Mc Donalds ta çalışırken

Mc Donalds ta çalışırken

Liseye giderken ek olarak Mc Donalds ta çalışıyordum orda Erdal diye biriyle tanistiydim çok iyi biriydi güller yuzluydu evliydi ama mutsuzdu turkiyeden damat olarak geldiydu almancasi kirikti yani anlasiliyordu konusmazsu adam çok mutsuzdu gorucu usulu evlendim pişmanım diyordu eşide evde baski yapıyordu ona ben açıyordum ona ve eşine kızıyordum turkiyeden getitdin diye ezmene gerek yok da ama hep aynisi turkiyeden gelin olsun damat olsun burda eziliyor buraya ayak uyduramıyorlar. Erdal Mc Donalds da çalışırken çok mutluydu çünkü başka ortama giriyordu ve çok arladaslik edindi erdal esinden ayrılamıyordu cunku ayrilsa turkiyeye geru gitmesu gerek oda gitmek istemediği için katlanıyordu eşine. Mc Donaldsin Noel yemegi vardı oraya gittim Mcdonaldsdaki herzek oraya gitti bende ordaydım orda ozan vardi aleviydi ona karsi biraz hayranlik duyuyordum bunu erdal biliyordu hatta aranızı yapayim diyordu bende yok olmaz cunku ozanin babansi ve benim babam birbirilerini tanıyordu babamin kullagina gidecek diye korkuyordum.Ogun ben baya içki ictum partite cesaretimi topladim gittim ozana ve dedim ona ona karsi birsey hisettigimi oda bana tebessüm eti oda sarhoştu sonucta .Ertesi gün oldu erdal bana dedi kız sen dün ozana dedin ona karsi duygularini oda ama sarhoştu dedi neyy dedim baya korktum ya iyiki oda sarhoştu dedim erdal.

12 Eylül 2019
Mc Donalds ta çalışırken için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Anaokulda hayranlik Giovanni icin

Anaokulda  hayranlik  Giovanni icin

Evet hersey anaokulda başladı bir italyan küçük çocuğa karşı hayranlık duyuyordum.Birgun anaokulu yoktu o gün ikimizde gittik baktik kimseler yok biz eve geri gitmedik ikimizde orda kaldik kapinin önünde beraber zaman gecirdik oynadık çok guzeldi evede saat 12 kilisenin saati calinca gittik annemler fark etmedi cunku ayni saate eve geldigim için söylemedim söyleseydim babam kizardi bana.Cok guzel bir gün Giovanniyle gecirdim hatıra kaldı bana

11 Eylül 2019
Anaokulda hayranlik Giovanni icin için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Kimsesiz Kahraman Askerin Hikayesi

Kimsesiz Kahraman Askerin Hikayesi

Merhaba Arkadaşlar,

Sizlerle çok kıymetli bir arkadaşımın hikayesini paylaşmak istiyorum. Bu hikaye herkesin unuttuğu Dağlıca karakol baskınında şehit düşen silah arkadaşımın gerçek hikayesidir.

Onunla yollarımız acemi birliğimiz olan İzmir Foça Komando Okulunda kesişti. Çok sessiz bir arkadaşımızdı. Hiç konuşmazdı fakat çok cesur ve yardım sever biriydi. Hep onu bir yerlere dalıp giderken görürdüm. Tabi bu dinlenme zamanlarımızda. Nöbet ve eğitimde üstüne adam tanımazdım. Komutanlar bile ona hayrandı.

Sonra bizi Isparta Eğirdir Dağ ve Komando Okulu’na yolladılar. Ben izine gittim o direk oraya gitti izin kullanmadı. Orda buluştuğumuzda sordum; “neden izine ayrılmadın.” “Nereye gideyim kimsem yok boş boş yollarda mı gezeyim” dedi. Dedim, “bize çağırdım gelmedin.” Sonra hikayesini anlattı.

İstanbullu olan bu arkadaşımın annesi ve babası trafik kazasında ölmüş. O zaman 4 yaşındaymış ve anne babası da yetimhane de tanışıp evlendiğinden hiç akrabası yokmuş.

Zaten hiç mektup da gelmezdi bir kere komutan çağırıp ‘’oğlum senin neden arayanın soranın yok’’ demişti.

Benim en samimi arkadaşlarımdan olmuştu. Usta birliğimiz de aynı yerdi ilk başta toplanma merkezi Erzurum, oradan Ağrı ve Dağlıca karakolu. Bizi bir süre Şırnak üs bölgesinde tuttular. Cudi, Gabar, Cehennem Deresi operasyon bölgemizdi.

Gece hava çok soğuktu termometre dağda -35 – 40 derece vardı. O kadar soğuk ki ellerimiz ve yüzümüz kanıyor ve soğuktan yarılıyordu. Benim sol elim simsiyah olmuştu. Yumruk yaptığımda iskeletimi görüyordum, bildiğiniz çatlak var ya, onu satırla kesilmiş gibi düşünün. Komutanlarım krem verdi de günler sonra o krem sayesinde iyileşmişti.

O gece tipi de çatışma çıktı. 3-4 saat gece boyunca silahlar hiç susmadı. Ben her yerde arkadaşımı arıyordum fakat göremedim. Meğerse 300 metre ilerde 3 teröristi öldürmüş üstlerinde hareketsiz yatıyordu. Elinde odun kestiğimiz nacak vardı. Yaşıyordu helikopterle hastaneye götürdük. Doktorlar vücudundan 64 mermi çıktığını söylediler. Kendi mermisi bitince nacakla teröristlere saldırmış. 3 teröristi bunla öldürmüş ve bir sürü mermi yemiş. 6 ay yoğun bakımda kaldı. Bir gün ziyaretine gittik komutanlarımızla. Bana zarf uzattı ve ‘’al bunu’’ dedi. Kapalı büyük zarf.’’ Şimdi açma senin’’ dedi. Oğlum saçmalama falan bırak desem de dinlemedi.

Aldım zarfı biz Karakola geri döndük. 1 gün sonra telefon geldi. Şehid oldu dediler. Ben yığılıp kaldım.

Arkadaşım can yoldaşım nasıl ağladıysam beni de hastaneye kaldırdılar. 3 gün orda baygın kalmışım.

Zarfı açtığımda içinde operasyonda verilen maaşlar ve not vardı. Maaşını hiç harcamamış. Biriktirmiş mübarek adam. Not aynen şuydu:

‘’Bu zarfı açtıysan ben hayatta değilim demektir. Hepsini dilediğin gibi harca, evleneceksin benim de katkım olsun. Eşinle birlikte uzun ömürlerin olsun. Tek isteğim var kabul edersen, çocuğuna ikinci isim olarak erkek olursa benim adımı koy’’ dedi.

Ben terhis oldum evlendim, çocuğumun adını kahraman arkadaşımın adını koydum.

Allah Gani Gani rahmet eylesin.

11 Eylül 2019
Kimsesiz Kahraman Askerin Hikayesi için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Hayatın İçinden Bir Hikaye; “Adam Olmak”

Hayatın İçinden Bir Hikaye; “Adam Olmak”

Gece alabildiğine aydınlık, dolunay semaya takılmış sokak lambası gibi her yeri aydınlatıyor. Bu güzel geceye ayrı bir güzellik katan mehtap tatlı tatlı yüzünü okşuyordu. Denizin tuzlu nemiyle mehtap hüzünlü kalbini kavuruyor, nemin ıslaklığı gözyaşlarına dönüşüyor ve damlalar yanağından kalbinin üzerine göğüslerine doğru sızıyor.Ne acınacak bir hal. Bu ışıl ışıl parlayan dolunaylı gecede herkes ailecek çoluk çocuk dolaşıyor. Bir, o yalnız kimsesiz.Görev yaptığı köyden büyük ideallerle umutlarla bu koca şehre gelmişti. Ne acıdır ki, yapayalnız gelmek zorunda kalmıştı. Ne eşini ne çocuklarını ne de doğru dürüst bir eşya getirebilmişti. Ailesi, bilhassa eşinin ailesi bu büyük şehre tayininin çıkmasına sevinecekleri yerde, karşı çıktılar. Neymiş, büyük şehir kalabalık ve pahalı olduğundan hayat zor olurmuş. Fakat büyük şehrin büyük imkanları olur. Bilhassa çocukları yetiştirmek köyden daha iyidir.Eşi onunla gelmemek için bir bahane uydurdu “Adam olmamış, eğer adam olsaymış elin memleketi değil kendi memleketleri Denizli’ye gidermiş.” Acaba adamlığın ölçüsü ne? Memleketlerine gitmemenin adam olmayla ne alakası var? Adam olmaktan murad ne? Geldiğinden bu yana hep bunu düşünüyordu.Bu güzel akşam biraz dolaşıp efkâr dağıtayım demiş fakat ne gezer. Herkesi ferahlatan mehtap hicranına hicran katmış, mehtabın nemi gözyaşlarına dönüşmüş adeta yüzünü yıkıyordu. Hıçkırıklarla kendini eve zor attı. Dışarı ne kadar aydınlıksa ev o kadar karanlıktı. Işıkları açsa bile yine karanlık yine soğuk ve mahzun. Aynı kalbi gibi.Eve girer girmez evin tek eşyası olan çekyata patates çuvalı gibi yığıldı. Boşluğa düşer gibi oturakaldı. Boşlukta idi yapayalnız dertlerin en çetiniyle imtihan ediliyordu. Karısı tarafından terk edilmiş adam olmuş, herkes bir şeyler söylüyor dedikodusunu yapıyordu. Bunlara bozulmuyor, hiçbir sebep yokken sırf tayinin, büyük şehir İzmir’e çıktı diye terk edilmesini içerliyordu.Çekyatta iki büklüm oturmuş, kafası nerdeyse secde halinde iki eli arasında derin düşüncelere daldı. Adam olmak! Şimdi tek düşüncesi bu idi. Adam olmak: lüks elbise giyip, lüks araba ve ev sahibi olup etrafına caka satmak mı? Adam olmak: Nasıl olursa olsun haram helâla bakmadan çok para kazanıp  göstermelik itibar kazanıp insanların yüzüne gülüp arkasından sövmesi mi?  Adam olmak: Makam mevki sahibi olup bunu kötüye kullanarak her türlü hile-hurda isleri yapmak ve lüks hayat yaşamak mı? Adam olmak: düzgün bir ahlaka ve karaktere sahip olmayıp yalakalıkla her telden çalıp şirin görünerek ailesini aldatmak mı? Yoksa adam olmak: düzgün, geçerli, hatırı sayılır, itibarlı bir iş, meslek sahibi olmak, içi neyse dışı da öyle olmak, hiçbir zaman yalana, hileye, hurdaya başvurmamak, ailesine evine sıkı sıkıya bağlı olmak mı?  Acaba bunlardan hangisi adam olmanın özellikleri, şartları?Halbuki, her kesimin saygı duyduğu bir mesleği var. İMAM yani cami hocası. Tertemiz, itibar, sevgi, saygı duyulan bir meslek. Hem mesleği hem de ahlâk ve dürüstlüğü sayesinde görev yaptığı köyde kadınından erkeğine, çoluğundan çocuğuna, gencinden ihtiyarına hemen hemen hepsi onu sevip saymıştı. Kimin kapısını çalsa büyük hürmetle eve davet edilir, kendisine nasıl ikram edileceği  şaşırılırdı.Köyden ayrılışını bir görecektiniz. Köy halkı hocasını uğurlamak için toplanmıştı. Zaten az olan eşyayı hocanın elini değdirmeden bir çırpıda taşıyıp yüklediler. Eşyalar yüklenip ayrılık zamanı gelince köylüler genci ihtiyarı ile hocayla vedalaşmak ve helalleşmek için adeta yarışırcasına tokalaşıyorlar, sarmaşıyorlar ve ağlıyorlardı. Kadınlar ise pencerelerden hocalarına el sallıyorlar ve ağlayarak hakkını helal et hoca diye bağırıyorlardı.Böyle hüzünlü bir veda ile ayrılmıştı. Hüznü ve sevinci bir arada yaşıyordu. Çünkü köylülerin gözünde adam olmuş ki böyle uğurlanıyor. Dahası köylüler yolcu etmekle kalmamışlar köyün muhtarının arabası ile üç beş kişi onunla beraber eşyaları yerleştirmeye geldiler. İzmir’e varınca ona yine el sürdürmediler. Koca muhtar bile eşyaları taşıdı. Hocalarını gözleri görerek evine bırakıp döndüler.İşte, adam olmak böyle bir şey herhalde. “Kişinin arkasında bir hoş seda bırakması.”Bunu onun kayınvalidesine ve eşine birileri anlatması gerek.

11 Eylül 2019
Hayatın İçinden Bir Hikaye; “Adam Olmak” için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk
sohbet Son Yazılar FriendFeed

Sohbet Girişi

Nickiniz :
Şifreniz :  

Kumsal Yazılar

Kategoriler


Seo tarafından seohocasi v2 temasısohbetsohbet asdsadasdsadsadasdasdasdsad