Dini Hikayelerden; “Sabah Namazı” Hikayesi

Dini Hikayelerden; “Sabah Namazı” Hikayesi

Oku; Bir süre önce evlenen genç kadın, her sabah eşini sabah namazına uyandırır, eşi de camiye cemaate giderdi.Bir gün eşi tarafından uyandırıldığı halde camiye biraz geç kalan adam, camiye gittiğinde ancak ikinci safa yetişir.Namaz’dan sonra imam adamın yanına gelerek;– Falan kadının kocası mısın? der.Adam;– Evet ama eşimin ismini nerden biliyorsunuz ?diye imama sorar.İmam;– Bugün rüyamda birinci safta namaz kılan bütün cemaatin cennette girdiğini, beraberimizde de bir kadın olduğunu gördüm. Bu kim diye sorduğumda, senin eşin olduğunu söylediler.Adam bu müjdeyi eşine vermek için hızlıca eve geldiğinde, eşinin secde halinde ruhunu Rabbin’e teslim ettiğini görür…

10 Eylül 2019
Okunma
bosluk

İBRET ALINACAK YAŞANMIŞ BİR HİKAYE

İBRET ALINACAK YAŞANMIŞ BİR HİKAYE

İran-Irak savaşında kocasını kaybeden bir kadın, üç çocuğuyla beraber açlık ve sefaletle mücadele ederken gelen ilâhi yardımlar… İnfâk hususunda yaşanmış, ibret alınacak müthiş bir hikaye.

İran-Irak Savaşında kaybettiği kocasının biriktirmiş olduğu imkânları da çoktan tüketmiş, bir gün aç, bir gün tok yaşar hale gelmişlerdi. Kendi neyse de geride kalan üç çocuk yokluk bilmiyor, acıkınca feryadı basıyorlardı.

Kerkük’ün sokaklarında ise sefâlet kol geziyordu. Kim kime yardım edecek, destek olacaktı?..

İşsizlik yaygındı. Çevresi de perişandı. Bir yanı yıkılmaya yüz tutmuş evceğizinin camından yola doğru ümitsizce bakarken bir taksinin kapının önünde durduğunu, içinden de bir yolcunun indiğini gördü. Demek ki taksi şoföründe az çok para olacaktı. Çünkü müşteri indirmişti. Bütün cesaretini ve ümidini toplayarak evden çıkıp yola koştu. Yaklaşıp direksiyon başında arabasını hareket ettirmek üzere olan şoföre seslendi:

“–Sakın beni dilenci falan zannetmeyin. Üç çocuğumla üç gündür aç beklemekteyim. Bu gidişle namusumun lekelenmesinden korkmaya başladım. Allah rızası için yardımda bulunun. Ben açlıktan ölmeye razıyım. Fakat çocuklarımın çığlıklarına tahammül edemiyorum…”

Beklenmedik bir anda gelen bu Allah rızası için yardım talebi zaten kıt kanaat geçinen şoförü şaşırtmıştı. Düşünmeye başladı.

Cebinde bir miktar parası vardı var olmasına. Ancak bu parayı aylardır biriktiriyordu. Çünkü taksisinin dört lastiği de eskimişti. Onları değiştirmek için çırpınıyordu. Zaten akşamları eve gelince hanım da devamlı ikaz etmekten geri kal­mıyordu:

“-Ne zaman değiştireceksin bu lâstikleri? Birazcık geç kalsan aklıma kötü şeyler geliyor. Acaba bir kaza mı yaptı kabak lastiklerle? diye korku içinde bekliyorum.”

ŞEYTANIN VESVESELERİNE ALDANMADI

O an için nefsi ve şeytanı birlik olup vesvese vermeye başladılar:

“-Sen zaten zor geçinen kimsesin. Yardım edecek du­rumda değilsin. Bas gaza, git yoluna.” Fakat imanı ve vicdanı da sesleniyorlardı:

“-Para dediğin şey böyle gün için lâzım olur. Belli olmaz. Allah’ın rızasının nerede olduğu. Biriktirdiğin parayı bu muh­taç hanıma vermelisin. Tam yeridir!”

BİRİKTİRDİĞİ PARAYI MUHTAÇ OLAN KADINA VERDİ

Nihayet nefsini ve şeytanını yenmiş, cebindeki parayı tümüyle uzatarak:

“- Al bacım, sen namusunla yaşa. Bu para bir müddet idare eder. Sonrasına da Allah başka sebepler yaratır” demiş, minnet etmemek için de hemen gaza basıp oradan uzaklaşırken, kadının:

“-Sen benim ihtiyacımı karşıladın, Allah da senin ihti­yacını karşılasın.” duasını duymuş, gün boyunca kulaklarında çınlayan bu duaya hep “Âmin” deyip durmuştu. Akşam eve gelince beklediği soruya yine muhatap oldu:

“- Hâlâ değiştirmemişsin arabanın lâstiklerini?” Adam, hiçbir şey hissettirmeden:

“-Bir lâstikçiyle anlaştım. Yeni lastikler gelince hemen değiştirecek.” diyerek geçiştirdi.

Bu geçiştirme işi birkaç gün devam ettiği için bir akşam yine eve gelirken iyice sıkılmış, bu defa ne diyeceğim diye düşünürken hiç beklenmedik bir durumla karşılaşmıştı.

Hanım bu defa kendisine adres yazılı bir kâğıt uzatmış, sonra da şöyle demişti:

“- Bugün lâstikçi geldi, şu adresi verdi. Yarın bana gelsin lâstiklerini değiştireceğim, deyip gitti. Al bu adresi”dedi.

Belli etmemişse de bunun izahını yapamamıştı. Çünkü böyle bir lâstikçi ile konuşmamıştı. Merakla sabahı bekledi.

TAM ÜÇ GÜNDÜR RESÛLULLAH RÜYAMA GİRİYOR VE…

İlk işi kâğıttaki adrese gitmek oldu. Garipliğe bakın ki tamir­ciyi hayatında hiç görmemiş, buraya hiç gelmemişti. Elindeki kâğıdı uzatınca bir şaşkınlık iki tarafta da yaşandı. Adam:

“-Sen o musun?” deyip boynuna sarıldı, başladı hıçkıra hıçkıra ağlamaya. Sonra da şöyle devam etti:

“-Tam üç gündür Resûlullah -sallâllahu aleyhi ve sellem- rüyama giriyor ve bana, “Şu adresteki şoförün lâstiklerini değiştir, ücret olarak da benim şefaatime nail ol”buyuruyor. Allah için söyle. Sen ne türlü bir İyilik ettin, nasıl bir hayır dua aldın ki, Resûlullah -sallâllahu aleyhi ve sellem- üç gündür beni İkaz ediyor, senin lâstiğini değiştirmem için beni vazifelendiriyor?”

6 Nisan 2019
Okunma
bosluk

Hz. Musa Aleyhisselam ve Fakir Adam

Hz. Musa Aleyhisselam ve Fakir Adam

Musa Aleyhisselam bir fakiri görür, fakir giyeceği olmadığı için kumun içine girmiştir.
Fakir:
– Ya Musa, bana dua et. Cenab-ı Hak ban yetişecek kadar dünyalık versin, yoksulluk beni tüketti.
Musa Aleyhisselam dua eder, Hak Teala fakire dünyalık verir.
Bir müddet sonra Musa Aleyhisselam bir kalabalık görür, ne oluyor diye yaklaştığında, o fakirin kalabalığın ortasında olduğunu görür ve sorar.
– Bu ne haldir, ne oluyor burada?
– Bu adam şarap içmiş, kavga etmiş, kavga ettiği adamı da öldürmüş, şimdi ona kısas uygulanacak.

Musa Alayhisselam bunun üzerine, Allah’ın adaletine bir kere daha iman ve bu cüretinden dolayı tovbe eder ve şu ayeti okur:
“Eğer Cenab-ı Hakk kullarına rızkı lüzumundan fazla verseydi, yeryüzünde ne azgınlıklar yaparlardı”

Allah herkese layık olduğu şeyi vermiştir.
Öküzdeki iki boynuz eğer eşekte olsaydı, kimseyi yanına sokmazdı.
Bazı acizler olur ki kuvvet kazanır kazanmaz, kalkar acizlerin elini büker.

6 Nisan 2019
Hz. Musa Aleyhisselam ve Fakir Adam için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

SELAMLAŞMA ÂDÂBI

SELAMLAŞMA ÂDÂBI

 

 

Selamun Aleykum  ve Rahmatullahi  ve Berekatuhu…

Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz buyuruyorlar ki:

‘Binekli olan, yaya yürüyene selâm verir. Bir topluluktan birisi selâm verince, diğerlerine de kâfi gelir.’

Selâm vermek sünnet, almak ise farzdır. Selâm vermenin sünnet oluşu, muhtelif hadîs-i şeriflerle sâbittir. Almanın farz oluşu ise, ‘Size bir selâm verildiğinde, siz ondan daha güzeli ile (alın) selâmlayın. Yahut onu, aynen o selâmla karşılayın’ (S. Nisâ, 86) meâlindeki âyet-i kerime ile sâbittir.

 

Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyet olunan bir hadîs-i şerifte Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuşlardır: ‘Selâmı küçük büyüğe, binekli olan yürüyene, yürüyen oturana ve az olan kalabalık olana verir.’

Amru’bnü Atâ (r.a.)’nın oğlu Muhammed (rh.) anlatıyor:

‘Abdullah ibnü Abbas (r.anhümâ)’ın yanında oturuyordum. Onun huzuruna Yemen halkından bir adam girdi ve ‘es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berakâtüh’ diyerek selâm verdi. Sonra bir şeyler daha ilâve etti. O zamanlar gözleri a’mâ olan İbnü Abbas (r.a.):

‘ Bu kim? diye sordu. Oradakiler:

‘ Bu sana gelen bir Yemenli’dir, diye onu kendisine tanıttılar. Bunun üzerine İbnü Abbas (r.a.):

‘ Selâm, bereketle tamamlanır, buyurdu.

Yani selâm, ‘Ve berakâtüh’ sözü ile tamamlanmış olur. Bundan başka bir şey ilâve edilmez.

Enes ibnü Mâlik (r.a.) anlatıyor:

‘Ömer ibnü Hattâb (r.a.)’ı dinledim. Bir adam ona selâm verdi. O da selâmını aldı. Sonra adama:

‘ Nasılsın? diyerek hâlini-hatırını sordu. O da:

‘ Allâh’a hamdolsun, diye karşılık verdi.

Bunun üzerine Hz. Ömer (r.a.):

‘ İşte, senden istediğim budur, buyurdu.’

Bu sözüyle Hz. Ömer (r.a.); mü’minin başta akıl, sıhhat-âfiyet nimetleri, İslâm nîmeti ve Ümmet-i Muhammed’den olma nimetlerini kendisine meccânen ihsân eden Allah Teâlâ’ya hamdetmesi, ona şükretmesi gerektiğini anlatmak istedi.

23 Ocak 2012
SELAMLAŞMA ÂDÂBI için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk
sohbet Son Yazılar FriendFeed

Sohbet Girişi

Nickiniz :
Şifreniz :  

Kumsal Yazılar

Kategoriler


Seo tarafından seohocasi v2 temasısohbetsohbet asdsadasdsadsadasdasdasdsad