İnsan Etinin Tadı Nasıldır?

İnsan Etinin Tadı Nasıldır?

Dünya üzerinde yamyam diye tanımladığımız insan eti yiyen çok fazla kişi vardır. İnsan etinin tadını hiç merak ettiniz mi? Genel yorumlar şu şekilde; sarımsaklı ve tuzlu bir tadı olduğu ve dünyanın en lezzetli eti olduğu söyleniyor. Alman kökenli olan yamyam bir bireydir, Armin Meiwes.  bir televizyon programına gitmiştir ve burada insan etini şu sözlerle açıklamıştır: “Ağzımda eriyor”.

Issei Sagawa, yediği kurbanları hakkında “Etin tadı daha önce yediğim hiçbir şeye benzemiyordu” demiş.
Alman katil Fritz Haarmaan ve Leh seri katil Karl Denke ise insan etinin domuz etine çok yakın tatta olduğunu belirtmiş. İnsan etinin her kısmının aynı lezzette olmadığı da söyleniyor ve kırmızı et kategorisine giriyor.Bu ayrıma ette bulunan miyoglobin proteine bakılarak karar veriliyor. İnsan etinin lezzetli olduğuna bir kanıt ise ayılarmış , insan etinin tadını alan bir ayı bir daha başka bir şey yemezmiş. Lezzetin ana kaynağının ise yüksek şeker oranı olduğu düşünülüyor fakat fazla yağlı olma ihtimalini de göz ardı etmemek gerek.İnsan Etinin

Peki Yamyamlık nedir?

Yamyamlık, insanın kendi cinsinden olan varlıkların etini, iç organlarını yeme isteği, eylemi ya da alışkanlığıdır. Yamyamlık modern zamanlarda dahil, kıtlık çeken insanlar arasında son çare olarak sık sık uygulanmıştır. Zevk için insan eti yiyenlerin insan eti yeme eylemini delilik ve sapkınlık olarak yorumlayanların sayısı da oldukça fazladır.
Hatta insan etini başkalarına farklı etmiş gibi göstererek dağıtmıştırlar. Dorangel Vargas, insan göğsünün hayatı boyunca tadına baktığı en tatlı et olduğunu itiraf etmişti. Hala modernleşmeyen toplumlarda yamyamlığın etkisi devam etmektedir.Yamyamlar ile ilgili çok popüler filmler çekilmiştir. Geneli korkunçtur fakat buraya komik bir tane ekliyorum kısa ve çok eski olduğundan izlerken fazlaca keyif aldım, yamyam kelimesinin kökenini de buradan anlayabilirsiniz. Eskiden efektler de çok gelişmemiş olduğundan çok eğlendiriyor diyebilirim.

Peki siz hiç merak edip tatmak istediniz mi?

5 Ekim 2017
İnsan Etinin Tadı Nasıldır? için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Doğru ders çalışma düzeni nasıl olmalı?

Doğru ders çalışma düzeni nasıl olmalı?

Doğru Çalışma Alışkanlığı Nasıl Olmalıdır?

Çalışma alışkanlığı; küçük yaşlarda (anaokulu ve üçüncü sınıf düzeyi arasında) düzen kavramının ve özdenetim becerilerinin kazanılması demektir. İlköğretim 4. ve 5.sınıftan itibaren ise karar verme ve kararın sorumluluğunu üstlenmesi becerisidir. Daha üst sınıflarda ise yaşamın planlanması demektir.
Gerçek anlamda çalışma alışkanlığı, “”çok çalışmak”” değildir. Düzen kavramının, özdenetimin ve karar verme becerisinin kazanılması, yaşamın planlanması demektir.

Olumlu Becerileri Kazandırma Yolları

• İyi bir model olmak:

Yapılan araştırmalara göre özellikle 5-8 yaş grubu çocukları, ailedeki huzursuzluğu huzursuzluk, çatışma ve şiddeti saldırganlık, düzensizlik, hiçbir sorumluluk verilmiyorsa sorumsuzluk, etkileşim yetersizliğini ise iletişimsizlik vb. olarak yansıtabilirler. Kısaca, çocuğun tutum ve davranışları aile yaşamının bir yansıması olarak ortaya çıkabilmektedir.

Küçük yaş grupları için ailedeki eve geliş-çıkış, uyku, yemek, dinlenme, eğlenme saatleri çok önemlidir. Bu saatlerin düzenli olması ve mümkün olduğunca aksatılmaması çocukta düzen kavramını pekiştirecektir.

Akşam eve dönüşten sonraki saatler ve hafta sonlarının nasıl değerlendirildiği de zaman ve düzen kavramının kazanılmasında etkilidir. Akşam saatlerinin sürekli TV karşısında oturarak geçirilmesi, hafta sonları herhangi bir program olmadan geçirilmesi, çocuğa okul dışı zamanın bu şekilde gelişigüzel geçmesi gerektiğini öğretir. Okul ve iş dışındaki zamanların bu şekilde geçirileceğini öğrenen çocuktan, gelecekte çalışma alışkanlığı kazanmasını beklemek haksızlık olacaktır.

İş ve okul dışındaki zamanlar;
• Önceden planlanmış zaman dilimleri içinde geçirilmelidir.
• Yapılan plana mutlaka uyulmalıdır.
• Hobi ve kişisel gelişim için etkinliklere zaman ayrılmalıdır.

• Ailedeki sorumlulukları belirginleştirmek:

Çocuklara sorumluluk vermek, başarılı bir yetişkin olabilmeleri için gereken adımların ilkidir. Sorumluluklar, çocuklara kendileri ile ilgilenebilmek için ihtiyaçları olan deneyimi kazandırır. Çocukların kendilerinin yapabileceği işleri onların yerine üstlenen ebeveynler çocuklarına iyilik yapmazlar. Yalnız kaldıklarında yapmaları gerekenleri öğrenme fırsatını onlara yaşatmamış olurlar.
Sorumlulukların iyi anlaşılması için aile içindeki sorumlulukların belirginleştirilmesi gerekmektedir. Bunun için;

Ailenizdeki her bireyin sorumluluklarının neler olduğunu belirlemek üzere toplantı yapıp, öncelikle anne-baba olarak kendi sorumluluklarınızdan söz edilmesi uygun olacaktır. (işte,evinizde,tüm aile üyelerine karşı yakın çevrenize karşı vb…)

Çocuklarınızın sorumluluklarını (evdeki, okuldaki, sınıftaki arkadaşlarına, kardeşlerine karşı sorumlulukları vb.) belirlemesine yardımcı olunmalıdır.

Aile bireylerinin sorumlulukları listelenip, herkesin görebileceği bir yere asılabilir.

Her hafta bu toplanıp yerine getirilen ve getirilmeyen sorumluluklar her birey için nedenleri ile birlikte ele alınmalıdır. Listeye yeni sorumluluklar eklenebilir, gündemden düşenler listeden çıkarılabilir. Anne-baba olarak o hafta yerine getiremediğiniz sorumluluk varsa mutlaka belirtilmeli ve telafi etmek için neler yapılacağı söylenmelidir. Böylece çocuğun yerine getiremediği sorumlulukları dile getirmesine teşvik edilmiş olunur.

Anne babaların bilmesi gereken nokta, alışkanlıkların kazandırılmasının belli süreçler gerektirdiği, doğal ortamlarda sabırlı yaklaşmanın esas olduğudur. Sonuçta tüm çabalar küçük küçükte olsa sonuçlarını verecektir.

Çocuklarınızın zamanlarını iyi değerlendirebilmeleri, günü yakalayabilmeleri için “”Bu gün ne yapacaksın?”” sorusu çok önemli ve stratejik bir sorudur. Gününü planlama alışkanlığı kazanamayan çocuklar, yakın gelecekte görev ve sorumluluklarını erteleme, yarım bırakma, vazgeçme gibi davranışlar sergilerler. Oysa planlama, çocuğun özdenetim becerisini kazanmasında temel koşullardan biridir.

“”Bu gün ne yapacaksın?”” sorusunu sormak:

Çocuğun bir gün öncesinden yarın ne yapacağının planını yapmasına teşvik ediniz. Planlamada her türlü kararı kendisinin vermesini sağlamak planın uygulanmasını kolaylaştıracaktır. “”Yarın ne yapacağını, ne zaman yapacağını, ne kadar zamanda yapacağını belirleyebilirsin. Bunları belirlerken iyi düşün, planlama yaptıktan sonra değiştirme şansınolmayabilir. Planını oluşturup ve bize bildirebilirsin. Biz de kendi planımızı seninle paylaşacağız. Yardımcı olmamızı istersen hazırız””. Çocuk planını yaptıktan sonra, gerçekten çok önemli gerekçeler yoksa mutlaka uyulması için gereken özeni gösterilmelidir. İlk planlamalar çok iyi düşünülmediği için biraz sıkıntı oluşturabilir. Bu da bir sonraki planlamanın daha dikkatle yapılmasını sağlayacaktır.

Küçük yaş çocuklarının yaşının üzerinde beklentiye girmeden yönlendirilmeye, yardıma, tekrara ve onlar için hazırlanmış programa ihtiyaçları vardır. Ayrıca bunun bir oyun olmadığını ve onların bu programın kendileriyle ilgili bölümünü üstlenmelerini beklediğinizi bilmeleri gerekir. Çocuğun organize olmakta zorlandığı etkinlik için basit bir plan hazırlanıp odasına asılabilir. Arada “”planın nasıl gidiyor?”” gibi yumuşak bir hatırlatma yapmak çocuğun hedefe yaklaşmasına yardımcı olabilir.

Başarıya Giden Yol Nasıl Oluşturulabilir?

Herkesin kendine özgü başarı çizgisi vardır ve belli bir şablona oturtmak doğru değildir. Ancak başarıya giden yolu ana hatlarıyla şöyle çizebiliriz:

• Motivasyon: Başarıya giden yolda ilk adımdır. En anlamlı olanı “”otomativasyon”” yani, öğrencinin kendi kendini motive etmesi, dışarıdan motive edilmeyi beklememesidir.

• Bilgi donanımı: Derslerde başarılı olmanın temel koşulu yeterli bilgi donanımına sahip olmaktır. Derslere ön hazırlık, dinleme ve konsantrasyon, öğrenilen bilgilerin tekrarlanması gibi öğrenci tutumları bilgi donanımı için büyük önem taşır. Zamanın etkili ve verimli kullanılması bu süreci kolaylaştırır.

• Performans: Yapabilme gücü demektir. Öğrencide motivasyon ve bilgi donanımı varsa, kazanılan bilgileri kullanabilme performansı gelişecektir. Soru çözmek, projeler hazırlamak, araştırmalar yapmak bilginin kullanılması ve bellekte kalıcı olması için gereklidir ve verimli kullanılması bu süreci kolaylaştırır.

• Değerlendirme: Öğrenci öğrendiklerinin ne kadarını özümsediğini, nerede, nasıl kullandığını, nerelerde ne tür hatalar yaptığını kendine soruyorsa kendini değerlendirme başlamış demektir.

• Düzeltme: Sorun saptanan noktaları tespit edip, bu sorunları gidermenin yollarını araştırmak, başkalarından yardım alarak çözümler üretmeye çalışmak ve bunları uygulamaya koymaktır.

Çocuğunuz Bazen Unutkanlık Yaşıyor, Sorumluluklarını Aksatıyorsa
Neler Yapılabilir?

• Günlük işleri bütünle ilişkilendirmesine yardımcı olunabilir. Aylık ve haftalık takvim üzerinde önceden belirlenmiş ve istenen sorumluluklar yazılabilir.

• Günlük yapılacaklar listesi hazırlatılabilir.

• Yapılacaklar listesindekileri tamamladıktan sonra çocuk ödüllendirilebilir.

• Hatırladığı ve düzenli olduğu her davranışı fark edilmeli, bunu nasıl başardığı sorulmalıdır. Bu belli stratejiler geliştirmesini sağlayacaktır. Sonrasında takdir edilmelidir.

• Büyük işler küçük parçalara bölünebilir.

• Kontrol listesi hazırlanabilir.

• Belli eşyaları ait oldukları yere koyma konusunda yer belirlenip, kural oluşturulabilir.

• Hatırlama konusuna odaklanılmalı. Unuttuğu ve aksattığı iş için kendini suçlu hissetmesine izin vermeden, bir daha böyle bir sorunda ne yapması gerektiğine dikkat çekilebilir.

• Sürekli kurtarıcısı olunmamalı. Sorumlulukları ve yaptıklarının sonuçlarıyla baş başa bırakılabilmelidir.

• Kızmak yerine daha düzenli olması için neler yapması gerektiği öğretilmelidir.

5 Ekim 2017
Doğru ders çalışma düzeni nasıl olmalı? için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Lazerle Dövme Sildirme

Lazerle Dövme Sildirme

Lazerle Dövme Sildirme

Lazerle Dövme Sildirme

Lazer ışığı enerjiyle çalışan bir alettir. Koyu olan bir kıyafet ile güneşin altında uzun bir süre beklediğinizde kıyafetinizin ve derinizin aşırı derecede ısındığı fark edersiniz. Çünkü koyu renkli olan boyalar ışığı emer ve ısı olayına dönüştürürler. Lazerde benzer bir prensip ile çalışmaktadır. Koyu renkli olan boya maddeleri lazer ışığını emip ısı, ses ya da buharlaşma şekliyle doku yanıtına da neden olabilmekteler. Dövmelerinizi yok edecek olan ve kullanacağınız lazer ışınları deri yüzeyine zarar vermeyecek şekilde geçer ve deri içerisindeki koyu renkli olan dövme pigmentine ulaşmaktadırlar. Dövme pigmenti lazer ışığını emer ve ışıktaki enerjiyi ses ve ısıya dönüştürebilmektedir. Bu durumdaysa deri içinde bulunan büyük parçacıklar halindeyse yer alan pigment açığa çıkmış olan enerjiyle çevre dokuya zarar vermeden de küçük parçacıklara ayrıştırmaktadırlar. Vücudunuzun bağışıklık sitemi küçük parçacıklara ayrışmış olan dövme boyasını daha kolay bir şekilde emerek yok etmektedir.

Her Dövme Silinir mi?

Dövmelerin hepsi genel olarak yok edilir fakat her zaman bu olmaya bilmektedir. Dövme sildirmeleri en son teknoloji ile üretilmiştir. Derimizde olan dövmeler genel olarak lazerle silinebilir. Fakat mor, sarı, pembe renklerin bazı tonlarını silmeniz, ten rengi ve beyaz renkli dövmeler maalesef lazer ile silinmiyor. Bundan dolayı ilerlemiş olan zamanlarda da dövme yaptırıp sildirecek kişiler lazer ile çıkması zor olan ya da imkansız olan renklerinden uzak durmalarını öneririm.

Dövme Sildirme İşleminde Hangi Lazer Kullanılır?

Kumral ve beyaz tenli olan kişilerde mavi, siyah ve lacivert dövme sildirmelerinde Q-Switched ND : YAG 1064 NM kullanılmaktadır.

Kırmızı renkte olan dövmelerde kırmızıyı en iyi görebilen Q-Switched 532NM ND YAG lazer giderilebilmektedir.

Yeşil renk dövmelerde yeşil rengi en iyi gören Q-Switched ruby 694 NM gidermektedir. Fakat kırmızı da olduğu gibi koyu tenli olan kişilerde daha dikkatli olunması gerekir. Leke kalabilmektedir.

Fraksiyonel lazerler ile esmer tene sahip olan kişilerde lazer ile dövme sildirmeye yardımcı olur. Derinin yenilenmesini sağlayıp dövme pigmentinin de daha hızlı bir şekilde silinmesini sağlayabilmektedirler.

Dövme Silme Seansı Hangi Aralıkları Nasıl Ayarlanmaktadır?

Döve silme seansları 6 ila 8 hafta arasında olmaktadır. Lazer ile dövme yok edilmesindeki tedavilerinde deri üstünde kabuklanma ile beraber 3 ila 4 gün içinde düzelir. Deri yüzeyinde normalleşmesine rağmen de deri altında tetiklenmiş olan boyada vücuttan uzaklaştırma işlemi devam etmektedir. Bundan dolayı vücuttan uzaklaştırılan maddelerin mümkün olduğu en fazla uzaklaştırılması ve deri destek dokusunun da normalleşmesi beklenmesi gerekir. Bazen araların daha fazla uzatılması istenilebilmektedir.

Lazer ile Dövme Silme Kaç seans Olmalı?

 

Dövmenin lazerle silinmesiyle seans sayısında kullanabilecek olan boya, uygulanacak teknik ve kullanılan boya miktarıyla kullanılmış olan lazer türü belirlemektedir.

24 Eylül 2017
Lazerle Dövme Sildirme için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Sağlıklı bir diyet için 10 emir

Sağlıklı bir diyet için 10 emir

Diyet yapmak zor ve zahmetli bir iştir. Heves ister. Direnç ister. Sabır ister. Bir o kadar da motivasyon ve süreklilik ister. Daha da mühimi bilgi ve kalıcılık üstüne birazcık sürdürülebilirlik ister. Ama en önemlisi bazı temel beslenme kurallarına kayıtsız ve şartsız itaat, uyum ister. İtaati zorunlu olan kuralların ilk 10’unda neler var diye merak ediyorsanız buyurun…

ÖNEMLİ

İşte o kurallar 
1- Öğün atlamayın.
2- Dengeli ve çeşitli beslenmekten taviz vermeyin. Beyaz un, şeker ve nişastalı yiyeceklerden uzak durun. Her öğünde mutlaka yeteri kadar protein (et ve süt ürünleri) alın. Her gün iki porsiyon meyve ve en az üç porsiyon sebze yiyin (1 porsiyon meyve tenis topu, sebze yumruk büyüklüğü kadar olmalı).
3- Sağlıklı, az işlenmiş ve doymamış yağları (özellikle zeytinyağını) tercih edin. Kuruyemişlerden de faydalanın ama yağlı yiyecekleri ve kuruyemişleri kararında tüketin.
Tam yağlı süt ürünleri, krema, kaymak, yağlı etler gibi doymuş yağlardan uzak durun. Trans yağlara (fast food yiyecekler, cipsler, fırın ve pastane ürünleri) elinizi sürmeyin. Omega-6 yağlarından (ayçiçeği, mısırözü, pamuk yağı) uzak durun.
4- Bol bol sirke ve limon eklemeyi ihmal etmeyin. Sirke ve limon glisemik yükü azaltıyor, kilo almayı yavaşlatıyor. Tuz kullanımınızı sınırlayın. Tuz hem çok yediriyor, hem de su tutulmasını artırıyor.
5- Salatayla geçiştirmeyin. Salata karın doyurmuyor. Salatayla beraber mutlaka bir parça proteinli yiyecek (et, tavuk, balık, yoğurt, peynir) yemeniz gerekiyor.
Salatalarınıza yağı kendiniz ekleyin. Mayonez ve hazır sosa hayır deyin. Bizim uzmanların önerisi bir tatlı kaşığı kadar zeytinyağı ya da ceviz ve keten tohumu yağı karışımı.
6- Asla kızartmayın. Kızartmalardan uzak kalın. Kızartma yerine buğulama, suda uzun süre kaynatma, fırında ya da haşlama yöntemlerini kullanın. Hiçbir yiyeceği una veya galeta ununa bulamayın, daha çok yağ kazanırsınız.
Hazır soslara hiçbir zaman itibar etmeyin. Hazır kek, poğaça, börek yemeyin. Canınız çok çekerse evinizde kendiniz yapın ve küçük bir parça ile yetinin.
Tatlı ihtiyacınızı meyveli yoğurt –kendiniz hazırlayın-, tatlandırıcı ve kahve eklenmiş yoğurt, sütlü tatlılar ile gidermeye çalışın. Bizim uzmanlar “meyveden şaşmayın” diyor.
7- Bol ve sık sık su için. Aklınıza geldikçe su tüketin. Su hem ucuz, hem de kalorisiz bir içecektir. Sudan sıkıldığınızda meyve çayları, diğer bitkisel çaylar ve özellikle de yeşil çay emrinizdedir. Kahveden değil, aşırısından korkun. Bir iki bardak kahve metabolizmanızı hızlandırabilir bile.
Günde iki fincanı geçmemeniz öneriliyor. Meyve konsantrelerinden, şeker eklenmiş meyve sularından, hatta yüzde 100 meyve sularından diyet yaparken uzak durmanızda fayda var. Şişede ve kutuda satılan her türlü içeceğin –su hariç- içinde fazla miktarda şeker bulunuyor. Ayrıca diyet içecekler de tavsiye edilmiyor.
8- Akşam yemeğinizi azaltmanızda, günün son yemeğini yatmadan en az 2–3 saat önce tamamlamanızda fayda var.
Diyet yaparken alkol kullanmamanız gerekiyor. Çok sıkışırsanız –sosyal sebepler, keyif zamanları, ödüllendirmeler- bir bardak şarapla yetinmeye bakın!
9- Önemli noktalardan biri de düşük glisemik yüklü karbonhidratları, protein ve sağlığa yararlı yağlarla birlikte yemeyi becerebilmektir. Diyet yaparken patates, beyaz ekmek, beyaz pirinç ve undan yapılmış makarnalardan, beyaz un ile yapılmış yiyeceklerden uzak kalın. Büyük öğünlerden kaçının.
Az yiyin, kaliteli ve güzel şeyler tüketin. Acıkırsanız 1–2 saat sonra yeniden bir şeyler yiyebilirsiniz. İkinci porsiyonu yemek zorunda kalırsanız proteinli bir yiyecek (balık, et, yoğurt, peynir) tercih edin.
10- Ve diğer öneriler: Her gün tartılmayın. Haftada bir tartılmanız –en fazla iki olabilir- yeterlidir. Kilo vermekten çok, daha iyi görünmeyi, kendinizi daha iyi hissetmeyi veya sağlığınızı daha iyi bir noktaya taşımayı amaçlayın.
Zaman zaman kaçamaklar yapmaktan korkmayın ama yanlışları sık sık tekrarlamayın. Daha çok doğal ot –yeşil yapraklı yiyecekler; fesleğen, kekik vb.- ve baharat –sarımsak, soğan, pul biber, isot, hardal- kullanın.

İYİ BİLGİ

Uzun yaşayanların ortak sırrı var 
– Bol sebze, meyve ve tahıl tüketiyorlar.
– İşlenmiş besinleri kullanmıyor, fast food yiyecekler yemiyorlar.
– Protein ihtiyaçlarını sadece hayvansal kaynaklardan değil bitkisel besinlerden de temin ediyor, düzenli balık tüketiyor, kırmızı eti yağsız olarak pişiriyorlar.
– Kişilik yapılarında aceleye, telaşa ve hıza pek yer vermiyorlar. Stres düzeyi az, eğlenceli, mizah yükü fazla keyifli bir hayat sürüyor, sosyal örgütlenmelerinde sevgi ve saygıya, aile, akrabalık ve hemşerilik ilişkilerinde dostluk ve arkadaşlığa çok önem veriyorlar.
– Emeklilik kavramını neredeyse hiç bilmiyor, yaşlılıklarında bile bir şeyler yapıp, üretiyorlar.
– Yaşlandıkça daha az beslenip, daha düşük kalorili, daha hafif bir beslenme tarzına dönüyorlar.
– Hareketli, aktif bir hayat sürüyorlar.
– İnancın gücüne güveniyor, mutlak bir itaat duygusu taşıyor, şükretmenin manevi inanç ve değerlerin oluşturduğu tam bir huzur ortamı içinde yaşıyorlar.
– Olanla yetinmeyi, bardağı mümkün olduğu kadar dolu tarafından görebilmeyi, sadece temiz bir çevre değil temiz bir iç dünya geliştirebilmeyi, düşmanlık, kin, nefret, kıskançlık, endişe gibi duygulara pek yer vermemeyi iyi biliyorlar.

BİR TAVSİYE

Beslenirken şükredin!
Yemeğe başlamadan önce biraz durun ve derin bir nefes alıp düşünün! Masanızdaki yemeğin yapımında kullanılan besin maddelerinin üretimini, bahçeden, tarladan, denizden ya da otlaklardan üretilişini, ön besin maddeleri haline getirilişini, taşınmasını, saklanmasını, mutfakta hazırlanma aşamalarını gözünüzde canlandırmaya çalışın.
Son haliyle size servis edilene kadar ya da evinizde tabağınıza aktarılana kadar geçirdiği evreleri, verilen emekleri ve emek veren insanları göz önüne getirin.
Doğada her şeyin ne kadar birbiriyle ilişkili, mükemmel ve düzen içinde seyrettiğini bir kez daha kavrayın. Size bu olanağı sağladığı için Tanrıya minnet duygularınızı ifade edin. Şükredin!
Bu sizin daha ölçülü, daha yavaş, daha özenli yemenize başlangıç teşkil edecektir.

 

İYİ BİLGİ

Lütfen birazcık yavaş yiyin!  
Yemek yeme hızınızı azaltmak kilo kontrolünü sağlamakta son derece önemlidir. Yavaş yeme yiyeceklerin lezzeti ile ilgili duygusal hazları daha yoğun hissetmenizi de sağlar.
Açlık dereceniz ile tükettiğiniz besin miktarının dengelenmesini daha mantıklı hale getirir. Yemeğe başladığınızdan itibaren açlık kontrol mekanizması tokluk hissine ulaşmak için biraz zamana ihtiyaç duyar. Yavaş yemek yiyerek açlık merkezine tokluk hissinin ulaşması için zaman vermiş olursunuz. Rahat ve yavaş yemek yiyin. Yemeğinizin ortalarına doğru kendinizi tok olup olmadığınız yönünde sorgulayın.
Eğer cevabınız evet ise yemek yemeye devam edip etmemeyi bir kez daha düşünün. Yemeğiniz çok lezzetli olsa bile bunu deneyin.

 

19 Eylül 2017
Sağlıklı bir diyet için 10 emir için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk
sohbet Son Yazılar FriendFeed

Sohbet Girişi

Nickiniz :
Şifreniz :  

Kategoriler


Seo tarafından seohocasi v2 temasısohbetsohbet