Aynadaki_DeLi,Gerçek,Bir,Hikaye,Başlangıç,Önsöz

Aynadaki_DeLi,Gerçek,Bir,Hikaye,Başlangıç,Önsöz

Aynadaki_DeLi bu yazacağım hikaye kendi gerçek hikayemdir ve amacı çocuklu boşanmak isteyen ailelerin evlenirken 2 kere düşünmesini sağlamaktır öyle laf olsun diye evlenmek doğru bir şey değildir anne ayrılıyor baba ayrılıyor herkes kendine farklı bir yuva kuruyor ama olan her zamanki gibi çocuklara oluyor bende parçalanmış bir ailenin evladı olarak benim gibi milyonlarca çocukların sesi olmak istiyorum

12 Mart 2019
Okunma
bosluk

Neden Sevemiyorum;

Neden Sevemiyorum;

Neden sevemiyorum…

Herkesin hayatında böyle anlar vardır, dinlediğiniz şarkılardan, izlediğiniz filmlerden, duyduğunuz herhangi bir hikayeden veya tanık olduğunuz bir olaydan ister istemez kendinize ait bir şeyler çıkarmaya zorlarsınız. Anlatılanlarla alakan yoktur belki de ama doğanın kanunudur bu, orada bahsi geçen mutlaka “sen” olmalısındır. Şarkıda gidemeyen adam, filmdeki aşkı için ölen kız, efsanedeki cesur ama fakir genç aşık… Bir anda rolüne bürünen bir oyuncu gibi, sahipleniriz. Böylece daha da anlam kazanır, normal bir olay bile unutulmaz olur ömür boyunca.

Biri şiir yazar herhangi birine, ölümsüz olur, başka biri girer hayatına bir şiirlik bile değeri olmaz. Belki bundandır en güzel aşkları romeo ve jülyet, leyla ile mecnun, aslı ile kerem’e benzetmek. Aşık olanlar kendilerine efsane aşkları layık görür hep. fakat efsane aşkları efsane yapan birbirine kavuşmaları değildir. Vuslata erememektir bu kadar sahiplenip de kendimizi bulduğumuz. İlla ki karşılıklı mı olması lazım aşkın? Kavuşmadan, yan yana olmadan, elele yaşamadan aşk olamaz mı? Aşk acıya katlanma sanatıdır, hangi tarafın daha çok acı verdiği veya kimin daha çok acıya katlandığının önemi yoktur, asıl insanı zorlayan hayatını adamaktır karşındakine! Kimse ayrılmaz, ayrılık yoktur aşkın lugatında çünkü vuslata ermek kadar zordur ayrılık…

Hayat kadar zalimdir aşk, zalim olduğu kadar gururu kaldırmaz! ‘Ayrıldım’ der insan, ayrılamadığını bile bile, sonra kendini haklı çıkarmaya çalışır, nedenler arar acıtsa da, kalbini öldürmeye çalışır beyniyle ama yapamaz bunu söyleyemez kendine, aşk gurura gelmez! Şimdi neredesin, ne yaparsın bilemem, yazdıklarımdan haberin olur mu birgün emin de değilim. Sanırım yenilgiyi kabul etmemin zamanı geldi; gururuna yenik düşmüş bir kalbin hikayesidir bu.

 

12 Ekim 2017
Neden Sevemiyorum; için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Mine Çiçeği;

Mine Çiçeği;

Alacalı renkleri ve canlılığıyla bahçeleri güzelleştiren mine çiçeğinin bakımı da oldukça kolay ve zahmetsizdir. Üstelik bu harikulade bitkinin, her derde ilaç bulunduğunu biliyor muydunuz? Mine çiçeği hakkında öğrenmeniz ihtiyaç duyulan her şey, yazımızda.

Mineçiçeğigiller familyasının örnek bitkisi olan mine çiçeğinin öteki adları; kanotu, güvercinotu, verbena, vervain, verevine olarak bilinir. Mine çiçeğine ağaççık da denilmektedir. Mine çiçeğinin anavatanı hakkında kati bir informasyon yoktur. Mine çiçeğinin güzelliğini seven yalnızca insanoğlu değildir. Kelebekler ve arılar da mine çiçeğini sever, etrafından ayrılmazlar.

  • Özellikleri

Mine çiçeği 60 ya da 100 santimetreye kadar uzayabilen, oldukca senelik, yayılıcı, dayanıklı ve otsu bir bitkidir. Yaşam süresi minimum 3 yıl olan fazlaca senelik bitkiler, birçok naturel ekosistemde yaygındır. Koyu yeşil renkli ve tüylü olan gövdesi, dört köşe kesitlere haizdir. Gövdenin tepelerinde dallarına ayrılır. Yayılıcı gövdeleri ortalama 15 santimetre uzunluğundadır.

Mine çiçeğinin iki türü bulunmaktadır: Çimlerin üstünde yetişen mor tonlarda olan türü ve çalı formundaki olan türü.

mine-cicegi

Bilhassa vatanımızda bulunan türü ise “verbana officinalis” denilen 30 ya da 80 santimetre uzunluğunda, bir ya da birçok senelik otsu bir bitkidir. Otsu kısmında ve kökünde glikozit, tanen ve acı bir madde bulundurur. Türkiye’de en fazlaca Marmara, Karadeniz, İç Anadolu ve Ege bölgesinde rastlanmaktadır.

Mine çiçeği; genel anlamda deniz, akarsu ve göl etrafını sever. Güneşi bolca alabildiği yerlerde daha sıhhatli yetişir. Parlak ve koyu renkli yaprakları tüylüdür. Uzamış meşe yaprağına benzeyen yapraklar, kenarları derin dişli ve sapsızdır. Mine çiçeğinin tamamına yakın kısmı tüylüdür. Yapraklarındaki loblar farklılık izah edebilir.

Mine çiçeği olgunlaştığı süre, tek tohumlu ve sert meyveler üretir. Ek olarak tekrardan döktüğü tohumlarından çoğalır. Ortasında bulunan beyaz ve siyah kısmı, gözü andırmaktadır. Çiçekleri değişik renklerde aşamalardan geçer. Alacalı renkleri baskındır; eflatun, beyaz, kırmızı, leylak rengi ve maviye uzanan tonlarda olabilir. Çiçekleri yaz mevsiminde açan mine çiçeğinin, en tepesinde sık gruplar halinde gelişmektedir. Çiçekleri başak şeklindedir. Mine çiçeğinin şifalı olduğu bilinmektedir.

  • Mine Çiçeği Yetiştirmek İçin…

Eğer yaşadığınız yerde güneşten bolca yararlanabilecek bir konum var ise; bahçenizde, balkonunuzda, pencere kenarlarınızda mine çiçeğini yetiştirebilirsiniz. Evinizin en oldukca güneş alan yerine çiçeğinizi yerleştiriniz. Bakımı kolaydır. Bu yüzden de yetiştirilmek suretiyle en fazlaca tercih edilen çiçeklerden biridir.

  • Bakım Koşulları

Mine, süratli büyüyen genel olarak uyumlu bir bitkidir, diyebiliriz.

Mine çiçeği sıcak iklimleri sevilmiş olduğu benzer biçimde soğuğa da dayanıklıdır. Türüne bakılırsa sevilmiş olduğu ısı koşulları değişse de genel olarak 20 derecede daha sıhhatli yetişirler. Mine çiçeği saksıda bulunuyorsa, bilhassa kış günlerinde daha sıcak ortamlara alınmalıdır. Aslına bakarsak, mine çiçeği don olaylarının yaşanmadığı her koşulda yeşil kalabilmektedir. Güneş ışığına gereksinim duyan çiçek, rüzgârdan da pozitif yönde etkilenmektedir. Uzun sürelerce gölgede kalan mine çiçeğinin yapraklarında küflenme olması kaçınılmazdır. Soğuk iklime haiz bir yerde yaşıyorsanız, mine çiçeğiniz mevsimlik olarak açacaktır.

  • Su İhtiyacı

Mine çiçeğinin mühim özelliklerinden biri de su ihtiyacının oldukça yoğun olmamasıdır. Olgunluğa ulaşmış bir mine bitkisi, yaz sıcaklarında hafta 4 kez küçük miktarlarda sulansa, yeterlidir. Nebat tam olarak gelişene kadar bu oranda sulanması iyidir. Uzun süre susuz kalan mine çiçeğinin, derhal solmayacağını, dayanabileceğini söylersek yanlış olmaz. Yaşamını susuz da sürdürebilecek olan mine çiçeği, fazla sulandığında ise köklerinde çürüme olabilmektedir. Bu sebeple fazla suya maruz kalmamalıdır. En ideali mine çiçeğini, toprağı tamamen kurudukça sulamaktır. Sulamanın miktarı ise; toprağı hafifçe nemli olacak seviyede ayarlanmalıdır. Eğer çiçeği yetiştirdiğiniz iklimde rüzgâr yoğunluğu yoksa sulamayı sabah saatlerinde yapmalısınız.

  • Toprak Türü

Mine çiçeği genel anlamda toprak mevzusunda da uyumludur. Suyu kaliteli emen, ph seviyesi 5 yada 5,7 arası değişen (bir miktar asidik) toprak idealdir. Hazır poşet topraklar yerine kendi hazırladığınız naturel topraklar daha faydalıdır. Mesela killi, organik katkılı ve humuslu toprak karışımlarını tercih ederseniz çiçeğiniz daha sıhhatli büyüyecektir. Mine bitkisinin tuzdan negatif etkilenmesi şeklinde bir durum olmadığı için deniz kenarlarına da uyumludur.

  • Gıda Verilmeli mi?

Bir çiçeğin beslenmesinde toprak kalitesi öncelikli konulardan biridir. Mine çiçeği de her çiçekte olduğu benzer biçimde bazı dönemlerde ek besine gereksinim duymaktadır. Çiçeğinize iki haftada bir vereceğiniz gıda, kafi olacaktır.

  • Iyi mi Budanır?

Mayıs ayının sonlarına doğru ve bahar başlarında budama yapılırsa, mine çiçeği daha canlı ve sıhhatli olacaktır. İyi budamak, bitkinin hava almasına olanak sağlar. Böylece çiçek, daha iyi yetişir. Ölü zamanı geçmiş çiçekler kesinlikle sapından budanmalıdır. Mine bitkisinin toprak üstü bölümleri, nebat çiçek vermeden ilkin, yaz mevsiminin ortalarında toplanır. Serin ve gölge bir yerde kurutulur.

  • Mine Çiçeğini Çoğaltma

Öteki çiçeklere kıyasla mine çiçeğinin çoğaltılması daha zahmetsizdir. Mine bitkisi hem çiçeğinden hem de sürgünlerinden çoğaltılabilmektedir. Çoğunlukla sürgünlerinden çoğaltmak daha oldukca tercih edilir. Bu yöntemle meydana getirilen çoğaltmalarda; bitkinin görüntüsü, çoğaltıldığı bitkinin görüntüsüne benzer.

4 Ekim 2016
Mine Çiçeği; için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

İnsanoğlu

İnsanoğlu

İnsanoğlu virüsten beter. Virüsler kendi yasam alanlarini buyutmek icin mücadele verirler aynı insanoğlu gibi çoğalırlar amacsız sürekli velhasıl beter olduğumuz nokta bu cogalma ve yasam alanı icin birbirimizi bile yok etmemiz. O yüzden tüm mitleri severim bu mitler insanların varolduğu haliyle insan degıl insansı olduģunu anlatmaya çalısir. İnsan soğan gibi katman katmandır. Peki soğanı her soyduğunda geriye ne kalır. Yokluk makamı..Hiçlik….

 

 

21 Haziran 2016
İnsanoğlu için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Bir Sen!

Bir Sen!

Yine soğuk bir gece üşüyorum ama SEN’in yokluğun kadar üşütmüyor beni Ankara. Kar taneleri düşüyor loş ışıkta sanki yıldız yağıyor gök yüzünden. Senin gözlerini izlemek gibi. Bedenimi hapsettiği gibi yüreğimi de hapsediyor Ankara. Ne yapsam kaçamıyorum SEN’den. Baktığım her yerde bizden bir şeyler görmek yüzümde tebessüm oluştursa da, yüreğime derin çizikler atıyor. Kızılay’ın kaldırımları yine SENİ soruyor. Cevap bile vermiyorum sadece iç çekiyorum. Gördüğüm her yeşil gözlü kız SEN gibi bakıyor san ki. Sonra bir boşluk sarıyor içimi dipsiz bir uçurumdan düşmek gibi son bulmuyor bu boşluk. Esen şiddetli rüzgar kendine gel dercesine titretiyor içimi. Gidip en iyi yaptığım şeyi yapmalıyım sanırım. Olur ya göremediğim GÜL yüzünü belki rüyalarda, düşlerde görürüm…  BySnn

 

boslk Kumsalchat

17 Aralık 2015
Okunma
bosluk

Bir Çay Demleyelim

Bir Çay Demleyelim

Aşık olmak güzel,
Hele demini almış çay gibi ise tadına doyum olmaz.

bana

Neyi Görmek istersen onu görürsün hayatta, gerisi flu.

Ümit edersin, Sabredersin; Adı dua olur..
Özlersin, Sabredersin; Adı hasret olur..
Seversin,Sabredersin; Adı aşk olur..
Acıkırsın, Sabredersin; Adı oruç olur..
Susarsın, Sabrı Demlersin; Adı ÇAY olur..
İçenlere ŞİFA olur….

çay

Çayı dostla çok severim ben
Şöyle en demlisinden
Buğusu sohbete karışmışken
Gelmişten geçmişten
Konuşurken
Dünyanın en mutlu insanı ben
Gülümsediğim zaman
Benimle gülümseyen
En acılı anımda gözlerini ayırmadan
Gözlerimde nöbet tutan
Çayı dostla çok severim ben
Samimi, içten katışıksız
Çaydan çok dostu severim , canı severim ben….!

Ayşe Akdoğan

Sevdamızı demleyip içen insanlarız biz …
Zarar gelmez bizden ,
Bu yüzden çayın ve kitabın zekatını aşkla ödeyenlerdeniz…”

sıcak-bir-çay

Desen ki şimdi “Çay koydum soğumadan gel.” Dumanı tütmeden gelirim.

Benim şiirlerim çay kokar.
Düşlerimde sade sen…
Demlikte nefesin…
Bardakta gamzen

Cemal Süreya..

Ben seninle çay içmek istiyorum.
Seni duymak,
seni görmek,
seni bilmek,
seni yanımda hissetmek istiyorum.
Sana şiir okumak istiyoruM..
yazmaktan bıktım, usandım.
Ben artık yazıları sana söylemek istiyorum.
Küçük bir evde, büyük hayaller kurmak istiyorum.
Sobanın yanında, seninle birlikte, üşüyen ellerimi çayın sıcaklığına
bırakmak istiyorum.
Ben aslında sevmek değil, seninle yaşlanmak istiyorum…

Özdemir Asaf

aşkın-kalbimde-bir-çiçek

Dalıp giden insanlar olduk;
Çayın demine,
Yağmurun sesine,
Muhabbetin koyusuna,
Aşkın buğusuna…

Hava soğuk,
Umutlar uzak,
Demek ki,
Bugün de içimizi,
Çay ısıtacak…

“Çayın da derdi var.” dedi adam;
“Ateşler içinde yandığına göre,
Unutulduğunda soğuduğuna göre,
Bekleye bekleye acıdığına göre
Var bir derdi.”

Benim şiirlerim çay kokar,
Düşlerim sade sen,
Demlikte nefesin, bardakta
gamzen..
Sızılarım diner,uyur dertlerim,
Çayı sen demlersen..
Gelirsen çayımı seninle
bölüşürüm,
Gelmezsen ömür billah üşürüm

çay1

Kar ve Çay’ın buluşması;

Hüzün baz sanki biraz çay ve kar; biliyorlar birbirlerinde son olacaklarını..
Çay eritecek karı, kar soğutacak çayı…
Ve çay şöyle diyor, gelinliğini giymiş kara, ”Yan yana imkansız olsak da, birlikte tükenecek kadar gerçeğiz..!”

Seviyeli Sohbet için Tıkla 

Kara sevda 7. Bölüm Fragmanı

19 Kasım 2015
Okunma
bosluk

İki yarımı toplayınca bir etmiyor..

İki yarımı toplayınca bir etmiyor..

2

 Asıl eksiklik, çareyi başkasında aramaktı. Hayatın matematiği farklı;

iki yarımı toplayınca bir etmiyor. İnsan tek başına mutsuzsa başka biriyle de
mutlu olamıyor.

Önce yalnızdık.

9 ay boyunca karanlık bir yerde dışarı çıkmayı bekledik ve dünyaya ağlayarak
geldik.

Pişman gibiydik. Ya da mecburen gelmiş gibi.
Biraz büyüdükten sonra, kendimizi bildiğimiz anda, içimizi kemiren, kalbimizi
kurcalayan o tuhaf duyguyu hissettik: Bir yerde bir eksik var dedik.

Korktuk.

‘Bunun sebebi ne?’ diye sorduk kendimize. Cevabı yapıştırdık:

‘Demek ki sahip olmadığımız bir şeyler var.

O yüzden eksiklik hissediyoruz’. Peki, neye sahip olmamız gerekiyor?

Çocukken ‘yaşımız küçük’ diye düşündük. Her istediğimizi yapamıyoruz.

Kurallar, yasaklar var. Büyüyünce her şey yoluna girecek.

Büyüdükçe bir şey değişmedi.

Yine huzursuzduk. İçimizden bir ses aynı sözcükleri fısıldıyordu:

‘Bir eksik var. Kafamız karıştı. Nasıl kurtulacağız bu iğrenç duygudan?

Nasıl geçecek bu?

Aklımıza yeni cevaplar geldi: Okulu bitirince geçecek. İşe girince geçecek.
Para kazanınca geçecek. Tatile gidince geçecek. Okulu bitirdik. Diploma aldık.

İşe girdik. Kartvizit aldık. Çalıştık. Para kazandık. Taşındık. Araba aldık.
Çalıştık. Eve yeni eşyalar aldık. Tatile gittik. Dans ettik. Terfi ettik.
Kartviziti değiştirdik.

Daha çok çalıştık. Daha çok para kazandık. Çalıştık. Çalıştık.

Geçmedi.’Bir yerde bir eksik var’ hissi, hala orada duruyordu.

Bu sefer de ‘Sevgilimiz olunca geçecek’ dedik. ‘Yalnızlığımız sona erince bu
illetten kurtulacağız.

‘Beklemeye başladık.

Derken, biri çıktı karşımıza aşık olduk. Ve anında başka biri olduk.

Daha güçlü, daha güzel, daha akıllı biri. Hesap cüzdanları, kartvizitler,

hatta ilaçlar bile böyle hissetmemizi sağlamamıştı.

Sevgilimizin gözlerinde, daha önce bize verilmemiş kadar büyük sevgi ve
hayranlık gördük.

Sevgilimizin gözlerinde Tanrı’ yı gördük.

Işığı gördük.’Tünelin ucundaki ışık b u olmalı’ diye düşündük ‘kurtulduk’.

Sonra bir gün, daha dün bize deli gibi aşık olan insan çekip gidiverdi.

Ya da artık eskisi gibi sevmediğini söyledi. Ya da başka birine aşık olduğunu
söyledi.

Ya da daha kötüsü, başka birine aşık oldu ama söylemedi.

Telefonu açmamasından, elimizi tutmamasından, sevişmemesine bahane bulmak
zorunda kalmamak için biz uyuduktan sonra yatağa gelmesinden anladık, bir
terslik olduğunu.

Belki de sevmekten vazgeçen veya terk eden sevgilimiz değildi, bizdik.

Fark etmez. Sonuçta aşk bitti.

Şimdi her yer bomboş. Şimdi tekrar yalnızız. Başladığımız yere döndük.

Yıllarca uğraştık, eksiğin ne olduğunu bulamadık. Halbuki her şeyi denedik, her
yere baktık.

Öyle mi? Bakmadığımız bir yer kaldı.

İçimize bakmadık.

Eksik parçayı dışarıda aradık ama içimizde saklı olabileceğini akıl etmedik.

Birilerini sevdik, birileri bizi sevsin diye uğraştık ama kendimizi sevmedik.

Şaşıracak bir şey yok, tabii ki sevmedik.

Kendimizi sevsek bu kadar koşturur muyduk? Canımız yanmasın diye duvarların
ardına saklanır mıydık?

Kendimizi boş sanıp doldurmaya uğraşır mıydık? Terk edilmekten korkar mıydık?

Asıl eksiklik, eksik olduğumuzu düşünmekti.

Asıl eksiklik, çareyi başkasında aramaktı.

Hayatın matematiği farklı; iki yarımı toplayınca bir etmiyor.

İnsan tek başına mutsuzsa başka biriyle de mutlu olamıyor.

‘Herkes beni sevsin’ diye uğraşınca kimse gerçekten sevmiyor, herkes sevgisine
şart koyuyor, sınır koyuyor.

Oysa ‘kendime duyduğum sevgi bana yeter’ diye düşününce, kendimizi olduğumuz
gibi kabullenince yarım tamamlanıyor.

Her şey bir oluyor. İşte o zaman perde aralanıyor.

Acı diniyor.

İşte o zaman başka `bir`i bir araya gelerek, hesabın kitabın, korkunun kaygının
hüküm sürdüğü sahte bir sevgi yerine, gerçek bir sevgi yaratılabiliyor.

Sonsuz Sevgilerimle…

CAN DÜNDAR

13 Kasım 2015
İki yarımı toplayınca bir etmiyor.. için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

yeniden Başlıyorum

yeniden Başlıyorum

noktalar sonlara konur.bense noktadan başlamak istiyorum bu gece ve nokta koyuyorum bu sessizliğin başına.nefes alıyor kalemim,sönük imgelerin yanında renk katmak için hayata.umutlar serpiştirmek adına yalnız kaldığını düşünen hayatlara.
ve noktaları başına koyuyorum seslerin sessizliğini bozmak adına.gülünç hataların yapıldığı istekli olmayan mecburiyeti anlatamayan insanlığı kolluyor kalemim.çabalayan özlemleri savunuyor…
ve inat damarı tutuyor kelimelerin,küfrediyor kalemim.noktaları başına koyuyorum devamı deliyor nefretlerin.yarım yamalak yaşanmış gerçekler,doğruluğu anlaşılamayan istekler itibarinde kesiliyor rüyalar.
ve noktaları başına koyuyorum melekler görmek adına.düşlediğim,ümit ettiğim,özlediğim ve sevdiklerim adına.
ve noktayı hayatımın başına koyuyorum daha güzel yaşamak adına…

KimSe.Sen.DegiL

KimSe.Sen.DegiL

20 Ekim 2015
yeniden Başlıyorum için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk
sohbet Son Yazılar FriendFeed

Sohbet Girişi

Nickiniz :
Şifreniz :  

Seo tarafından seohocasi v2 temasısohbetsohbet asdsadasdsadsadasdasdasdsad