Polonyalı Genç, 28 Yaşında 33 Dil Konuşuyor!

Polonyalı Genç, 28 Yaşında 33 Dil Konuşuyor!

28 yaşındaki Michal Perlinski 33 dili konuşma yeteneğine sahip. Perlinski, 33 dilden 15’ini ise anadili gibi konuşuyor.

demekki sadece messi uzaylı değilmiş : )))))

Polonyalı Genç, 28 Yaşında 33 Dil Konuşuyor!

Polonya vatandaşı 28 yaşındaki Michal Perlinski 33 dili konuşma yeteneğine sahip. Perlinski 33 dilden 15’i ise anadili gibi konuşuyor.

33 DİL KONUŞUYOR

Almanya‘nın Bochum kentinde Ruhr Üniversitesi’nde eğitim gören Polonyalı Michal Perlinski 33 dilde konuşabiliyor.

Perlinski’nin konuştuğu dillerden bazıları ise şöyle:

Lehçe (Ana dili)
Almanca
İngilizce
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Hollandaca/Flamanca
Çekçe
Rusça
Danca
İsveççe
Norveççe
Romence
Yunanca
Türkçe
Fince
Macarca
Arapça
İbranice
Çince

KAYDEDEREK ÖĞRENİYORMUŞ

Beynin yapı ve fonksiyonlarını inceyelen nöropsikoloji uzmanları, Perlinski’nin dil öğrenmeyi bir mantık çerçevesi içerisinde yapmadığını, fotoğrafik hafızaya sahip olduğu için “kaydederek” öğrendiğini belirtti.

28 yaşındaki Perlinski fotoğrafik hafıza yeteneği sayesinde çok kolay biçimde yabancı dil öğrenebiliyor.

“Harfleri renk olarak algılıyorum” diyen Perlinski bu sayede cümle ve kelime yapılarını çok daha kolay hafızada tuttuğunu söyledi. Perlinski bir sözcüğü en fazla iki defa gördükten sonra bir daha asla unutmadığını da ifade etti.

FOTOĞRAFİK HAFIZA NEDİR

Fotografik hafıza, görsel olanı sözel olanla birleştirerek akılda tutmaya dayanan bir hafıza türüdür. Fotografik hafızaya sahip olmak için beynin en üst tabakası olan “korteks“in farklı şekilde kullanılması gerekiyor.

14 Mayıs 2015
Polonyalı Genç, 28 Yaşında 33 Dil Konuşuyor! için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Kandaki parazitleri telefonla görüntüleyin

Kandaki parazitleri telefonla görüntüleyin

Kandaki parazitleri telefonla görüntüleyin

CellScope sistemiyle bir damla kan videoya çekiliyor ve telefondaki uygulama kan örneğindeki parazitleri saptamak için herhangi bir hareket olup olmadığını tespit ediyor.

 

Kandaki parazitleri telefonla görüntüleyin

Science Translational Medicine dergisinde yayımlanan sonuçlar, akıllı telefonla Kamerun’da yapılan ilk küçük çaplı deneyler başarılı olunduğunu ortaya çıkardı.

Şimdi 40 bin kişinin bu yöntemle tahlilden geçirilmesi planlanıyor. Uzmanlar bu buluşun tropik hastalıkların belirlenmesinde önemli bir ilerleme sağlayacağını belirtti.

Nehir körlüğü ve fil hastalığı gibi parazitlerden kaynaklanan hastalıkların ortadan kaldırılması için daha önce yürütülen çalışmalar, tedavinin kimi kişilerde ölümcül sonuç vermesi yüzünden durdurulmuştu.

Tedavi yollarından biri olan ‘ivermectin’ adlı ilaç, yüksek düzeyde Loa loa solucanı; “Göz yüzeyine çıkabilen solucan” taşıyan insanlar için tehlike oluşturuyor.

Dolayısıyla hastaların önce taramadan geçirilmesi gerekiyor. Ancak bunun için yapılan tahlil uzun zaman alıyor ve laboratuvar cihazları gerektiriyor.

ABD’deki Kaliforniya Üniversitesi ve ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü’nde son deneyleri yürüten ekip, kimi değişiklikler yapılmış akıllı telefonla tahlil sürecini otomatik hale getirdi.

10 Mayıs 2015
Kandaki parazitleri telefonla görüntüleyin için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Güzelliğiyle Baltacı Mehmet Paşa’nın uğruna Rus ordusunu imha etmekten vazgeçtiği söylenen Katerina : )))))

Güzelliğiyle Baltacı Mehmet Paşa’nın uğruna Rus ordusunu imha etmekten vazgeçtiği söylenen Katerina : )))))

kateri̇naa        kateri̇na-portre

katerina evladım olsan bağrıma basmam… baltacı bonzai’yi fazla kaçırmış sanırım yada yanlış gazozu içmiş haplarda karışmış olabılır başka bır ızahı yok bunun : ))))))))))))

 

 

 

 

Rusya’yı tarih sahnesine çıkaran Deli lakaplı Petro’nun eşi Katerina efsanesi..

Bataklıklara sıkışan Rus ordusunu imha olmak üzereyken araya giren Katerina’nın Baltacı’nın çadırında yaptığı görüşmede aşk yaşandıkları iddia ediliyordu

ve işte Güzelliğiyle Baltacı Mehmet Paşa’nın aklını başından aldığı söylenen Petro’nin eşi :))))))

Not: fotoğraflar gerçektir…

6 Mayıs 2015
Okunma
bosluk

Rüyaları da görüntülemeyi başardılar

Rüyaları da görüntülemeyi başardılar

 

430943

 

Allahım bu bir ruyamı musaıtsen sana gelecem yok artık dıyorum : )))

Bilkent Üniversitesi araştırmacıları, rüyada, hayal sırasında ya da uyanıkken beyin verilerini kullanarak görülen nesneleri bilgisayar ortamında görüntüleyebilen bilgisayar yazılımı geliştirdi.

“Akıl okuma” temelli yöntem, MR’la beyin sinyalleri kaydedilen kişinin, 2 bine yakın nesne ve eylem kategorisi ile beyin tepkileri arasındaki ilişkiyi görüntüye aktarabilen teknolojiye dayanıyor.

Bilkent Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi, Ulusal Manyetik Rezonans Araştırma Merkezi (UMRAM) araştırmacılarından Yrd. Doç. Dr. Tolga Çukur projelerinin literatürde “akıl okuma” çalışmaları olarak tanımlandığını ifade etti.

Çukur, çalışmanın 6 yıldır TÜBİTAK ve Avrupa Birliği’nden alınan desteklerle, 9 lisans üstü öğrencisi ve bir doktora sonrası araştırmacıdan oluşan ekiple yürütüldüğünü anlattı. Çukur, araştırmalarına geçen hafta temeli atılan Aysel Sabuncu Beyin Araştırmaları Merkezinin tamamlanmasının ardından daha geniş kapsamlı bir ekiple devam edileceğini söyledi.

Günlük yaşamda ortaya çıkan film izlemek ya da iletişim kurmak gibi en basit süreçlerin bile, binlerce farklı sınıfa ait somut ve soyut parçaların bir araya gelmesiyle oluşan karmaşık bir yapıya sahip olduğunu vurgulayan Çukur, dünyanın pek çok laboratuvarında bu karmaşık süreçleri anlamaya çalışan bilimsel araştırmaların yürütüldüğünü aktardı.

“Akıl okuma” adı verilen çalışmanın ilk verilerinin 10 yıl önce alınmaya başlandığını bildiren Çukur, birinci nesil olan bu akıl okuma tekniklerinin gerçek yaşamda ortaya çıkan bilişsel süreçleri tanımlamakta yetersiz kaldığını anlattı.

Gerçek yaşamdaki süreçleri tanımlamak amacıyla bir dizi özgün deneysel çalışma yürüttüklerini ifade eden Çukur, bunun için MR makinesinde beyin sinyallerini kaydettiklerini ve elde edilen bu verileri bilgisayar ortamında modellediklerini belirtti. Çukur, geliştirdikleri bilgisayar yazılımı aracılığıyla da beynin algıladığı nesnelerin ve eylemlerin görüntüsünü çıkarabilen bir teknoloji geliştirdiklerini bildirdi.

MR cihazında iki saat doğal görüntü izlettiriliyor

Yrd. Doç. Dr. Çukur, yöntemde öncelikle kişinin beyin sinyallerinin kaydedilip bilgisayara yüklendiğini, böylece görüntülerin içerdiği bilgilerle beyin aktivasyonu arasındaki bağlantıyı çözmeye çalıştıklarını kaydetti.

Yöntemin ilk aşamasında, en gelişmiş duyu olan ve insan beyninin yüzde 30’undan fazlasını kapsayan görme işlevi üzerine temellendirilen MR görüntülerini kullandıklarını anlatan Çukur, “Öncelikle birçok farklı kaynaktan toplanan iki saatlik video görüntüler, deneklere izlettiriliyor. Deneklerimiz, MR cihazında bu filmi izlerken, aynı anda beynin 50 bin bölgesindeki aktivasyon MR cihazı ile kaydediyoruz. Daha sonra izlenen bu görüntülerdeki uyaranlar ve beyin aktivasyonu arasında her bölge için hesapsal modeller oluşturuyoruz” diye konuştu.

Çukur, geliştirdikleri bilgisayar yazılımının kadın, erkek, çocuk, insan, hayvan, bitki, bina, mobilya, konuşmak, yürümek, ağlamak gibi 2 bine yakın nesne ve eylem kategorisindeki görsel özellikleri kullanarak, bunların uzaysal konum, renk, kontrast ve kategori gibi ayırıcı durumlarıyla beyindeki tepkilerin arasındaki ilişkiyi çözümlediğini kaydetti.

“Rüyalar da görüntülenebilir”

Çukur, “uyanıklık” halinde ortaya çıkan beyin işlevlerini açıklayan modellerin, “rüya durumunda” ya da “hayal etme” anındaki düşüncelerin de bilgisayar ortamındaki görüntüsünü çıkarılabildiğine işaret etti.

Çukur, şöyle konuştu:

“Görsel algı için geliştirdiğimiz modelleri, bir kişi uyku halinde ya da hayal etme durumunda iken ortaya çıkan beyin aktivasyonlarını yorumlamak için kullanabiliyoruz. Dolayısıyla, rüya ve hayal etme sırasında imgelenen nesnelerin kontrast, renk, konum veya kategori gibi temel özelliklerini çözümleyebiliriz. Rüya ya da hayal durumunda kişinin beyninde oluşan görsellerin kestirilebilmesi için o kişinin öncelikle MR cihazında beyin aktivitesinin kaydedilmiş olması gerekiyor. Ardından beyin üzerinde hangi bölgelerde ne çeşit bilginin temsil edildiğine dair detaylı haritalar oluşturuyoruz. Böylece bu ilk aşamada insanlar, binalar, ağaçlar gibi binlerce farklı nesnenin beyin üzerindeki dağılımını ortaya koyuyoruz. Bir sonraki aşamada ise bu bilgileri kapsayan bilgisayar modellerini kullanarak geri çözümleme yapıyoruz. Yalnızca beyin aktivitesinin bölgeler üzerindeki dağılımını inceleyerek, gözlemlenen uyaranın yapısal ve anlamsal özelliklerini çıkartmaya çalışıyoruz.”

“Görüntüler gerçeğine çok benziyor”

Çukur, yöntemlerinin beyin işlevleri sırasında çözümlediği görüntülerin, kişinin o an gerçekten izlemekte olduğu görüntülere oldukça benzediğine işaret ederek, “Kontrast, renk gibi yapısal özellikler ile sınıfsal özelliklere bakarak görüntüde hangi nesneler olduğunu kolaylıkla çözümleyebiliyoruz. Özellikle insanlar ve diğer canlı kategorileri, insan beyninde daha yüksek oranda temsil edildiğinden çok iyi görüntüleniyor” dedi.

Bilgisayar yazılımının hareket halindeki eylemleri de çözümleyebildiğine dikkati çeken Çukur, “Yani bu nesnelerin hareket etmesi, konuşması gibi eylemler de görüntülenebiliyor. Modelleme tekniğimizin en önemli ve özgün yanı, deneyde kullanılanların dışında kalan, farklı yapı ve sınıflar içeren uyaranlara verilen beyin tepkilerini de yüksek başarımla tahmin etmesi. Dolayısıyla, geliştirdiğimiz beyin okuma tekniği, doğal bilişsel süreçlerin içerdiği karmaşık ve değişken yapılara kolaylıkla uyum sağlayabiliyor” bilgisini paylaştı.

“Bilimsel kanıtına daha vakit var”

Bugüne kadar farklı denekler üzerinde çalışmalar yaptıklarını, bu denekler üzerinden aldıkları sonuçların birbirine oldukça yakın olmasının kendilerini mutlu ettiğini dile getiren Çukur, “Bu da bir denekte oluşturulan modellerin diğer deneklere taşınabileceğine dair ümit vadediyor. Tabi bunun bilimsel olarak kanıtlanması için daha kapsamlı çalışmalar gerekiyor” ifadesini kullandı.

Uyanıklık halindeki bilişsel süreçlerin görüntülenmesi çalışmalarını görsel imgeleme ve rüya süreçlerinin çözümlenmesi için kullanacaklarının altını çizen Çukur, “Bu amaca ulaşabilmek için, gerek beyin verilerini gerekse bilişsel süreçlerin yapı taşlarını daha detaylı betimleyen modeller geliştireceğiz” dedi.

Tolga Çukur, bilişsel süreçlerin hesapsal olarak modellenmesinin sayısal ölçütleri elde etmeye olanak verdiğini belirterek, “Özellikle beyin kaynaklı hastalıklar, alzaymır, demans, şizofreni, otizm, dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu gibi beyindeki bilgi akışının aksamasına yol açan hastalıklara dair sayısal ölçütler yeterli seviyede değil. Hastalık tanısında genellikle birtakım temel psikolojik testler uygulanıyor. Eğer bu süreçlerin beyindeki dağılımlarını ölçebilirsek birçok hastalığın erken tanısına dair önemli bir yol katedilmiş olur” değerlendirmesini yaptı.

“Belki de gözler olmadan görme olanağı doğar”

UMRAM Müdürü Prof. Dr. Ergin Atalar ise çalışmanın etkilerinin çok büyük olduğuna işaret ederek, şöyle konuştu:

“Sadece rüyada değil genelde beynin nasıl çalıştığını anlamak bir sürü kapıyı aralayacak. Örneğin eğitimde öğrenciye nasıl öğretmeliyiz ki öğrenme süreci nasıl olsun? Beyindeki öğrenme süreçlerini bilmemiz bizim her alanda ilerlememizi sağlayacak. Eğer rüyalarımızda neler gördüğümüzü anlayabilirsek artık görme sistemini daha iyi biliyoruz demektir. Mesela kör olan biri için görmeye ilişkin bilgileri direkt başka şekilde beyne sokmayı öğrenebiliriz belki. Belki de gözler olmadan görme olanağı ortaya çıkabilir. Görme denilen beyindeki bir algı sonuçta. Burada her konuda yeni ufuklar açabilir.”

4 Mayıs 2015
Rüyaları da görüntülemeyi başardılar için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk
sohbet Son Yazılar FriendFeed

Sohbet Girişi

Nickiniz :
Şifreniz :  

Kategoriler


Seo tarafından seohocasi v2 temasısohbetsohbet