Gidiyorum

Gidiyorum

GİDİYORUM
Bana her ”gidiyorum”dediğinde
Senden gizli bir şiir sapladım yüreğime
Vedandı bana kanatırdı tüm gidişlerini
Sen gidiyor yüreğim kalıyor olurdu.

Senden gizli bir sevgi saplanırdı yüreğime
Ben hep kalınca şiirler akardı
Yürek yarana
Ben iyileşirdim…

18 Nisan 2020
Gidiyorum için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Hayata dair sözler

Hayata dair sözler

ANNE

Kadınlar zayıftır, ama analar kuvvetlidir. (Victor Hugo)

Annesi işlerine karışmaya devam ettikçe, hiç kimse yaşlı değildir. (E.Paul Hovey)

ARAŞTIRMA

Araştırma, düşünmesini bilenlerin ilk ve son isteğidir. (Samuel Johson)

Her zaman ara, bir gün altın ararken bakır bulursun, yarın bakır ararken altın bulursun. (Descartes)

İnsanları incelemek, kitapları incelemekten daha gereklidir. (La Rochefoucauld)

Ağzında bal olan arının kuyruğunda iğnesi vardır. (John Lyly)

ARI

Arının evini yıkan, balın tatlılığıdır. (Karamanlı Nizami)

Bal yiyen, arısından gocunmaz. (Mevlana)

Ben arıyım, dersin, balın var mıdır? (Aşık Veysel)

Ağzında bal olan arının kuyruğunda iğnesi vardır. (John Lyly)

ARKADAŞ

Arkadaşlığını ispat edene kadar hiç kimse gerçek arkadaş değildir . (Beaumont Fletcher)

Arkadaşlık, her zaman gölge veren bir ağaçtır. (Calvin Coleridge)

Kusurlarınızı size söyleyebilecek arkadaşlar bulun. (Nicolas Boileau)

Kusursuz arkadaş aramak, dost edinmeyi istememek demektir. (De Sacy)

Ana ve babamızı kader, arkadaşımızı kendimiz seçeriz. (Jacgues Delille)

Arkadaşını yalnızken ikaz et, başkalarının yanında öv. (Publius Cyrus)

AŞK

Güzelliğin beş para etmez, bu bendeki aşk olmazsa (Aşık Veysel)

Aşkı akılla yenmek mümkün değildir (Gançarov)

Aşk, iki iken bir olmak demektir. (Victor Hugo)

Aşkın gözü kördür. (S.A.Propertius)

Aşkı anlatabilmek için yeryüzünde var olan dillerden bambaşka bir dil ister. (Eugenie Delacroix)

Aşk, kulübeyi, altından bir saraya benzetir. (Holty)

Aşk, utanma ve çekinmenin olduğu yerde vardır. (Montaigne)

En devamlı aşk, karşılık beklemeden duyulandır. (W.Somerset Maugham)

Aşk, gözle değil ruhla görülür. (William Shakespeare)

Aşıkların en kanaatkari bile sevdiğinden ziyade sevilmek ister. (Cenap Şehabettin)

BABA

İnsan, babasına borçlu olduğu saygıyı ancak baba olduğu zaman duyar. (Goethe)

Babanın faziletleri, çocukların servetidir. (Anatole France)

Bir baba yüz öğretmene bedeldir. (George Herbert)

Baba olduktan sonra göreceksiniz ki, kendi mutluluğunuzdan çok, çocuğunuzun mutluluğu ile mutluolabilirsiniz (Balzac)

BAL

Düşmanın tatlı sözlerine aldanma, balın içinde zehir de bulunabilir. (Sadi)

Suratı ekşi olanın balı da acı olur. (Sadi)

Balın varsa, sineğin bol olur. (Cervantes)

BARIŞ

Kötü bir barış, iyi bir savaştan daha iyidir. (Puşkin)

Barış bile, büyük ücretlerle satın alınır. (Benjamin Franklin)

Barış tacı, saltanat tacıyla kıyaslanamayacak kadar güzel ve değerlidir. (Epicure)

BAŞARI

Güçlükler, başarının değerini artıran süslerdir. (Moliere)

Başarılarını gizlemek, en büyük başarıdır. (La Rochefoucauld)

Başarıyı en kötü şekilde kullanmak, onunla övünmektir. (H.r.A. De Maupassant)

Para nasıl parayı çekerse, başarı da başarıyı çeker. (N.S.R. De Chamfort)

Başarı belki insana çok şey öğretmez, fakat başarısızlık çok şey öğretir. (Çin atasözü)

4 Kasım 2017
Hayata dair sözler için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Emziren anneler için diyet nasıl olmalı?

Emziren anneler için diyet nasıl olmalı?

Emzirme sırasında sevgili anneler çok enerji sarf eder. Bu nedenle süt veren anne istediği kadar yemeli ve yeterli sıvı almalıdır (8-10 bardaktan kadar).
Annenin beslenmesi mutlaka sağlıklı ve çeşitli olmalıdır: et / balık, meyve-sebze, çeşitli bulgurlar yani tahıllar, süt ürünleri (yoğurt, kefir, vb.). Gün içinde 4-5 kez küçük porsiyonlarla sık sık ara öğün yapması gerekir.Eskiden Ped.ler süt veren annelere birçok gıdalardan vazgeçmelerini tavsiye ediyorlardı. Fakat şu anda doktorlar çocuğun hayatının sadece birinci 3 ayında bu gibi gıdaları yasaklıyorlar:
– yumurta, tavuk eti, içinde yumurta olan soslar (özellikle mayonez).
– çikolata ve kakao.
– fındık.
– deniz ürünleri ( Kalamar, midye vb.). Bu yasak balığa ait değildir. Süt veren anne hafta içinde 2-3 kez balık yiyebilir.
– narenciye (limon, portakal, mandalina vb.).

Özellikle belirtmek gerekirse bu ürünler bebeğin ilk 3 ayında yani gazlı olduğu en sık ağladıkları dönemde bir müddet uzak durulmasıdır. Daha sonra bu ürünleri diyete yavaş yavaş, ekleyerek tüketebilirsiniz. Bu süre içerisinde bebeğinizin verdiği tepkilere dikkat etmenizde fayda olacaktır.Eğer çocuğun sağlığında hiçbir değişiklik yoksa, ürün diyet listenizde kalabilir. Aksine çocuklar idrar yada kaka rengi  baş bölgesinde kabuklanma oluşmaya başlıyorsa saydığımız yada sizin eklediğiniz ürünleri yani yasaklı alerjik ürünleri diyet listenizden çıkarmalısınız. Aşağıdaki gıdalar ise yine emziren anneler için sınırlıdır;
– süt – günde 1 bardak, şeker 1-2 çay kaşığını geçmemeli. Süt çocukta sancılar ve alerjik reaksiyonlara neden olabilir.
– inek sütünden yapılmış peynir (özellikle sarı türler). Gün içinde 1-2 parça.
-İnek sütünde protein fazladır.
– çilek, ahududu, siyah frenk üzümü, böğürtlen, şeftali, kayısı, kiraz, domates alerjik özelliklerine sahiptir. Dolayısıyla gün boyunca 1-2 avuç çilek, 1-2 şeftali, domates, kayısının tüketilmesine izin verilebilir.
– muz – günde 2 tane tüketilebilir
– kahve ve koyu çay. Bunların içerdiği maddeler çocuğu huysuzlandırabilir hatta çocukta baş ağrısına neden olabilir.
– konserve, sucuk, sosis, füme balık. Bu besinlerin içinde yüklü miktarda katkı maddeleri bulunmaktadır, konserve içeriğindeki gaz,kimyasal katkı maddeleri hem annelerin hemde bebeklerin sağlığını tehlikesye atmaktadır.
– Marketlerde satılan hazır pastalar, tatlılar, vaffle vb. tatlılar. Bu gıdalarda da çeşitli kimyasal katkılar oldukça fazladır. Evde pişirilen tatlılara izin verilir (az miktarda!).
– beyaz ekmek ve un mamulleri. Gün içinde 3-4 parça beyaz ekmek tüketilebilir.
Bir önceki yazımız olan Salatalık İle Doğal Güzellik başlıklı makalemizde doğal güzellik, maske ve salatalık hakkında bilgiler verilmektedir.

1 Kasım 2017
Emziren anneler için diyet nasıl olmalı? için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Güzel sözler(anlamlı sözler);

Güzel sözler(anlamlı sözler);

ÜMİT

Ümit, saadetten alınmış bir miktar borçtur. (Joseph Joubert)

Ümit inatçıdır, beklemeyi ancak o bilir. (Comtesse Dyan)

Ümidini kaybetmiş olanın, başka kaybedecek şeyi yoktur. (Boise)

Her şeyin yok olduğu anda bile ümit vardır. (Thales)

Ümit, en bedbaht insanlardan bile ışığını esirgemez. (Victor von Schetfell)

VİCDAN

İyi bir vicdan en iyi yastıktır. (C.Brentana)

En mükemmel adalet, vicdandır. (Victor Hugo)

Kapanmayan tek yara vicdan yarasıdır. (Public Cyrus)

Vicdan azabı, insanın içinde bir Cehennemdir. (Byron)

İnsan, kendi vicdanından bir şey gizleyemez. (Çehov)

Dünyanın en yoksul kölesi bile, kendi vicdanı içinde hürdür. (Bledsoe)

TÜRK

Türkler barışta melek, savaşta ifrit gibidirler. (Gazzi)

Eğer kendilerini tanımış olsaydınız, Türklere hayran olurdunuz. (Sir Mark Sykes)

Türkler öldürülebilir, lakin mağlup edilemezler. (Napoleon)

Kılıcı eşsiz bir maharetle kullanan Türk eli, mağlup ettiği insanların yarasını sarmakta da o kadar ustadır. (Lord Byron)

Türklerden başka dini ve vatanı uğruna canını vermeye hazır asker görmedim. (Hamilton)

30 Ekim 2017
Güzel sözler(anlamlı sözler); için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Anlamlı sölzler,Hayata dair;

Anlamlı sölzler,Hayata dair;

TEMBELLİK

İş göremeyen adama tembel denmez, tembel o adamdır ki, iş görmeye zorlansa elinden bir şey gelir. (Sokrates)

Tembellik, o kadar yavaş hareket eder ki, yoksulluk ona erişir. (Benjamin Franklin)

Tembellik, insanı esir yapar. (Firdevs)

Boş oturmak pas gibidir, insanı çalışmaktan daha çabuk eskitir. (Franmklin)

TERBİYE

Heykeltıraşlık, bir taş yığını için ne ise, terbiye de insan için odur. (Adisson)

Terbiye sınırlarından dışarıya çıkan, bir daha içeri giremez. (Boileau)

Terbiye, iyiyi, büyüğü ve güzeli sevmektir. (Ernest Renan)

Terbiye ana kucağından başlar; her söylenilen kelime, çocuğun şahsiyetine konan bir tuğladır. (Namık Kemal)

TEVAZU

Alçak gönüllülük , gururun perhizidir. (Voltaire)

Alçak gönüllü insan, kendini hiç söz konusu etmez. (La Bruyere)

Zafere ilave edilecek yegane süs tevazudur. (Duclos)

Kendi kendine alçalmayan kimse, başkası yanında yükselemez. (Sevri)

Alçak gönüllülük, kendi gerçek değerini anlamaktır. (Anatole France)

27 Ekim 2017
Anlamlı sölzler,Hayata dair; için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Aşk Şiiri;

Aşk Şiiri;

Hep seni sevdim

Yaz kendini anlatırken yaprak yaprak
Günler ne çabuk akıp geçti sevgilim
Yüzyıllar geçti sanki aradan
Yollar yollar boyunca yan yana
Hangi yokuşu çıktıysam seninle
Kuşlar uçuştular saçlarından

 

Hep seni sevdim, silinmez izi
Sevimli şaşkınlıklarımın o yazdan
Kır kahveleri kuş sürüleri sonra
Konuşmadan oturduğumuz masa iskemle
Demli çay, demli çayın buğusu
O yaz daha mutluydu seninle   

    

 

 

Senin mavi miydi ya kalbinin sesi
Bir saat gibi işlerken kendiliğinden
Yine buluştu gözlerimiz sevgiler üreten
O yaz seni ne çok sevdiğimi

Öğrendim bir akar suyun sessizliğinden

Bulutlardan bulutlara çıkardım o yaz
Çiçekler suladım her günbatımı
Çocuklarla konuştum hüznü unutturan
Yalansız hilesiz sevdim seni
Çiçekler çocuklar ezgiler içinde

20 Ekim 2017
Aşk Şiiri; için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

İbretlik hikaye;

İbretlik hikaye;

Bir genç kızın pişmanlığı

2 sene önce çok sevdim ve kandırıldım. Evlenmeyi düşünüyordu benle, daha doğrusu beni oyalıyormuş. Hep bana yakınlaşmaya çalışıyordu, bende mutasıp bir aileden geldiğim için reddediyordum. Sadece bir yerlerde buluşup bir şeyler içiyorduk.

Her defasında evleneceğimizden bahsediyordu. Ama sadece bahsediyordu.

Ne ailesiyle tanıştırıyor, nede benim ailemle tanışıyordu.

Hep bir bahanesi vardı.

İşe yeni girdim, konumum sağlamlaşsın öyle…

Babanem rahatsızlandı, iyileşsin öyle…

Kardeşim evleniyor, hele bi evlensin öyle…

Hiç bir şey bulamadı mı, daha zamanı var, bekle…

Böyle aylar geçti, tabi zamanla bende ona yaklaşıyordum.

Ateşle barut misali…

Yine sınırımı çiziyordum, ne kadar sınır sayılırsa..

Bir gün beni evine davet etti, film izleriz dedi.

Dışarıda zaten çok sık buluşamıyorduk, babam görür diye.

O kadar ısrar etti ki kabul ettim.

Nerden bilebilirdim, başıma gelecekleri.

Evine gittim, filmimizi izledik. Bir şeyleri paylaşmamızın artık zamanının geldiğini söyledi, ben böyle bir şeyin evlenmeden olmayacağını temiz bir kız olarak evlenmek istediğimi söyledim.

-Temiz bir kız bunca zamandır bir erkekle gezip sonra da evine gelmezdi.

Şok oldum, niyetini ilk defa o gün anlayabildim, ne kadar körmüşüm.

-Evleneceğiz dedim, evlenince…

-Erkeklerle gezip tozan, evlerine giden bir kızla mı? Asla evlenmem.

-İlksin, ilk sevdiğim erkeksin.

-Nerden bilebilirim. Böyle bir şey olsa buraya gelmezdin değil mi?

-Seni sevdiğim ve güvendiğim için geldim, film izlemeye geldim.

-Ya çok safsın, yada namuslu ayaklarına beni kandırmaya çalışıyorsun. Bir erkek bir kızı evine niye davet eder kızım, hangi devirde yaşıyorsun sen?

Ağlamaktan bitap düştüm, zorla istemediğim şeyleri yaptı, zorla.

Ve o günden sonra bir daha ne aradı, ne sordu.

O kadar şeyden sonra yine onla evlenebilirdim cahillik olurdu bu ama evlenebilirdim.

Seviyordum onu, benden çok büyük bir şeyi çaldığı halde seviyordum.

Sözleri hep kulaklarımda çınlıyor. ”Bir erkek bir kızı evine niye davet eder…………”

Kimselere anlatamadım, utandım.

İçime kapandım, yaptığım hatanın pişmanlığını her gün yaşadım.

Şimdi benimle evlenmek isteyen gençler var gerçekten evlenmek isteyen.

Terbiyeli ve tertemiz bir kız diye kapımızı çalıyorlar.

Ben kimselere anlatamıyorum yaptığım hatayı ve sonucunda olanları, kimseye.

Reddediyorum herkesi.

Daha ben kendimi affedemedim ve bunu bir başkasından bekleyemiyorum.

Bu yazı bu hataya düşürülmek istenen genç kızlara belki yol gösterir ve böyle bir pişmanlığa düşmezler diye paylaşıyorum.

16 Ekim 2017
İbretlik hikaye; için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Neden Sevemiyorum;

Neden Sevemiyorum;

Neden sevemiyorum…

Herkesin hayatında böyle anlar vardır, dinlediğiniz şarkılardan, izlediğiniz filmlerden, duyduğunuz herhangi bir hikayeden veya tanık olduğunuz bir olaydan ister istemez kendinize ait bir şeyler çıkarmaya zorlarsınız. Anlatılanlarla alakan yoktur belki de ama doğanın kanunudur bu, orada bahsi geçen mutlaka “sen” olmalısındır. Şarkıda gidemeyen adam, filmdeki aşkı için ölen kız, efsanedeki cesur ama fakir genç aşık… Bir anda rolüne bürünen bir oyuncu gibi, sahipleniriz. Böylece daha da anlam kazanır, normal bir olay bile unutulmaz olur ömür boyunca.

Biri şiir yazar herhangi birine, ölümsüz olur, başka biri girer hayatına bir şiirlik bile değeri olmaz. Belki bundandır en güzel aşkları romeo ve jülyet, leyla ile mecnun, aslı ile kerem’e benzetmek. Aşık olanlar kendilerine efsane aşkları layık görür hep. fakat efsane aşkları efsane yapan birbirine kavuşmaları değildir. Vuslata erememektir bu kadar sahiplenip de kendimizi bulduğumuz. İlla ki karşılıklı mı olması lazım aşkın? Kavuşmadan, yan yana olmadan, elele yaşamadan aşk olamaz mı? Aşk acıya katlanma sanatıdır, hangi tarafın daha çok acı verdiği veya kimin daha çok acıya katlandığının önemi yoktur, asıl insanı zorlayan hayatını adamaktır karşındakine! Kimse ayrılmaz, ayrılık yoktur aşkın lugatında çünkü vuslata ermek kadar zordur ayrılık…

Hayat kadar zalimdir aşk, zalim olduğu kadar gururu kaldırmaz! ‘Ayrıldım’ der insan, ayrılamadığını bile bile, sonra kendini haklı çıkarmaya çalışır, nedenler arar acıtsa da, kalbini öldürmeye çalışır beyniyle ama yapamaz bunu söyleyemez kendine, aşk gurura gelmez! Şimdi neredesin, ne yaparsın bilemem, yazdıklarımdan haberin olur mu birgün emin de değilim. Sanırım yenilgiyi kabul etmemin zamanı geldi; gururuna yenik düşmüş bir kalbin hikayesidir bu.

 

12 Ekim 2017
Neden Sevemiyorum; için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Güzel sözler,anamlı sözler

Güzel sözler,anamlı sözler

  • gerçeği görmek istiyorsan temiz ol, temizlik senin gerçeğindir.
  • seni sen yapan içinde ki insanlıktır. Bir insanı ve tüm insanlığı ihtiva eder. Ne fark eder ki bir sen veya bin insan…
  • Mumnuniyetinin yükseklerde olduğu ancak hak ve anayasal sisteminin yerlerde sürüklendiği bir yapının ne kadar  dayanıklı olduğuda meçhuldür
  • Sen bir maddenin ne kadar ağır olduğunu nerden bileceksin, ancak o madde sırtına yüklendiğinde hissedersin…
  • kılığına baktığında hiç bir şey göremeye bilirsin ama kalbine baktığında bir alem göreceksin…
  • Seni yaradana bir bak… yaşamınla dünyayı, ölümünle beşeriyeti şereflendiriyorsun
  • Kendinizi zevk ve sefa için geldiğinizi sandınız dünyaya, bir bak etrafına görebiliyor musun böyle bir dünya ?
  • Zamanı bir makele zannettiniz, devamlı okudunuz, birde baktınız ki okuduğunuz makle bitmiş…
  • İyi bir dindar nefsine hakim olandır, bunu denemek isteyen insanlar ise şeytanla işbirliği yapanlardır.
  • Zeki insanları deli diye gösterecekler. Onların beyinlerini karıştırıp bir şey bilmiyormuş gibi lanse edecekler.
  • Ortada hiç bir şey yokken yapılan fedekarlıklar manalıdır, varlıklı iken yapılan fedarkarlık’la bir tutulur mu ?
  • Aşk dediğin, cepleri olmayan bir kefen
  • Sakın yoksul veya gariban olma, bir kum tanesi kadar değerin olmaz
  • Sen söyleyene bakma, sen söylettirene bak ve ona göre tetbirini al.
  • Cümleler hak edenler için kurulur. Yoksa hiç bir mana ifade etmez.
  • Her varlık yaradandan ötürü varlıktır. Her varlığın bir hakkı bir hukuku vardır
5 Ekim 2017
Güzel sözler,anamlı sözler için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Egzersiz hareketleri,(özellikler tombiş bayanlar için önerilir)

Egzersiz hareketleri,(özellikler tombiş bayanlar için önerilir)

 

olmaz demeyin deneyin, basit ve kolay hareketler, güzel ve fit olmak sizin elinizde, azim le olmayacak bir şey yok, basit hareketlerle sağlıklı yaşam, egzersiz yapın kendinizi iyi hissedin..

25 Eylül 2017
Egzersiz hareketleri,(özellikler tombiş bayanlar için önerilir) için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Şiir Nedir

Şiir Nedir

Şiir (ar. si’r, fr. poésie, ing. poem), en eski edebiyat türüdür. Değişik sanat anlayışlarına bağlı olarak çeşitli tanımları yapılmış, şiirin tanımlanamayacağı da öne sürülmüştür. Yine de genelde, şiirin ritime ve imgeye dayanan, kendine özgü dili ve söyleyiş özelliğiyle estetik etkilenmeler yaratıcı bir söz sanatı olduğunda birleşilmektedir.

Türkçede şiir karşılığı “koşuk, yır, özün” gibi sözcükler önerilmişse de hiçbiri yaygınlaşamamıştır. Bugün “koşuk, nazım” karşılığı kullanılmaktadır. Ayrıca nazımla şiiri birbirine karıştırmamak gerekir. Birincisi yalnızca bir anlatım yoludur. Geçmişte şiirin uyakölçünazım biçimleri gibi biçimsel özelliklerden ayrı düşünülemeyişi şiirle nazmın eşanlamlı sayılmasına yol açmış, giderek şiir «mevzuu ve mukaffa (ölçülü ve uyaklı) bir söz sanatı» olarak tanımlanmıştır. Günümüzde bu anlayış aşılmıştır.

Edebî türlerin en eskisi olan şiir, insanlık tarihi boyunca duygu, düşünce ve hayalleri etkili biçimde anlatmanın bir yolu olmuştur. Şiirin edebî tür olarak en önemli özelliği, özel bir anlatım diline sahip olmasıdır. “Şiir dili” olarak adlandırılan bu özel dil, gündelik dilden farklı, çok anlamlı ve katmanlı bir yapıya sahiptir. “Sembol ve mecazlara dayalı bir anlatım dili”, “ahenkli bir ses akışı” ve “duygu yoğunluğunu öne çıkaran söyleyiş” gibi özellikler, şiiri diğer edebî türlerden farklı kılar. Her dönemin kendine özgü bir sesi, söyleyişi ve dünyaya bakış tarzı olduğu için şiir de tarih içinde farklı dönemlerde, farklı özellikler göstermektedir.

Türk şiirinin tarihi, İslam öncesinde dinî törenlerde söylenen şiirlere kadar uzanır. İslamiyet’in kabulüyle birlikte aruz vezniyle yazılan ve kendine özgü bir benzetmeler dünyası olan Divan şiiri, edebiyat tarihimizde uzun süre varlığını sürdürür.

Hece vezniyle yazılan ve halk zevkine hitap eden halk şiiri, Türkçenin konuşulduğu bütün coğrafyalarda söylenmeye devam etmektedir. İslamiyet’le birlikte tasavvuf düşüncesinin de Türk şiirine önemli etkileri olmuş, bu düşünceleri yansıtan bir şiir geleneği de oluşmuştur.

Yaklaşık altı yüz yıl varlığını sürdüren Divan şiiri, Tanzimat Dönemi’nden itibaren yerini yavaş yavaş farklı şiir anlayışlarına bırakmıştır. Batılı şiir anlayış ve akımlarının etkisiyle yeni nazım şekilleriyle şiirler yazılmış, şiirin içeriğinde ise önemli değişimler yaşanmıştır. Şiirin içeriğini değiştiren Tanzimat şairlerinin ardından, Servet-i Fünûn Dönemi’nde şiirin estetik yapısına önem verilir.

1910’larda hece vezni, sade Türkçeyle söyleyiş ve millî konular şiire hâkim olur ve bu şiir eğilimi Cumhuriyet’in ilanından sonra da devam eder. 1940’larda şiirin dili değişmeye başlar ve sıradan insanın dertleri şiirin merkezine taşınır. Gündelik konuşma diline dayanan bu yöneliş, 1950’lerin sonuna doğru ortaya çıkan imgeci şiiri anlayışı ile etkisini kaybeder. Türk şiiri 1960’lardan günümüze hem tarih içinde kazandığı değerler hem de yenilikçi arayışlarla çok farklı ses ve söyleyişlere sahne olur.

Şiir; şekil özellikleri bakımından nazım birimi, vezin, kafiye, redif ve ses tekrarları gibi unsurların birleşmesiyle oluşur. Mecazlaredebî sanatlar, imgeler, sembol ve imaj gibi unsurlar ise şiirin anlam katmanlarını tamamlar. Bütün bu şekil ve anlam unsurları şiir denen bütünü oluşturur ve şiir bunların bir toplamı olarak ortaya çıkar. Bu sebeple şiir denilen yapı bunlardan birisine indirgenemez.

Ayrıca bakınız-> Şiir Üzerine Bazı Düşünceler

Didaktik Şiir

Didaktik (fr. didaktique, os. talimî), öğretici demektir. Amacı bilgi vermek olan edebiyat ürünleri bu sözcükle nitelenir. «Tâlimi Edebiyat», «Öğretici Edebiyat» da aynı anlamdadır. Başlangıçta bu bölümleme yalnız şiir için söz konusuydu. Edebiyat türü olarak yalnız şiir vardı. Dualar, dinsel amaçlı metinler kolay akılda tutulabilmesi için şiir biçiminde yazılıyordu. Türklerin gelişimi sonucu didaktik terimi tiyatroöyküroman için de kullanılmıştır. Dinsel şiirlerin yanısıra Aisopos’un hayvan öykülerini (fabl) de didaktik yapıtların ilk ürünleri arasında sayabiliriz.

Türk edebiyatında didaktik yapıtların ilk örnekleri olarak Turfan kazılarında bulunan Uygur metinlerini gösterebiliriz. Eski şaman duaları da bu türe sokulabilir. Nitekim elimizdeki Uygur metinlerinin çoğu da dinsel nitelik taşımaktadır. Reşit Rahmeti Arat, Eski Türk Şiiri adlı yapıtında ele geçen metinleri «Mani, Burkan ve islam» çevrelerinde yazılanlar olarak üç bölümde toplamaktadır. Şiirlerin amacı yeni kabullenilen dinlerin ilkelerini öğretmektir. Bir bölüğü ise doğrudan doğruya duadır. Daha sonra Yusuf Has Hacip Kutadgu Bilig, Edip Ahmet Atebetü’l-Hakayık’la türün en iyi örneklerini verirler. Orta Asya döneminde Ahmet YaseviHikmet’leri de didaktik yapıtlar arasına girer.

Türk edebiyatının Anadolu’daki gelişimi başlangıçta didaktik bir nitelik taşır. Özellikle Anadolu’ya gelen derviş’ler Tasavvufla beslenen ve kimi tarikatların ilkelerini yaymayı amaçlayan bir şiirin gelişmesine yol açarlar. XIII. yüzyıl Anadolusunda yazılmış yapıtların hemen hepsi öğretici niteliktedir. Bunlar arasında en ünlü örnek olarak Mevlana‘nın yapıtları gösterilebilir. Ama Farsça oluşları öğreticilikte güdülen amacın gerçekleşmesini önler. Sonradan yapıtlarının birçok çevirisinin yapılması, şerh edilmesi de bu niteliğinden ötürüdür. Eskilerin deyimiyle talimî bir nitelik taşıyan Mesnevi’si başlıbaşına ders olarak, günümüzde lisans öğretimi dediğimiz biçimde okutulmuştur.

Bu dönemde Türkçe yazılmış yapıtların başlıcaları olarak da Ahmet Fakih’in Çarhnâme’si , Aşık Paşa’nın Garipnâme’si, Yunus Emre‘nin kimi şiirleri, Gülsehrî‘nin Mantıku’t-Tayr’ı sayılabilir.

Osmanlı dönemi Türk edebiyatında dinsel ve tasavvufî amaçlarla yazılmış yapıtların didaktik bir nitelik taşıdıklarını söylemek yanlış olmaz. Ahmediyye, Muhammediyye gibi yapıtlar, Kabusname benzeri ahlak kitapları, Nabi‘nin Hayriyye’si öğretici bir amaca dayanırlar.

Tanzimat‘tan sonra ise öğreticiliğin alanı büsbütün genişler. Edebiyatın toplumu, insanları eğitmek için bir araç olduğu düşüncesi yazarları, sanatçıları bu yolda ürün vermeye iter. İlk çeviri roman olan Telemak bile öğretici niteliğinden dolayı Türk okuruna sunulur. Edebiyat-ı Cedide ise bu anlayışa tepki olarak doğar.

Günümüzde edebiyat yapıtının öğretici olup olmaması sorunu tartışma konusu olmaktan çıkmıştır. Ancak çocuklar için yazılan yapıtlarda sanat kaygusunun yanısıra öğreticilik de gözetilmektedir.

«Şayet» isimli didaktik bir şiir örneği:

Ömrünü vakfettiğin işin mahvolduğunu
Görüp de hiç yılmadan işe baştan başlarsan
Yüz oyunluk kazancı bir oyunda kaybedip
İstifini bozmadan metanetle başlarsan

Aşka esir olmadan âşık olup da eğer
Her zaman hem kuvvetli hem de müşfik olursan
Sana kin güdenlere vermeden hiçbir değer
Kin gütmeden kimseye sen kendini korursan

Safdilleri kandırıp kurmak için bir tuzak
Sarfettiğin sözlerin hainlerin ağzından
Bambaşka bir şekilde tekrarını duyarak
Omuz silkip geçersen üzerinde durmadan

Hiçbir zaman şüpheci ve yıkıcı olmadan
İnceler ve öğrenir, düşünür ve anlarsan
Kontrolü hiçbir zaman elinden bırakmadan
Bir mütefekkir gibi hülyalara dalarsan

Bütün kabahatleri sana yükleyerekten
Bir faniye kapılıp herkes telâş ederken
Kendine hâkim olup soğukkanlılıkla sen
İtidalini eğer muhafaza edersen

Milleti unutmadan krallarla gezersen
Halkla temas edersen vakarını bozmadan
Kayırmadan birini dostlarını seversen
İncitmezse seni ne bir dost ne bir düşman

Bir felâketten sonra zaferle karşılaşıp
Bu iki hilekâra fazla kıymet vermeden
Bozmadan istifini hep aynı gözle bakıp
Tebessümle karşılar şayet gülüp geçersen

Ecelle vâki olan nihaî buluşmayı
Ayıran son dakkayı koşarak bitirirsen
Ab-ı hayatla dolu ömür denen kupayı
Sevinçle ve kedersiz tüketip yitirirsen

Talihi ve zaferi, şahları, ilâhları
Sadık köleler gibi hep yanında bulursun
Fakat hepsinden mühim olanı şu ki… Oğlum
Sen o zaman hakikî, tam bir insan olursun. (Rudyard KIPLING)

Dramatik Şiir

Dramatik Şiir, acıklı ya da korkunç bir konuyu anlatan şiir; insanın gözünün önünde tiyatro gibi  konuyu canlandırabilen şiir;  opera için yazılan  man­zum dramlardaki şiir. Batı edebiyatında Corneille, Racine, Shakespeare; bizim edebiyatta Namık KemalAbdülhak Hamit TarhanFaruk Nafiz Çamlıbel dramatik şiirin en güzel örneklerini verirler. «Eşber» den bir parça:

Halketsem esirlerle leşker,
Mahveylesem ordularla asker,
Olsa bana hep mülûk çâker;
Cinsince o iktidar münker,
Fevkimde uçar tuyûr-u kemter!

Âvâze-i dehr iken tanînim,
Gördüm ana değmiyor enînim;
Milletlere karşı âhenînim;
Bir âfete karşı nazenînim.
Afetse de ey ilâh göster!

Bilmem bana ân mı, şân mı lâzım?
Gülbün mü ya kehkeşân mı lâzım?
Âguuş-u vefâ-nişân mı lâzım?
Bir pençe-i hun-feşân mı lâzım?
Canan mı güzel, cihan mı hoş-ter? (Abdülhak Hâmit TARHAN)

19 Eylül 2017
Şiir Nedir için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

HİÇ BÖYLE BİR DOSTUNUZ OLDUMU?

HİÇ BÖYLE BİR DOSTUNUZ OLDUMU?

HİÇ BÖYLE BİR DOSTUNUZ OLDU MU?

1. Çok konuşmazdı.

2. Kötü söz söylemezdi.

3. Daima düşünceliydi.

4. Kimseyle çekişmezdi.

5. Her zaman ağırbaşlıydı.

6. Boş şeylerle uğraşmazdı.

7.
Dünya işleri için kızmazdı.

8. Lüzumsuz yere konuşmazdı.

9.
Umanı umutsuzluğa düşürmezdi.

10. Kimsenin kusurunu araştırmazdı.

11. Vakar ve sükûnetle rahatça yürürdü.

12.
Susması konuşmasından uzun sürerdi.

13. Gerçeğe aykırı övgüyü kabul etmezdi.

14. Affediciliği tabii idi; intikam almazdı.

15. Hoşlanmadığı bir şey hakkında susardı.

16. Konuşurken çevresindekileri adeta kuşatırdı.

17. Sıkıntılı hallerinde kabalaşmaz, bağırmazdı.

18. Konuşurken yüzünü başka tarafa çevirmezdi.

19. Sade kıyafetler giyer, gösterişten hoşlanmazdı.

20. Kendi şahsı için asla öfkelenmez ve öç almazdı.

21.
Yürürken beraberindekilerin gerisinde yürürdü.

22. Konuştuğunda ne fazla ne de eksik söz kullanırdı.

23. Bulunduğu mecliste ayrıcalıklı bir yere oturmazdı.

24. Sıradan değildi; ama sıradan insanlar gibi yaşardı.

25. Kapısına yardım için gelen kimseyi geri çevirmezdi.

26. Kimseye hakkında hayırlı olmayan sözü söylemezdi.

27. Her zaman hüzünlü ve mütebessim bir haletle dururdu.

28. Âdet üzere sarf edilen hiçbir kötü sözü ağzına almamıştı.

29. Kelimeleri parlayan inci dizileri gibi tatlı ve berraktı.

30. Fakirlerle birlikte yerdi; öyle ki onlardan ayırt edilmezdi.

31. Yanında en son konuşanı ilk önce konuşan gibi dikkatle dinlerdi.

32. Düşmanlarını affetmekle kalmaz, onlara şeref ve değer verirdi.

33. Hiç kimseyi ne yüzüne karşı, ne de arkasından kınar ve ayıplardı.

34. Yürürken ayaklarını yerden canlıca kaldırır, iki yanına salınmazdı.

35. Adımlarını geniş atar, yüksek bir yerden iner gibi öne doğru eğilirdi.

36. Dostlarına şöyle derdi: “Dünyada garip bir kimse yahut bir yolcu gibi ol.”

37. Sabahları evinden çıkarken ise şöyle derdi: “İlahi, doğru yoldan sapmaktan ve saptırılmaktan, kanmaktan ve kandırılmaktan, haksızlık etmekten ve haksızlığa uğramaktan, saygısızlık etmekten ve saygısızlık edilmekten sana sığınırım.”

Aslında böyle bir dostumuz var; O, PEYGAMBERİMİZ HZ. MUHAMMED MUSTAFA (sallallahu aleyhi ve sellem)’dir.
24 Ocak 2017
HİÇ BÖYLE BİR DOSTUNUZ OLDUMU? için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Kiwi Ciğer Sevmiyor ama payLaşım yapar :)

Kiwi  Ciğer Sevmiyor ama payLaşım yapar :)

ciger

Ciğer yemenin sağlığa olan faydaları

A vitamini kaynağıdır: Sığır eti, tavuk ve balık ciğeri de dâhil olmak üzere bütün karaciğerler A vitamini açısından oldukça zengindir. Ciğer, yağda çözünen vitaminleri depolamaktadır. A vitamini ise güçlü bağışıklık sistemine katkıda bulunur, kemikleri güçlendirir ve görme yetisini teşvik eder. Aynı zamanda, güçlü bir antioksidandır. Sığır karaciğeri diğer hayvansal protein kaynaklarına göre çok daha güçlü bir protein kaynağıdır. Yine aynı şekilde sığır karaciğerinin daha yaygın olarak tüketilmesinin nedeni A vitamini açısından zengin olmasıdır. Her öğün ciğer tüketmek yerine ara sıra tüketmek daha doğrudur. Çünkü A vitamini fazla olduğu zaman vücutta birikir ve doku toksisitesine yol açar.

Demir kaynağıdır: Etin bütün formları protein kaynağı olarak kabul edilmektedir, ancak özellikle sığır karaciğeri mineraller açısından oldukça yüksektir. Diğerleri et türleri arasında mineral açısından en zengin karaciğer olarak ikinci gösterilirken, ilginç bir şekilde tavuk ciğeri birinci sırayı almaktadır. Karaciğerde bulunan demir, hemoglobin oluşumu, oksijenin taşınması ve güçlü kemikler için oldukça gereklidir. Demir eksikliği şiddetli yorgunluk ve soluk cilde neden olan anemiye yol açabilir. Karaciğer ayrıca küçük miktarlarda çok sayıda diğer mineralleri, özellikle de kalsiyumu içerir. 

Demir kaynağıdır: Etin bütün formları protein kaynağı olarak kabul edilmektedir, ancak özellikle sığır karaciğeri mineraller açısından oldukça yüksektir. Diğerleri et türleri arasında mineral açısından en zengin karaciğer olarak ikinci gösterilirken, ilginç bir şekilde tavuk ciğeri birinci sırayı almaktadır. Karaciğerde bulunan demir, hemoglobin oluşumu, oksijenin taşınması ve güçlü kemikler için oldukça gereklidir. Demir eksikliği şiddetli yorgunluk ve soluk cilde neden olan anemiye yol açabilir. Karaciğer ayrıca küçük miktarlarda çok sayıda diğer mineralleri, özellikle de kalsiyumu içerir.

Vitamin kaynağıdır: Sığır karaciğeri B-12 vitaminleri açısından zengin olduğu için beslenme programlarına eklenmesi tavsiye edilmektedir. Vitamin B-12 kırmızı kan hücrelerinin üretimi ve nörolojik sağlık için hayati bir rol oynamaktadır. Sığır karaciğer yetişkin erkekler için RDA tedarik etmektedir. Ayrıca A vitamini desteği yapan ciğer, birçok açıdan ayrılmaz bir parçadır. Yetişkin kadınlar için de riboflavin takviyesi yapmaktadır. Riboflavin vücudumuzun gıdaları metabolize etmesine yardımcı olmaktadır. Aynı zamanda iyi bir görüş yetisi ve cilt sağlığı için de faydalıdır. 

Mineral kaynağıdır: Özellikle dana ciğeri günlük olarak ihtiyaç duyulan demiri temin etmek için mükemmel bir kaynaktır. Sığır eti daha az demir içermekte, porsiyon başına 5.5 mg denk gelmektedir. Dana ciğeri bakır, selenyum ve çinkonun günlük olarak yüzde 25’ini sağlamaktadır. Kırmızı kan hücreleri fonksiyonu için önemlidir. Selenyum ise bir dizi antioksidanın harekete geçmesi ve doğurganlık açısından önemlidir. Çinko, yaraların daha hızlı iyileşmesini sağlamakta ve bağışıklık sistemini güçlendirmektedir.

Vücudu temizler: Tüm bu mineraller karaciğerin yendiği zaman vücudun detoksifikasyon yollarını desteklemesini sağlamaktadır. Karaciğer tüketmenin karaciğer fonksiyonlarına iyi gelmesi oldukça mantıklıdır aslında. Karaciğer tüketmek vücuttaki karaciğer organının temizlenmesini sağlamak için etkili bir yöntemdir. Karaciğer yendiği zaman vücudun temizlenmesi için gerekli olan tüm besinleri temin etmektedir.

Kansızlığa iyi gelir: Karaciğer A vitamini ve demir ile doludur. Eğer demir eksikliği nedeniyle yaşanan anemi ile mücadele ediyorsanız, folat, demir ve B12 vitamini içeren ciğer, içeriği nedeniyle dünyada anemi için tüketilen en iyi gıdalardan biridir. Anemi hastalığını doğal yollarla aşmak için gereken üç vitamini ve minerali temin etmektedir. Enerji düşüklüğü, yorgunluk ya da nörolojik sorunlara yardımcı olmak için diyet programına karaciğeri eklemekte fayda vardır. 

Folik asit açısından zengindir: Folat (Vitamin B9 olarak da bilinir) folik asidin gerçek şeklidir. Hamilelik öncesi vitaminler, multivitaminler ile zenginleştirilmiş un ve tahıllarda bulunan sentetik bir besindir. Folik asit kolayca vücut tarafından kullanılıp folata dönüştürülemez. Bu durumda ciddi sorunlar ve hastalıklar ortaya çıkabilmektedir. Karaciğerde ise kullanılabilir folat oranı oldukça yüksektir.

Diş sağlığını destekler: Yapılan araştırmalara göre karaciğer tüketen insanların tüketmeyen insanlara göre dişleri çok daha sağlıklıdır. Modern zamanlarda bunun neden olduğu araştırıldığında ise, karaciğerin özellikle yağda eriyen vitaminler A, D, E ve K2 açısından yüksek olması sağlıklı dişlerin nedenini açıklamıştır.

Tavuk ciğerinin sağlığa olan faydaları

  • Tavuk ciğeri vitamin B12 açısından zengindir. Bu nedenle, kırmızı kan hücrelerinin üretimini desteklemekte ve aneminin yaşanmasını önlemektedir.
  • Tavuk ciğeri A vitamini açısından zengin olduğu için göz sağlığını korumakta ve görme yetisini teşvik etmektedir.
  • Eğer hamileyseniz ya da planlıyorsanız, tavuk ciğeri oldukça faydalıdır. Folat açısından zengin olan tavuk ciğeri hem doğurganlığı artırmakta hem de bebek sağlığını desteklemektedir.
  • Ağız, burun, dudak ve dil kenarında oluşan çatlaklar vücuttaki riboflavin eksikliği nedeniyle oluşabilmektedir. Ayrıca B2 olarak bilinen riboflavin normal üreme, büyüme, onarım ve deri gibi vücut dokularının gelişimi için çok önemlidir.
  • Tavuk ciğeri selenyum içerdiği için tiroid bezinin sağlıklı olmasını desteklemektedir.
  • Pantotenik asit içeren tavuk ciğeri, adrenalin bezlerinin işleyişini destekleyerek vücudun stresle mücadele etmesine yardımcı olmaktadır.
  • Anemide oynadığı önemli rolle beraber, tavuk ciğeri demir açısından zengin olduğu için bağışıklık sistemini de güçlendirmektedir.
  • Vücutta niasin eksikliği sanrılar, ishal, iltihaplı mukozalar ve pullu cilt yaraları gibi semptomları içeren Pellagra hastalığına neden olabilmektedir. Tavuk ciğeri ise niasin açısından oldukça zengin bir gıdadır.
  • Tavuk ciğeri protein kaynağıdır. Protein ise cilt, kaslar, saç ve tırnak sağlığı için son derece gereklidir.
  • Mineraller açısından zengin olan tavuk ciğeri, kalsiyum ve fosfor desteği yaparak dişlerin ve kemiklerin sağlığını korumaya yardımcı olmaktadır.

Dana ciğerinin sağlığa olan faydaları

Dana ciğeri sağlıklı besinler açısından zengin olduğu için sağlıksal açıdan bir dizi fayda sağlamaktadır:

  • Dana ciğeri kaliteli protein açısından mükemmel bir kaynaktır.
  • Özellikle egzersiz programlarında yardımcı olabilecek enerji desteğini sağlamaktadır.
  • Bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı olmaktadır.
  • Dana ciğeri metabolizmayı hızlandırmaktadır.
  • Sindirim sistemini geliştirmeye yardımcı olmaktadır.
  • Solunum sistemi güçlüğünün ortadan kaldırılmasına yardımcı olur.
  • Vücuttaki sağlıklı kolesterolü korumaktadır.
  • Vücuttaki sağlıklı kan şekeri seviyesini korumaktadır.
  • Kardiyovasküler sistemin sağlıklı olmasını sağlamaktadır. 

Ciğer yemenin zararları

Karaciğeri sağlıklı olan miktarlarda tüketmek daha faydalı olacaktır. Aşırı miktarda karaciğer tüketimi durumunda, kolesterol içeriği nedeniyle zararlı hale gelebilmektedir. Yüksek A vitamini tüketimi henüz doğmamış olan bebeğe zarar verebilmektedir. Bu nedenle, doktorlar hamile kadınlara karaciğer tüketimini tavsiye etmemektedir. Karaciğer ve sakatat gibi gıdalar gut ve böbrek taşlarını kötüleştirebilmektedir. Eğer egzotik tatlar peşindeyseniz, bilinen hayvanların dışındaki hayvanların karaciğerini tüketmek baş dönmesi, mide bulantısı, baş ağrısı, eklem ağrısı gibi durumlara neden olduğu gibi ölümler ile de sonuçlanabilmektedir. 

Tavsiyeler

Karaciğer bakır içermektedir. Çok fazla bakır tüketimi ise vücutta toksisiteye neden olabilmektedir. Bu durum oksidatif stres ve nörodejeneratif değişikliklere yol açabilmekte, Alzheimer hastalığı riskini arttırabilmektedir. Karaciğer inanılmaz besleyici ve sağlıklı bir gıda olmasına rağmen, her gün yemek yerine haftada bir kez yenmesi tavsiye edilmektedir.

 

21 Ocak 2017
Kiwi Ciğer Sevmiyor ama payLaşım yapar :) için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Farkında Olmalı İnsan…

Farkında Olmalı İnsan…

kmsll

Farkında Olmalı İnsan…
Kendisinin, Hayatın Olayların, Gidişatın Farkında Olmalı.
Farkı Fark Etmeli, Fark Ettiğini De Fark Ettirmemeli Bazen…
Bir Damlacık Sudan Nasıl Yaratıldığını
Fark Etmeli.
Anne Karnına Sığarken Dünyaya Neden Sığmadığını
Ve En Sonunda Bir Metre Karelik Yere Nasıl Sığmak Zorunda Kalacağını
Fark Etmeli.
Şu Çok Geniş Görünen Dünyanın, Ahirete Nispetle Anne Karnı Gibi Olduğunu
Fark Etmeli.
Henüz Bebekken ‘Dünya Benim!’ Dercesine Avuçlarının Sımsıkı Kapalı
Olduğunu, Ölürken De Aynı Avuçların ‘Her Şeyi Bırakıp Gidiyorum
İşte!’ Dercesine Apaçık Kaldığını
Fark Etmeli.
Ve Kefenin Cebinin Bulunmadığını Fark Etmeli.
Baskın Yeteneğini
Fark Etmeli Sonra.
Azraillin Her An Sürpriz Yapabileceğini,
Nasıl Yaşarsa Öyle Öleceğini
Fark Etmeli İnsan
Ve Ölmeden E vvel Ölebilmeli.
Hayvanların Yolda Kaldırımda Çöplükte
Ama Kendisinin Güzel Hazırlanmış Mükellef Bir Sofrada Yemek Yediğini
Fark Etmeli.
Eşref-İ Mahlukat (Yaratılmışların En Güzeli) Olduğunu
Fark Etmeli.
Ve Ona Göre Yaşamalı.
Gülün Hemen Dibindeki Dikeni, Dikenin Hemen Yanı Başındaki Gülü
Fark Etmeli.
Evinde 4 Kedi 2 Köpek Beslediği Halde
Çocuk Sahibi Olmaktan Korkmanın Mantıksızlığını
Fark Etmeli.
Eşine ‘Seni Çok Seviyorum!’ Demenin Mutluluk Yolundaki Müthiş Gücünü
Fark Etmeli.
Dolabında Asılı 25 Gömleğinin Sadece Üçünü Giydiğini, Ama Arka
Sokaktaki Komşusunun O Beğenilmeyen Gömleklere Muhtaç Olduğunu
Fark Etmeli.
Zenginliğin Ve Bereketin, Sofradayken Önünde Biriken Ekmek
Kırıntılarını Yemekte Gizlendiğini
Fark Etmeli.
FARK ETMELİ.
Ömür Dediğin Üç Gündür,
Dün Geldi Geçti Yarın Meçhuldür,
O Halde Ömür Dediğin Bir Gündür,O Da Bugündür.

23 Aralık 2016
Farkında Olmalı İnsan… için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Kalbinin Adamı OL..

Kalbinin Adamı OL..

496anigif2

Sevme diyorlar sana
Canın yanarmış
Yansın!

Hayal kurma diyorlar sana
Gerçeklerden koparmışsın
Kop!

Yalnız olma diyorlar sana
Sürüden ayrılanı kurt kaparmış
Kapsın!

Bilme diyorlar sana
Öğrendikçe zorlaşırmış hayat
Zorlaşsın!

Ağlama diyorlar sana
Adamdan sayılmazmışsın
Sayılma!

Sev, canın yansın, yandıkça aşkı bileceksin
Bil, zorla hayatı, terini akıt yaşamanın
Hayal et, gerçeklerden korkma, cesur ol
Yalnız ol, sürüyü terk et, özgürlüğün yolcusu ol
Ağla, adamdan sayılma, kalbinin adamı ol…

 

25 Kasım 2016
Kalbinin Adamı OL.. için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Öğretmenler günü mesajları..

Öğretmenler günü mesajları..

retmenler-gunu-mesajlari

Ülkemizin fedakar öğretmenleri, sizler her şeyin en güzeline layıksınız. Öğretmenler Gününüz Kutlu Olsun.

 O sımsıcak sevgin her şeye değer öğretmenim hele o şefkatli bakışların içimi ısıtır öğretmenim sensin benim en iyi öğretmenim. Öğretmenler Gününüz Kutlu Olsun.

Üzerimde emeği olan bütün öğretmenlerimin öğretmenler gününü en içten dileklerle kutluyorum.

Saymakla tükenmez faziletlerin, zamanen ödenen o bedellerin, kıvancındır üstün talebelerin, iftihar ediniz siz öğretmenim. Öğretmenler gününüz kutlu olsun…

Tüm bildiklerini bize öğrettin, millete faydalı bireyler ettin, kalemi kılıçtan çok keskinlettin, çareler ürettin sen öğretmenim. Öğretmenler gününüz kutlu olsun..Öğretmenlere çok büyük borcumuz vardır. Çünkü öğretmenlerimiz bize saygı.sevgi,eğitim,temizlik ahlak öğretmeye çalışır. vb. Öğretmenlerimize saygı ve sevgi duymalıyız.!. Öğretmenler günü kutlu olsun.!!

23 Kasım 2016
Öğretmenler günü mesajları.. için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk
sohbet Son Yazılar FriendFeed

Sohbet Girişi

Nickiniz :
Şifreniz :  

Seo tarafından seohocasi v2 temasısohbetsohbet asdsadasdsadsadasdasdasdsad