Eski Bakan ve Meclis Başkanı İsmet Sezgin hayatını kaybetti..

Eski Bakan ve Meclis Başkanı İsmet Sezgin hayatını kaybetti..

100241

ESKİ Meclis Başkanı ve bakanlardan İsmet Sezgin tedavi gördüğü Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde (GATA) 88 yaşında vefat etti.

Yoğun bakım servisinde yaklaşık bir aydır kalp yetmezliği tedavisi gören Sezgin, dün akşam saatlerinde septik şoka bağlı çoklu organ yetmezliği nedeniyle hayatını kaybetti. Sezgin, cuma günü TBMM’deki törenin ardından Kocatepe Camisi’nde kılınacak öğle namazını takiben Devlet Mezarlığı’nda toprağa verilecek.

SİYASİLERDEN TAZİYE
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, taziye mesajında, “Türk siyasetinin ‘İsmet Abi’si olarak da tanınan merhum, her zaman saygı ve sevgiyle yad edilecektir. Merhum İsmet Sezgin’e Allah’tan rahmet niyaz ediyor, yakınlarına başsağlığı diliyorum” dedi.

Siyasilerin taziye mesajları da şöyle:

– CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu: Sayın Sezgin, yalnızca mensubu olduğu DP, AP, DYP geleneğinin değil, siyasi karşıtlarının da ‘İsmet Ağabeyi’ oldu. Allah’tan rahmet, sevenlerine başsağlığı dilerim.

– Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu: Gazi Meclisimizin Eski Başkanlarından, Türk siyasetinin ‘İsmet Ağabeyi’ İsmet Sezgin’e Allah’tan rahmet diliyorum.

MARATON GİBİ SİYASİ YAŞAM
Öğrencilik yıllarında atletizmle uğraşan Sezgin’in siyasi yaşamı da sanki bu gençlik tutkusundan esinlenmiş uzun bir maratonu andırır. Yarım asırlık uzun siyasi yaşamına henüz 24 yaşındayken, Aydınlı hemşehrisi Adnan Menderes’in Demokrat Partisi’nde (DP) il idare kurulu üyeliğiyle başladı. 27 yaşındayken seçildiği Aydın Belediye Başkanlığı da 27 Mayıs askeri darbesinde tutuklanmasına kadar sürdü. Ancak, serbest kalır kalmaz DP’nin mirasçısı Adalet Partisi (AP) saflarında siyasete devam etti. 1961’de de ilk kez Aydın’dan milletvekili seçildi, 1980 askeri darbesine kadar da aralıksız seçilmeye devam etti.

İLK SPOR BAKANI
Sonraki yıllarda bir süre Gençlerbirliği Başkanlığı da yapan Sezgin, 1968’de AP Genel Başkan Yardımcısı oldu. Bir yıl sonra, Demirel hükümetiyle Türkiye’de ilk kez kurulan Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın ilk bakanı oldu. Maliye Bakanlığı da yapan Sezgin, 12 Eylül’den sonra AP kapatılınca yerine kurulan Doğru Yol Partisi’nde de (DYP) İçişleri Bakanlığı yaptı.

Kendisini siyasi literatüre geçiren o ünlü sözle özdeşleşen en büyük sınavını da bu dönem yaşadı. Turgut Özal’ın ölümünün ardından Süleyman Demirel’in Cumhurbaşkanı olmasıyla boşalan DYP Genel Başkanlığı için Tansu Çiller ile yarıştı. Çiller’e karşı Demirel’in adayı olduğu yaygın bir kanaatti. Sezgin’in adaylığı için, “Kasım’a kadar İsmet Abi” sözü, siyasi literatüre yerleşti. DYP kongresinde parti liderliğini Çiller kazanınca, Sezgin partiiçi muhalefete geçti, kısa bir süre Meclis başkanlığı yaptı.

GENEL BAŞKANKEN BIRAKTI
Sezgin, daha sonra 1996’da kurulan Refahyol hükümetine tepki göstererek DYP’den ayrılıp, arkadaşlarıyla Demokrat Türkiye Partisi’ni (DTP) kurdu. Ardından kurulan Mesut Yılmaz’ın başbakanlığındaki ANAP-DSP-DTP hükümetinde Milli Savunma Bakanlığı yaptı. 1999 seçimleri sonrası DTP Genel Başkanlığı’ndan ayrılan Hüsamettin Cindoruk’un yerine parti liderliğine gelen Sezgin, 18 Mayıs 2002’de ise Türk siyasetinde benzerine pek rastlanmayan bir davranışla, genel başkanlık görevinden de ayrılarak aktif politik yaşamına nokta koydu. Eşi Saadet Sezgin’i 12 yıl önce kaybeden Sezgin iki kız babasıydı.

İSMET SEZGİN KİMDİR

İlköğrenimini Aydın’da, orta ve lise öğrenimini İzmir’de tamamlayan İsmet Sezgin, 1950 yılında İzmir Yüksek Ekonomi ve Ticaret Okulundan mezun oldu. Daha sonra Türkiye Emlak Kredi Bankası’nın Denizli’deki şubesinde göreve başlayan Sezgin, matematik öğretmenliği yapan Saadet Hanım’la evlendi.
Sezgin, 1952’de Denizli’de Demokrat Parti (DP) İl İdare Kuruluna seçilerek politikaya başladı. 1955 yılında Aydın Belediye Başkanlığına seçildi. 27 Mayıs 1960’ta gerçekleştirilen darbe sonucu tutuklanarak görevinden ayrıldı. Tutukluluk süresinin ardından Aydın’da Adalet Partisi (AP) il teşkilatını kurdu. 1961 yılında yapılan milletvekili seçimlerinde Aydın Milletvekili seçildi..

1963’ten 1985’e kadar Türk Belediyeciler Birliğinin Genel Başkanlığını yapan Sezgin, 1966-1967 yılları arasında Gençlerbirliği Başkanlığı yaptı. 1968 yılında AP Genel Başkan Yardımcılığını üstlendi. 3 Kasım 1969’da 2. Demirel Hükümeti bünyesinde Türkiye’de ilk kez faaliyete geçen Gençlik ve Spor Bakanlığı görevinde bulundu. Bu görevi 3. Demirel Hükümeti döneminde de sürdürdü. 12 Mart Muhtırası’nın ardından kurulan 1. Nihat Erim Hükümeti’nin göreve başlamasıyla bakanlıktan ayrılan Sezgin, 12 Kasım 1979 yılında kurulan Demirel Hükümeti’nde aldığı Maliye Bakanlığı görevini, 12 Eylül darbesinin ardından bırakmak zorunda kaldı.

Siyasi yasakların kalkmasından sonra 1987 yılında Doğru Yol Partisi’ne (DYP) katıldı. 1991 yılında DYP’den yeniden Aydın Milletvekili seçilen Sezgin 20 Kasım 1991’de kurulan Demirel Hükümeti’nde İçişleri Bakanlığı görevini yerine getirdi. 25 Haziran 1993’te, Demirel’in Cumhurbaşkanı olması üzerine adaylığını koyduğu DYP Kongresi’nin 2. turunda adaylıktan çekildi. Tansu Çiller’in DYP Kongresini kazanmasının ardından bakanlık görevinden istifa etti. 1995 yılında TBMM Başkanlığı’na seçildi.

1996 yılında Refahyol Hükümeti’ne tepki göstererek DYP’den ayrıldı. 7 Ocak 1997’de kurulan Demokrat Türkiye Partisinin (DTP) kurucuları arasında yer aldı. 30 Haziran 1997’de kurulan Mesut Yılmaz Hükümeti’nde DTP’den Milli Savunma Bakanlığı görevini üslendi. 11 Ocak 1999’da kurulan 4. Bülent Ecevit Hükümeti’ne kadar bakanlık görevine devam etti. 1999 seçimlerinden sonra Hüsamettin Cindoruk’un istifasının ardından DTP Genel Başkanlığı’na seçildi. 18 Mayıs 2002 tarihinde genel başkanlıktan ayrılarak aktif politikayı bıraktı.

8 Aralık 2016
Eski Bakan ve Meclis Başkanı İsmet Sezgin hayatını kaybetti.. için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

BEN KENDİMİ SEVİYORMUYUM..

BEN KENDİMİ SEVİYORMUYUM..

Günlük yaşamımız içerisinde bir çok bireyde bunu görüyorum yada gözlemliyorum ki o da şu, insanların en büyük şikayetlerinden birisi de hak ettikleri değeri görmedikleri yönünde…

İşte bende bu noktada size şunu sormak istiyorum; acaba siz kendinize ne kadar değer veriyorsunuz

 Önce siz ne kadar kendinizi seviyor ve önemsiyorsunuz bunu bir benliğinize sorun bakalım.

 Yada şikayetlenmeyi bırakıp en azından bir yedi gün boyunca aynaya gözlerinizin taa içine bakarak “ben kendimi çok seviyorum, ben kendimi önemsiyorum” diyin. Bakın bakalım hayatınızda neler değişecek.İnanın bana sekizinci gün zaten size benzemeyen kişiler bir şekilde hayatınızdan çıkacak. Deneyin, sadece deneyin.

Olumsuz kişi yada olayları hayatınıza çekmek istemiyorsanız, olumsuz arkadaşlıklar içerisinde bulunmak istemiyorsanız, o zaman başta kendinize verdiğiniz sevgiyi değeri çoğaltın..

 Olumsuz bir durumla karşılaştığımızda duralım ve bir düşünelim. Belki size eksik olduğunuz bir yönü hatırlatmak için. Yada fazlalıklarınızdan kurtulmak için size o durumu yada olayı yaşatmış olabilir mi acaba.

 Durup bir düşünelim bakalım -bana neyi öğretmeye calışıyor bu olay- diye.

Eğer bulabildiyseniz o fazlalık veya eksik yönünüzü, mükemmel. Üzerinde çalışmanız gereken durumu buldunuz demektir.. İlk olarak kabule geçin. Kabul etmedikçe aynı olayları farklı insan ve olaylarla tekrar yaşamak durumunda kalırsınız çünkü.

 Ben ……… durumumu kabul ediyorum

Ben ………… durumumu sevgiye dönüştürmeye niyet ediyorum.” demelisiniz en başta…

Asla demeyin ki, ben bunu hak etmedim, ben bunu hak edecek ne yaptım! Bu durumda yapmamız gereken yaşadığımız olaya bir suçlu aramak değil! Yapmamız gereken o negatif akışa son vermek. Bunu da ancak kabule geçerek yapabiliriz. Kabul ettiğiniz an, sizin fark ettiğiniz andır! Bu durumda o ders tamamlanmıştır..

 Bazen de karşımızdaki insanları üzmeyelim derken biz mi üzülüyoruz acaba.. İstemediğimiz bir şeyi sırf ona  hayır

diyemediğimiz için yaşamak zorunda kalıyor olabilir miyiz? Bu kişi eşimiz- sevgilimiz olur, bazen annemiz, babamız, bazen çocuklarımız, bazen de arkadaşlarımız olur ve biz onları mutlu ediyoruz diye düşünürken onların adına mutlu oluruz elbette ama bu yaptığımız şeyi istemeden yapıyorsak, bizi üzüyorsa ve yıpratıyorsa biz kendimiz olmaktan vazgeçeriz karşımızdakilerin istediği gibi hareket ederiz. O zamanda kendimize verdiğimiz değeri eksiltiriz, hem birilerinin bizi yıpratmasına, üzmesine kolaylıkla izin veririz. Bu defa üzülünce de bir suçlu ararız, “Beni üzdü… Ben bunu hak etmedim ki yada şu şu durumlardan dolayı yıpranmama neden oldu” diye..

 Öyle mi acaba? Buna kim izin verdi tekrar bir düşünün bakalım.

Eğer biz kendimiz olmayı seversek, kendimize değer veririz, kendimizi önemseriz ama yok kendimize değer vermezsek bize değer vermeyen insanları çekeriz ve doğal olarak yıpranmamıza neden olan olayları yaşam içerisinde tekrar tekrar yaşamaya devam eder dururuz

 Sizi üzen, mutsuz eden hiç bir şeyi hayatınızda tutmayın. İlişki bittiyse güzelliklerle gönderin, peşinden olumsuz yorumlar yaparak olumsuz enerjiler yüklemeyin ” bana bunu yaptı aynısını yaşasın, mahvolsun, perişan olsun” demeyin çünkü siz birisi için olumsuz bir şeyler dilediğinizde o kişi bunu yaşamaz siz yaşarsınız… Bedduaya sormuşlar “nereye gidiyorsun? diye “çıktığım kapıya” demiş

Hak ve haksızlık olayı gerçekten çok göreceli kim kime göre haklı veya haksız? Buna göre karşı taraf hakkı kadarını aldıktan sonra kalanı size iade edilir. Ben Beddua etmekten çok çekinirim mesela.Çünkü o kişiye bana davranışında zemini hazırlamışsam benimde ufakta olsa bile bi haksızlığım olabilir bu durum içerisinde diye.

 Neden çünkü yaşamımıza sorun yaşadığınız o kişi sadece bir görevliydi. Belki siz bir uykudaydınız ve gözlerinizin açılması gerekiyordu o kişi o üzüntüyü size yaşatıp uyuduğunuz gafletli uykudan uyandırmak için öğretici oldu size..

Yaşadığımız hiç bir şey boşa değil. Yaşamımıza giren hiç kimse boşuna değil.

 Uyanma vakti geldiyse bir uyandıran olur elbet

Kimine hızır, kimine uçan kuş, kimine biten ot

Kimine açan çiçek, kimine akan su, kimine dilsiz taş

Ayrıca her zaman söylüyorum işte kelamınıza dikkat edin. Söz büyüdür. Döner dolaşır yine sahibini bulur

 Einstein’in bunu o kadar güzel ifade etmiş ki çok severim şu sözü:

İnsanoğlu ağzından çıkan cümlelerin, beyninden çıkan düşüncelerin bütün evreni dolaşıp tekrar kendine döndüğünü bilse eminimi çok daha dikkatli olurdu.

 Böyle söylediğimde bir anda kabul etmek zor geliyor biliyorum. Hayatımızda bizi üzenleri bir anda affettim demek kolay gelmiyor size. Ancak ne zaman ki enerjiyi öğrendim, bunun bizler için ne kadar yıpratıcı ve hayatımızı daha da zorlaştırıcı hale getirdiğini öğrendim. benim için o kadar kolaylaştı herşey.

İnsan olumsuz bir duygu durumu içerisine girdiğinde bu duygu durumundan çıkmadığı sürece üst üste olumsuzlukları çekmeye devam edip durur. “Geldi mi üst üste gelir” diye bir söz duymuşsunuzdur. Bu tamamen sizin o frekansı yaymaya devam ettiğiniz için benzer olayları çekmenizle alakalı bir durumdur.

HER GÜN YENİ BİR BAŞLANGIÇTIR

Çünkü bir yeni karar aldığım her yeni gün benim için başlangıçtır.

Ve bana göre hiç bir şey için geç değildir.

Gelin bu dakikadan sonra bir iyilik yapalım kendimize.. Bundan böyle hiç bir şeyde suçlu aramayın, hiçkimseyi cezalandırmayın, olumsuz duygular yüklemeyin. İnanın bunun tek sorumlusu bizleriz.

Biz izin veriyoruz.

İnsanlarla aramıza koyamadığımız mesafelerle, kurduğumuz ilişkilerle biz hayatımızı mahvediyor yada kolaylaştırıyor yada zorlaştırıyoruz.

 Bugünden itibaren.Ben artık hayatı kolaylaştırmak istiyorum, ben olumlu duygular içerisinde bulunmak istiyorum diyorsanız

“kendinize değer verin, kendinizi olduğunu gibi kabul edin ve sevin, korkuyu, endişeyi, öfkeyi kırgınlığı, kızgınlığı bırakın sevgiye geçin” diyorum bende..

Unutmayın; hiç kimse sizin izniniz olmadan size kendinizi değersiz hissettiremez.

Ve yine unutmayın ki; her ne yaşıyorsak hayrımıza! Evrende olumsuz hiç bir şey yok.

Ne yaşanıyorsa yaşanması gerektiği için.

6 Aralık 2016
BEN KENDİMİ SEVİYORMUYUM.. için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

SAĞLIK

SAĞLIK

bogaz-agrisina

Boğaz ağrısına evde çözüm

Kışın artan boğaz ağrıları, tedavi edilmediğinde ciddi enfeksiyonlara dönüşebiliyor. Alınacak bir takım önlemlerle boğaz ağrısından kurtulmanız artık çok kolay.

Genellikle üst solunum yollarını etkileyen boğaz ağrısı, tedavi edilmediği takdirde ilerleyen zamanlarda yutkunma güçlüğü, yemek yeme ve konuşma zorluğuna yol açabilir. Bu durumu ilerlemeden kolay yöntemlerle evde çözmek artık mümkün. İşte sizlere basit ama bir o kadar da etkili olan karışımın tarifi;

Boğaz ağrısı için doğal karışım malzemeleri:

-1su bardağı sıcak su
-2 çay kaşığı tarçın
-2 tatlı kaşığı bal

Hazırlanışı:

İlk olarak bir bardak suyu iyice kaynatın, sıcak suya tarçını koyun ve ılınmasını bekleyin. Ilınmış olan sıcak su ve tarçın karışımına,  tarçının iki katı ölçüsünde bal koyun. Balı tarçınlı su ılındıktan sonra koyun çünkü sıcak su baldaki enzimlerin yok olmasına neden olur.

Son olarak tarçınlı bal karışımını muhakkak süzgeçten geçirin. Yatmadan önce yarısını,  sabah kalan yarısını için.

Geçmiş olsun…

6 Aralık 2016
SAĞLIK için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

BAZEN..

BAZEN..

kmsl000

İnsan kırılıyor bazen En sevdiğinden, sevmediğinden.. Oturup ağliyor sonra hiç görünmeden.. İnsan seviyor bazen Kimseye belli etmeden, söylemeden..Oda seni sevecek mi diye düşünmeden.. İnsan ağlıyor bazen Gözyaşlarını dökmeden görünmeden Neye agladığını dahi bilmeden… Durmadan koşuyor bazen Acılarını ardı sıra bırakarak, dönüp bakmadan.. Nefesini taki buluncaya dek İnsan özlüyor bazen Adını anmadan bağırıyor, sesleniyor kendine Sonra duruyor, üzülüyor kendine İnsan arıyor bazen Küçük bir gülümseme, bir tebessüm Kap kara bir çift göz belkide İnsan dokunuyor bazen Dibine vurmuş hasretine, sessizliğine Yarım kalmış, yaralanmış yüreğine..

6 Aralık 2016
BAZEN.. için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk
sohbet Son Yazılar FriendFeed

Sohbet Girişi

Nickiniz :
Şifreniz :  

Kategoriler


Seo tarafından seohocasi v2 temasısohbetsohbet