Uzun Zaman Geçti

Uzun Zaman Geçti

gidişinin ardından uzun zaman geçti
ben karmakarışık duygularla bocalıyorumzambak
dönülmeyecek bir hüznün penceresinden
nereye dorğu gidiyorum?
hatalar bırakmıyor peşimi yalnızlığımda.
yalnız deilsin diyenlerin sahteliğinde kayboluyorum.
beklenmeyen kararlar alıp yanlışlar yapıyorum.
giderken bunların olacağını söylememiştin bana
bir veda hoşçakal dedin ama,
hoşça kalamadım yokluğunda.
saatler ilerledi,
ben yeni hatalara evet dedim.
şimdi çözmeye çalışıyorum bıraktığın düğümü,
anlatıyorum kendime gidişini.
insanları ciddiye alıyorum
sevmeye çalışıyorum yalnızlığı sen gibi.
gözlerimi açıp bakıyorum hayata
görmeye çalışıyorum beni bekleyenleri.
hatlar mı belki hep olcaklar ama
gittiğin günü ezberlediğim gibi
hepsi ders olacaklar hayatımda.
ve işte sende sevdiğim eski bir elbise gibi
hep gardorabımda olacaksın.
sana bakıp bakıp yeni umutlara,
hayata gülümseyerek bağlanacağım….

 

 

10 Ekim 2015
Uzun Zaman Geçti için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Hayatın Degişik Akışları

Hayatın Degişik  Akışları

Dünyada.insan olmak. öyle durumlar varki hayat bazen  insanlara çok zor gelebiliyor dünya. dünyayı cok büyük sanırken malesef ne kadar küçük oldugunu anlıyorsunuz dört duvar arasında fazla değil 3 gün kalan biri dünyanında dört duvar kadar küçük oldugunu anlar cünki o dört duvar arasından dünyayı daha iyi anlaya bilir nasılmı?bazen bir kitap bazen yasamakta oldugunuz hayatın size getirdikleri ve ya getirmedikleirini düşünmek kendinizii bulabilmek  yasam boyu yaptıklarınızı,anılarınızı düşüncelerinizi. o dört duvar arasında anlamak gercekten mumkun. yasamak ne kadar zor olsada insanın en güzel hayatı bu dünya üzerinde fazla bişeyden ibaret değil yasıyoruz seviyoruz seviliyoruz yanlız kalıyoruz yanlız bırakıyoruz hayatı güzel yasıyorum diyorsun bazen ama bilmiyorsun hayatı  daha kötü olanları bilmiyorsun sen tok yasarken ac olanları bilmiyorsun sıcak yuvanda ailenlle oturmuş sıcak bir corba icerken baskalrının evlerinin dahii olmadıgını sokaklarda köşelerde kalma savasını veririken uzatılaan bir parca ekmeği almaya bile takatinin olmadıgını işte bunu bilmiyoruz bazen bildigimiz halde bilmek istemiyoruz hayat öyle bir zamana geldikii artık kimse kimseyi tanımaz oldu yolda en samimi arkaadasını görüp yolunu cevirenler komşusu ac oldugunu bile bile evinde partiler verip eylenenler işte böyle bir dünyaya kalmışız. gelecek nesillerimiz korkutuyor asıl korkmamız gerekende bu zaten benimde bir oglum var onu benim babamın annemin  beni yetişştirdigi gibi yetiştire bilirmiyim şimdiki nesile göre bu biraz zor görünüyor sizlerde sizi yetiştiren ana babanın sizi yetiştirdigi gibi yetişrtirinki yarınlarımız bizim cocukluugumuzdaki gibi mutlu ve huzurlu olsun …allah hepimizin yardımcısı olsun….

13 Haziran 2015
Hayatın Degişik Akışları için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Yapabilecegin-Yapabilecegini-Dusundugun-Kadardir…

Yapabilecegin-Yapabilecegini-Dusundugun-Kadardir…

Yapabileceğin, Yapabileceğini Düşündüğün Kadardır. Bilim adamları pirelerin farklı yükseklikte zıplayabildiklerini görür. Birkaçını toplayıp 30 cm yüksekliğindeki bir cam fanusun içine koyarlar. Metal zemin ısıtılır. Sıcaktan rahatsız olan pireler zıplayarak kaçmaya çalışır ama başlarını tavandaki cama çarparak düşer. Zemin de sıcak olduğu için tekrar zıplar, tekrar başlarını cama vururlar. Pireler camın ne olduğunu bilmediklerinden, kendilerini neyin engellediğini anlamakta zorluk çeker. Defalarca kafalarını cama vuran pireler sonunda o zeminde 30 santimden fazla zıplamamayı öğrenir. Artık hepsinin 30 cm zıpladığı görülünce deneyin ikinci aşamasına geçilir ve tavandaki cam kaldırılır. Zemin tekrar ısıtılır. Tüm pireler eşit yükseklikte, 30 cm zıplar! Üzerlerinde cam engeli yoktur, daha yükseğe zıplama imkanları vardır ama buna hiç cesaret edemezler. Kafalarını cama vura vura öğrendikleri bu sınırlayıcı “hayat dersi”ne sadık halde yaşarlar. Pirelerin isterlerse kaçma imkanları vardır ama kaçamazlar. Çünkü engel artık zihinlerindedir. Onları sınırlayan dış engel kalkmıştır ama kafalarındaki iç engel varlığını sürdürmektedir. Bu deney canlıların neyi başaramayacaklarını nasıl öğrendiklerini gösterir. Buna “cam tavan sendromu” denir. Bir insanın gelebileceğine inandığı en üst nokta, onun cam tavanıdır. Cam tavanınız hayallerinizin tavan yüksekliğini gösterir. Yapabileceğin, yapabileceğini düşündüğün kadardır.

alinti…..

Elvin

2 Eylül 2014
Yapabilecegin-Yapabilecegini-Dusundugun-Kadardir… için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

CEMAAT VE TÜRKİYE . Hanefi Avcı HAkLımı çIKDI

CEMAAT VE TÜRKİYE . Hanefi Avcı HAkLımı çIKDI

(milliyet ten alıntıdır )

Hanefi Avcı sessizliğini bozdu

 

 

Gazeteci Ali Bayramoğlu, cezaevinde bulunan tutuklu emniyet Müdürü Hanefi Avcı ile görüştü. Haliç’te yaşayan Simonlar – Dün devlet, bugün cemaat kitabıyla gündeme gelen, Devrimci Karargah davasında tutuklanan Avcı’dan çarpıcı iddialar geldi.
Avcı, “Haklı çıktım diye gram sevindiğim yok” diye konuştu. 

ÖZELLİKLE CEMAAT ZARAR GÖRECEK
Haklı çıktım diye gram kadar sevindiğim yok. Bilinen, görünen bir şeydi. Bugün yaşananlar ülke için,  insanlar  için sıkıntılı bir durum. Bundan herkez zarar görecek. Hükümet de cemaat de, özellikle cemaat. Ama olumlu düşünecek olursak, bunun sayesinde belki bazı şeyler yerLi yerine oturur.
-Geçmişime bakıldığında her iki tarafa da en yakın kişiyim, samimi, içten, onlarla gönül bağı olan, aynı değerlere inanan, özel dünyamda aynı yaşam biçimini arzulayan biriyim. Bu yetiştiğim çevremden, özel yaşamımdan, yakınlarımdan bilinen, anlaşılan bir halimdir. Bugün ise her ikisinden de ağır cezalar gördüm. Cemaat uydurma iddalar, iftiralar ile bana ceza davaları açılmasında etkin oldu, hükümet ise haksız yere birkaç defa meslekten, memuriyetten ihraç ve onlarca disiplin cezası verdi . Ama bugün durum şu: Hiçbir ülkede hiçbir iktidar kendi kurumlarının dışarıdan birilerince yönetilmesine ve kendi menfaatleri için kullanmasına müsaade edemez.
BUGÜNE GELİNECEĞİNİ GÖRDÜM
-Üç yıldır hapisteyim. Uzakdan bakmak bazen iyi olabiliyor. Az bilgiyi iyi kullanabiliyorsunuz mesela. Bazı gelişmeleri baştan gördüm. Özel Yetkili Mahkemelerin buraya kadar geleceğini görüyordum. 2012’ye kadar tüm önemli soruşturmaların tüm tutuklama kararları aynı mahkemenin nöbetçi olduğu gün veriliyor. O gün başlıyor sürec. Hep aynı mahkeme, 10. Ağır Ceza Mahkemesi. Böyle bir tesadüf olabilir mi? Bunu görüyordum. Mahkeme heyetlerinde yargıçlar arası yorum farkları olur. Ama Özel Mahkemelere bakıyorsun, hiç yok. Hep aynı görüş, hepsi aynı fikirde. Böyle bir şey olamaz. Bunu görüyordum. Her soruşturmaya gizlilik kararı veriyor ve sonuna kadar kaldırılmıyor. Örneğin bir kez kaldırılması için başvurdum. Bir hakim, ‘mevzuatta yoktur, gizlilik kararı kaldırılamaz’ kararı verdi. Daha sonra itiraz edince mahkeme heyeti, bu kararın yanlış olduğunu söyledi ama, o kararı veren hakim, Ömer diken, 10. Ağır Ceza Reisi yapıldı…
‘KİM TUTUKLANACAK KARAR VERİYORLAR’ İDDASI
-Kamu kurumunda çalışan her kişi kendi elde ettiği bilgileri, cemaate aktarıyor. Bu yukarıda birleştiriliyor. Büyük bir havuz oluşturuyorlar. Sonra kime dava açılacak, kim tutuklanacak yukarıda karar veriyorlar. Önce olayı kendileri yakın medya üzerinden sızdırıyorlar. Sonra polis savcının işini yapıyor. Tespit tutanağı fezlekeye geçiyor. Fezleke iddianayeme dönüyor. Örneğin bir dilekce veriyorsun ya da soruşturma başlıyor. Öne arkaya kaydırarak belli kişi ve makama denk getiriliyor. Savcilar şikayet dilekçilerini dikkate almıyor. Tanık üretiliyor. Bu adamların çalışma biçiminin gösterilmesi lazım. Binlerce insan dinlenmiş kimsenin Haberi yok.
HSYK CEVAP VERMİYOR
-Ben bir şikayetimi HSYK’ya gönderdim. Gülersin, cevap iki sene sonra geldi. Bir yargıca havake etmişler, o da reddetmiş başvurumu. Ama vahim olan şu: Yargıcın verdiği dosya numarası benimki değil, bir başka numara. Dosyaya bile bakmadan reddetmiş talebi… Polis-savcının ve hakimin yaptığı hukuka aykırılıklar HSYK’ya şikayet ediliyor ama aylar yıllar geçiyor hiçbir işlemyapılmıyor. Suç olduğu sabit belgeli hususlarda bile iki yıldan önce HSYK cevap vermiyor.
ONLARI BEN YETİŞTİRDİM GÖRÜR GÖRMEZ ANLARIM
-Bakan (Beşir Atalay) Eskişehir’den beni Ankara’ya almak istedi. Daire başkanlığı önerdiler ama o zaman bu uygun olmazdı. Bakanın yanında olmam için bir formul aranıyordu. Bulunamadı. Ama o esnada cemaat haber gönderdi. Ankara dışına çıksın da nereye giderse gitsin diye…
Bakana anlattım o zaman, ‘cemaat yapılanması sizin tahmininizden çok derin’ diye. Cemaat tüm bilgilere hakim. MİT’in,Emniyet ‘in, Maliyenin bilgileri ellerinde. Bu, büyük bir güçtür dedim. Bunun üzerine gidilmesini, denetim yapılmasını, yoksa büyük sorunlar doğabileceğini söyledim. Temelde istihbarat dairesi vardır. Sizin haberiniz olmadan, dinleyen kim adına dinliyor. Buna kim karar vermiş. Şube müdürü olabilir mi? Olmaz. Dışarıdan birileri talimat veriyor. İşte bunlardan birisi Kozanlı Ömer…
İşin çapı büyük. Cemaat kendi parasıyla dinleme cihazı alıp bunları Emniyet İstihbarat’ta tutup kullanıyor, TİB’de kendi kanallarıyla dinleme yapıyorlar. Sahtecilik operasyonunu onlar yapıyor.İzmir (casusluk) süreci bir rezilliktir. Cemaatin istihbarattaki adamları, istihbaratın kendi fişleri, kendileri için hazırladıkları fişleri seçip subayların bilgisayarına koymuşlar. Bir istihbaratçı olarak, bu adamları yetiştirmiş biri olarak, bunu görür görmez anlarım.
-Bence yöntem, sahtecileri ve sahtekarlıkları ortaya çıkarmaktır. Onları kendi evraklarıyla, işlemleriyle kıstırmaktır ve teşhir etmektir. Bu mümkün. Oda TV davası bende olsa, davayı ters çevirsek, ben bizi suçlayanların hepsinin sahtekar olduklarını ispat ederim, mahkum olmalarını sağlarım. İzmir soruşturması, casusluk davası bir rezilliktir. Cemaat polisi kendi topladığı istihbarat bilgilerini almış, askerlerin bilgisayarlarına koymuş… Bunu teşhir etmek lazım…
13 Ocak 2014
CEMAAT VE TÜRKİYE . Hanefi Avcı HAkLımı çIKDI için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk
sohbet Son Yazılar FriendFeed

Sohbet Girişi

Nickiniz :
Şifreniz :  

Kumsal Yazılar

Kategoriler


Seo tarafından seohocasi v2 temasısohbetsohbet asdsadasdsadsadasdasdasdsad