Egzersiz hareketleri,(özellikler tombiş bayanlar için önerilir)

Egzersiz hareketleri,(özellikler tombiş bayanlar için önerilir)

 

olmaz demeyin deneyin, basit ve kolay hareketler, güzel ve fit olmak sizin elinizde, azim le olmayacak bir şey yok, basit hareketlerle sağlıklı yaşam, egzersiz yapın kendinizi iyi hissedin..

25 Eylül 2017
Okunma
bosluk

Şiir Nedir

Şiir Nedir

Şiir (ar. si’r, fr. poésie, ing. poem), en eski edebiyat türüdür. Değişik sanat anlayışlarına bağlı olarak çeşitli tanımları yapılmış, şiirin tanımlanamayacağı da öne sürülmüştür. Yine de genelde, şiirin ritime ve imgeye dayanan, kendine özgü dili ve söyleyiş özelliğiyle estetik etkilenmeler yaratıcı bir söz sanatı olduğunda birleşilmektedir.

Türkçede şiir karşılığı “koşuk, yır, özün” gibi sözcükler önerilmişse de hiçbiri yaygınlaşamamıştır. Bugün “koşuk, nazım” karşılığı kullanılmaktadır. Ayrıca nazımla şiiri birbirine karıştırmamak gerekir. Birincisi yalnızca bir anlatım yoludur. Geçmişte şiirin uyakölçünazım biçimleri gibi biçimsel özelliklerden ayrı düşünülemeyişi şiirle nazmın eşanlamlı sayılmasına yol açmış, giderek şiir «mevzuu ve mukaffa (ölçülü ve uyaklı) bir söz sanatı» olarak tanımlanmıştır. Günümüzde bu anlayış aşılmıştır.

Edebî türlerin en eskisi olan şiir, insanlık tarihi boyunca duygu, düşünce ve hayalleri etkili biçimde anlatmanın bir yolu olmuştur. Şiirin edebî tür olarak en önemli özelliği, özel bir anlatım diline sahip olmasıdır. “Şiir dili” olarak adlandırılan bu özel dil, gündelik dilden farklı, çok anlamlı ve katmanlı bir yapıya sahiptir. “Sembol ve mecazlara dayalı bir anlatım dili”, “ahenkli bir ses akışı” ve “duygu yoğunluğunu öne çıkaran söyleyiş” gibi özellikler, şiiri diğer edebî türlerden farklı kılar. Her dönemin kendine özgü bir sesi, söyleyişi ve dünyaya bakış tarzı olduğu için şiir de tarih içinde farklı dönemlerde, farklı özellikler göstermektedir.

Türk şiirinin tarihi, İslam öncesinde dinî törenlerde söylenen şiirlere kadar uzanır. İslamiyet’in kabulüyle birlikte aruz vezniyle yazılan ve kendine özgü bir benzetmeler dünyası olan Divan şiiri, edebiyat tarihimizde uzun süre varlığını sürdürür.

Hece vezniyle yazılan ve halk zevkine hitap eden halk şiiri, Türkçenin konuşulduğu bütün coğrafyalarda söylenmeye devam etmektedir. İslamiyet’le birlikte tasavvuf düşüncesinin de Türk şiirine önemli etkileri olmuş, bu düşünceleri yansıtan bir şiir geleneği de oluşmuştur.

Yaklaşık altı yüz yıl varlığını sürdüren Divan şiiri, Tanzimat Dönemi’nden itibaren yerini yavaş yavaş farklı şiir anlayışlarına bırakmıştır. Batılı şiir anlayış ve akımlarının etkisiyle yeni nazım şekilleriyle şiirler yazılmış, şiirin içeriğinde ise önemli değişimler yaşanmıştır. Şiirin içeriğini değiştiren Tanzimat şairlerinin ardından, Servet-i Fünûn Dönemi’nde şiirin estetik yapısına önem verilir.

1910’larda hece vezni, sade Türkçeyle söyleyiş ve millî konular şiire hâkim olur ve bu şiir eğilimi Cumhuriyet’in ilanından sonra da devam eder. 1940’larda şiirin dili değişmeye başlar ve sıradan insanın dertleri şiirin merkezine taşınır. Gündelik konuşma diline dayanan bu yöneliş, 1950’lerin sonuna doğru ortaya çıkan imgeci şiiri anlayışı ile etkisini kaybeder. Türk şiiri 1960’lardan günümüze hem tarih içinde kazandığı değerler hem de yenilikçi arayışlarla çok farklı ses ve söyleyişlere sahne olur.

Şiir; şekil özellikleri bakımından nazım birimi, vezin, kafiye, redif ve ses tekrarları gibi unsurların birleşmesiyle oluşur. Mecazlaredebî sanatlar, imgeler, sembol ve imaj gibi unsurlar ise şiirin anlam katmanlarını tamamlar. Bütün bu şekil ve anlam unsurları şiir denen bütünü oluşturur ve şiir bunların bir toplamı olarak ortaya çıkar. Bu sebeple şiir denilen yapı bunlardan birisine indirgenemez.

Ayrıca bakınız-> Şiir Üzerine Bazı Düşünceler

Didaktik Şiir

Didaktik (fr. didaktique, os. talimî), öğretici demektir. Amacı bilgi vermek olan edebiyat ürünleri bu sözcükle nitelenir. «Tâlimi Edebiyat», «Öğretici Edebiyat» da aynı anlamdadır. Başlangıçta bu bölümleme yalnız şiir için söz konusuydu. Edebiyat türü olarak yalnız şiir vardı. Dualar, dinsel amaçlı metinler kolay akılda tutulabilmesi için şiir biçiminde yazılıyordu. Türklerin gelişimi sonucu didaktik terimi tiyatroöyküroman için de kullanılmıştır. Dinsel şiirlerin yanısıra Aisopos’un hayvan öykülerini (fabl) de didaktik yapıtların ilk ürünleri arasında sayabiliriz.

Türk edebiyatında didaktik yapıtların ilk örnekleri olarak Turfan kazılarında bulunan Uygur metinlerini gösterebiliriz. Eski şaman duaları da bu türe sokulabilir. Nitekim elimizdeki Uygur metinlerinin çoğu da dinsel nitelik taşımaktadır. Reşit Rahmeti Arat, Eski Türk Şiiri adlı yapıtında ele geçen metinleri «Mani, Burkan ve islam» çevrelerinde yazılanlar olarak üç bölümde toplamaktadır. Şiirlerin amacı yeni kabullenilen dinlerin ilkelerini öğretmektir. Bir bölüğü ise doğrudan doğruya duadır. Daha sonra Yusuf Has Hacip Kutadgu Bilig, Edip Ahmet Atebetü’l-Hakayık’la türün en iyi örneklerini verirler. Orta Asya döneminde Ahmet YaseviHikmet’leri de didaktik yapıtlar arasına girer.

Türk edebiyatının Anadolu’daki gelişimi başlangıçta didaktik bir nitelik taşır. Özellikle Anadolu’ya gelen derviş’ler Tasavvufla beslenen ve kimi tarikatların ilkelerini yaymayı amaçlayan bir şiirin gelişmesine yol açarlar. XIII. yüzyıl Anadolusunda yazılmış yapıtların hemen hepsi öğretici niteliktedir. Bunlar arasında en ünlü örnek olarak Mevlana‘nın yapıtları gösterilebilir. Ama Farsça oluşları öğreticilikte güdülen amacın gerçekleşmesini önler. Sonradan yapıtlarının birçok çevirisinin yapılması, şerh edilmesi de bu niteliğinden ötürüdür. Eskilerin deyimiyle talimî bir nitelik taşıyan Mesnevi’si başlıbaşına ders olarak, günümüzde lisans öğretimi dediğimiz biçimde okutulmuştur.

Bu dönemde Türkçe yazılmış yapıtların başlıcaları olarak da Ahmet Fakih’in Çarhnâme’si , Aşık Paşa’nın Garipnâme’si, Yunus Emre‘nin kimi şiirleri, Gülsehrî‘nin Mantıku’t-Tayr’ı sayılabilir.

Osmanlı dönemi Türk edebiyatında dinsel ve tasavvufî amaçlarla yazılmış yapıtların didaktik bir nitelik taşıdıklarını söylemek yanlış olmaz. Ahmediyye, Muhammediyye gibi yapıtlar, Kabusname benzeri ahlak kitapları, Nabi‘nin Hayriyye’si öğretici bir amaca dayanırlar.

Tanzimat‘tan sonra ise öğreticiliğin alanı büsbütün genişler. Edebiyatın toplumu, insanları eğitmek için bir araç olduğu düşüncesi yazarları, sanatçıları bu yolda ürün vermeye iter. İlk çeviri roman olan Telemak bile öğretici niteliğinden dolayı Türk okuruna sunulur. Edebiyat-ı Cedide ise bu anlayışa tepki olarak doğar.

Günümüzde edebiyat yapıtının öğretici olup olmaması sorunu tartışma konusu olmaktan çıkmıştır. Ancak çocuklar için yazılan yapıtlarda sanat kaygusunun yanısıra öğreticilik de gözetilmektedir.

«Şayet» isimli didaktik bir şiir örneği:

Ömrünü vakfettiğin işin mahvolduğunu
Görüp de hiç yılmadan işe baştan başlarsan
Yüz oyunluk kazancı bir oyunda kaybedip
İstifini bozmadan metanetle başlarsan

Aşka esir olmadan âşık olup da eğer
Her zaman hem kuvvetli hem de müşfik olursan
Sana kin güdenlere vermeden hiçbir değer
Kin gütmeden kimseye sen kendini korursan

Safdilleri kandırıp kurmak için bir tuzak
Sarfettiğin sözlerin hainlerin ağzından
Bambaşka bir şekilde tekrarını duyarak
Omuz silkip geçersen üzerinde durmadan

Hiçbir zaman şüpheci ve yıkıcı olmadan
İnceler ve öğrenir, düşünür ve anlarsan
Kontrolü hiçbir zaman elinden bırakmadan
Bir mütefekkir gibi hülyalara dalarsan

Bütün kabahatleri sana yükleyerekten
Bir faniye kapılıp herkes telâş ederken
Kendine hâkim olup soğukkanlılıkla sen
İtidalini eğer muhafaza edersen

Milleti unutmadan krallarla gezersen
Halkla temas edersen vakarını bozmadan
Kayırmadan birini dostlarını seversen
İncitmezse seni ne bir dost ne bir düşman

Bir felâketten sonra zaferle karşılaşıp
Bu iki hilekâra fazla kıymet vermeden
Bozmadan istifini hep aynı gözle bakıp
Tebessümle karşılar şayet gülüp geçersen

Ecelle vâki olan nihaî buluşmayı
Ayıran son dakkayı koşarak bitirirsen
Ab-ı hayatla dolu ömür denen kupayı
Sevinçle ve kedersiz tüketip yitirirsen

Talihi ve zaferi, şahları, ilâhları
Sadık köleler gibi hep yanında bulursun
Fakat hepsinden mühim olanı şu ki… Oğlum
Sen o zaman hakikî, tam bir insan olursun. (Rudyard KIPLING)

Dramatik Şiir

Dramatik Şiir, acıklı ya da korkunç bir konuyu anlatan şiir; insanın gözünün önünde tiyatro gibi  konuyu canlandırabilen şiir;  opera için yazılan  man­zum dramlardaki şiir. Batı edebiyatında Corneille, Racine, Shakespeare; bizim edebiyatta Namık KemalAbdülhak Hamit TarhanFaruk Nafiz Çamlıbel dramatik şiirin en güzel örneklerini verirler. «Eşber» den bir parça:

Halketsem esirlerle leşker,
Mahveylesem ordularla asker,
Olsa bana hep mülûk çâker;
Cinsince o iktidar münker,
Fevkimde uçar tuyûr-u kemter!

Âvâze-i dehr iken tanînim,
Gördüm ana değmiyor enînim;
Milletlere karşı âhenînim;
Bir âfete karşı nazenînim.
Afetse de ey ilâh göster!

Bilmem bana ân mı, şân mı lâzım?
Gülbün mü ya kehkeşân mı lâzım?
Âguuş-u vefâ-nişân mı lâzım?
Bir pençe-i hun-feşân mı lâzım?
Canan mı güzel, cihan mı hoş-ter? (Abdülhak Hâmit TARHAN)

19 Eylül 2017
Okunma
bosluk

HİÇ BÖYLE BİR DOSTUNUZ OLDUMU?

HİÇ BÖYLE BİR DOSTUNUZ OLDUMU?

HİÇ BÖYLE BİR DOSTUNUZ OLDU MU?

1. Çok konuşmazdı.

2. Kötü söz söylemezdi.

3. Daima düşünceliydi.

4. Kimseyle çekişmezdi.

5. Her zaman ağırbaşlıydı.

6. Boş şeylerle uğraşmazdı.

7.
Dünya işleri için kızmazdı.

8. Lüzumsuz yere konuşmazdı.

9.
Umanı umutsuzluğa düşürmezdi.

10. Kimsenin kusurunu araştırmazdı.

11. Vakar ve sükûnetle rahatça yürürdü.

12.
Susması konuşmasından uzun sürerdi.

13. Gerçeğe aykırı övgüyü kabul etmezdi.

14. Affediciliği tabii idi; intikam almazdı.

15. Hoşlanmadığı bir şey hakkında susardı.

16. Konuşurken çevresindekileri adeta kuşatırdı.

17. Sıkıntılı hallerinde kabalaşmaz, bağırmazdı.

18. Konuşurken yüzünü başka tarafa çevirmezdi.

19. Sade kıyafetler giyer, gösterişten hoşlanmazdı.

20. Kendi şahsı için asla öfkelenmez ve öç almazdı.

21.
Yürürken beraberindekilerin gerisinde yürürdü.

22. Konuştuğunda ne fazla ne de eksik söz kullanırdı.

23. Bulunduğu mecliste ayrıcalıklı bir yere oturmazdı.

24. Sıradan değildi; ama sıradan insanlar gibi yaşardı.

25. Kapısına yardım için gelen kimseyi geri çevirmezdi.

26. Kimseye hakkında hayırlı olmayan sözü söylemezdi.

27. Her zaman hüzünlü ve mütebessim bir haletle dururdu.

28. Âdet üzere sarf edilen hiçbir kötü sözü ağzına almamıştı.

29. Kelimeleri parlayan inci dizileri gibi tatlı ve berraktı.

30. Fakirlerle birlikte yerdi; öyle ki onlardan ayırt edilmezdi.

31. Yanında en son konuşanı ilk önce konuşan gibi dikkatle dinlerdi.

32. Düşmanlarını affetmekle kalmaz, onlara şeref ve değer verirdi.

33. Hiç kimseyi ne yüzüne karşı, ne de arkasından kınar ve ayıplardı.

34. Yürürken ayaklarını yerden canlıca kaldırır, iki yanına salınmazdı.

35. Adımlarını geniş atar, yüksek bir yerden iner gibi öne doğru eğilirdi.

36. Dostlarına şöyle derdi: “Dünyada garip bir kimse yahut bir yolcu gibi ol.”

37. Sabahları evinden çıkarken ise şöyle derdi: “İlahi, doğru yoldan sapmaktan ve saptırılmaktan, kanmaktan ve kandırılmaktan, haksızlık etmekten ve haksızlığa uğramaktan, saygısızlık etmekten ve saygısızlık edilmekten sana sığınırım.”

Aslında böyle bir dostumuz var; O, PEYGAMBERİMİZ HZ. MUHAMMED MUSTAFA (sallallahu aleyhi ve sellem)’dir.
24 Ocak 2017
HİÇ BÖYLE BİR DOSTUNUZ OLDUMU? için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Kiwi Ciğer Sevmiyor ama payLaşım yapar :)

Kiwi  Ciğer Sevmiyor ama payLaşım yapar :)

ciger

Ciğer yemenin sağlığa olan faydaları

A vitamini kaynağıdır: Sığır eti, tavuk ve balık ciğeri de dâhil olmak üzere bütün karaciğerler A vitamini açısından oldukça zengindir. Ciğer, yağda çözünen vitaminleri depolamaktadır. A vitamini ise güçlü bağışıklık sistemine katkıda bulunur, kemikleri güçlendirir ve görme yetisini teşvik eder. Aynı zamanda, güçlü bir antioksidandır. Sığır karaciğeri diğer hayvansal protein kaynaklarına göre çok daha güçlü bir protein kaynağıdır. Yine aynı şekilde sığır karaciğerinin daha yaygın olarak tüketilmesinin nedeni A vitamini açısından zengin olmasıdır. Her öğün ciğer tüketmek yerine ara sıra tüketmek daha doğrudur. Çünkü A vitamini fazla olduğu zaman vücutta birikir ve doku toksisitesine yol açar.

Demir kaynağıdır: Etin bütün formları protein kaynağı olarak kabul edilmektedir, ancak özellikle sığır karaciğeri mineraller açısından oldukça yüksektir. Diğerleri et türleri arasında mineral açısından en zengin karaciğer olarak ikinci gösterilirken, ilginç bir şekilde tavuk ciğeri birinci sırayı almaktadır. Karaciğerde bulunan demir, hemoglobin oluşumu, oksijenin taşınması ve güçlü kemikler için oldukça gereklidir. Demir eksikliği şiddetli yorgunluk ve soluk cilde neden olan anemiye yol açabilir. Karaciğer ayrıca küçük miktarlarda çok sayıda diğer mineralleri, özellikle de kalsiyumu içerir. 

Demir kaynağıdır: Etin bütün formları protein kaynağı olarak kabul edilmektedir, ancak özellikle sığır karaciğeri mineraller açısından oldukça yüksektir. Diğerleri et türleri arasında mineral açısından en zengin karaciğer olarak ikinci gösterilirken, ilginç bir şekilde tavuk ciğeri birinci sırayı almaktadır. Karaciğerde bulunan demir, hemoglobin oluşumu, oksijenin taşınması ve güçlü kemikler için oldukça gereklidir. Demir eksikliği şiddetli yorgunluk ve soluk cilde neden olan anemiye yol açabilir. Karaciğer ayrıca küçük miktarlarda çok sayıda diğer mineralleri, özellikle de kalsiyumu içerir.

Vitamin kaynağıdır: Sığır karaciğeri B-12 vitaminleri açısından zengin olduğu için beslenme programlarına eklenmesi tavsiye edilmektedir. Vitamin B-12 kırmızı kan hücrelerinin üretimi ve nörolojik sağlık için hayati bir rol oynamaktadır. Sığır karaciğer yetişkin erkekler için RDA tedarik etmektedir. Ayrıca A vitamini desteği yapan ciğer, birçok açıdan ayrılmaz bir parçadır. Yetişkin kadınlar için de riboflavin takviyesi yapmaktadır. Riboflavin vücudumuzun gıdaları metabolize etmesine yardımcı olmaktadır. Aynı zamanda iyi bir görüş yetisi ve cilt sağlığı için de faydalıdır. 

Mineral kaynağıdır: Özellikle dana ciğeri günlük olarak ihtiyaç duyulan demiri temin etmek için mükemmel bir kaynaktır. Sığır eti daha az demir içermekte, porsiyon başına 5.5 mg denk gelmektedir. Dana ciğeri bakır, selenyum ve çinkonun günlük olarak yüzde 25’ini sağlamaktadır. Kırmızı kan hücreleri fonksiyonu için önemlidir. Selenyum ise bir dizi antioksidanın harekete geçmesi ve doğurganlık açısından önemlidir. Çinko, yaraların daha hızlı iyileşmesini sağlamakta ve bağışıklık sistemini güçlendirmektedir.

Vücudu temizler: Tüm bu mineraller karaciğerin yendiği zaman vücudun detoksifikasyon yollarını desteklemesini sağlamaktadır. Karaciğer tüketmenin karaciğer fonksiyonlarına iyi gelmesi oldukça mantıklıdır aslında. Karaciğer tüketmek vücuttaki karaciğer organının temizlenmesini sağlamak için etkili bir yöntemdir. Karaciğer yendiği zaman vücudun temizlenmesi için gerekli olan tüm besinleri temin etmektedir.

Kansızlığa iyi gelir: Karaciğer A vitamini ve demir ile doludur. Eğer demir eksikliği nedeniyle yaşanan anemi ile mücadele ediyorsanız, folat, demir ve B12 vitamini içeren ciğer, içeriği nedeniyle dünyada anemi için tüketilen en iyi gıdalardan biridir. Anemi hastalığını doğal yollarla aşmak için gereken üç vitamini ve minerali temin etmektedir. Enerji düşüklüğü, yorgunluk ya da nörolojik sorunlara yardımcı olmak için diyet programına karaciğeri eklemekte fayda vardır. 

Folik asit açısından zengindir: Folat (Vitamin B9 olarak da bilinir) folik asidin gerçek şeklidir. Hamilelik öncesi vitaminler, multivitaminler ile zenginleştirilmiş un ve tahıllarda bulunan sentetik bir besindir. Folik asit kolayca vücut tarafından kullanılıp folata dönüştürülemez. Bu durumda ciddi sorunlar ve hastalıklar ortaya çıkabilmektedir. Karaciğerde ise kullanılabilir folat oranı oldukça yüksektir.

Diş sağlığını destekler: Yapılan araştırmalara göre karaciğer tüketen insanların tüketmeyen insanlara göre dişleri çok daha sağlıklıdır. Modern zamanlarda bunun neden olduğu araştırıldığında ise, karaciğerin özellikle yağda eriyen vitaminler A, D, E ve K2 açısından yüksek olması sağlıklı dişlerin nedenini açıklamıştır.

Tavuk ciğerinin sağlığa olan faydaları

  • Tavuk ciğeri vitamin B12 açısından zengindir. Bu nedenle, kırmızı kan hücrelerinin üretimini desteklemekte ve aneminin yaşanmasını önlemektedir.
  • Tavuk ciğeri A vitamini açısından zengin olduğu için göz sağlığını korumakta ve görme yetisini teşvik etmektedir.
  • Eğer hamileyseniz ya da planlıyorsanız, tavuk ciğeri oldukça faydalıdır. Folat açısından zengin olan tavuk ciğeri hem doğurganlığı artırmakta hem de bebek sağlığını desteklemektedir.
  • Ağız, burun, dudak ve dil kenarında oluşan çatlaklar vücuttaki riboflavin eksikliği nedeniyle oluşabilmektedir. Ayrıca B2 olarak bilinen riboflavin normal üreme, büyüme, onarım ve deri gibi vücut dokularının gelişimi için çok önemlidir.
  • Tavuk ciğeri selenyum içerdiği için tiroid bezinin sağlıklı olmasını desteklemektedir.
  • Pantotenik asit içeren tavuk ciğeri, adrenalin bezlerinin işleyişini destekleyerek vücudun stresle mücadele etmesine yardımcı olmaktadır.
  • Anemide oynadığı önemli rolle beraber, tavuk ciğeri demir açısından zengin olduğu için bağışıklık sistemini de güçlendirmektedir.
  • Vücutta niasin eksikliği sanrılar, ishal, iltihaplı mukozalar ve pullu cilt yaraları gibi semptomları içeren Pellagra hastalığına neden olabilmektedir. Tavuk ciğeri ise niasin açısından oldukça zengin bir gıdadır.
  • Tavuk ciğeri protein kaynağıdır. Protein ise cilt, kaslar, saç ve tırnak sağlığı için son derece gereklidir.
  • Mineraller açısından zengin olan tavuk ciğeri, kalsiyum ve fosfor desteği yaparak dişlerin ve kemiklerin sağlığını korumaya yardımcı olmaktadır.

Dana ciğerinin sağlığa olan faydaları

Dana ciğeri sağlıklı besinler açısından zengin olduğu için sağlıksal açıdan bir dizi fayda sağlamaktadır:

  • Dana ciğeri kaliteli protein açısından mükemmel bir kaynaktır.
  • Özellikle egzersiz programlarında yardımcı olabilecek enerji desteğini sağlamaktadır.
  • Bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı olmaktadır.
  • Dana ciğeri metabolizmayı hızlandırmaktadır.
  • Sindirim sistemini geliştirmeye yardımcı olmaktadır.
  • Solunum sistemi güçlüğünün ortadan kaldırılmasına yardımcı olur.
  • Vücuttaki sağlıklı kolesterolü korumaktadır.
  • Vücuttaki sağlıklı kan şekeri seviyesini korumaktadır.
  • Kardiyovasküler sistemin sağlıklı olmasını sağlamaktadır. 

Ciğer yemenin zararları

Karaciğeri sağlıklı olan miktarlarda tüketmek daha faydalı olacaktır. Aşırı miktarda karaciğer tüketimi durumunda, kolesterol içeriği nedeniyle zararlı hale gelebilmektedir. Yüksek A vitamini tüketimi henüz doğmamış olan bebeğe zarar verebilmektedir. Bu nedenle, doktorlar hamile kadınlara karaciğer tüketimini tavsiye etmemektedir. Karaciğer ve sakatat gibi gıdalar gut ve böbrek taşlarını kötüleştirebilmektedir. Eğer egzotik tatlar peşindeyseniz, bilinen hayvanların dışındaki hayvanların karaciğerini tüketmek baş dönmesi, mide bulantısı, baş ağrısı, eklem ağrısı gibi durumlara neden olduğu gibi ölümler ile de sonuçlanabilmektedir. 

Tavsiyeler

Karaciğer bakır içermektedir. Çok fazla bakır tüketimi ise vücutta toksisiteye neden olabilmektedir. Bu durum oksidatif stres ve nörodejeneratif değişikliklere yol açabilmekte, Alzheimer hastalığı riskini arttırabilmektedir. Karaciğer inanılmaz besleyici ve sağlıklı bir gıda olmasına rağmen, her gün yemek yerine haftada bir kez yenmesi tavsiye edilmektedir.

 

21 Ocak 2017
Kiwi Ciğer Sevmiyor ama payLaşım yapar :) için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk
sohbet Son Yazılar FriendFeed

Sohbet Girişi

Nickiniz :
Şifreniz :  

Kategoriler


Seo tarafından seohocasi v2 temasısohbetsohbet