Bacaklarına dikiz

Bacaklarına dikiz
TNT TV’de yayınlanan ”Sekreter” adlı filmde, Hülya Avşar’ın rol icabı cinsel tacize uğraması, RTÜK gündemine geldi. RTÜK İzleme ve Değerlendirme Dairesi tarafından hazırlanan raporda, 1985 yılı yapımı olan filmin konusu aktarılırken ”Patronu, Hülya’nın bacaklarını dikizlemektedir” denildi.
Değerlendirme Dairesi raporunda filmin sabah 09.15’de yayınlandığı da belirtilerek ”Sekreterlik yapan Hülya güzel bir kızdır ve çalıştığı iş yerlerinde, patronları tarafından taciz ve cinsel saldırıya maruz kalmaktadır. Hülya’ya bir mektup dikte ettiren patronu, bacaklarını da dikizlemektedir” denildi.
Raporda, filmin ”Çocukların ahlaki ve zihinsel gelişimini zedeleyici nitelikte” olduğu gerekçesiyle TNT TV’ye ceza önerildi. Ancak RTÜK üyeleri, bu filmin komedi türünde ve yıllardır gösterimde bulunduğu görüşü ile cezaya gerek görmedi.
5 Mart 2012
Bacaklarına dikiz için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

RTÜK noktayı koydu

RTÜK noktayı koydu

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Prof. Dr. Davut Dursun, tarihi olayları anlatan dizilerin belgesel olmadığını belirterek, “İzleyicinin olayların bire bir aynısını beklemesi doğru değil” diye konuştu.

Bursa’da Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün düzenlediği “Yeni Medya Düzeni Hak ve Sorumluluklar” sempozyumuna katılan Davut Dursun, Muhteşem Yüzyıl dizisindeki tarihi olayların gerçeği yansıtmadığı tartışmalarına değinerek “Bu bir dizidir, belgesel değildir.
Olayların yüzde yüz aynısının beklenmesi doğru değil. Neticede bir dizidir, bir kurgudur. Bir senaryo şeklinde yapılan çalışmanın gerçekleştirilmesidir. İzleyicilerimizin bu konuda yüzde yüz gerçeğin kendisini araması, doğru değil” dedi.
8 Şubat 2012
RTÜK noktayı koydu için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

RTÜK’ten tartışılacak karar

RTÜK’ten tartışılacak karar

Müge Anlı, ‘Müge Anlı ile Tatlı Sert’te sarfettiği ‘Canımız istediği zaman polise, askere taş atıyoruz, bir şeyler olunca da ‘hadi polis, hadi mehmetçik’ diyoruz. Biraz da hadlerini bilsinler’ sözleriyle şimşekleri üzerine çekmişti. RTÜK Üst Kurulu’ndan, ‘gerek yok’ diyen uzman raporuna karşın ‘Bir program yayın durdurma’ cezası geldi. Karar ‘yayınlar, halkı kin ve nefret duygularına sürükleyemez’ ilkesinin ‘ihlali’ nedeniyle oybirliğiyle alındı. Tekrarı halinde birkaç kez kapatma ya da ağır para cezası gündeme gelebilecek. Genellikle ‘uyarı’ veren RTÜK’ün, bu kez ‘yayın durdurma’sı dikkat çektiRTÜK Hukuk Müşaviri Avukat Arslan Narin’in uzman raporunda ise cezaya gerek olmadığı vurgulandı. Narin raporunda, Anlı’nın ‘deprem vesilesiyle değişik duygularını dile getirdiğini’ savunarak, ‘sözlerin an itibarıyla değil sonraki yorumlar nedeniyle tepki gördüğünü’ belirtti.

25 Kasım 2011
RTÜK’ten tartışılacak karar için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Kadınlar İçin Öncelikli Tehdit

Kadınlar İçin Öncelikli Tehdit

Kadınlar için öncelikli tehdit: Kadın programları Televizyonlarda güya aile kurmaya aracı olma gibi yaldızlı ve masumane bir görüntüyle sunulan programlar aile kurumumun kudsiyetini ayaklar altına alıyor. Evliliği sadece şekil şartlarına ve maaş, yaş, boy, ev, araba gibi sayısal vasıflara bağlama anlayışı sürekli empoze ediliyor. Kadınlar için yayınlanan programlar adeta kadınlar için öncelikli tehdit haline geliyor.

2010 yılı Eylül ayında, bir özel televizyon kanalının sabah kuşağında yayınlanan kadın programını basan öfkeli kocanın silahıyla üç kişiyi yaralamasının ardından bir tedbir düşünülmüştü; bu programların canlı değil de banttan yayınlanmasına dair… Sunucularının hem hâkim, hem savcı, hem polis gibi davrandığı bu programların kadınlar üzerindeki zararları saymakla bitmezken, en öncelikli tedbir olarak düşünülen “banttan yayınlanma” yöntemi de aradan geçen onca zamana rağmen uygulanmadı.

Kadınların yaşadığı, maruz kaldığı problemlerdeki artış hızıyla aranan ve sunulan çözüm yolları arasında şahit olunan dengesizlik bir yana, çözüm olarak gösterilen yöntemlerin ne kadar çözüm olduğu ayrı bir tartışma konusu. Özellikle yazılı ve görsel medyada bunun çok belirgin örneklerine fazlasıyla şahit olmaktayız. Yukarıda verdiğimiz eli silahlı öfkeli koca örneği bile sorunların ekranlarda tartışılmasının çözüm yerine çözümsüzlük, kin, nefret ve ölümler getirdiğini açıkça gösteriyor. Aile facialarının ele alındığı ve çözümden çok çözümsüzlüğün tüm yönleriyle ve yollarıyla sergilendiği, şiddetli kavga ve tartışmaların yaşandığı, özel hayata dair en mahrem konuların deşifre edildiği kadın programları ne yazık ki yine kadınlarımızca çok seyredilmekte. Aynı kanallarda yine aynı yüksek reytinglerle yayınlanan evlilik programlarının saatlerce ekranları meşgul etmesi ayrı bir garabet tablosu. Bir yandan açtığı zarar her geçen gün katlanırken, diğer yandan izleyicilerinin % 70’ini kadınların oluşturduğu kadın ve evlilik programları epey bir süre daha hem evlerimizi, hem beyinlerimizi meşgul edecek görünüyor. Neden mi? Çünkü RTÜK tarafından gerçekleştirilen bir araştırmaya göre özellikle kadın seyircilerin çoğunluğu bu programları beğenmese de izliyor. Bu garabet tablosunun baş mimarı aslında yine kanallar. Hemen her kanalda, hemen hemen aynı saatlerde, birbirinin aynısı ve tıpkısı olan kadın programları, üstelik canlı olarak yayınlanıyor. Sabahların Sultanı, Kadının Gücü, Kadın Olmak… Memleketi Elazığ’a dönünce kendini otobüs terminalinde bekleyen oğlu tarafından vurularak öldürülen kadının katıldığı “Kadının Sesi” programı. Bu elim hadisenin akabinde bu programla birlikte yayından kaldırılan “Yalnız Değilsiniz” isimli program… Canlı yayında sapık ilan edilen 27 yaşındaki Hasan Konduoğlu’nun, yayının hemen ardından intihar ettiği “Biz Bize” programı. Bir de evlilik programları. Dest-i İzdivaç, İzdivaç, Evlen Benimle… Bu programlardan herhangi birisine kendini kaptıran kadın seyirci, sonuna kadar takip ediliyor. Kanalı değiştirse de bir diğerine takılıyor. Kurtulabilene aşk olsun. Bu programlarla kaybedenler belli: Kadın izleyiciler. Ya asıl kazananlar? Tabii ki her tür eleştiriye rağmen yayına tam gaz devam eden kanallar. Çünkü onlar için bu programlar daha az zahmetle daha fazla para kazanma kaynağı. Altın yumurtlayan tavuk misali bu programlara asla toz kondurmuyorlar. Diğer yandan temizlik malzemeleri, küçük ev aletleri, kozmetik, banka, dayanıklı tüketim malları ve gıda gibi sektörlerden çeşitli markalar, pazarlamada en büyük hedef kitleyi oluşturan kadınlara en kısa yoldan ulaşmak için bu programları ısrarla kullanıyorlar. Uzman Psikolog Ceyda Şenel 09.08.2010 tarihli yazısında kadınlara şöyle sesleniyor: “Ruhumuzu esir almaya çalışan uyanıklara dikkat! Nelere alet oluyoruz nelere! Bazılarının ceplerini doldurması için, farkında olmadan dünya medyasına adımızı ‘yanlış ve çirkin’ bir şekilde duyurduğumuz yetmiyormuş gibi, psikolojimizi bozup psikotik bir toplum oluşturmaya çalışanların oyuncağı oluyoruz.” Psikolog Şenel’in, kadın programı yapanlara da bir çift sözü var: “Ekrana çıkarttıklarınızın yetmiyormuş gibi, ekran başındaki insanların da hali hazırda var olan sıkıntılarına bir o kadar daha ekleyip, depresyonun kucağına itiyorsunuz. Size uzman olarak bir tavsiye, eğer gerçekten iyi niyetliyseniz, elinizdeki gücü toplumu ajite etmek için değil, bilgilendirici ve eğitici programlar yapmak için kullanın.” Kadınları kurtarmak Kadınların televizyon izleme ortalaması ülkemizde maalesef çok yüksek. RTÜK tarafından yapılan araştırmaya göre kadınlarımızın günlük ortalama 4,5 saati televizyon önünde geçiyor. Yaklaşık % 20’lik bir kitle ise 6 saatten fazla televizyon izliyor. Evli kadınların bekârlardan, ilkokul mezunu kadınların yüksek eğitimlilerden, işsiz kadınların çalışanlardan, metropolde yaşayan kadınların taşrada yaşayanlardan, emekli ve ev hanımlarının çalışan kadınlardan daha çok televizyon izlediğini; eğitici programlar ile sağlık programlarının kadınlar tarafından en az izlenen programlar olduğunu düşünürsek, aile kurumumuzun nasıl bir tehdit ve tehlikeyle karşı karşıya bulunduğunu açıkça görebiliriz. Kadın programlarının belki saymakla bitiremeyeceğimiz türden zararları var. Mesele saymak değil, çözüm üretmek ve zaman geçirmeden uygulamaya koyabilmek. Ancak tedavi için teşhisin de iyi ve yerinde konulması ayrı bir gereklilik. Toplumu ve dar dairede aileyi tehdit eden en önemli tehlikelerden birisi kişisel hayat hikâyelerinin, aile dramlarının geniş kitlelerle paylaşılmasıyla bunların sıradan olaylar gibi algılanmaya başlanması, dolayısıyla toplumda bu olaylara karşı kayıtsızlığın ortaya çıkması.

12 Ekim 2011
Kadınlar İçin Öncelikli Tehdit için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk
  • Page 1 of 2
  • 1
  • 2
  • >
sohbet Son Yazılar FriendFeed

Sohbet Girişi

Nickiniz :
Şifreniz :  

Kumsal Yazılar

Kategoriler


Seo tarafından seohocasi v2 temasısohbetsohbet asdsadasdsadsadasdasdasdsad