Gönüllerde Yer Açmak

Etiketler: ,
Gönüllerde Yer Açmak

Birgün ermişlerden birine sormuşlar:

“-Sevginin sözünü edenler ile sevgiyi paylaşanlar
arasında ne fark vardır?”

“-Bakın göstereyim!..” demiş, derviş.

Bir sofra hazırlamış. Sevgiyi dilinden düşürmeyen
ama dilden gönüle de indirmeyen kişileri çağırmış bu sofraya.

Hepsi yerlere oturmuşlar.

Derken, tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş
ve arkasından derviş kaşığı denilen bir metre boyunda kaşıklar…
derviş:

“-Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz.”
diye de şart koşmuş.

“-Peki…” demişler ve çorbayı içmeye
girişmişler.

Fakat o da ne?

Kaşıklar uzun geldiğinden sofradaki hiç kimse
bir türlü döküp saçmadan götüremiyormuş çorbayı ağzına. En sonunda,
bakmışlar bu iş olmuyor, vazgeçmişler çorbadan. Öylece kalkmışlar
sofradan. Onlar kalkınca, derviş:

“-Şimdi de sevgiyi gerçekten bilip yaşayanları
çağıralım yemeğe.” demiş.

Yüzleri aydınlık, gözleri sevgiyle gülümseyen
nurlu insanlar gelmiş oturmuş sofraya. Derviş:

“-Buyurun bakalım.” deyince de her
biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp karşısındaki kardeşine
uzatıp içirmişler çorbalarını.

Böylece her biri diğerini doyurmuş ve kendisi
de doymuş olarak şükür içinde kalkmış sofradan. Derviş:

“-İşte, kim hayat sofrasında yalnız kendini
görür ve doymayı düşünürse, o aç kalacaktır. Ve kim kardeşini
düşünür de onu doyurursa, o da kardeşi tarafından doyurulacaktır
şüphesiz. Şunu da unutmayın ki, hayat pazarında alan değil, veren
kazançlıdır her zaman…”

8 Şubat 2013
Gönüllerde Yer Açmak için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

akçenin dörtte biri

Etiketler: ,
akçenin dörtte biri

Bir  ihtiyar, bir gençten  bir akçanın dörtte birini is­temiş, o da
vermişti. Günün birinde, o genç bir  cürüm sebebiyle yakalan­dı,
padişahın huzuruna çıkardılar. Padişah, onun idamı­nı  emretti. Genci
aldılar ve götürdüler. Bu gencin iyiliğini gören ihtiyar oradan
geçiyordu. Genci o hâlde görünce, vaktiyle yapmış olduğu iyiliği
düşündü, ona  acıdı, yüreği yandı. Gencin kurtulmasına bir çare düşündü.
Elini eline vurdu:

“–Eyvah! Güzel huy­lu,  mübarek padişahımız vefat etti. O
gitti, dünya boş kaldı!..” diye haykırdı,  ağladı, inledi.

Oradaki bütün insanlar,  ihtiyarın sözünü işitince feryat
ve figan ettiler. Herkes ıstırap içinde dövün­meğe  başladı. Hepsi,
padişahın sa­rayına, tahtına kadar koştular. Baktılar ki,  padişah
sağ­dır, tahtında oturuyor. Bu esnada genç kaç­mış, ihtiyar kalmıştı.

Haberin  yalan çıkması üzerine  saray adamları, ihti­yarı
yakaladılar; padişahın huzuruna götürdüler, tah­tın  dibine koydular.

Padişah celâlli bir şekilde:

“–Benim gibi ah­lâkı temiz,  adâleti ve ahâlisini seven
bir padişahın ölümünü neden arzu ettin, söyle?” diye  sordu.

Cesur  ihtiyar kemal-i fesâhatle:

“–Hükmün cihana yürüsün!..” diye  duâdan sonra:

“–Padişah öldü, dememle pa­dişahım  ölmedi. Fakat bu sözle bir can kurtuldu!” dedi ve hikâyeyi anlattı.

Padişah hikâyeden memnun oldu,  ihtiyarı affetti.

Gence birisi sordu:

“–Yahu, ne yaptın ki, ölümden  kurtuldun?”

Kurtulan  genç eğildi, soran  kimsenin kulağına;

“–Bir akçenin dörtte biriyle  kurtuldum.” dedi.

6 Şubat 2013
akçenin dörtte biri için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

çakmak taşı

çakmak taşı

Küçük çocuk, deniz kenarında gördüğü yassı bir taşın güzelliğine
hayran olmuştu. Mutlaka bir mücevherdi bulduğu. Biçim de bir insan kalbi
gibiydi. Üstelik de parıl parıl parlamaktaydı.

Çocuk, taşı avuçlayıp evine koştu. Ve onu büyük bir heyecanla babasına uzattı.

Adam, yavrusunun soğuktan morarmış avucundaki taşın, birbirine
sürtüldüğünde kıvılcım çıkartan bir çakmak taşı olduğunu hemen anladı.
Fakat bunu ona söyleyemedi.

Küçük çocuk, düşlerini süsleyen bisiklete kavuşmak için elindeki taşı
satmak istiyor ve o paranın bir bölümüyle, bir de top alacağına
inanıyordu. Fakat babası buna yanaşmıyordu.

Çocuk, işin kendisine düştüğünü anladığında, tatilde simit sattığı
çarşıya gitti. Kuyumcu vitrinleri, göz kamaştıran ışıkların aydınlattığı
altın kolyelerle doluydu. Bir de, elindeki taşın çok daha küçük
olanlarıyla süslenen pahalı yüzüklerle. Çocuk, en gösterişli mağazayı
gözüne kestirdikten sonra, bir süre vitrin önünde bekledi. İçeride,
dükkan sahibi olduğu anlaşılan bir adam vardı. Müşteri olarak da, kürk
mantolu bir hanım.

Küçük çocuk, biraz sonra içeri girdi. Ve cebinden çıkardığı taşı dükkan sahibine uzatarak:

“Bu pırlantayı deniz kenarında buldum efendim!” dedi. “Eğer isterseniz size satarım.”

Adam, taşa uzaktan bir göz atıp “O yalnızca basit bir çakmak taşı” dedi. “Tüm kıyı o taşlarla doludur.”

“Hayır” diye atıldı küçük çocuk. “İsterseniz ıslatın. Ne kadar parladığını göreceksiniz.”

Dükkan sahibi, zengin müşterisini kaçırmaktan korkuyor ve çocuğu kolundan tutup atmayı planlıyordu.

Kadın, onun niyetini sezmişti. Çocuğun taşına yakından bakıp “Tam istediğim şey!” diye gülümsedi. “Onu bana satar mısın?”

Küçük çocuk, taşının gerçek değerini anlayan biriyle karşılaşmış
olmaktan son derece mutluydu. Kadının cebine doldurduğu paralar ise,
aklını başından almıştı. Defalarca teşekkür ettikten sonra, koşarak
uzaklaştı.

Kadın, elindeki taşı kuyumcuya vererek ona bir zincir takmasını istedi. Belli ki, mücevher gibi taşıyacaktı.

Dükkan sahibi, yapmış olduğu uyarıyı anlamadığı için, kadının
aldandığını düşünüyordu. Bu yüzden de “Söylemiştim ama tekrar edeyim!”
dedi. “Satın aldığınız şey basit bir taştır.”

Kadın, önce pırlanta kolyesine, daha sonra da yüzüğüne bakarak:

“Zannetmiyorum!..” dedi. “O taş bence bunlardan çok değerli. Çünkü küçük bir çocuğun umudunu taşıyor..

16 Ocak 2013
çakmak taşı için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

kara dut ağacı

kara dut ağacı

Bir zamanlar  birbirlerine aşık iki genç vardı. Kızın adı Tispe,
delikanlının ki ise  Piremus idi. Bunlar yanyana evlerde otururlardı.
Birlikte büyüdüler ve  çocukluklarından beri birbirlerine karşı aşk
beslerlerdi.

Fakat aileleri görüşmelerini istemezler, birbirlerine uygun
olmadıklarını düşünürlerdi. Oysa onlar birbirlerini ölesiye
seviyorlardı. İki evin arasında gizli bir çatlak vardı aileleri bunu
bilmezler, onlar da geceleri burada buluşur, o aradan birbirlerine
seslerini duyurur aşklarını dile getirirlerdi.

Bir gece ormandaki ağacın altında buluşmaya karar verdiler. Tispe
ağaca Piremus’dan önce varmıştı. Gittiğinde avını yeni yemiş ağzından
kanlar akan kocaman bir aslanla karşı karşıya geldi. Korkarak bir
mağaraya doğru koşmaya başladı. Farkında olmadan yolda boynundaki
eşarbını düşürmüştü. O sırada Piremus geldi gördükleri karşısında donup
kalmıştı. Kocaman aslan ağzında kanlarla birlikte biricik sevgilisi
Tispe’nin eşarbını parçalıyordu.

O an aklına gelen ilk ve tek şey aslanın Tispe’yi öldürerek
yediğiydi. Tispe’siz yaşayamazdı. Aklından geçen sadece aşkı uğruna
canına kıymaktı. Belinden hançerini çıkardı ve göğsüne sapladı. Kanlar
içinde cansız bedeni yere düştü.

Tispe ise korkusunu bir kenara atıp bir an önce aşkını görmek için
mağaradan çıkmaya karar vermişti. Ağacın altına geldiğinde o korkunç
sahneyle yüzleşti. Piremus’un cansız vücudu yerdeydi ve elinde Tispe’nin
düşürdüğü eşarbını tutuyordu.

İlk önce genç kız olanlar kaşısında ağlamaktan hiçbir şeyi
anlayamamıştı. Ama eşarbı ve uzaklaşan aslanı görünce anladı. Bir an ve
mağarada düşündüğü o korkunç şey başına gelmişti. Ve onun öldüğünü
düşünen Piremus, aşkı uğruna canına kıymıştı.

Tispe bir an bile düşünmeden hançeri aldı ve göğsüne götürdü. Onların aşkı ölesiye bir aşktı ölüm bile onları ayıramazdı.

Eğer Piremus aşkı uğruna ölümü göze aldıysa, o da hiç çekinmeden canına kıyabilirdi ve hançeri sapladı.

Birden vücudu Piremus’un bedeninin üstüne yığıldı.

O anda tanrılar bu yüce aşkı ölümsüzleştirmek istediler ve bu çiftin üstünde duran ağacı bunların aşkına adadılar.

Piremus’un kanını bu ağacın meyvelerine, Tispe’nin gözyaşlarını
ise  ağacın yapraklarına verdiler. O günden beri kara dut ağacının
meyvesinin  çıkmayan lekesini, (Piremus’un kan lekesini), dut ağacının
yaprakları,  (Tispe’nin gözyaşları) temizler..

Bilir misiniz dut ağacının meyvesinin lekesi çıkmaz ama elinize
ağacın yaprağını alır ovuşturursanız lekenin gittiğini göreceksiniz…

16 Ocak 2013
kara dut ağacı için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk
sohbet Son Yazılar FriendFeed

Sohbet Girişi

Nickiniz :
Şifreniz :  

Kategoriler


Seo tarafından seohocasi v2 temasısohbetsohbet