Zeynep ve Atatürt Sevgisi

Zeynep ve Atatürt Sevgisi


Minik Zeynep, her sabah Atatürk büstünü öpüp sınıfa giriyormuş
Çorum’da, ilkokul 1’inci sınıf öğrencisi Zeynep Alkaç’ın sınıfına girmeden önce Atatürk büstünü öptüğünü gören idareciler, küçük kızı tebrik etti. Zeynep’in bunu her sabah tekrarladığını öğrenen idareciler, güvenlik kameralarının kayıtlarını izleyince duygulandı. Görüntülerde küçük kızın, her sabah okul bahçesindeki Atatürk büstünü öpüp, el salladıktan sonra sınıfına gittiği anlar yer alıyor. Türkiyeye böyLe çocukları yetistirmeye devam edelim

21 Kasım 2018
Okunma
bosluk

Gülben Ergen

Gülben Ergen

Hafta içi her gün Bloomberg HT’de saat Aslı Şafak’ın sunduğu “Aslı Şafak’la İşin Aslı” programına dün akşam Gülben Ergen konuk oldu.

Ergen, programda son şarkısı İnfilak’la ilgili şunları söyledi:

“Benim kalbime öyle bir tıklıyor ki bu şarkı. O kadar benim için itibar, prestij. İnfilak müzik yolculuğum için çok değerli. Kendi yolculuğum için, yaşamda söyleyemediklerim için çok değerli. Sürekli gülen bir Gülben vardı. Daha ne istediğini bilen, ben burada olmayacağımı daha net koyabilen bir ben çıktı. İnfilak buna çok uygun bir şarkı. İçerisinde kavgası olan hoyrat bir şarkı. 10 sene önce İnfilak’ı dinlesem bu bana göre değil başka ne şarkı var derdim. Kıymet bilmek gereken bir şarkı benim için

“KENDİMİ KIRBAÇLAMAK İSTEDİM”

Aslı Şafak’ın “Hepimizin tuzakları oluyor. Zamanla bu tuzaklara düştüğünüz oldu mu?” sorusuna Ergen, şöyle yanıt verdi:

“Hem de nasıl. İnsan kendi seçmeden yaşamazki zaten. Bile bile kör kör parmağım gözüne yaptığım yanlışlar oldu. İnanamıyorum kendime. İnsan kendi kendini kırbaçlamak ve tokatlamak ister mi? Kendinden yola çıkacaksın.”

Ergen, sözlerine şöyle devam etti:

“Aşk çok güzel bir şey. Aşk ayaklarını yerden kessin Bütün aşkın şaşkınlığına kabulüm. Mantıklı bir aşk, bir saniye bu adam bana çok uygun. Öyle bir dünya yok. Karnına ağrılar girecekse aşk aşk. Ama o aşkta işte şimdi yaşıyorum. Seninle nefes alıyorum, sende kendimi buldum. Yok öyle bir şey. Sen bir kendini bul, sen bir kendi kendine mutlu ol. Sen bir kendi kendine ayakların yere bassın. Bir de çiftin olsun. Çocuklarımın babasıyla böyle bir aşk yaşadık biz. Birbirimizi tamamladık. Tamamlama süremiz doldu ayrıldık. Halende birlikteyiz. Ne bir düşmanlık, ne bir kin. Halen de tamamlıyoruz. Anne babayız biz.”

“ROLÜME İNANIP GÜCÜME GÜÇ KATIYORUM”

Ergen, “Dik durmalıyım mı, içten gelen bir diklik mi? Hangisi daha büyük” sorusu için de şu yanıtı verdi:Benim güçlü bir yapım var. Ben güçlü birisiyim. Ama hayat beni güçlü rolü yaparken daha da güçlü kıldı. Güçlüsünüz, daha da güçlü dumalıyım. Hayır bana bir şey olmaz. Bir haller bir tavırlar. Onların yarısı bana ait, yarısı değil. Olmaya çalıştığım ben de bana bir şey kattı. Yalan söyleyip ona inanmak gibi bir şey bu. Şimdi o dik hali aşağıya alıp biraz mütevazılık. Dur bir dinleyeyim, bir nefes. Bir dinleyeyim bakayım belki güzel bir şey söylüyordur. Güçlü gibi görünmeye çalışırken, rolüme inanıp gücüme güç kattığımı

“BENİ AĞLATMAK ERKEKLERİ MUTLU ETTİ”

Aslı Şafak’ın “Hayatınızdaki erkeklere baktığımızda sizin o markanız sizi çekici kılan karşı cins için ulaşma ilhamı veren nokta aynı zamanda belkide erkeklerin kaçışını da hızlandıran bir şey oluyor değil mi?” sorusuna Ergen, şu yanıtı verdi:

Beni ağlatmak erkekleri çok mutlu etti. Beni mutlu etmeyi bir yaşam felsefesi bilmek yerine ağlatıp kırmayı seçtikleri için ben onlardan gittim. Benim varlığım karşı tarafı mutlu edince onlara yetiyor. Çok bencilce bir durum. Benim mutluluğum ne olacak?”

Ergen “Ben ellerine kendimi bırakabiliyorum dediğiniz bir dostunuz yok mu?” sorusu için şöyle konuştu:

Annem. Tamamen onun evinde bir koltuğa yattığımda kendimi arınmış hissederim. Son yıllarda da çok ciddi bir dostuluğunu gördüğüm Sezen Aksu. Cİğerimi biliyor. Bir şey söylerken ondan sonraki geçeceğim cümleyi biliyor. Çok özel bir kadın. Bana çok değer ve emek veriyor. Acılarıma ve mücadeleme de çok özel bir saygı duyuyor. Özgür Aras’ta benim hayatımda 22 yıldır ciğerimi bilir. Ne hissettiğimi bilir. Sınırlarımı bilir. Bu programa gelirken 1 dakika bile düşünmeyeceğimi öyle iyi bildi ki. Geldim ve mutlu çıkacağım buradan. Başka da teslim olduğum kimse yok.”

Gülben Ergen programda bir ilke imza attı. Oğlu Atlas’ı ilk defa katıldığı bir programda yanına davet etti ve ekran önüne çıkarttı.

20 Kasım 2018
Okunma
bosluk

Müslüm Gürses’in kardeşini babası mı öldürdü?

Müslüm Gürses’in kardeşini babası mı öldürdü?

Vizyona girdiği günden itibaren gişede büyük başarı yakalayan ‘Müslüm’ filmiyle ilgili Gazeteci Soner Yalçın, dikkat çeken bir yazı kaleme aldı. Filmde anlatılan hikayenin Müslüm Gürses’in hayatının birebir aynısı olmadığını vurgulayan Yalçın, Müslüm Gürses’in kız kardeşinin babası tarafından öldürüldüğünün de net olmadığını açıkladı.

İşte Soner Yalçın’ın dikkat çeken o yazısı…

“Müslüm” filmine gittim…

Güzel film; emeği geçen herkese teşekkür ederim.

Fakat:

Dünyada da böyle; filmi, kurgu değil gerçek sanıyor insanlar!

“Müslüm” filmi, Müslüm Gürses’in gerçek hayat hikâyesi mi?

Seyirci öyle sanabilir.

Peki… Bizim meslektaşlara ne oluyor? Filmde anlatılanlar “gerçek” diye haber yapıyorlar!

Filmde Müslüm’ün babası, eşini ve kızını öldürüyor.

Babası Mehmet Akbaş -gerçek hayatta- kızını öldürdü mü? Medya filmden etkilenip “öldürdü” diye haber yapıyor!

Bakınız:

Müslüm Gürses hayatını her seferinde farklı anlatırdı. Ne doğru- ne eksik bilmek zordu. Geçmişini unutmak isteyen biriydi. Herkes de buna özen gösterirdi. Ancak mevzubahis olan gazetecilik olunca “yalan habere” göz yummamak gerekir!

Babası torbacı idi; esrar/ cıgaralık sarar-içer ve satardı. Eşini “namus meselesi” yüzünden öldürdü.

KIZINI ÖLDÜRDÜĞÜ NET DEĞİL!

Kızını öldürdüğünü hiç duymadık! (Keşke Adana’da bir gazeteci şu cinayet dosyasını bulup açıklığa kavuştursa!)

Tarihe hakikat mirası bırakmak lazım; senaryo ayrıdır, gerçek apayrı!

Filmde, içki kadehi elinden düşmeyen Müslüm Gürses, içkiden ziyade “cıgara” (ve novalgin gibi ilaç) tiryakisi idi. Öyle ki… Film başındaki kazanın sebebi, şoförün (ki taksicidir) uyuması değil, Müslüm’ün “cıgara” dumanından etkilenmesidir. “Mersin 33” pavyonu müdavimleri için bu sır değildir!

Filmde kardeşi Ahmet’in, 1982’de askerden kaçtığı için vurulduğu gerçek; ama Ahmet’in o gün “cıgara çekmekten” kafasının “iyi” olduğu eksik!

Müslüm Gürses’de sır çok…

ALEVİ Mİ?

Müslüm Gürses, “Arap Alevisi” olduğunun bilinmesini istemezdi!

Bundan da emin değilim.

Çünkü:

Doğduğu, Urfa-Fıstıközü bir Türkmen köyü. Adı önce Türkçe “Tisa” idi.

Müslüm’ün soyu 1865’te iskan yoluyla köye yerleştirilen “Küçük Aşolar” (Akbaşlar).

Köydeki bir diğer göçebe aile “Ertaşlar”; Muharrem ve Neşet Ertaş’ın soyuydu.

Ertaşlar, “Türkmen Alevisi” olduğundan, Müslüm Gürses “Arap Alevisi” mi emin değilim? Bu konular araştırmaya muhtaç; ne yazık ilgilenen pek kimse de yok…

“Müslüm” filmi…

Bir “ikonlaştırma” çabası içinde… Acaba salt Muhterem Nur’un anlattıkları üzerine mi inşa edildi? (Müslüm’ün vasiyeti vardı “filmim çekilmesin” diye! Sonra ne değişti?)

Kurgunun, gerçeği yansıtmadığının altını bir kez daha çizmek isterim.

“ÇOK AŞIKTI AMA ASEKSÜELDİ”****

Kuşkusuz… Müslüm Gürses, Muhterem Nur’u çok sevdi. Ama aseksüel idi.

Muhterem Nur dışında hayatına giren tek kadın buluğ çağında oldu. Adana’da tekstil atölyesinde iç çamaşırı diken kadınla yakınlaştı; kadın ona bisiklet aldı. İlk politik kavramları da o kadından öğrendi; “sömürü”, “emek” gibi…

Politikası olmayan bir “protest” idi Müslüm…

Kuşkusuz… Muhterem Nur’un, Müslüm Gürses üzerinde emeği çok. Bahçelievler-Bakırköy’de o kadar daireleri varsa bu onun sayesinde oldu. Müslüm’ün hayatta tek lüksü, sık sık takım elbise almaktı…

Kuşkusuz… Müslüm Gürses ile Muhterem Nur “acının birleştiği” iki yaralı insandı. Yaşadıkları zorlu hayatı birbirlerine yaslanarak atlatmaya çalıştılar.

Evet, insan yaşadığı koşulların ürünü; ikisinin de hayatı ateşin içinden doğan “arabesk” idi; “dibin dibi” olanından!

İşte bu acılı ruh…

SİYASETTEKİ KARŞILIĞI

Müslüm Gürses…

Sosyal ve toplumsal tarihimize mal olmuş “öteki “nin sesi…

Doğarken ölen “alnı kara “/kadersizlerin feryadı…

Uyumsuzların, çaresizlerin, küskünlerin yanık çığlığı…

-Sisteme değil- kendine isyan eden ezilmişlerin jiletli itirazı: “Tanrım beni baştan yarat!” Müslümcülerin vücudunu jiletlemesi, kendinden memnun olmadığının ritüeli /”ayini!”

Müslüm’ün yüreğinden çıkan sesinde yankı buldu. Muhterem Nur’un ise koruyucu sevgisinde..

“NE ORHAN GENCEBAY NE DE FERDİ TAYFUR…”****

Müslüm Gürses…

Ne bir Orhan Gencebay, ne de bir Ferdi Tayfur!

Magazin hayatı yok…

Lüks yaşamı yok…

Gösterişi, şımarıklığı yok…

Orhan ve Ferdi’nin tersine o bir tutunamayan!

Filmlerinde bile mutlu son bulunmaz; çoğunlukla ölür!

Arabesk, sadece müzik değil, yaşam biçimi.

“Delikanlılık” kültürünün sembolü; bıyığını kesmez; haksızlık yapmaz, lüks yatlara binmez.

Ağır, dürüst, efendi ve hep gariban!

Arabesk dünyanın” en mazlumudur Müslüm…

Peki “kaç Müslüm Gürses” var? Örneğin, sonra pop söylemedi mi?

Sorunun yanıtı soru: Pop mu arabeski değiştirdi; arabesk mi popa ruhunu verdi?

Kayahan’dan Ahmet Kaya’ya hepsi “arabesk ruh” taşımaz mı?

Uzatmayayım. Bir filmden tüm bunları anlatması beklenemez.

17 Kasım 2018
Okunma
bosluk

Ünlü türkücü Yusuf Harputlu iki kadını darbetti!

Ünlü türkücü Yusuf Harputlu iki kadını darbetti!

Olay, 1 Ekim günü meydana geldi. Yusuf Harputlu, Azeri asıllı eşi Berfin Harputlu’yla birlikte Alibeyköy’deki İsfanbul Alışveriş Merkezi’ne gitti.AVM içerisindeki bir giyim mağazasına giren Yusuf Harputlu’nun eşi, mağazada bir pantolon beğendi. İddiaya göre, Berfin Harputlu’nun beğendiği pantolonun siyah rengi yoktu. Yusuf Harputlu mağaza çalışanlarıyla bu olay nedeniyle tartışmaya başladı.

SİZ BENİM KİM OLDUĞUMU BİLİYOR MUSUNUZ?’ DEDİ VE İKİ KADINI YUMRUKLADI

Türkücü, “Siz benim kim olduğumu biliyor musunuz? Ben Yusuf Harputlu’yum” diye bağırıp hakaret içerikli sözler söyleyerek mağaza çalışanı iki kadını yumruklamaya başladı. Yusuf Harputlu, çalışanları darbettikten sonra mağazadaki kıyafetleri ve stantları dağıtıp eşyaları kırdı. Çalışanların da cep telefonlarını duvara fırlattı.

SORUŞTURMA BAŞLATILDI

AVM güvenliğinin olaya müdahalesinin ardından iki çalışan hastaneye götürüldü. İki kadın çalışan, başvurdukları devlet hastanesinde tedavi altına alındıktan sonra darp raporuyla birlikte Alibeyköy Polis Merkezi’ne başvurarak Yusuf Harputlu’dan şikayetçi oldu. Çalışanların ihbarı sonrası Yusuf Harputlu hakkında soruşturma başlatıldı.

15 Kasım 2018
Ünlü türkücü Yusuf Harputlu iki kadını darbetti! için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk
sohbet Son Yazılar FriendFeed

Sohbet Girişi

Nickiniz :
Şifreniz :  

Kategoriler


Seo tarafından seohocasi v2 temasısohbetsohbet asdsadasdsadsadasdasdasdsad