Güzel Dediğin,Canım Dediğin..

Güzel Dediğin,Canım Dediğin..

Güzel dediğin,sevgilim,canım dediğin
Tüm içtenliğiyle ve tüm benliğiyle                                                            
Sevgisini,yüreğime kazıyıp işlemeli.
Güzel dediğin,sevgim,canım dediğin                                                     
Unutup da benliğini,kendini,derdini
Beni sevip,bana yanıp,beni düşlemeli.                                                 
Güzel dediğin,sevgim,canım dediğin
Kaygı ve korku nedir,hiç bilmemeli                                                     
En büyük aşkı yaşamalı ve yaşatmalı.
Güzel dediğin,sevgim,canım dediğin                                                      
Zevk,mutluluk ve aşkı en üst seviyede
Doruklarda yaşamalı ve yaşatmalıdır.                                                      
Sevgim dediğin,aşk ateşinde pişmeli.
Kapris,işve,nazı bırakıp,bana koşmalı.                                                     
Hayalde buluşup,düşlerde öpüştüğünü.
Gerçeklerde yapıp,gerçeğini yaşamalı.                                                        
Güzel dediğin, sevgim,canım dediğin;
Beni gözlerinden kıskanmalı,özlemeli.                                                         
Bir an,düşünmeyince ve görmeyince.
Yanakları ıslanmalı ve içi kararmalı.                                                      
Güzel dediğin,sevgim,canım dediğin
Dikenlerini batırmamalı,deli gül gibi,                                                    
Aşılı gül gibi,kokusunu sana vermeli.
Güzel dediğin,sevgim,canım dediğin                                                          
İçten,candan çok sevmeli,sevdirmeli,
Karşılıksız yaşamalı ve yaşatmalıdır.

22 Kasım 2016
Güzel Dediğin,Canım Dediğin.. için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Sevgi HırsızLarı

Sevgi HırsızLarı

Sevgi ve dostluk insanı mutlu ederken, mutluluk hırsızları ortalıkta cirit atmaktadırlar. Günümüz insanının en önemli hatası, sevgi ve düşmanlık nasıldır, kimlere karşı uygulanır, bilememektir. Yarabbi sevgi hırsızlarından davacıyım. İçimi yakmaktadırlar. Benim sevgiye aşka bakışımı değiştirdiler. Bu tür yankesici, dolandırıcı, alçak tabiatlı kişilerden nefret ediyorum. Benim sevgi ve aşk dünyamı yıkmaya çalışan, sevgisiz kılmaya çalışanları, sana havale ediyorum. Hepimiz sanırız ki; bu tür insanlar çok azdır. Hayır, şu anda dünyamızda bunu yapmayan yok gibidir. Belki nasıl olur herkes aşk ve dostluk peşinde bunu nasıl söylersiniz şeklinde düşünebilirsiniz. Bakın, yönetim kademesinde bulunan çok kişi İslami anlayış içerisinde sevgilerini malum kişilere yöneltmişken, yanında yöresinde yer almış insanlar düşmanla dost olmuşların ellerini öpebilmektedirler. Hastalıklarında ve sıkıntılı zamanlarında dost görünmektedirler. Bu şekilde düşmanken dost gibi nüfuz edebilmek kolaydır. Duygu açlığı olan kimseye ufacık bir yardım elini uzatmak, tüm dünyasına ışık saçmayı ve gönül dünyasını aydınlatmayı gerektirir. İşte gönül dünyasında olan bu ışıldamalar pırıltılı ışıl ışıl olan her şeyin berraklaştığı sıkıntı ve huzursuzluk olmayan dünyayı meydana getirir. Eğer ki; benim gönül dünyamı karartacak, sağ gösterip sol vuracak gönül hırsızları başkasına öyle bir zarar verirler ki; artık o kişinin dünyasına ışık yakacak kimse olmaz. Şizofrenler bir nevi bu tür kimselerdir. Gönül ve sevgi dünyalarının tüm kapılarını örtmüş, sımsıkı kafesler ardına saklanmış kimselerdir. Çocuk gönül dünyasından, gerçek sanılan dünyaya açtığında, karşısında kaotik ve sıkıntılı dünya görür. Tüm bu hallerden koruma amaçlı çekinik davranmaya çalışır. Artık sütten ağzı yanmış, yoğurdu üfleyerek içen hale gelmiştir. En yakınlarının sürekli kendisine kötü davrandığı, iyi kimsenin olmadığı şeklinde düşünce, iyi kötü kavramı ile beraber yeşerir. O nedenle çocukların yetiştirilmesinde en önemli olay güzel isim koymakla başlar. Başkalarının eleştirip alaya alacağı şekilde isim konması çocuğu arkadaşları tarafından eleştiri ve kınamaya maruz bırakır. Güvenli liman arayışı her yeni günde umutsuzlukla başlama, şanssızlıkların üst üste gelmesi, hayatın olumsuz olarak algılanmasına yol açar. Sürekli hayatı olumsuz algılamış kimseye sen güzel günler geçireceksin denmesinin, bekâra karı boşa demeden öte faydası yoktur. Denilenin uygulama sahasına girmesi için insanın olumlu işaretleri görebilmesi gerekir. Değişik ifade ile ticarete zarar etme düşüncesi ile başlanmaz. Herkes ticaret yaparken kar edeceğini hesap eder. Kalp kırmak çok kötüdür diye halk arasında söz vardır. Kalp kırmanın asıl kötülüğü o insanın geleceğini tüketmektir. Bakışını iyi yönde olmasını durdurduğunuz kişinin gelecekte beklentileri kalmaz. Yıkılmış temel üzerine bina yapılmayacağı için en önemli şeylerden birisi kalp kırmamaktır. Kalbini kırdığımız kişi artık dünya ve gelecek tüm yaşamlara kötümser bakar. Sürekli kötümser bakmaya alışmış kişiye iyimser bakış açısı aşılamak mümkün olmaz. Enerjisi tükenmiş hareket etme kabiliyetini kayıp etmiş insanın artık üretmesi başkalarına faydalı olması mümkün olmayacaktır. Üretmeyi bırakmış insanlar topluluğunda ilim ve ileri giden toplumlar yok olur. Bakın yüzyıllarca tarihte bilinen gerçek vardır. İlim ve sanat vaktiyle çok ileride iken şimdilerde teknoloji olarak gerileme neden olmuştur. Vaktiyle dünya üstünde elektrokimya ve enerji üretiminde çok daha mükemmel yöntemler vardı. Şimdi neden bunlar unutuldu. Sebebi insanların eğlenme ve keyif yapma düşüncesi içerisinde ilimi ve teknoloji gelişimini unutmalarıdır. Bilirsiniz dünya alkol ve uyuşturucu madde tüketimi gün geçtikçe artmaktadır. Müzik hak keza öyledir. Eğlenmek güzeldir. Dinlenmek için daha iyi çalışmak için gerekir. Ama yaşam gayesi eğlenmek olduğunda, üretim ortadan kalkar. İnsan nefsi kolay ve rahattan hoşlanır. İlim ve teknoloji gelişimi ise çalışmayı ve üretmeyi gerektirir. Çalışmadan rahat kazanma toplum içerisinde teşvik edilirse artık yapacak şey kalmamıştır. İnsanların rahat ve huzuru için çalışmak en önemli temeldir. Çalışmanın karşılığı ise yöneticiler tarafından hakkaniyet ölçüsünde dağıtılmalıdır. Adalet ve güven duygusu ile beraber çalışma işin temel esasıdır. Eskiler ilim amel ihlas demişlerdir. İlim öğrenmek için çalışmak, insanın mutlak yapması gerekendir. Bildiklerini kullanmak ise temel esastır. Bunları kullanmakta iken saf ve katışıksız tek ve doğru niyetle yapılan iş netice verir. Ancak sağ gösterip aslen ne diyorlar başlığı altında art niyet taşıyarak yapılan işler iyi netice meydana getirmez. İşte sevgi hırsızları bu noktada işe girerler. İşlerine geldiğinde ben insanlık için çalışmaktayım diye kandırarak kendi istek ve arzularını gerçekleştirmek yolunda ilerlerler. Bu tür kimsenin yaptığı hiçbir işten fayda gelmez. Gelecek fayda ve insanların takdir etmesi nefislerine hitap ettiği sürecedir. Mesela her bilim adamı iş yapmaz. Toplumda öne çıkmaz. Sebebi kendisini anlayacak kimse bulamamasındandır. Gerçek düşüncelerimi değerlendirecek insanları bulamadığımda ilim ve çalışma yalnızlaşmaya gider. Bu durumda yandaş aramak gerekir. Para ve benzeri faydaları gerçekleri anlatmak için kullanmak başka türlü sevgi hırsızlığı olur. Ama yapılan insanların mutluluğa kavuşmaları içindir. Sevgi tarafına çalmak isteyen mutluluk avcıları, insanı ebedi saadete kavuşturur. İnsanların kendilerini ebedi saadete kavuşturmak için çalışanlara eziyet ve sıkıntı vermeleri genelde kaçınılmazdır. Çünkü bu tür insanları anlamak aynı kıratta olmayı gerekli kılar ki; çok zordur. Daha doğrusu bu tür insanların sayısı çok azdır. İnsan kolay ve rahatı tercih eden şekilde yaratılmıştır. Şuraya çalışmak ter dökmek mi, rahat yan gelip yatağında yatmak mı, deseniz büyük çoğunluk hatta insanların tamamı yatmayı tercih eder. Ama çalışıp ürettikten sonra az miktarda istirahat etmek eğlenmek asıl yapılması gereklidir. Az çalışıp ter dökmeden kolayca elde edilenler, zahmetsiz ve kıymeti bilinemeden harcandığı için duygu içermez. Bilirsiniz özellikle zengin kişiler miras yoluyla elde ettiklerini hemen bitireme yönünde iş yaparlar. Alkol ve eğlenceye düşkünlükleri bu sebeple olmaktadır. Toplum içerisinde olumsuz sevgi hırsızları çoğaldığında, yani yankesiciler hırsızlar arttığında eğitim ile onların yanlışlığını göstermekten başka çare yoktur. Onların karşısına en ufak yanal niyet taşıyanlar gelirse hemen deşifre olurlar. Çünkü toplumsal bozulma, kokuşma herkesin aynı düşüncede olmasını gerektirir. Ben farklı düşünüp farklı yaşamaya çalıştığımda, toplumsal linç devreye girer. Çünkü enerji bir şekilde var olmaya çalışacaktır. İyi veya kötü enerjinin birbiri lehine veya aleyhine hareketi, kinetik enerjiyi meydana getirir. Potansiyel yani ortaya çıkma gücü zaten enerji olan yerde vardır. Sadece ortaya çıkarmak veya çıkaramamak söz konusudur. İyi enerji için insanlara faydalı yönü ortada olması için başlangıç niyetinin yani referans noktasının uygun olması gereklidir. Eğer başlangıç olarak olumsuz negatif veya kötü noktadan başlanırsa iyiye gitme imkânı olmaz. Burası çelişki olarak değerlendirilebilir. Ama değildir. Olumsuz bölüm, olumsuz duygu ve düşünceyi gerekli kıldığı için hareket noktası gidilecek noktanın da belirleyicisi olur. Sevgi hırsızlığının olması için çalınanın kıymetli olması gerekir. Ancak bilindiği gibi sevgi mal değildir. O zaman bu enerjiye nasıl sahip olunur. Çünkü elektrik enerjisi de bir enerji türüdür. Enerji bizatihi pahalı ve kıymetli bir üründür. Hırsız kelimesi anlam olarak, ahlaksızlığı simgeler. Çalınan değerin insanlara faydalı olması ile zararlı olması arasında ne gibi farklılık olur. Neticede sevgisi çalınan kişi sevgisizliğe mahküm olmuşsa kötülük sevgi yumağı oluşturmuşsa iyilik edilmiş olur. İyi kimselere iyi gelen enerji niyete göre belirlendiği için neticesi de iyi olur. Kötü kimselere iyi gelen enerji ise gidilecek nihai nokta kötü olacağından kötü netice verir. İş neticeye göre değerlendirildiği için artık enerji meydana çıkmış neticeye kavuşmuştur. İşte insanın alacağı karşılık ve ücret yaptıkları ile bellidir. Yapmadığı üretmediği neticesi kötü olan işten fayda sağlanacağını düşünmek saf dillilik olur. Bazılarının sen niyetime bak düşündüğün gibi değil ben gerçekten iyiyim demelerinde gerçeklik yoktur. Genelde savunma amaçlı çoğu kişi niyetinin iyi olduğunu söyler. Aslen gerçek niyet neticeye göre belirlendiğinden, söze değil işe bakılır. Aynisi iştir kişinin lafa bakılmaz sözü ise başka bir gerçeği ifade eder. Yani baştan beri bozuk düşünce sahibi kişide; iyi şeyler gördüğümüzde hayrete düşeriz. Bu hayret daha sonra gerçeği ortaya çıkartır. Çünkü kötüden iyi meydana gelmez. Aslı kötü olanın sonucu mutlaka kötü olur. Sevgi hırsızlarının en önemli özelliği yol kesici olmalarıdır. Yol kesmekten maksat iyi ve güzelin önünü kesmektir. Kendisi ulaşamadığı iyi ve güzelin farkına ister istemez varır. Neticesi iyi olana diğerleri haset eder. Burada kıskançlık yaşadığımız olayların en başıdır. O kavuştu ben kavuşamadım, düşüncesi kişiyi üzüntüye sokar. Ancak burada olay kalp kırmak değildir. Benlik denen kişilik ilerlemesi durmuştur asıl problem budur Genelde kişiler kalbimi kırdın sözünü çok kullanırlar. Kalbi kuvvetli olanın kalbi kırılır. Tek başına mevcut sevgi yumağı olması gerekli iken, kalbi karartanların kalbi kırılmaz. Ancak nefsinin istekleri yerine gelmediği için nefsi kırılır. İnsanda iki çeşit hareket kuvveti vardır. Birisi nefis ikincisi kalptir. Kalbi yaşarken kuvvetlendirmemiş, sürekli aç bırakmış kimsenin kalbinin hareketlilik kazanması söz konusu değildir. Nefsi doyurmak için sürekli onu besleyenlerde ise sonradan nefis kuvvetlenir. Ve kişi pür nefis haline gelir. Kalbin enerjisi kalmaz. Kalbin enerjisi sevgidir, demiştik. Kalbin sevgi enerjisi sahtekârlığı kabul etmez. Eğer yaşam gayemiz, nefsimizi öne çıkarmaksa, yatırım nefsin isteklerine olur. Bu durumda istekler karşılandıkça, nefsin istekleri artar. İçimizdeki benin iki türlü enerjisi bu demektir. İçimizde olan enerjinin birisi kendisini üstün kılmak, her isteğini yerine getirmek için çaba sarf eder. İkincisi ise sevecek, gerçek dost arar. Gerçek dost arayışı sahtelerden ayrılmak kalbi kuvvetli olanlarda mümkün olur. Bir nefis, ulaşamayacağı şeye, başkasının ulaşmasını kabul etmez. Ancak kalp öyle değildir. Kalbin en önemli özelliği, paylaşacağı güzel günlerle beraber yaşayacağı arkadaş ister. Çünkü sevgi paylaştıkça artar. Kalbin bu tür isteği başlangıçta karşı cinse olan yakınlık gibidir. Ancak sonraki netice; cinsel zevk ile hemen bitmeye mahkûmdur. Aynı yemek yemekte olan doyunca yemekten tiksinmek gibidir. Nitelik olarak sanki dost arama düşüncesinden kaynaklanan kalbin istekleri ile nefsin istekleri aynı kesişime uğradığı sanıldığı için karşı cinse aşk olmuş gibi algılanır. Gerçek aşk eşittir gerçek dost bulmak demektir. Bilirsiniz dostun eskisi makbuldür. Yeni denenmemiş dost hamdır. Ham meyve yenmediği gibi denenmemiş dosta fazla güvenmek olmaz. Sevgi hırsızları dostu bulduklarını zan edince hemen gizleme ihtiyacı duyarlar. Bu durum nefiste ve kalpte de aynı şekildedir. İkisinde de enerji hareket kuvveti var olmasından dolayıdır. İnsanın sahiplenme duygusunun kökeninde, enerjinin çekim gücü vardır. Sevgi ve aşkı kabul etmeyen evrimci materyalist görüşün; sahiplenmeyi ve kişilik gelişimini açıklaması mümkün değildir. Kıskançlık maddede olmaz. Kıskançlık olması için ya nefsin veya kalbin enerjisinin hareketinden doğan rekabet olması gerekir. Rekabet gözle tespit edilen hareket gibi değildir. Enerjinin hareketinin gözle görülebilmesi için maddeleşme olması gerekir. Enerji kendisini hareket kabiliyetinden bir kısmını maddeleşmek için harcarken diğer kısmını hareketi için kullanmaktadır. Enerji maddeden kurtulduğu zaman dünya yaşamında kendisini kuvvetlendirdi ise ölüm sonu hareketine devam eder. Netice olarak sevgi bir enerjidir. Bu enerjinin hareketli ve hareketsiz olmasının önemi yoktur. Nefis de bir enerjidir. Enerjinin maddeleşme gösterebilen halidir. Kişi kalbe ait enerjiye ve huzura ulaşamadığında, kıskançlık duygusu ile hırsızlığa, başkalarının yol kesilmesi için hareket etmeye başlar. Bu durum kaçınılmazdır. Nefis enerjisi, kalp enerjisinin kuvvetli olması ile zaptı raptı altına alınmakta ise o kişiden güzel hareketler meydana çıkar ve insanlar ona ulaşmak için can atarlar. Ulaşmak duygusu kıskançlığa hırsızlığa ve değişik kötü huylara sebep olur. Bizler yaptıklarımızın farkına varamadığımız için kalpten veya nefisten doğan hareketlerin ayrıştırmasını yapamayız. Kalp huzurunu yakalayan kişilerden bunu tecrübe olarak öğrenmek gerekir. Huzur ve mutluluk içerisinde kalınız..

18 Kasım 2016
Sevgi HırsızLarı için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

BiR Tek Yanımda Eksik…

BiR Tek Yanımda Eksik…

Konuşamadığım,
Konuşurken düşünemediğim,
Düşünürken hissedemediğimsin sen.
Varken yok gibisin,
Yokken var gibisin şimdi.
Her yerde sanki.
Sen neydin.?
Çocuksu ruhumun yetişkin gözyaşları mı.
Yoksa
Yetişkin ruhumun çocuksu gözyaşları mı.
Ya da yalnızlığın avuttuğu bir aşk.
Peki ben neydim.?
Belki gözünde hiçbir şeydim.
Aslında ya da her şeyimsin diyebilme ihtimalin.
Kale alabilmen,
Umurunda olabilmem ihtimalini düşünmekten kafayı yedim.
Belki yanlış yerdeydim,
Yanlış şehirde, yanlış adreste.
Ya sen nerdesin şimdi.
Doğru yerde mi.
Hiç şüphen olmasın.
Ne kalbi.
Unutulmuşluğun akıldan hiç çıkmayan anılarındasın sen.
Ara sıra toparlamaya çalıştığım kafamın en ücra köşelerindesin.
Yalnız kalmış bu ruhun acemiliğiyle yazdığı
Bu satırların her bir hecesinde.
Gerçekleşmeyecek hayalleriminin
Belkiler sayesinde anlam kazanan ihtimallerindesin sen.
Gündüzde olanının daha otizm ruhlu akşamımdasın.
Ya da bir yağmurda ne biliyim damlasındasın belki.
Kısacası fiziğe aykırı her yerdesin. BİR TEK YANIMDA EKSİK.

18 Kasım 2016
BiR Tek Yanımda Eksik… için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Aşk ve Sevginin Hikayesi..

Aşk ve Sevginin Hikayesi..

nnsn

Aşk ikidir sevgi bir. Aşk yalan, sevgi gerçektir. Aşk sudur, sevgi susuzluk. Bu yüzden sevgi hasrettir, özlemektir, beklemektir. Asıl maharet: Susuzken suyu içmek değil karşısına geçip seyretmektir. Aşk haykırmaktır, sevgi ağlamak. Aşk açmaktır, sevgi katlamak. Sevgi saklamaktır yüreğini, gözlerini ve de ellerini saklamak. Bahar geldiğinde bir çiçeğe yeşile çimene aşık olamazsın ama seversin. Arkadaşına aşık olamazsın ama seversin. Toprağa fidanı aşkla değil sevgiyle dikersin.   Sevgi için ölünür, aşk öldürür. Aşk kıskançtır, nankördür sevgiyi öldürür. Aşk Kabil’dir, sevgi Habil. Aşkla sevgi aslında kardeştir babaları insandır. Adem’dir. Aşk için şiirler yazarsın, şarkılar yaparsın; Sevgiyi anlatamazsın. Çünkü yüreğine sığdıramazsın.Kalbini aşka kapatabilirsin ama sevgiye kapatamazsın. Sevgi gizli, aşk aşikardır. Yüz vermeyince unutursun sen aşığım diye daha kendini kandır. Dedim ya sevgi gerçek aşk yalandır. Dahası da var.. Aşkın gözü kördür, fazla naz aşık usandırır Aşk oyun, aşık oyuncaktır. Sevgi ise yaşamdır. hakikattir. Aşk aceledir, sevgi usul usul sabırlıdır. Acele işe hem şeytan karışır. Aşk ateşlidir çünkü hastalıklıdır. Sevgi ılıktır Çünkü sağlıklıdır..

17 Kasım 2016
Aşk ve Sevginin Hikayesi.. için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk
sohbet Son Yazılar FriendFeed

Sohbet Girişi

Nickiniz :
Şifreniz :  

Kategoriler


Seo tarafından seohocasi v2 temasısohbetsohbet maltepe türbanlı escort maltepe escort maltepe escort bayan maltepe sınırsız bayan escort maltepe