Neler Oluyor insanlığımıza..

Neler Oluyor insanlığımıza..

Bir zamanlar yanında kimse olmadığı halde her şeyini paylaştığı, desteğini gördüğü insanı yanlış değerlendirip arkasını dönen insana sormak istiyorum,

Bir zamanlar insanların hayatlarından çıkarıldığı için omzunda ağladığı insana yıllar geçince yaşadıklarını unutarak ‘istemediğim herkesi hayatımdan çıkarıyorum’ diyen insana sormak istiyorum,

Bir zamanlar öğütlerini dinlemese bile yine de öğütlerine değer verdiği insan ‘ böyle yaparsan canın yanacak ve kaybeden sen olacaksın’ dediğinde karşılık olarak aslında ben kazandım diyen insana sormak istiyorum,

Bir zamanlar defalarca affetme büyüklüğünü gösteren insana her şeye rağmen küstahlık yapıp haddini bildirircesine beylik cümleler kurduğunu sanan insana sormak istiyorum,

Dostluk kavramını hayatının neresine koyacağını bilmeyen yüzüne gülen herkesi dost sandığından dolayı canı yanan ve yine de her şeyi bildiğini düşünen insana sormak istiyorum,

Yaşadıklarına bile saygısı olmayan, yaşadıklarını yok sayan ve kendini geliştirdiğini sanan, kimseye ihtiyacı olmadığını düşünen ve söyleyebilen insana sormak istiyorum,
Yanındayken yüzüne güldüğü halde arkasından olduk olmadık şey konuşan ve ben açık sözlüyüm diyerek sadece kendi kandıran insana sormak istiyorum ,

Neler oluyor insanlığımıza?
Arkanı döndüğün insana bir gün gerçekten ihtiyacın olduğunda hangi yüzle bakacaksın yüzüne?

Yaşadıklarını yok sayarak mutlu olacağını düşünmenin yanlışlığını anladığında geçen yıllarına acıyacak yüzün olacak mı acaba?
Kazandım diyebilecek kadar büyük konuşurken kazanıp kaybettiğini yılların göstereceğini, kazanmak ve kaybetmek kavramın zamanla bağlantılı olduğunu ve sonra pişman olacağını düşünmüyor musun hiç ?

Beylik cümleler kurduğun insanın tekrardan affedeceğini düşündüğünden olabilir mi bu saçma sapan tavrın ve bu konuda yüzde yüz yanılabileceğin hiç mi gelmiyor aklına?

Dostluk kavramını nereye koyacağını bilmeyenler, gerçek dostluğun gerçek yürekler gerektirdiğini bilmediklerinden mi dostluğu yüreklerinin tahtına oturtamıyorlar?

Kimseye ihtiyacın olmadığını düşünürken aslında bir bardak su için bile birine ihtiyaç duyabilecek duruma düşmeyeceğinin garantisi mi var elinde?
Açık sözlü olduğunu iddia eden arkadaş aynaya baktığında da kendine açık sözlü olduğunu söyleyebiliyor musun acaba?

8 Aralık 2016
Neler Oluyor insanlığımıza.. için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Öksürükten Strese Bulantıdan Alerjiye içinizi ısıtan Çaylar..

Öksürükten Strese Bulantıdan Alerjiye içinizi ısıtan Çaylar..

kmslll

Havaların soğuması ile birlikte dumanı üzerinde tüten sıcak bir çikolataya kim “hayır” diyebilir ya da mis gibi kokan tarçınlı elma çayına… Hem içinizi ısıtan hem de sağlığınızı koruyan bu içecekler kış aylarının vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Ancak bu içeceklerin sağlığınıza zarar vermemesi için miktarlarına ve yapılışına mutlaka dikkat etmeniz gerekiyor. Aksi takdirde bu içecekler size faydadan çok zarar verebiliyor.

ÖKSÜRÜĞE KARŞI ELMA ÇAYI

Kış aylarının en sağlıklı meyvelerinden biri elma… İçeriğindeki E ve C gibi antioksidan vitaminler sayesinde hem cildinizi hem bağışıklığınızı koruyor. Elma içeriğindeki lif yapısı sayesinde aynı zamanda hazımsızlık sorunlarının da önüne geçiyor. Ayrıca lifli yapısı ve içerdiği flavanoidlerle bağışıklık sistemini kuvvetlendiriyor ve hastalıklara karşı kalkan oluşturuyor. Havaların oldukça soğuk seyrettiği bu günlerde elma çayı sizi soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıklardan koruyor. Ayrıca boğazı yumuşatarak da öksürüğü engelleyebiliyor. Çayınıza ilave edeceğiniz karanfil, içeriğinde bulunan eugenol sayesinde kanın pıhtılaşmasını engelleyerek kalp sağlığını koruyor. Karabiber ise dolaşımı hızlandırarak mikropları vücudunuzdan uzaklaştırıyor.

Malzemeler;
1 adet elma
2-3 karanfil
2-3 tohum karabiber
1 adet tarçın
Limon

Tarifi:
Elmayı kabukları ile kaynayan suyun içerisine dilimleyin. Bir tülbent içerisinde karanfil, karabiber ve tarçını kaynayan suya atın. Elmaların kararmaması için içerisine limon sıkın. İyice kaynadıktan ve renk aldıktan sonra ocaktan alın. Biraz ılındıktan sonra içerisine limon ve isteğe bağlı az miktarda bal ilave edebilirsiniz. Düşük kalorili vitamin deposu bu çayı istediğiniz miktarda şekersiz bir şekilde tüketebilirsiniz.

BAĞIŞIKLIĞI GÜÇLENDİREN PORTAKALLI ZENCEFİL ÇAYI

Kış çaylarının belki de en sağlıklılarından biri de zencefille yapılan özel bitki çayları. Tadı çoğu kişiye çok lezzetli gelmese de zencefilin faydaları saymakla bitmiyor. Kalp sağlığını koruyor, bağışıklığı güçlendiriyor. Köklerinde bulunan proteaz sayesinde sindirimi kolaylaştırıyor. Ayrıca mide bulantısını baskılıyor ve gaz sorununu ortadan kaldırmaya da yardımcı oluyor. Portakal ya da limonla tatlandırarak hem lezzetli hem de sağlıklı bir zencefil çayı demleyebilirsiniz. Portakallı zencefil çayını şekersiz olduğu müddetçe istediğiniz miktarda içebilirsiniz.

Malzemeler;
1 kök zencefil
1 adet portakallı
1 tatlı kaşığı bal
Limon

Tarifi;
Kök zencefili dilerseniz rendeleyip, dilerseniz de halka halka doğrayarak kaynayan suya ilave edin. 10 dakika kadar birlikte kaynattıktan sonra ocaktan alın. Portakalı sıkın ve bu karışıma ilave edin. Dilerseniz limon veya balla da lezzetlendirebilirsiniz.

 KIŞ STRESİNDEN ARITAN GÜL YAPRAKLI REZENE ÇAYI

Farklı lezzetleri seviyorsanız, evinizde de kolaylıkla bulabileceğiniz bitki ve meyveleri karıştırarak kendinize özel bir çay yapabilirsiniz. Gül yaprakları, rezene ve limon kabuğu ile hem sağlıklı hem de lezzetli bir çay hazırlamanız mümkün. Kurutulmuş gül yaprakları, C, E ve A vitamini açısından zengin olan demir, kalsiyum, magnezyum ve selenyum minerallerini içeriyor. Ayrıca tatlı aroması ile de çayınıza lezzet katıyor. Rezene yaprakları, soğuk kış günlerinde azalan bağırsak aktivitenizi hızlandırıyor ve sakinleştirici etkisi ile stresinizi azaltıyor.

Tarifi:
Bir kabın içerisinde karıştırdığınız gül yaprakları ve rezeneye hem tat vermesi hem de C vitamini değerini artırması için limon kabuğu ekleyin. Ayrıca kabuk tarçın ve kurutulmuş yaban mersini de ekleyerek çayınıza farklı bir aroma katabilirsiniz. Daha pratikte sıklıkla kullandığımız ıhlamur, adaçayı, kuşburnu da kış çaylarının vazgeçilmez aromalarından. Kendi çay tarzınızı yansıtmak için size özgü aromayı bulabilir, dilediğiniz miktarlarda bu bitkileri karıştırarak demleyebilirsiniz. Ama kaynatmayın. Kaynayan su biraz bekletildikten sonra bir çaydanlığın içerisinde demleme usulü ile bekletin.

RAHATLATAN BİTTER ÇİKOLATALI, KEÇİBOYNUZLU SICAK ÇİKOLATA

Sıcak çikolata söz konusu olduğunda en çok dikkat edilmesi gereken detaylardan biri hiç kuşkusuz kalori değeri. Elbette ki yapılışı sırasında kullanılan malzemeler, kalori değerini oldukça yükseltebiliyor. Ancak hem lezzetli hem de sağlıklı bir şekilde sıcak çikolata yapmak da mümkün. İçeceğinizi hazırlarken, tam yağlı sütler yerine, yağ oranı düşük, protein kalitesi yüksek soya sütü, badem sütü ya da az yağlı inek sütünü tercih edin. Bu sayede günlük kalori miktarınızı dengeliyorsunuz. Laktoza karşı bir duyarlılığınız olması durumunda ise badem veya soya sütü tercih edebilirsiniz. Sütün içerisine ekleyeceğiniz çikolatada da tercihiniz mutlaka bitter olmalı. Siyah çikolata yüksek miktarda kanama önleyici bir etkisi sayesinde kan basıncını dengeliyor. Sıcak çikolatanıza son olarak da keçiboynuzu tozu ekleyebilirsiniz. Keçiboynuzu, yapısındaki galik asit sayesinde antialerjik ve antibakteriyel etki sağlıyor. Bu etki de bağışıklık sistemini kuvvetlendiriyor.

Malzemeler:
1 bardak soya sütü veya badem sütü
3 kare bitter çikolata
1 adet keçiboynuzu

Tarifi:
Keçiboynuzunu rondoda toz haline gelene kadar çevirin. Sütünüzü ısıtın. Benmari usulü erittiğinizi bitter çikolatayı sütünüze ilave edin. Keçiboynuzu tozundan 1 yemek kaşığı ilave edilip karıştırın. Ve sıcak çikolatanızı keyifle yudumlayın. Bitter çikolatalı keçiboynuzlu sıcak çikolata 212 kalori içeriyor. Bu kalorinin 8 gramı proteinden karşılanıyor. Ancak günde 1 bardaktan fazla içmek kalori alımının artmasına neden oluyor.

8 Aralık 2016
Öksürükten Strese Bulantıdan Alerjiye içinizi ısıtan Çaylar.. için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Eski Bakan ve Meclis Başkanı İsmet Sezgin hayatını kaybetti..

Eski Bakan ve Meclis Başkanı İsmet Sezgin hayatını kaybetti..

100241

ESKİ Meclis Başkanı ve bakanlardan İsmet Sezgin tedavi gördüğü Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde (GATA) 88 yaşında vefat etti.

Yoğun bakım servisinde yaklaşık bir aydır kalp yetmezliği tedavisi gören Sezgin, dün akşam saatlerinde septik şoka bağlı çoklu organ yetmezliği nedeniyle hayatını kaybetti. Sezgin, cuma günü TBMM’deki törenin ardından Kocatepe Camisi’nde kılınacak öğle namazını takiben Devlet Mezarlığı’nda toprağa verilecek.

SİYASİLERDEN TAZİYE
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, taziye mesajında, “Türk siyasetinin ‘İsmet Abi’si olarak da tanınan merhum, her zaman saygı ve sevgiyle yad edilecektir. Merhum İsmet Sezgin’e Allah’tan rahmet niyaz ediyor, yakınlarına başsağlığı diliyorum” dedi.

Siyasilerin taziye mesajları da şöyle:

– CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu: Sayın Sezgin, yalnızca mensubu olduğu DP, AP, DYP geleneğinin değil, siyasi karşıtlarının da ‘İsmet Ağabeyi’ oldu. Allah’tan rahmet, sevenlerine başsağlığı dilerim.

– Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu: Gazi Meclisimizin Eski Başkanlarından, Türk siyasetinin ‘İsmet Ağabeyi’ İsmet Sezgin’e Allah’tan rahmet diliyorum.

MARATON GİBİ SİYASİ YAŞAM
Öğrencilik yıllarında atletizmle uğraşan Sezgin’in siyasi yaşamı da sanki bu gençlik tutkusundan esinlenmiş uzun bir maratonu andırır. Yarım asırlık uzun siyasi yaşamına henüz 24 yaşındayken, Aydınlı hemşehrisi Adnan Menderes’in Demokrat Partisi’nde (DP) il idare kurulu üyeliğiyle başladı. 27 yaşındayken seçildiği Aydın Belediye Başkanlığı da 27 Mayıs askeri darbesinde tutuklanmasına kadar sürdü. Ancak, serbest kalır kalmaz DP’nin mirasçısı Adalet Partisi (AP) saflarında siyasete devam etti. 1961’de de ilk kez Aydın’dan milletvekili seçildi, 1980 askeri darbesine kadar da aralıksız seçilmeye devam etti.

İLK SPOR BAKANI
Sonraki yıllarda bir süre Gençlerbirliği Başkanlığı da yapan Sezgin, 1968’de AP Genel Başkan Yardımcısı oldu. Bir yıl sonra, Demirel hükümetiyle Türkiye’de ilk kez kurulan Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın ilk bakanı oldu. Maliye Bakanlığı da yapan Sezgin, 12 Eylül’den sonra AP kapatılınca yerine kurulan Doğru Yol Partisi’nde de (DYP) İçişleri Bakanlığı yaptı.

Kendisini siyasi literatüre geçiren o ünlü sözle özdeşleşen en büyük sınavını da bu dönem yaşadı. Turgut Özal’ın ölümünün ardından Süleyman Demirel’in Cumhurbaşkanı olmasıyla boşalan DYP Genel Başkanlığı için Tansu Çiller ile yarıştı. Çiller’e karşı Demirel’in adayı olduğu yaygın bir kanaatti. Sezgin’in adaylığı için, “Kasım’a kadar İsmet Abi” sözü, siyasi literatüre yerleşti. DYP kongresinde parti liderliğini Çiller kazanınca, Sezgin partiiçi muhalefete geçti, kısa bir süre Meclis başkanlığı yaptı.

GENEL BAŞKANKEN BIRAKTI
Sezgin, daha sonra 1996’da kurulan Refahyol hükümetine tepki göstererek DYP’den ayrılıp, arkadaşlarıyla Demokrat Türkiye Partisi’ni (DTP) kurdu. Ardından kurulan Mesut Yılmaz’ın başbakanlığındaki ANAP-DSP-DTP hükümetinde Milli Savunma Bakanlığı yaptı. 1999 seçimleri sonrası DTP Genel Başkanlığı’ndan ayrılan Hüsamettin Cindoruk’un yerine parti liderliğine gelen Sezgin, 18 Mayıs 2002’de ise Türk siyasetinde benzerine pek rastlanmayan bir davranışla, genel başkanlık görevinden de ayrılarak aktif politik yaşamına nokta koydu. Eşi Saadet Sezgin’i 12 yıl önce kaybeden Sezgin iki kız babasıydı.

İSMET SEZGİN KİMDİR

İlköğrenimini Aydın’da, orta ve lise öğrenimini İzmir’de tamamlayan İsmet Sezgin, 1950 yılında İzmir Yüksek Ekonomi ve Ticaret Okulundan mezun oldu. Daha sonra Türkiye Emlak Kredi Bankası’nın Denizli’deki şubesinde göreve başlayan Sezgin, matematik öğretmenliği yapan Saadet Hanım’la evlendi.
Sezgin, 1952’de Denizli’de Demokrat Parti (DP) İl İdare Kuruluna seçilerek politikaya başladı. 1955 yılında Aydın Belediye Başkanlığına seçildi. 27 Mayıs 1960’ta gerçekleştirilen darbe sonucu tutuklanarak görevinden ayrıldı. Tutukluluk süresinin ardından Aydın’da Adalet Partisi (AP) il teşkilatını kurdu. 1961 yılında yapılan milletvekili seçimlerinde Aydın Milletvekili seçildi..

1963’ten 1985’e kadar Türk Belediyeciler Birliğinin Genel Başkanlığını yapan Sezgin, 1966-1967 yılları arasında Gençlerbirliği Başkanlığı yaptı. 1968 yılında AP Genel Başkan Yardımcılığını üstlendi. 3 Kasım 1969’da 2. Demirel Hükümeti bünyesinde Türkiye’de ilk kez faaliyete geçen Gençlik ve Spor Bakanlığı görevinde bulundu. Bu görevi 3. Demirel Hükümeti döneminde de sürdürdü. 12 Mart Muhtırası’nın ardından kurulan 1. Nihat Erim Hükümeti’nin göreve başlamasıyla bakanlıktan ayrılan Sezgin, 12 Kasım 1979 yılında kurulan Demirel Hükümeti’nde aldığı Maliye Bakanlığı görevini, 12 Eylül darbesinin ardından bırakmak zorunda kaldı.

Siyasi yasakların kalkmasından sonra 1987 yılında Doğru Yol Partisi’ne (DYP) katıldı. 1991 yılında DYP’den yeniden Aydın Milletvekili seçilen Sezgin 20 Kasım 1991’de kurulan Demirel Hükümeti’nde İçişleri Bakanlığı görevini yerine getirdi. 25 Haziran 1993’te, Demirel’in Cumhurbaşkanı olması üzerine adaylığını koyduğu DYP Kongresi’nin 2. turunda adaylıktan çekildi. Tansu Çiller’in DYP Kongresini kazanmasının ardından bakanlık görevinden istifa etti. 1995 yılında TBMM Başkanlığı’na seçildi.

1996 yılında Refahyol Hükümeti’ne tepki göstererek DYP’den ayrıldı. 7 Ocak 1997’de kurulan Demokrat Türkiye Partisinin (DTP) kurucuları arasında yer aldı. 30 Haziran 1997’de kurulan Mesut Yılmaz Hükümeti’nde DTP’den Milli Savunma Bakanlığı görevini üslendi. 11 Ocak 1999’da kurulan 4. Bülent Ecevit Hükümeti’ne kadar bakanlık görevine devam etti. 1999 seçimlerinden sonra Hüsamettin Cindoruk’un istifasının ardından DTP Genel Başkanlığı’na seçildi. 18 Mayıs 2002 tarihinde genel başkanlıktan ayrılarak aktif politikayı bıraktı.

8 Aralık 2016
Eski Bakan ve Meclis Başkanı İsmet Sezgin hayatını kaybetti.. için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

BEN KENDİMİ SEVİYORMUYUM..

BEN KENDİMİ SEVİYORMUYUM..

Günlük yaşamımız içerisinde bir çok bireyde bunu görüyorum yada gözlemliyorum ki o da şu, insanların en büyük şikayetlerinden birisi de hak ettikleri değeri görmedikleri yönünde…

İşte bende bu noktada size şunu sormak istiyorum; acaba siz kendinize ne kadar değer veriyorsunuz

 Önce siz ne kadar kendinizi seviyor ve önemsiyorsunuz bunu bir benliğinize sorun bakalım.

 Yada şikayetlenmeyi bırakıp en azından bir yedi gün boyunca aynaya gözlerinizin taa içine bakarak “ben kendimi çok seviyorum, ben kendimi önemsiyorum” diyin. Bakın bakalım hayatınızda neler değişecek.İnanın bana sekizinci gün zaten size benzemeyen kişiler bir şekilde hayatınızdan çıkacak. Deneyin, sadece deneyin.

Olumsuz kişi yada olayları hayatınıza çekmek istemiyorsanız, olumsuz arkadaşlıklar içerisinde bulunmak istemiyorsanız, o zaman başta kendinize verdiğiniz sevgiyi değeri çoğaltın..

 Olumsuz bir durumla karşılaştığımızda duralım ve bir düşünelim. Belki size eksik olduğunuz bir yönü hatırlatmak için. Yada fazlalıklarınızdan kurtulmak için size o durumu yada olayı yaşatmış olabilir mi acaba.

 Durup bir düşünelim bakalım -bana neyi öğretmeye calışıyor bu olay- diye.

Eğer bulabildiyseniz o fazlalık veya eksik yönünüzü, mükemmel. Üzerinde çalışmanız gereken durumu buldunuz demektir.. İlk olarak kabule geçin. Kabul etmedikçe aynı olayları farklı insan ve olaylarla tekrar yaşamak durumunda kalırsınız çünkü.

 Ben ……… durumumu kabul ediyorum

Ben ………… durumumu sevgiye dönüştürmeye niyet ediyorum.” demelisiniz en başta…

Asla demeyin ki, ben bunu hak etmedim, ben bunu hak edecek ne yaptım! Bu durumda yapmamız gereken yaşadığımız olaya bir suçlu aramak değil! Yapmamız gereken o negatif akışa son vermek. Bunu da ancak kabule geçerek yapabiliriz. Kabul ettiğiniz an, sizin fark ettiğiniz andır! Bu durumda o ders tamamlanmıştır..

 Bazen de karşımızdaki insanları üzmeyelim derken biz mi üzülüyoruz acaba.. İstemediğimiz bir şeyi sırf ona  hayır

diyemediğimiz için yaşamak zorunda kalıyor olabilir miyiz? Bu kişi eşimiz- sevgilimiz olur, bazen annemiz, babamız, bazen çocuklarımız, bazen de arkadaşlarımız olur ve biz onları mutlu ediyoruz diye düşünürken onların adına mutlu oluruz elbette ama bu yaptığımız şeyi istemeden yapıyorsak, bizi üzüyorsa ve yıpratıyorsa biz kendimiz olmaktan vazgeçeriz karşımızdakilerin istediği gibi hareket ederiz. O zamanda kendimize verdiğimiz değeri eksiltiriz, hem birilerinin bizi yıpratmasına, üzmesine kolaylıkla izin veririz. Bu defa üzülünce de bir suçlu ararız, “Beni üzdü… Ben bunu hak etmedim ki yada şu şu durumlardan dolayı yıpranmama neden oldu” diye..

 Öyle mi acaba? Buna kim izin verdi tekrar bir düşünün bakalım.

Eğer biz kendimiz olmayı seversek, kendimize değer veririz, kendimizi önemseriz ama yok kendimize değer vermezsek bize değer vermeyen insanları çekeriz ve doğal olarak yıpranmamıza neden olan olayları yaşam içerisinde tekrar tekrar yaşamaya devam eder dururuz

 Sizi üzen, mutsuz eden hiç bir şeyi hayatınızda tutmayın. İlişki bittiyse güzelliklerle gönderin, peşinden olumsuz yorumlar yaparak olumsuz enerjiler yüklemeyin ” bana bunu yaptı aynısını yaşasın, mahvolsun, perişan olsun” demeyin çünkü siz birisi için olumsuz bir şeyler dilediğinizde o kişi bunu yaşamaz siz yaşarsınız… Bedduaya sormuşlar “nereye gidiyorsun? diye “çıktığım kapıya” demiş

Hak ve haksızlık olayı gerçekten çok göreceli kim kime göre haklı veya haksız? Buna göre karşı taraf hakkı kadarını aldıktan sonra kalanı size iade edilir. Ben Beddua etmekten çok çekinirim mesela.Çünkü o kişiye bana davranışında zemini hazırlamışsam benimde ufakta olsa bile bi haksızlığım olabilir bu durum içerisinde diye.

 Neden çünkü yaşamımıza sorun yaşadığınız o kişi sadece bir görevliydi. Belki siz bir uykudaydınız ve gözlerinizin açılması gerekiyordu o kişi o üzüntüyü size yaşatıp uyuduğunuz gafletli uykudan uyandırmak için öğretici oldu size..

Yaşadığımız hiç bir şey boşa değil. Yaşamımıza giren hiç kimse boşuna değil.

 Uyanma vakti geldiyse bir uyandıran olur elbet

Kimine hızır, kimine uçan kuş, kimine biten ot

Kimine açan çiçek, kimine akan su, kimine dilsiz taş

Ayrıca her zaman söylüyorum işte kelamınıza dikkat edin. Söz büyüdür. Döner dolaşır yine sahibini bulur

 Einstein’in bunu o kadar güzel ifade etmiş ki çok severim şu sözü:

İnsanoğlu ağzından çıkan cümlelerin, beyninden çıkan düşüncelerin bütün evreni dolaşıp tekrar kendine döndüğünü bilse eminimi çok daha dikkatli olurdu.

 Böyle söylediğimde bir anda kabul etmek zor geliyor biliyorum. Hayatımızda bizi üzenleri bir anda affettim demek kolay gelmiyor size. Ancak ne zaman ki enerjiyi öğrendim, bunun bizler için ne kadar yıpratıcı ve hayatımızı daha da zorlaştırıcı hale getirdiğini öğrendim. benim için o kadar kolaylaştı herşey.

İnsan olumsuz bir duygu durumu içerisine girdiğinde bu duygu durumundan çıkmadığı sürece üst üste olumsuzlukları çekmeye devam edip durur. “Geldi mi üst üste gelir” diye bir söz duymuşsunuzdur. Bu tamamen sizin o frekansı yaymaya devam ettiğiniz için benzer olayları çekmenizle alakalı bir durumdur.

HER GÜN YENİ BİR BAŞLANGIÇTIR

Çünkü bir yeni karar aldığım her yeni gün benim için başlangıçtır.

Ve bana göre hiç bir şey için geç değildir.

Gelin bu dakikadan sonra bir iyilik yapalım kendimize.. Bundan böyle hiç bir şeyde suçlu aramayın, hiçkimseyi cezalandırmayın, olumsuz duygular yüklemeyin. İnanın bunun tek sorumlusu bizleriz.

Biz izin veriyoruz.

İnsanlarla aramıza koyamadığımız mesafelerle, kurduğumuz ilişkilerle biz hayatımızı mahvediyor yada kolaylaştırıyor yada zorlaştırıyoruz.

 Bugünden itibaren.Ben artık hayatı kolaylaştırmak istiyorum, ben olumlu duygular içerisinde bulunmak istiyorum diyorsanız

“kendinize değer verin, kendinizi olduğunu gibi kabul edin ve sevin, korkuyu, endişeyi, öfkeyi kırgınlığı, kızgınlığı bırakın sevgiye geçin” diyorum bende..

Unutmayın; hiç kimse sizin izniniz olmadan size kendinizi değersiz hissettiremez.

Ve yine unutmayın ki; her ne yaşıyorsak hayrımıza! Evrende olumsuz hiç bir şey yok.

Ne yaşanıyorsa yaşanması gerektiği için.

6 Aralık 2016
BEN KENDİMİ SEVİYORMUYUM.. için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk
sohbet Son Yazılar FriendFeed

Sohbet Girişi

Nickiniz :
Şifreniz :  

Kategoriler


Seo tarafından seohocasi v2 temasısohbetsohbet