etti!
Haberler.com: Haber, Son Dakika Haber ve Güncel Son Haberler

Haberler» Spor» Haber

A Milli Takımımız, Moldova’yı 4-0 mağlup etti!

Avrupa Şampiyonası Elemeleri H Grubu altıncı maçında Türkiye, Moldova’yı deplasmanda 4-0 mağlup etti. A Milli Takımımıza galibiyeti getiren golleri Cenk Tosun (2), Deniz Türüç ve Yusuf Yazıcı kaydetti.

A Milli Takımımız, Avrupa Şampiyonası Elemeleri H Grubu altıncı maçında Moldova ile deplasmanda karşı karşıya geldi. Ay-Yıldızlılarımız mücadeleyi 4-0 kazanarak gruptaki puanını 15’e çıkardı. Türkiye’nin gollerini Cenk Tosun (2), Deniz Türüç ve Yusuf Yazıcı kaydetti.REKLAMads by AdMatic

EMRE BELÖZOĞLU ISINMAYA ÇIKMADI

Şenol Güneş’in yedekler arasında yer verdiği milli futbolcu Emre Belözoğlu, müsabaka öncesi ısınmaya çıkmadı. Deneyimli futbolcu, millilerin son oynadığı Andorra mücadelesinde 90 dakika forma giymişti. Teknik direktör Şenol Güneş, basın toplantısında 39 yaşındaki futbolcunun belinde hafif spazm olduğunu fakat bu durumun oynamasına engel teşkil etmediğini belirtmişti.

MAÇ ÖNCESİ DOSTLUK YEMEĞİ

Karşılaşma öncesinde 2 ülkenin federasyon yöneticileri yemekte bir araya geldi. Başkent Kişinev’de gerçekleştirilen organizasyona TFF Başkanı Nihat Özdemir, TFF 1. Başkan Vekili ve UEFA Yönetim Kurulu üyesi Servet Yardımcı, Başkan Vekili Yılmaz Büyükaydın, yönetim kurulu üyeleri Mustafa Çağlar, Hasan Akıncıoğlu, Alkın Kalkavan ve Genel Sekreter Kadir Kardaş katıldı. Moldova Futbol Federasyonunu ise yemekte Başkan Leonid Oleinicenco, Üst Yönetici (CEO) Adrian Ixari ve Genel Sekreter Nicolai Cebotari temsil etti.

TÜRK TARAFTARLAR YOĞUN İLGİ GÖSTERDİ

Moldova ile Türkiye arasında Zimbru Stadyumu’nda oynanan karşılaşmaya hem Türk taraftarlar hem de Moldova halkı yoğun ilgi gösterdi.

A Milli Takımımız, Moldova'yı 4-0 mağlup etti!

A Milli Futbol TakımıFutbol FederasyonuMoldovaAvrupaSpor

11 Eylül 2019
A Milli Takımımız, Moldova’yı 4-0 mağlup etti! için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Aşk ve Para IV. Bölüm

Aşk ve Para IV. Bölüm

Benzinliğin daimi müşterisi olan taksici, Berk’ e iş teklif etti. Eğer geceleri takside çalışırsa benzinlikte aldığı maaşa yakın bir ücret alacaktı. Berk’ e cazip gelen bu iş ve kazandığı para, hırsını bir nebze bile törpülemedi. Benzinlikteki işi ve taksiden arta kalan zamanda para kazandıracak her işi yapıyor, hep daha fazlasını kazanmaya çalışıyordu. Yılmak bilmiyordu. 2 yıl içinde güzel bir oto yıkama açacak paraya kavuşmuştu. Hiç düşünmeden uygun bir arazi aramaya başladı ve buldu. Dükkanını açtı. İşini itinayla yapıyor, müşterilere çok iyi davranıyordu. O kadar çok müşterisi vardı ki bazen yetişemiyordu. Ama bu da yetmedi Berk’ e. Yine biriktirmeye devam ediyordu. İçindeki hırs azalmamıştı. Nefret azalmamıştı. Yasal işler dışında para getiren yasadışı işler de yapıyordu. Bir nevi mafya misali çek senet tahsilatı, tanık korkutma, uyuşturucu ticareti de başlıcalarıydı. Sokaklardan geldiği için tanınıyor ve korkuluyordu Berk’ten. Şimdi kafasında buradan kazandığı paralarla, şehirde daha önce eşi benzeri görülmemiş bir oto galeri açma düşüncesi mevcuttu. 2 dükkan daha fazla para demekti. Oto yıkamayı açtıktan 1 yıl kadar sonra galeri hayaline de kavuştu. Uyuşturucu ticaretini de araç alım satımıyla kamufle edip işleri hallediyordu. Para parayı çeker misali, şimdi 2 kat kazanıyor, 2 kat birikim yapıyordu. Dükkanlarını büyütüyor, akıllı hamlelerle daha fazla kazanıyordu. Yatırım amaçlı aldığı arsaya artık bir site dikecek parası mevcuttu. Amacı inşaat sektöründe adını duyurup, o sektörde önceden hayal edemeyeceği kadar çok para kazanmaktı. Bu hayaline de kavuştu. Galeriyi açtıktan 3 buçuk yıl sonra arsaya 4 bloklu bir site yaptırmıştı. Saray yavrusu gibi daireler, şehrin zenginleri tarafından peynir ekmek gibi kapış kapış alınıyordu. Oradan elde ettiği parayla mükemmel bir ofis kurdu. Gerekli her şeyi sağladıktan sonra bir binanın bütün gereksinimleri kendi içinde tamamlayabilen bir inşaat şirketi kurmuştu. Artık hep hayalindeki gibi kocaman siyah bir makam arabası, deri koltuklarla süslü bürosu, bir sürü güzel kıyafeti vardı. Tamer’ i bir an bile yanından ayırmıyordu. Bütün işlerde Berk’ ten sonra Tamer’ i tanıyorlardı çalışanlar. Zamanla korkulan birisi oldu. İnsanlara olan nefreti ve paraya olan hırsı onu karanlıklara boğdu. İntikam gününü iple çekiyordu.

Bunlardan habersiz Ece farklı bir ilde olan üniversite eğitimini tamamlamış, bir inşaat mühendisi olmuştu. Bir kaç küçük şirkette ki iş denemesinden sonra memleketine döndü. İş aramaktan vazgeçip, işin onu bulmasını bekliyordu. Berk’ ten ayrıldığı günden bu yana bir çok ilişkisi olmuştu ama hiç biri onu unutmaya yetmemişti. Hem hatasını hem sevgisini hiç unutmadı. Eski arkadaşlarıyla buluştuğunda konu dönüp dolaşıp Berk’e geldi. En son bir benzinlikte çalıştığını, daha sonra mahalleden taşındığını öğrendi. Acımayla üzülme arası bir duygu belirdi zihninde. Benim yüzümden dedi kendi kendine. Dalgın dalgın dışarıyı seyrediyordu oturdukları kafede. Kafe kapısına siyah renkli siyah camlı bir araba yaklaştı. Kafe sahibi hemen yakasını kapatıp araca doğru koşar adım ilerledi ve açılan arka cama saygı ile yaklaştı. Onaylama anlamında defalarca kafasını salladıktan sonra, kenara çekilip giden arabayı izledi sinirli bir yüzle. Bu olay kafe sahibinin ve Ece’nin ortak arkadaşı olan Büşra’nında dikkatini çekmişti. Büşra bir avukattı ve kafenin sahibi Rasim’i de çok severdi. Rasim’in üzgün üzgün söylenerek içeri girmesiyle Büşra’da üzüldü. Ece ne oldu diye sorunca Büşra:

– Rasim abiye huzur vermeyen bir arazi mafyası var. Kafenin olduğu yeri almak istiyorlar. Rasim abiyi tehdit ediyorlar. O da çaresiz boyun eğiyor. Bir kaç defa dava açmak için ikna etmeye çalıştım ama korkuyor adamcağız. Hemde değerinden yüksek miktarda para teklif etmişler. Onla geçinirim diyor. Dedi.

“Ece dağ başımı burası öyle şey olur mu ? Hangi çağda yaşıyoruz” diyerek tepkisini belirtti. Biraz daha oturduktan sonra mekandan kalkıp evlerinin yolunu tuttular. Akşam olmuştu. Ece eski günlerdeki gibi balkona çıkmış kahve içiyor, bir yandan da eskiden Berk’lerin oturduğu evi seyrediyordu. O gün o hatayı yapmasa belki şimdi Berk’te orada olabilirdi diye düşünürken balkona küçük bir çocuk çıktı. 3-4 yaşlarındaki çocuğun ardından annesi peşinden de babası balkona çıktı. Çocuğu kucağına alan anneye sarıldı baba. Şehri izlemeye koyuldular. Belki dedi Ece belki onlar biz olabilirdik dedi dolan gözlerle. Tamer ve Berk ise bir gece kulübünde baş köşeye kurulmuş eğleniyorlardı. Tabi ki Berk o günden beri çok az kere gülümseme katmıştı yüzüne. Alacağı intikam içindeki neşeyi silip atıyordu. Tamer bu hale artık üzülür olmuştu. Arkadaşının halini anlayabiliyordu ama elinden gelen bir şey yoktu. Yıllar sonra konusunu açtı Tamer.

– Ece dönmüş!

Berkin ilgisini çekebilmişti. Soru yağmuruna tuttu.

– Ne zaman? Niye? Nerde?

Çılgına dönmüştü. Uzun bir süredir aç kalmış ve şimdi yaralı bir ceylana rastlamış aslan gibiydi. “Kimden öğrendin?” Tamer;

– Bizim sokaktaki çocuklardan öğrendim. 1 haftadan fazladır evdeymiş. İnşaat mühendisi olmuş ama okuduğu şehirde tutunamamış. Berk;

– Bir şekilde onu bizim şirkette işe almalıyız ama benden haberi olmamalı. Bir plan bul ve bu dediğimi yap. Nasıl yaptığın önemli değil dedi. Ceketini aldı ve kapıya doğru ilerlerken bağırdı. “Sen taksiyle dönersin.” Arabaya bindi. Kontağı çevirmeden önce bir kez daha düşündü. “Nasıl,  nasıl yapacağım ? Canımdan çok sevdiğimden nasıl intikam alacağım?” Kontağı çevirdi ve Ece’lerin evinin olduğu sokağa sürdü arabayı. Onların evinin karşısına park etti ve aracın sunroofundan evi gözlemeye başladı. Amacı Ece’yi bir kez görmekti. Amacına da ulaştı. Aynı anda Ece balkondan aşağıya bakıyordu. Gecenin bu saatinde kimdir bu araba diye. Ece Berk’i göremese de aracı tanıdı. Bu kafenin önüne gelen araçtı. Berk’te Ece’yi gördü. Allah’ım bu nasıl bir güzelliktir. Hiç değişmemiş dedi. Ece balkondan içeriye girene kadar Berk bekledi. Ece içeri girince de kontağı çevirip büroya gitti. Sabaha kadar içip ağladı. Hem intikam almak istiyordu hemde sevdiğini geri kazanmak. Bu iki fikir arasında alkolünde etkisiyle sızıp kaldı. Tamer’se erkenden kalkmış, eve dönerken düşündüğü planı uygulamaya koyulmuştu. İş ilanları bastırmış ve Ece’lerin evinin olduğu sokağa yapıştırtmıştı. Artık oltayı atmış yemi bekliyordu. Çok geçmeden sekreter iş ilanı için bir bayanın geldiğini söyledi. Tamer bürosunun camındaki panjuru aralayıp gelenin Ece olduğunu teyit edince bekletilmesini istedi. Berk’ i arıyordu. Berk ise telefon sesiyle uyandı. Tamer “Ece şu anda iş görüşmesi için şirkette. Büronun önünde bekliyor” dedi. Berk “sen bir harikasın dostum. Bu kadar çabuk başardığına inanamıyorum” dedi. Tamer “ne yapmamı istersin” diye sordu. Berk, “fazla bekletmeden içeri alın. İşe alın. Çok iyi davranın. Benden haberi olmasın,” dedi. Tamer sekreteri çağırıp bekleyenin içeri alınmasını söyledi. Ece içeri girdi. Tamer karşısındaki koltuğa buyur ettikten sonra sordu :

– Mühendis misiniz ?

– Evet.

– İş deneyiminiz var mı ?

– Pek sayılmaz.

– Peki benim yerimde siz olsaydınız kendinizi işe alır mıydınız ?

– Sanmıyorum. Tecrübe önemlidir. O kadar tecrübeli mühendis varken bunu yapmazdım.

– Ne iyi ki bizim şirket politikamız sizi işe almamı gerektiriyor. Biz bu alanda yenilikçiyiz. Tecrübeye değil zekaya önem veriyoruz. 6 aylık bir deneme süresi var. Bu süre içerisinde tam maaş alacaksınız. Bütün haklarınız mevcut. Eğer kendinizi ispatlarsanız şirket içerisinde bir büronuz ve sekreteriniz olacak. Bizzat şirket sahibine rapor vereceksiniz. Başka üstünüz olmayacak. Şartlar sizin için uygunsa hemen pazartesi günü başlayabilirsiniz.

Ece kulaklarına inanamıyordu. Bu eşi bulunmaz bir iş fırsatıydı. Tabiki de hiç düşünmeden kabul etti. Görüşmek üzere deyip ayrıldı. Pazartesiyi iple çekiyordu. Tamer hiç geciktirmeden Berk’ e haber verdi. Berk haberi duyunca Tamer’ e teşekkür etti ve istirahata çekilmek istediğini söyledi.

10 Eylül 2019
Aşk ve Para IV. Bölüm için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Yok Böyle Bir Aşk Hikayesi “ADA”

Yok Böyle Bir Aşk Hikayesi “ADA”

Bir zamanlar, bütün duyguların üzerinde yaşadığı bir ada varmış: Mutluluk, Üzüntü, Bilgi ve tüm diğerleri, Aşk dahil.

Bir gün, adanın batmakta olduğu, duygulara haber verilmiş. Bunun üzerine hepsi, adayı terk etmek için sandallarını hazırlamışlar. Aşk, adada en sona kalan duygu olmuş.Çünkü, mümkün olan en son ana kadar beklemek istemiş. Ada neredeyse battığı zaman, Aşk, yardım istemeye karar vermiş. Zenginlik, çok büyük bir teknenin içinde geçmekteymiş. Aşk,”Zenginlik, beni de yanına alır mısın?” diye sormuş. Zenginlik, “Hayır, alamam. Teknemde çok fazla altın ve gümüş var, senin için yer yok.” demiş. Aşk, çok güzel bir yelkenlinin içindeki Kibir’den yardım istemiş. “Kibir, lütfen bana yardım et!” Sana yardım edemem Aşk. Sırılsıklamsın ve yelkenlimi mahvedebilirsin “diye cevap vermiş Kibir. Üzüntü yakınlardaymış ve Aşk, yardım istemiş: “Üzüntü, seninle geleyim…””Off, Aşk, o kadar üzgünüm ki, yalnız kalmaya ihtiyacım var. “Mutluluk da Aşk’ın yanından geçmiş ama o kadar mutluymuş ki, Aşk’ın çağrısını duymamış. Aşk, birden bir ses duymuş: “Gel Aşk! Seni yanıma alacağım…”Bu Aşk’tan daha yaşlıca birisiymiş. Aşk o kadar şanslı ve mutlu hissetmiş ki kendini onu yanına alanın kim olduğunu öğrenmeyi akıl edememiş.

Yeni bir kara parçasına vardıklarında, Aşk’a yardım eden, yoluna devam etmiş. Ona ne kadar borçlu olduğunu fark eden Aşk, Bilgi’ye sormuş:”Bana yardım eden kimdi?” O, Zaman’dı” diye cevap vermiş Bilgi.”Zaman mı? Neden bana yardım etti ki?” diye sormuş Aşk. Bilgi gülümsemiş:”Çünkü sadece Zaman Aşk’ın ne kadar büyük olduğunu anlayabilir…”

4 Eylül 2019
Yok Böyle Bir Aşk Hikayesi “ADA” için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

İnşaat Mühendisliğinden Tıp Fakültesine

İnşaat Mühendisliğinden Tıp Fakültesine

Aşkın ızdırap çektireni de var halay çektireni de. Aşk kimine göre geçici bir hastalık olarak tarif ediliyor kimine göre de kısa süreli rüyayı iliklerine kadar yaşamak. Ama uyumadan yaşamak. Her kim aşık olur da başka bir aleme göç etmezse şayet o aşık olmuş değildir. Şair de demiş ya hani, “aşkın evveli sevmektir, her şey sevgiyle başlar,” diye. Yaşayan bilir neyin nasıl olduğunu. Basit gibi görünen nice şeylerin içi dopdoludur, yeter ki bakmasını değil de görmesini bil. Aşıklar için türküler yazılır, masallar, hikayeler anlatılır amma tek taraflı aşka düşen için saz çalınması gerekir. Onun acısı yer bitirir insanı. Geceler sabah olmaz, doldursan derdin dolmaz dert küpüne, otursan yere aklın gelmez yerine, çağırsan kimse gelmez imdadına, ağlamaz senden başkası içinde bulunduğun zor haline.

Bizim çılgın çocuk okumaya gitti ta doğu ilinden kalkıp İstanbullara. Onu oraya sürükleyen bir sebep vardı. Ablası da orada okumuş öğretmen çıkmıştı. Gitmişken o da büyük şehir görmeyi amaçlıyordu. Denizi, havası, aksiyonu yüksek bir il olması hasebiyle heyecanlanmıştı. Kayıt zamanı geldi çattı. Eşyalar hazırlandı. Akraba ve komşularla helalleşildi. Otobüse binilip yola çıkıldı. Yurtta kalacaktı bizim yakışıklı. Hem uygun fiyat hem de yeni dostlar ona cazip geldi. Koca şehrin altını üstüne getirmeye yemin etmişti. Hele bir yerleşsin yerine hayal ettiği her şeyi yaşayacaktı. Hesapta olmayan büyük aşkın haricinde onu deviremeyecekti hiçbir şey. Nerden bilecekti ki, vapurda tedasüfen karşılaşıp sohbet ettiği kız, onun yüreğine bir ateş bırakıp, iskeleden ağır adımlarla ilerleyerek kendi yoluna gidecek.

25 Mayıs 2019
İnşaat Mühendisliğinden Tıp Fakültesine için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk
sohbet Son Yazılar FriendFeed

Sohbet Girişi

Nickiniz :
Şifreniz :  

Kumsal Yazılar

Kategoriler


Seo tarafından seohocasi v2 temasısohbetsohbet asdsadasdsadsadasdasdasdsad