Aşk ve Para III. Bölüm

Aşk ve Para III. Bölüm

Her gün otobüs durağında karşılaşıyorlar otobüste beraber oturuyorlar, akşamları birbirine bakan balkonlardan muhabbet ediyorlardı. İkisi de sevgilerinden emindi ama söyleyemiyorlardı. Berk bu durumu değiştirmek adına, gittiği bir düğünde zil zurna sarhoş olup cesaretini sağladıktan sonra Ece’ ye açıldı. Tabi ki sonuç istediği gibiydi. Ece’de Berk’in sevgisine karşılık vermişti. Artık her fırsatta beraber, el ele, kol kola gezip dolaşıyorlardı. Ama Ece’nin arkadaşları Berk’in ona layık biri olmadığını, kavgacı, gürültücü, boş gezenin boş kalfası olduğunu, onunla bir geleceği olamayacağını her fırsatta söylüyor, Ece’yi bu aşktan vazgeçirmeye çalışıyorlardı. Yine böyle günlerden bir gün, Ece ve arkadaşları sahilde dolaşırken, Berk’i sırtına yüklendiği bir kömür çuvalı ile bir apartmana girerken görmüşlerdi. “Para karşılığında kömür taşıyan birisi. Eminim bunu ya sigara ya da alkol parası kazanabilmek için yapıyordur. Böyle biriyle takılıp neden kendine yazık ediyorsun ki” diye serzenişte bulundu arkadaşları. Ece hiç bir şey söyleyemedi. Çok utanmış ve üzülmüştü. Arkadaşları haklı olabilirdi. Sonuçta o dersleri iyi olan bir lise öğrencisiydi ve iyi bir gelecek hedefi vardı. Berk ise hiç bir gelecek hedefi olmayan, günü birlik yaşayan birisiydi. Hem ailesi de Ece’nin böyle biriyle birlikteliğine sıcak bakmazdı. O gece erken yatacağını söyleyip Berk’i atlattıktan sonra bu ilişkiyi onu üzmeden nasıl sonlandıracağını düşünür olmuştu. Hangi bahaneyi bulsa, bunun Berk’i çok üzeceğini düşündü. En son hiç bir neden söylemeksizin, sadece ayrılma isteğini dile getirip onu hayatından çıkarma fikrinde karar kıldı. Ertesi gün otobüs durağında karşılaştıklarında Berk’in neşesinin aksine Ece soğuk tavırlar sergilemiş ve konuşmaları gerektiğini söylemişti. Berk her şeyden habersiz takıldı Ece’nin peşine ve bir kafeye oturdular. Garson gelip siparişleri aldı. Berk çay, Ece ise Türk kahvesi istedi ve söze girdi. “Düşündüm ve ayrılmaya karar verdim” dedi. Berk şaşırmıştı. “Hiç bir neden yokken mi ?” dedi  “Evet bir nedeni yok” diye karşılık verdi Ece. Berk patlamaya hazırlanan bir volkan gibi gürüldüyor ama rezalet çıkarmamak için kendini zor tutuyordu.

“Tabi,”dedi. “Tabi sen haklısın. Benim gibi birini sevemeyeceğini bilmeliydim. Kendim kandım. Bende sevebileceğin hiç bir şey yok. Benim bir hayatım bile yok. Senin gözünde ben bir ayyaşım. Sadece bir hevesti seninkisi. Sen daha iyilerine layıksın. Bunu al bende kalmasın,” dedi cebinden ufak bir kutu çıkarıp. “Bunu almak için çok çalıştım. Hamallık bile yaptım. Benim bir işime yaramaz. İster tak ister at” dedi. Yüzük kutusunu masanın üstüne bırakırken.

Ece kontrolünü kaybetmiş bir şekilde, “Bak görüyor musun? Bir geleceğimiz yok seninle. Benim hedeflerim var. Geleceğim var ama sen şu uyduruk yüzüğü bile almak için ne kadar çok çaba sarf ediyorsun” dedi. Dedi ama ne dediğini bilemedi. Eliyle ağzını kapattı zamanı geri almak istermişçesine. Gözleri doldu. “Özür…” Berkin el işaretiyle sustu. “Tamam” dedi. “Anladım. Haklısın” dedi yaşlı gözlerle Berk. Arkasını döndü ve çıkıp gitti kafeden. Ece yaptığı hatanın farkında olmasına rağmen, kararı kesindi. Hatasını affettirmek için bulunacağı girişimlerin Berk’in içinde tekrar bir şeyleri yeşerteceği düşüncesiyle hiç böyle bir girişimde bulunmadı. Kendini derslere verdi. Kafasını kaldırmadan günlerce aylarca çalıştı. Berk günlerce evden çıkmadı. Gecelerce uyumadı. Kimseyle görüşmedi. Yoksulluğuna ve hor görülüşüne kahredip küfürler yağdırmaktan, ağlamaktan başka bir şey yapmadı. Günler aylar geçti. Artık Ece başka şehirdeki bir üniversitede mühendislik okuyan bir öğrenciydi. Ama geçen zamana rağmen Berk için bir şey değişmemişti. Aylar öncesiyle aynıydı. Artık bütün insanlardan nefret ediyordu. Bir gün zengin olmak ve bunun intikamını almak istiyordu. Tamer onun halinden en iyi anlayan kişiydi. İçindeki hırsı ve nefreti görebiliyor ve her fırsatta ona yardım ediyordu. Önce bir benzinlikte pompacı olarak işe başladı. Gündüzleri çalışıyordu. Ama bu para yeterli değildi. Çünkü babasının omzundaki yükü de kaldırmıştı. Evi de o geçindiriyordu.

10 Eylül 2019
Aşk ve Para III. Bölüm için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Aşk ve Para – II. Bölüm

Aşk ve Para – II. Bölüm

Uyandığında geç kaldığını fark etmiş, hızlıca bir şeyler atıştırıp aynı hızla evden dışarı çıkmıştı. Yolda ilerlerken Ece’nin gönlünü de nasıl kazanacağını, ona ne söyleyeceğini düşünüyordu. Otobüs durağına vardığında Ece’yi gördü. Başını eğmiş, kulaklıkla müzik dinliyor ve telefonu kurcalıyordu. Bütün doğallığıyla Berk, Ece’nin önünde diz çöküp görüş hizasına girdikten sonra, “Eğer kulaklık olmasaydı ve beni duyabilseydin senden özür dilerdim” dedi gülümseyerek. Ece Berk’in söylediklerini duymuş olacak ki aynı sıcak gülümsemeyle karşılık verirken, bir yandan da kulaklığı çıkardı.

– Napıyorsun ?
– Her zaman ki gibi. Sen napıyorsun ?

– Hiç bir şey. Biraz canım sıkkın. Kafamı toparlamak için uğraş arıyorum.

– Neden, neyin var ?

– Sınav stresleri diyelim.

Konuşma devam ederken otobüs gelmişti. Artık iki yakın arkadaş gibi, otobüste beraber oturuyorlardı. Berk bu fırsattan istifade etmek için :

– Dilersen bugün sana eşlik edebilirim.

– Seni işinden alıkoymayayım ?

– İkimizde biliyoruz ki benim aylaklıktan başka bir işim yok ve bu kafa dağıtmak için en iyi yöntemdir. Bende bu yöntemde uzmanım.
Gülüştüler. Berk kelimeleri iyi seçiyordu. Ece’nin o gün, o saat, gülüşü Berk’ in hayatında asla unutmayacağı bir görüntü olarak hafızasına kazınmıştı. Şehrin en işlek caddelerinin birinde otobüsten indiler. Her mağazaya giriyor, her fırsatı değerlendiriyorlardı. Vaktin nasıl geçtiğini anlamazken, artık yorulan Ece:

– Biraz oturup bir şeyler içelim ve dinlenelim. Yoksa ayaklarım beni artık taşımayacak. deyip gülümsedi. Berk bu fikre aslında sıcak bakmıştı. O da isterdi Ece ile böyle bir anı olmasını ama cebinde burada ki bir kafede bir şeyler içmeye yetecek parası yoktu. Durumu belli etmeden bundan kurtulmalıydı. Uzun süren sessizlikte Berk çıkar yolu arıyor, Ece ise hata yaptığının farkına varıyordu. Berk eziklik duygusuyla çaresizliğin sınırını aşmış ve kafasında dolaşan yüzlerce fikirden en karamsar olanını seçmişti yine. “Ece’nin ailesinin durumu iyi. Biz ise borç batağında yüzüyoruz. Sigara parasını bile babamdan alıyorum. Bu kız bana göre değil. Kendimi neden kandırıyorum ki.” diye düşünüp bir anda :   – O halde sen kafelerde aylaklığa devam et, bende bizim arkadaşlara bir bakayım. Beni öldü sanmasınlar dedi. Ece Berk’ in parası olmadığı için yalan mı söylediğini, yoksa gerçekten sıkılıp arkadaşlarının yanına mı gideceğini düşünürken Berk çoktan yolu tutmuştu. Hemen telefonu çıkarıp Tamer ‘i aradı. Buluşacakları yöne doğru ilerlemeye koyuldu. Gecenin alkol muhabbeti Ece’ydi. Berk ona denk olmadığını, Tamer’se kuruntu yaptığını söylüyor duruyordu. Ama nafile. Berk Ece’den uzak durma fikrini kafasına kazımıştı. Öylede yaptı. Otobüs saatlerini Ece’ye rast getirmiyor, fazlaca görünmüyordu ortalıkta. Günler böyle geçedursun, ikisinde de birbirlerine karşı aşk filizleniyordu yüreklerinde. İkisi de feleğin bir cilvesi olup karşılaşırlarsa birbirlerine ne söyleyeceklerini düşünüp durdular günlerce. Berk  Ece’yi hem görmek istiyor, hemde istemiyordu. Ama Ece’de durumlar farklıydı. Berk’in kararından habersiz, onunla karşılaşmak için can atıyordu. Berk yine alkol aldığı bir akşam balkonda saklanıp Ece’ye görünmeden onu görmenin planını yaptı. Girdi balkona ve gözünü Ecelerin balkonuna çevirip öylece beklemeye koyuldu. Çok fazla geçmeden Ece yine balkondaki yerini almıştı. Yakalanan Berk çaresizce gülümsedi. Ece geçen akşamı hatırlatarak: – Ay bu akşam ne kadar güzel değil mi ? dedi. İkisi de katıla katıla gülüştüler. Bir süre birbirlerini gülerken izlediler. Ece: – Bu aylaklık işi gelecek vaad eden bir iş. Bence bunu tekrar yapmalıyız dedi. Berk kendisiyle savaşırken aşık tarafının ağır basması sonucu “sen ne zaman istersen” diye yanıtladı. Kaçmanın anlamsız olduğunu, kaderin bir cilvesi değil bir ödülü olduğunu düşündü Ece’nin. Geçen günden sonra tekrar böyle bir şey istiyorsa para mevzularını çok takmadığını düşündü. Tamer’in söylediği gibi onun aradığı mutluluk olabileceğini düşündü. Biraz havadan sudan muhabbetten sonra uyumak için evlerine çekildiler. Artık Berk Ece’den kaçmıyordu.

10 Eylül 2019
Aşk ve Para – II. Bölüm için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Aşk ve Para – I. Bölüm 

Aşk ve Para – I. Bölüm 

Gecenin kör karanlığında, Berk sendeleyerek evin yolunu tutmuştu. Güçlü ve dayanıklı bedeni, ne yazık ki alkole karşı savunmasızdı. Yoksulluğuna aldırış etmeden, eline geçen her kuruşu zevke düşkün benliğine harcıyor, aylak aylak dolaşıyor, yiyor, içiyor, eğleniyordu. Evlerinin önüne geldiğinde, yolun kenarına oturup  bir sigara daha yaktı. Düşünmeye başladı içten içten. Neden yoksuldu? Neden tuttuğu her dal kırılıyordu. Neden kimse ona el uzatmıyordu. “Allah’ım neden hak etmeyen insanlar benden daha iyi yaşıyor” diye düşündü. Biraz sesli düşünmüş olacak ki, balkonda oturan ve elindeki telefonla gençliğinin tadını yaşayan Ece tarafından, bu serzenişi duyuldu. Aklı bir karış havada olan Ece’nin tabi ki de umurunda değildi. Biraz sonra Berk’ in bağrış çağrışlarıyla, gecenin bol aksiyona bürüneceğinden habersiz telefona dalıp gitti. Yine aynı gecelerden bir gece gibi Berk eve girdi, “Neden bu kadar geç geldin” diyen annesine, sarhoşluğunu belli etmemek, suçunu bastırmak için bağırıp çağırdı. Yaşlı kadıncağız, oğlunun bu haline üzülüp oturma odasında sabaha kadar yas tutarcasına hıçkıra hıçkıra ağladı. Sabah olduğunda Berk yine babasından para alabilmek için önemli bir yalan düşünmeye başlamıştı. Nasıl olsa akşam arkadaşlarıyla alkol içecek, gülüp eğlenecekti. Yaşlı babasının inşaatlarda ezile büküle alın teri dökerek çalışıp kazandığı parayı, alkole yatırmak Berk için bir şey ifade etmiyordu. Hatta o kadar sorumsuzdu ki belki konuyu hiç böyle düşünmemişti. Yine eline geçen 3 – 5 kuruşla aldığı, onu zengin ve saygın gösterdiğini düşündüğü kıyafetlerini giymiş ve sokağa atlamıştı. Otobüs beklerken durağa Ece geldi. Kısa bir merhabalaşmanın ardından otobüse binip birbirleriyle yabancıymış gibi uzaklaştılar. Berk arkadaşlarına yakın bir durakta indi. Kulaklığını taktı ve bir sigara yakıp yürümeye  başladı. Garip bir şekilde aklında Ece ile ilgili sorular beliriyordu. Yol üzerinde ucuz bir lokantaya girip bir şeyler atıştırdıktan sonra arkadaşlarıyla buluştu. Biraz alkol alıp deniz kenarına geçtiler. En yakın arkadaşı Tamer ile bahtsızlıklarına üzülüp içmeye ve dertleşmeye başladılar.Günü böyle bitirip eve dönünce temiz hava alıp biraz ayılmak için evin girişindeki balkona oturdu. Gök bile Berk’in yalnızlığına inat kocaman bir dolunay ve yıldızlarla bezeliydi. Seyre koyuldu. Uzun ve sessiz. Bu uzun sessizliği karşı balkondan kendine hitaben bir ses bozdu. “Ay bu akşam ne kadar da güzel değil mi?” Berk sorunun geldiği yöne kafasını çevirip baktığında içinde tarif edemediği şeyler belirmişti. Bu durumu saçma bir espiriyle gizlemek için Ece’ ye “Sen kafanı o pencereden çıkarana kadar öyleydi” deyip güldü. Ece utanıp pencereyi kapattı. Berk yaptığı şeyle gurur duyuyordu. Böyle daha havalı olacağını düşünüyordu sadece. Oysa hayatı boyunca izini silemeyeceği bir yarayı açacak hançeri az önce Ece’ ye vermişti. Ece Berk’in saygısızlığına biraz bozulmuştu ama telefonda arkadaşlarıyla konuşurken onu çoktan unutmuştu. Ertesi sabah yine otobüs durağında Berk ile karşılaşan Ece bu defa dün akşamki kabalığını yüzüne vururcasına Berkle konuşmadı. Berk nedenini anlamış ve üzülmüştü. Yine Tamer’le dertleşirken konuyu açtı. Tamer gülümseyerek ve kendinden emin bir şekilde “Kız seninle muhabbet etmek istedi ve sende bu şekilde mi davrandın” dedi. O anda anladı Berk gerçeği. Belkide o gece Ece için hissettiklerini, Ece Berk için uzun zamandır hissediyordu. Tamer ” Yıllarca aradığın mutluluk burnunun dibinde. Bence yaptığın hatadan bir dönüş yolu bul ve o kızı kaçırma” dedi. Zaten bu işe gönüllü olan Berk, Tamer’in bu sözleriyle iyiden iyiye bu işe heveslenmişti. Akşam eve gittiğinde bir şekilde Ece’yle muhabbet kuracak ve gönlünü kazanacaktı. Akşam oldu Berk yine balkona oturdu. Dün gece yaptığı gibi gökyüzünü seyre daldı. Amacı Ece’nin dikkatini çekmek ve işleri kendi lehine çevirmekti. İşin gerçeği Eceler’in evi bir kat yüksek olduğu için Berk onun balkonda olup olmadığını bile bilmiyordu. O gece öylece bekledi. Sonra umudunu kaybedip gitti. Şansını yarın sabah otobüs durağındaki karşılaşmadan yana kullanacaktı.

10 Eylül 2019
Aşk ve Para – I. Bölüm  için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Ağır yaralı hastalara otoparkta müdahale!

Ağır yaralı hastalara otoparkta müdahale!

Almanya’nın Düsseldorf kentindeki Marien Kliniği’nde dün akşam çıkan yangında 72 kişi yaralandı, 77 yaşındaki bir hasta ise hayatını kaybetti. Yaralılar arasında 11 kişinin durumunun ağır olduğu ve hayati tehlikelerinin bulunduğu belirtildi.

Ağır yaralı hastalara otoparkta müdahale

POLİSİN verdiği bilgiye göre yangın, hastanenin ikinci katındaki bir hasta odasından başlayıp hızla yayıldı. Çıkan dumanlar beş katlı hastanenin tümüne yayıldı. Bir anda odaları ve katları kaplayan duman yüzünden 62 kişi zehirlendi. Hastane personeliyle birlikte yaklaşık yüz kişi binadan tahliye edildi. Hastane binası kullanılamadığı için ağır yaralı hastalara hastanenin otoparkında müdahale edildi. 19 hasta da helikopter ve ambulanslarla çevredeki hastanelere nakledildi. Çok sayıda itfaiyenin müdahale ettiği yangın, birkaç saat içinde tamamen kontrol altına alındı.

10 Eylül 2019
Ağır yaralı hastalara otoparkta müdahale! için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk
sohbet Son Yazılar FriendFeed

Sohbet Girişi

Nickiniz :
Şifreniz :  

Kategoriler


Seo tarafından seohocasi v2 temasısohbetsohbet asdsadasdsadsadasdasdasdsad