Aynadaki_DeLi:bölüm:22

Aynadaki_DeLi:bölüm:22
Hayatımın Kadını İlayda

nickli ismi süleyman olan arkadaşın internet kafesinde buluşma kararı aldık uneguip internet kafe hayatımın en güzel yıllarının geçtiği internet kafe benim nickim o dönemlerde Aynadaki_DeLi idi dikkat çeken bir nicki herkeste beni severdi ağır başlıydık deli doluyduk ama kimseye yanlışımız ahlaksızlığımız olmadığı için beni aralarına aldılar o dönemde Konyachati bilmiyordum ben genelde küçük sitelerde takılıyordum Konyachat büyük bir siteydi 250 300 useri olan çoğunluğu yurt dışı girişli bir site site sahibi Konyalıydı yurt dışıdna yaşıyordu kanalı Enigman Ve Bronx nickli 2 tane arkadaşa emanet etmişti ikiside Root Adminlik yapıyordu yönetim onlardaydı süleyman benden ufaktı ben en büyükleriydim samimiyetimiz ilerleyince bana dedi cello istiyosan sana sohbet kanalının Founderliğini vereyim dedim bende tmm olur biladerim sıkıntı yok dedim Founderliği aldım o dönemde arap diye bildiğimiz bir arkadaş Founderdi onun elinden aldı bana verdi kanalı ben muhteşem bir şekilde kanalı yönetmeye başladım asla taviz vermiyordum herkese eşit davranıyor adaletli davranıyordum kanaldaki oper arkadaşlar ircoplar services ve net adminler kimse kanala karışmıyordu musade etmiyordum sadece kendim halfop ta kalıyor tabiri caiz ise terör estiriyordum kanalda scriptimizin ismi paff küff scripti o kadar rahattık yani kafede gece 12 den sonra kepenkleri üstümüze kapatıyoruz bir kaç tane sağlam arkadaşımla beraber EXTAZY atıyor dukkanda patlıyorduk bir taraftan esrar sarıyordu arkadaşlar içiyor eğleniyorduk extazy ve esrarın etkisinde kaldığımız için duygusala bağlıyorduk karşımızdaki hangi bayan olursa olsun kafalıyorduk tavlıyorduk benim kafamın iyiliğie öyle güzel sözler yazıyordumki hatunu resmen esir alıyordum hatun kanaldan çıktığında bana aşık olmuş bir şekilde kanaldan çıkıyordu memleket memleket gezdim hatunların peşinde boşlukta ve arayıştaydım kendimi kaybetmiştim ne bir hayalim vardı nede bir düşüncem tek düşündüğüm günü kurtarıp kafayı kurtarmaktı sadece içiyorduk alkol uyuşturucu esrar bataklığın içindeydik işte öyle bir dönemimde ilayda karşıma çıktı okyanus ötesinde o dönemler msn vardı görüntülü sohbet skype pek etkin değildi herkes msn kullanıyordu ben ilaydaya hayal kırıklığına uğramaması için en çirkin resmimi gösterdim oda bana gözlüklü bir resmini gösterdi benden özel bir ricası vardı birbirimizi görmeden sevebilmeliydik beni dış güzelliğim için sevmeni

12 Mayıs 2019
Aynadaki_DeLi:bölüm:22 için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Aynadaki_DeLi:Bölüm11:

Aynadaki_DeLi:Bölüm11:
Ah Bir Çocuk Olsaydım…!

Çocukluk dönemim 1982 ve 1990 arası konya merkez selçuklu ilçesine bağlı fatih ışıklar mahallesinde geçmişti…Anne ve babam yeni ayrılmış ben annemin köyü olan o zamandaki adı Hasanköy olan köyümüzde büyük dedem mehmet azman rahmetli olana kadar beni çok severdi benimle özel olarak ilgilenir ne istersem alırdı daha minicik bir çocuktum..İnsan ların kötülüklerinden fitneliklerden fesatlıklardan bir haber masum bir çocuk annemin sonradan bana anlattığına göre en büyük dayım olan hasan hüseyin anneme yani aplasına benden için öz yeğeni için buda aynı babası gibi şerefsiz olur hayvanların ineklerin altına at gebersin gitsin diye bir laf etmiş…İnsanlar niye bu kadar acımasız ve gaddar olurlarki baba larının gunahları neden evlatlarına mal edilir masum çocukların ne gunahı vardır annem 3 tane evladını toprağa vermiş ve en son beni dunya ya getirmiş sırf ben yaşayayım diye 1 er hafta arayla her cuma mevlana türbesine gitmiş dua etmiş.. mevlana hz retlerinin yüzü suyu hürmetine allahü tealaya yalvarmış yakarmış allahım ne olur bu çocuğum artık yaşasın diye ben dunyaya geldikten sonra adımı mevlananın adı olan celalettin koymuş.böyle zorluklar çeken bir kadına evlat hasretiyle yanıp tutuşan bir kadına nasıl böyle bir laf edilirki annem ilk anlattığında bana sitem edercesine anlatmıştı çok üzülmüştüm tabi ANNE olanlar evlat hasreti nedir evlat kokusu nedir nasıl bilebilirlerki bilemezler elbet tabi bu benim içimde bir ah olarak yıllarca kalmıştı.büyük dedem mehmet 1986 yılında vefat ettiği güne kadar bana sahiplenmiş benimle ilgilenmiş neden olsa ilk torunuydum ilk göz ağrısıydım ilk defa dede olan insanlar daha iyi bilirler benim anlatmak istediğimi yoğurt u çok severmişim tabi yoyurt diye tabir edermişim bana anlattıklarına göre zaten bende r özürlüğü var:) konuşurken r leri yiyorum:) en sevdiğim yönüm hafızamdır büyük dedem mehmet in yüzünü hayal mayalde olsa hatırlarım rahmetli olduğunda 4 yaşınaydım daha… annem babam la ayrıldığı dönemlerde talipleri olmuş talip olanlar bekar oldukları için kabul etmemiş annemin tek derdi benim le ilgilenecek bana sahip çıkacak kendisi gibi dul çocuğu olan bir adam la evlenmek istemesiydi düşüncesi ben evlendiğim adamın çocuklarına bakarım evlendiğim adam ise benim 1 tane evladıma bakar mutlu mesut yaşarız gideriz…ama hayaller ve hayat lar farklı oluyor elbet…çocukluğum hasanköy de geçiyordu annemin babası olan dedem ismail azman ın ilk torunuydum ilk göz ağrısı dedemin en sevdiğim huyu düşmanının çocuğu bile olsa çocukları çok sever ellerinden tutar bahçesinde meyve ağaçları var kiraz elma kayısı vişne şeftali armut dedem çocuklara sorar hangi meyveyi isterse koparır yedirirdi..dedem acaba niye bu kadar çocuklara düşkündü nedeni belliydi elbet ANNE&BABA şefkati göremediği için…! her zaman derim bu hayatta nedensiz ve sebepsiz hiç bir şey olmaz…Baba ve anne lerin gunahı asla evlatlarına yansıtılmamalı her insanın kaderi alın yazısı farklı yazılmıştır.masum gunahsız çocuklar dunyaya gelirken anne ve babalarını seçme şansına sahip değiller…!Devamı Gelicek

23 Mart 2019
Okunma
bosluk

Her bir gözyaşı damlasının eşi yok

Her bir gözyaşı damlasının eşi yok

2

 Hollandalı bilim insanı ve fotoğrafçı Maurice Mikkers, gözyaşı damlasının mikroskop altındaki görünüşünün fotoğrafını çekti. İlk bakışta kristalize buz parçacıklarını andıran gözyaşı damlalarının her birinin birbirinden eşsiz görüntüye sahip olduğu ortaya çıktı. Duygusallık, acı biber ya da soğan doğrama gibi farklı sebeplerle ortaya çıkan gözyaşı damlalarını inceleyen Mikkers, farklı dizaynlarla karşılaştı. Farklı sebeplere dayalı gözyaşının vücutta farklı etki yaratan moleküllerden oluştuğu kanıtlanmıştı.

1 Mart 2016
Her bir gözyaşı damlasının eşi yok için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Göz Yaşı Bir Kalp Amelidir

Göz Yaşı Bir Kalp Amelidir

“Ağlayın su yükselsin

Belki kurtulur gemi

Anne seccaden gelsin

Bize dua et e mi!”

“Dua, dua, eller karıncalanmış;

Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış.

Gözyaşı bir tarla, hep yoncalanmış…

Bir soluk, bir tütsü, bir uçan buğu;

İplik ki, incecik, örer boşluğu”

Necip Fazıl Kısakürek

……

Bir çocuk yetiştirmişsiniz, gitmiş, sınıfın ortasında öğretmenine üstüste bıçak saplamış ve yere yığılmasına yol açmış.

Yüreğine ne oldu o çocuğun?

Üç yaşındaki üvey çocuğunu, çok ağlıyor diye duvara çarpıp ölümüne yol açan annenin yüreğine ne oldu?

Üniversite mezunu genç kız, annesini öldürüp, kolunu bacağını parçalayıp bir valize koyarken neyini kaybetti?

Eşini sokak ortasında bıçak darbeleri ile katleden kocanın yüreğine ne oldu?

Yere düşen adama tekme üstüne tekme vuran güvenlik görevlisinin yüreğinde şefkat olmadığı belli ama ne var?

Arkadaşlarını mezarlığa götürüp işkence yapan çocuk yaştaki genç kızlar, böyle büyüdüklerinde nasıl bir varlığa dönüşürler?

Bir baba… Peygamber aleyhisselam torunlarını bağrına basıp öpüp koklarken, ‘Biz çocuklarımızı böyle hiç sevmeyiz.” diyen… Ve Rasulullah’ın, “Allah senin yüreğine merhametten eser koymamışsa ne yapayım” dediği…

……

Biz neyi kaybettik?

Göz yaşını. Merhameti. Kalbi. İslam’ı…

Müslüman yufka yüreğini.

……

İslam insanı rahmet insanıdır.

Onun Rabbinin güzel isimleri gafurdur, rahmandır, rahimdir, rauftur.

Onun peygamberinin fârik vasfı alemlere rahmet olmaktır.

Peygamber yüreğinden yüreğimize akış kanallarını kaybettik biz.

Rahman’dan akışlar sağlayan kanalları tıkadık biz.

….

Gözyaşı, Rasulullah Efendimizin mübarek şemailinin bir parçasıdır.

O, namazda, göğsünden kazan fokurtusuna benzer sesler gelircesine ağlayandır.

Neden?

O duada, “Ya Rabbi, eğer bugün burada şu bir avuç müslüman helâk olursa, artık yeryüzünde sana ibadet edecek kimse kalmaz!” derken göz yaşları ile Bedir’in çölünü ıslatandır.

Neden?

O, Kur’an dinlerken gözlerinden yaşlar boşanandır.

Neden?

O, evladını toprağa verirken gözleri yaşarandır.

Neden?

O, “Benim bildiğimi bilseydiniz az güler çok ağlardınız” diyerek, göz yaşını Peygamberane irfanın içine yerleştirendir.

Neden?

O, “Allah katında hiçbir şey, iki damla ve iki izden daha sevimli değildir.” diyen ve iki damladan birisinin “Allah korkusuyla akıtılan gözyaşı damlası” olduğunu bildirendir. (Tirmizi, Fezailü’l cihad, 26)

……..

Gözyaşı Rabbani ıstılaha girmiş bir sözcüktür, bir Kur’an kelimesidir.

“İnsanlar düşünsünler” diye verilen bir örnekte “Eğer Biz Kuran’ı bir dağa indirmiş olsaydık, sen, onun, Allah korkusuyla başeğerek parça parça olduğunu görürdün.” buyuruluyor. (Haşr, 21) Ne var ki Kur’an’da, dağlar onu idrak ediyor ve “Allah korkusu ile baş eğerek paramparça oluyor” ve bize bir şey olmuyor.

Dağlarda ne var, bizde ne yok?

Bakın Kur’an, nasıl bir mü’min tarifi yapıyor:

“Mü’minler ancak o kimselerdir ki; Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. O’nun âyetleri kendilerine okunduğu zaman (bu) onların imanlarını artırır. Onlar sadece Rablerine tevekkül ederler.” (Enfal, 2, Hac, 35)

“Allah anılınca kalbi ürperen insan.”

“Allah’ın ayetleri okununca imanları artan insan.”

Her ikisinde de devreye giren bir kalb farkı var.

Acaba dağların da kalbi mi var?

“Uhud bizi sever, bizi Uhud’u severiz” derken de Allah Rasulü (s.a.), dağların kalbine mi işaret etmiş oluyor.

Kur’an, bir yerde sanki taşların da bir kalbi varmış ve “taşlaşmış kalb”ten daha kıymetli taşlar varmış gibi taş ve kalb farkına dikkat çekiyor:

“Sonra kalbleriniz yine katılaştı, taş gibi, hatta daha da katı oldu. Nitekim taşlar arasında kendisinden ırmaklar fışkıran vardır; yarılıp su çıkan vardır; Allah korkusundan yuvarlananlar vardır. Allah yaptıklarınızı bilmez değildir.” (Bakara, 74)

Taştan daha katı bir kalb, Kur’an’ın istediği kalb değil belli ki.

Kur’an o farklı kalbe hep işaret edip durur:

“Rahman’ın ayetleri onlara okunduğu zaman ağlayarak yüz üstü secdeye kapananlar… Kur’an’ı işitince Allah’a teslimiyetleri artanlar…” (İsra, 109)

Kim onlar?

Kur’an onları anlatıyor: “Peygamberler, Adem’in soyundan gelenler, Nuh’un gemisine binenler, İbrahim’in, İsmail’in neslinden doğru yola erdirilmiş olanlar…” (Meryem, 58)

Kur’an’la o kalbin ilişkisine dair bir başka ayet şöyledir:

“Peygamber’e indirilen (Kur’ân)­i din­ledikleri zaman, onun hak olduğunu öğrendiklerinden dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Onlar: “ Ey Rabb’imiz iman ettik, bizi de şahitlerden yaz” derler.” (Maide, 83)

……

Göz yaşının ve amellerin kalbi boyutunun bir de ebedi alem karşılığı var.

Allah Rasulü (s.a.)buyuruyor:

“Allah korkusuyla göz yaşı döken kişi, sağılmış süt memeye dönmedikçe cehenneme girmez.” (Tirmizî, Zühd 9.

Rasulullah (s.a.) “Başka bir gölgenin bulunmadığı Kıyamet gününde Allah Teala, yedi sınıf insanı arşın gölgesinde barındıracaktır.” buyurur ve “Tenhada Allah’ı anıp göz yaşı döken kişi.”yi onların arasında sayar. (Buhari, Ezan, 36)

Demek, göz yaşı ve kalbi rabıta, amelin Rahman nezdindeki kıymetini katlandırıyor. Amelin içini dolduruyor belki de.

Çünkü;

Göz yaşı, duaları ve tevbeleri kalbe irtibatlandıran, kalbden kaynaklandırandır.

Dil ile kalb arasındaki irtibatın ürünüdür gözyaşı.

Çünkü;

Gözyaşı bir kalb amelidir.

Tevbe bir kalb amelidir.

Dua bir kalb amelidir.

Onun için,

Dualara gözyaşı eşlik etmelidir Dergah-ı İzzet’e sunulurken…

Tevbelere göz yaşı eşlik etmelidir Rabbin mağfiret kapısı çalınırken.

Yüreklerde bir ürperiş ve titreyiş aranmalıdır “Allah” denilirken…

Kalbler, en azından Kur’an’ın nüzulünden etkilenen dağlar ile bir akisleşme içine girmelidir Kur’an sesi duyduğunda…

Ve Müslüman, göz yaşı ile yıkamalı evreni yeniden, insanın yüreğini İslam’ın rahmet aşısı ile aşılamalı. Rahman’dan ve Rahim’den bir aşı ile…

…..

Kaç zamandır ağlamıyoruz?

Kabe bizi ağlatmıyorsa…

Vakfede ellerimizi açtığımızda kalbimizde ve gözlerimizde bir ürperiş olmuyorsa…

Kur’an okuyup, dinleyip de ayetlerin dünyasında gezinirken içimizde kaynayışlar geçekleşmiyorsa…

Tevbelerimize göz yaşı eşlik etmiyorsa…

Dualarımızı göz yaşı eşliğinde gönderemiyorsak…

Annemizi, babamızı, hatta evladımızı ebediyyete uğurlarken bir-iki damla göz yaşına hasret kalmışsak…

Küresel çapta yaşanan mazlumiyetler, insanın ezilişi yüreğimizi tırmalamıyorsa…

Secdelerimize ayda yılda bir, bir farklı ürperiş eşlik etmiyorsa…

…..

Yüreğimiz nerede diye bakmak, bir kalb tabibine baktırmak lazım.

Gözlerimizin kanalları kurumuşsa tedavi ettirmek lazım.

Gözlerimizle kalblerimiz arasındaki kanalların tarümar olup olmadığına baktırmak lazım.

İçimizde “Müslüman yufka yü­reği”nden bir eser kalmış mı, araştırmak lazım.

 

Ahmet Taşgetiren

23 Aralık 2012
Göz Yaşı Bir Kalp Amelidir için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk
  • Page 1 of 2
  • 1
  • 2
  • >
sohbet Son Yazılar FriendFeed

Sohbet Girişi

Nickiniz :
Şifreniz :  

Kategoriler


Seo tarafından seohocasi v2 temasısohbetsohbet asdsadasdsadsadasdasdasdsad