Neden Sevemiyorum;

Neden Sevemiyorum;

Neden sevemiyorum…

Herkesin hayatında böyle anlar vardır, dinlediğiniz şarkılardan, izlediğiniz filmlerden, duyduğunuz herhangi bir hikayeden veya tanık olduğunuz bir olaydan ister istemez kendinize ait bir şeyler çıkarmaya zorlarsınız. Anlatılanlarla alakan yoktur belki de ama doğanın kanunudur bu, orada bahsi geçen mutlaka “sen” olmalısındır. Şarkıda gidemeyen adam, filmdeki aşkı için ölen kız, efsanedeki cesur ama fakir genç aşık… Bir anda rolüne bürünen bir oyuncu gibi, sahipleniriz. Böylece daha da anlam kazanır, normal bir olay bile unutulmaz olur ömür boyunca.

Biri şiir yazar herhangi birine, ölümsüz olur, başka biri girer hayatına bir şiirlik bile değeri olmaz. Belki bundandır en güzel aşkları romeo ve jülyet, leyla ile mecnun, aslı ile kerem’e benzetmek. Aşık olanlar kendilerine efsane aşkları layık görür hep. fakat efsane aşkları efsane yapan birbirine kavuşmaları değildir. Vuslata erememektir bu kadar sahiplenip de kendimizi bulduğumuz. İlla ki karşılıklı mı olması lazım aşkın? Kavuşmadan, yan yana olmadan, elele yaşamadan aşk olamaz mı? Aşk acıya katlanma sanatıdır, hangi tarafın daha çok acı verdiği veya kimin daha çok acıya katlandığının önemi yoktur, asıl insanı zorlayan hayatını adamaktır karşındakine! Kimse ayrılmaz, ayrılık yoktur aşkın lugatında çünkü vuslata ermek kadar zordur ayrılık…

Hayat kadar zalimdir aşk, zalim olduğu kadar gururu kaldırmaz! ‘Ayrıldım’ der insan, ayrılamadığını bile bile, sonra kendini haklı çıkarmaya çalışır, nedenler arar acıtsa da, kalbini öldürmeye çalışır beyniyle ama yapamaz bunu söyleyemez kendine, aşk gurura gelmez! Şimdi neredesin, ne yaparsın bilemem, yazdıklarımdan haberin olur mu birgün emin de değilim. Sanırım yenilgiyi kabul etmemin zamanı geldi; gururuna yenik düşmüş bir kalbin hikayesidir bu.

 

12 Ekim 2017
Neden Sevemiyorum; için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Mine Çiçeği;

Mine Çiçeği;

Alacalı renkleri ve canlılığıyla bahçeleri güzelleştiren mine çiçeğinin bakımı da oldukça kolay ve zahmetsizdir. Üstelik bu harikulade bitkinin, her derde ilaç bulunduğunu biliyor muydunuz? Mine çiçeği hakkında öğrenmeniz ihtiyaç duyulan her şey, yazımızda.

Mineçiçeğigiller familyasının örnek bitkisi olan mine çiçeğinin öteki adları; kanotu, güvercinotu, verbena, vervain, verevine olarak bilinir. Mine çiçeğine ağaççık da denilmektedir. Mine çiçeğinin anavatanı hakkında kati bir informasyon yoktur. Mine çiçeğinin güzelliğini seven yalnızca insanoğlu değildir. Kelebekler ve arılar da mine çiçeğini sever, etrafından ayrılmazlar.

  • Özellikleri

Mine çiçeği 60 ya da 100 santimetreye kadar uzayabilen, oldukca senelik, yayılıcı, dayanıklı ve otsu bir bitkidir. Yaşam süresi minimum 3 yıl olan fazlaca senelik bitkiler, birçok naturel ekosistemde yaygındır. Koyu yeşil renkli ve tüylü olan gövdesi, dört köşe kesitlere haizdir. Gövdenin tepelerinde dallarına ayrılır. Yayılıcı gövdeleri ortalama 15 santimetre uzunluğundadır.

Mine çiçeğinin iki türü bulunmaktadır: Çimlerin üstünde yetişen mor tonlarda olan türü ve çalı formundaki olan türü.

mine-cicegi

Bilhassa vatanımızda bulunan türü ise “verbana officinalis” denilen 30 ya da 80 santimetre uzunluğunda, bir ya da birçok senelik otsu bir bitkidir. Otsu kısmında ve kökünde glikozit, tanen ve acı bir madde bulundurur. Türkiye’de en fazlaca Marmara, Karadeniz, İç Anadolu ve Ege bölgesinde rastlanmaktadır.

Mine çiçeği; genel anlamda deniz, akarsu ve göl etrafını sever. Güneşi bolca alabildiği yerlerde daha sıhhatli yetişir. Parlak ve koyu renkli yaprakları tüylüdür. Uzamış meşe yaprağına benzeyen yapraklar, kenarları derin dişli ve sapsızdır. Mine çiçeğinin tamamına yakın kısmı tüylüdür. Yapraklarındaki loblar farklılık izah edebilir.

Mine çiçeği olgunlaştığı süre, tek tohumlu ve sert meyveler üretir. Ek olarak tekrardan döktüğü tohumlarından çoğalır. Ortasında bulunan beyaz ve siyah kısmı, gözü andırmaktadır. Çiçekleri değişik renklerde aşamalardan geçer. Alacalı renkleri baskındır; eflatun, beyaz, kırmızı, leylak rengi ve maviye uzanan tonlarda olabilir. Çiçekleri yaz mevsiminde açan mine çiçeğinin, en tepesinde sık gruplar halinde gelişmektedir. Çiçekleri başak şeklindedir. Mine çiçeğinin şifalı olduğu bilinmektedir.

  • Mine Çiçeği Yetiştirmek İçin…

Eğer yaşadığınız yerde güneşten bolca yararlanabilecek bir konum var ise; bahçenizde, balkonunuzda, pencere kenarlarınızda mine çiçeğini yetiştirebilirsiniz. Evinizin en oldukca güneş alan yerine çiçeğinizi yerleştiriniz. Bakımı kolaydır. Bu yüzden de yetiştirilmek suretiyle en fazlaca tercih edilen çiçeklerden biridir.

  • Bakım Koşulları

Mine, süratli büyüyen genel olarak uyumlu bir bitkidir, diyebiliriz.

Mine çiçeği sıcak iklimleri sevilmiş olduğu benzer biçimde soğuğa da dayanıklıdır. Türüne bakılırsa sevilmiş olduğu ısı koşulları değişse de genel olarak 20 derecede daha sıhhatli yetişirler. Mine çiçeği saksıda bulunuyorsa, bilhassa kış günlerinde daha sıcak ortamlara alınmalıdır. Aslına bakarsak, mine çiçeği don olaylarının yaşanmadığı her koşulda yeşil kalabilmektedir. Güneş ışığına gereksinim duyan çiçek, rüzgârdan da pozitif yönde etkilenmektedir. Uzun sürelerce gölgede kalan mine çiçeğinin yapraklarında küflenme olması kaçınılmazdır. Soğuk iklime haiz bir yerde yaşıyorsanız, mine çiçeğiniz mevsimlik olarak açacaktır.

  • Su İhtiyacı

Mine çiçeğinin mühim özelliklerinden biri de su ihtiyacının oldukça yoğun olmamasıdır. Olgunluğa ulaşmış bir mine bitkisi, yaz sıcaklarında hafta 4 kez küçük miktarlarda sulansa, yeterlidir. Nebat tam olarak gelişene kadar bu oranda sulanması iyidir. Uzun süre susuz kalan mine çiçeğinin, derhal solmayacağını, dayanabileceğini söylersek yanlış olmaz. Yaşamını susuz da sürdürebilecek olan mine çiçeği, fazla sulandığında ise köklerinde çürüme olabilmektedir. Bu sebeple fazla suya maruz kalmamalıdır. En ideali mine çiçeğini, toprağı tamamen kurudukça sulamaktır. Sulamanın miktarı ise; toprağı hafifçe nemli olacak seviyede ayarlanmalıdır. Eğer çiçeği yetiştirdiğiniz iklimde rüzgâr yoğunluğu yoksa sulamayı sabah saatlerinde yapmalısınız.

  • Toprak Türü

Mine çiçeği genel anlamda toprak mevzusunda da uyumludur. Suyu kaliteli emen, ph seviyesi 5 yada 5,7 arası değişen (bir miktar asidik) toprak idealdir. Hazır poşet topraklar yerine kendi hazırladığınız naturel topraklar daha faydalıdır. Mesela killi, organik katkılı ve humuslu toprak karışımlarını tercih ederseniz çiçeğiniz daha sıhhatli büyüyecektir. Mine bitkisinin tuzdan negatif etkilenmesi şeklinde bir durum olmadığı için deniz kenarlarına da uyumludur.

  • Gıda Verilmeli mi?

Bir çiçeğin beslenmesinde toprak kalitesi öncelikli konulardan biridir. Mine çiçeği de her çiçekte olduğu benzer biçimde bazı dönemlerde ek besine gereksinim duymaktadır. Çiçeğinize iki haftada bir vereceğiniz gıda, kafi olacaktır.

  • Iyi mi Budanır?

Mayıs ayının sonlarına doğru ve bahar başlarında budama yapılırsa, mine çiçeği daha canlı ve sıhhatli olacaktır. İyi budamak, bitkinin hava almasına olanak sağlar. Böylece çiçek, daha iyi yetişir. Ölü zamanı geçmiş çiçekler kesinlikle sapından budanmalıdır. Mine bitkisinin toprak üstü bölümleri, nebat çiçek vermeden ilkin, yaz mevsiminin ortalarında toplanır. Serin ve gölge bir yerde kurutulur.

  • Mine Çiçeğini Çoğaltma

Öteki çiçeklere kıyasla mine çiçeğinin çoğaltılması daha zahmetsizdir. Mine bitkisi hem çiçeğinden hem de sürgünlerinden çoğaltılabilmektedir. Çoğunlukla sürgünlerinden çoğaltmak daha oldukca tercih edilir. Bu yöntemle meydana getirilen çoğaltmalarda; bitkinin görüntüsü, çoğaltıldığı bitkinin görüntüsüne benzer.

4 Ekim 2016
Mine Çiçeği; için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

İnsanoğlu

İnsanoğlu

İnsanoğlu virüsten beter. Virüsler kendi yasam alanlarini buyutmek icin mücadele verirler aynı insanoğlu gibi çoğalırlar amacsız sürekli velhasıl beter olduğumuz nokta bu cogalma ve yasam alanı icin birbirimizi bile yok etmemiz. O yüzden tüm mitleri severim bu mitler insanların varolduğu haliyle insan degıl insansı olduģunu anlatmaya çalısir. İnsan soğan gibi katman katmandır. Peki soğanı her soyduğunda geriye ne kalır. Yokluk makamı..Hiçlik….

 

 

21 Haziran 2016
İnsanoğlu için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Bir Sen!

Bir Sen!

Yine soğuk bir gece üşüyorum ama SEN’in yokluğun kadar üşütmüyor beni Ankara. Kar taneleri düşüyor loş ışıkta sanki yıldız yağıyor gök yüzünden. Senin gözlerini izlemek gibi. Bedenimi hapsettiği gibi yüreğimi de hapsediyor Ankara. Ne yapsam kaçamıyorum SEN’den. Baktığım her yerde bizden bir şeyler görmek yüzümde tebessüm oluştursa da, yüreğime derin çizikler atıyor. Kızılay’ın kaldırımları yine SENİ soruyor. Cevap bile vermiyorum sadece iç çekiyorum. Gördüğüm her yeşil gözlü kız SEN gibi bakıyor san ki. Sonra bir boşluk sarıyor içimi dipsiz bir uçurumdan düşmek gibi son bulmuyor bu boşluk. Esen şiddetli rüzgar kendine gel dercesine titretiyor içimi. Gidip en iyi yaptığım şeyi yapmalıyım sanırım. Olur ya göremediğim GÜL yüzünü belki rüyalarda, düşlerde görürüm…  BySnn

 

boslk Kumsalchat

17 Aralık 2015
Okunma
bosluk
  • Page 1 of 2
  • 1
  • 2
  • >
sohbet Son Yazılar FriendFeed

Sohbet Girişi

Nickiniz :
Şifreniz :  

Kategoriler


Seo tarafından seohocasi v2 temasısohbetsohbet