kumsalchat.com

kumsalchat.com
Kumsalchat.ten bir kac dedikodu yazmak istedim sizlerinde paylasmak istedigi dedikodular olursa yazarsaniz sewnirim.Kumsalchat ailesinde bildiginiz gibi mutlu örnek aldigimiz izmirli agbi yakamaz abla allah mutluluklerini bozmasin .hamza ve münibe güzel gelinimiz ve iki yavrulari allah mutlu saglilik uzun ömürler nasip etsin .evet birde bu yolda yeni baslamas ciftlerimiz var alev ve kroo levent ve yesim ben onlar adina cok sewindim hersey gönüllerine göre hayirlisiyla olsun.hani dedikodu diyorumya akla hemen kötü konusmalar gelir bu öyle deil dedikodu bizde olan birseyi dile getirmektir amac kimseyi üzmek kirmak deil.uzun zamandir aklima takilan birsey var bunu sizlerle paylasmak istiyorum.bundan yillar önce kumsalchat.com biri vardi yayin alirdi admindi hani suda yürür izini belli etmez derlerya o tiplerden ayni zamanda bir kac bayan ile cikmisti hepsi ortaya cikinca kumsalchat.com birakti .o zamanlar kullandigicümle suydu bir daha kumsalchat.com girersem anam a…… olsun serefsizim girmem bir daha bir kac ay önce birsey dikkatimi cekti kanalda eskilerden biri vardi ve herkesi taniyordu kendisine sordum kim oldugunu söylemedi.ve o kisi kumsalchat.com yetkili sonra bir güzelimin yardimiyla ögrendimki o kisi yillar önce kumsalchat.com birakan ve büyük sözler söyleyen kisi ……….. siz siz olun ne olursa olsun cok sinirlensenizde kumsalchat.com hakkinda agir konusmayin cünkü biz kocaman yürekli bir aileyiz ve vazgecilmeziz .dostluk arkadaslik sevgi saygi kumsalchat.com
21 Mart 2019
Okunma
bosluk

Aynadaki_DeLi:Bölüm:9

Aynadaki_DeLi:Bölüm:9
Düşünüyorum Öyleyse Varım:Descartes:

Kitabı bitirdikten sonra her ihtimale karşı bir gözüm açık bir şekilde sabahı ettim çekiniyordum yani nede olsa deli hastanesindeydim ve oda da yatan arkadaşlarımın hepsi ciddi hastalıkları olan ne yapacağı belli olmayan askerlerdi.Sabah oldu kahvaltı yaptıktan sonra tedavi için beklemeye başladım aslında içim içime sığmıyordu bir an önce dışarı çıkıp sözleştiğimiz arkadaşlarımın yanına gitmek istiyordum ama tabiki soğukkanlılığımı koruyarak ciddi bir şekilde hasta modunda bekliyordum sıra bana gelmişti albay olan doktorumun odasına girdim bana sağ olsun babacan bir şekilde yaklaştı olması gerektiği gibi burda şunuda belirtmek istiyorum her ne kadar yaramazlıklar yapmış olsakta bir çoğumuz gençler olarak asker olarak hayatlarımızda ilk defa annelerimizden babalarımızdan kardeşlerimizden hayatımızın daha baharında 20 yaşında ayrılıyoruz ve peygamber ocağı diye bilinen asker ocağına ellerimiz kınalı bir şekilde gönderiliyorduk vatanımızın milletimizin devletimizin bekası için bu gurur hem biz mehmetciklerin hemde ailelerimiz için bunu bize nasip eden mevlaya şükürler olsun acemi birliğim kutahya merkez Tabur komutanli 1982/1devre gitmiştim şubat ayı idi çok aşırı soğuktu o dönemler zorlu eğitimlerden geçmiştik özel eğitimler alıyor ceza evi askeri olarak yetiştiriliyorduk özel savaş eğitimleri yakın dövüş eğitimleri disiplin çok üst seviyelerde idi emir komuta zinciri diye tabir edilen komutanlarımız özel olarak ilgileniyorlardı bizimle çunki bizler binlerce yıldır bu dunyada var olduk ama Türk lüğümüzün ötesinde inançlarımız törelerimiz ananelerimiz bizi biz yapan özelliklerimizdi anfi diye adlandırılan merkezimizde ders aldığımız bir günde bölük komutanımız ATATÜRKÇÜLÜĞÜN TEMELİNİ ANLATAN bir konuşma yapmıştı ve özetle ATATÜRKÇÜLÜĞÜN TEMELİ{iLİM&BİLİMDİR} diye noktalamıştı ben her zaman iyi bir dinleyici olmuşumdur ne dinlersem dinliyeyim ne izlersem izliyeyim odaklanırım özellikle bu eğitimi askerde özel olarak almıştık acemi birliğimizde aradan bir hafta geçti yine aynı anfide komutanımız bizlerle sohbet etmeye başladığında atatürkçülüğün temeli nedir diye bizlere sormuştu slaonda 230 tane asker vardı bölük olarak hiç kimsede çıt çıkmıyordu ben kendi kendime acaba kalksammı kalkmasammı diye düşünürken komutan tekrar yüksek bir sesle aynı soruyu sordu bende cesaretimi toplayıp ayağa kalktım kısa künye yaparak celalettin beyaz konya emret komutanım dedikten sonra komutanım atatürkçülüğün temeli ilim ve bilimdir diye cevapladım komutan yüksek sesle tekrar et asker diye bağırdı ben sesimi daha yüksek bir şekilde çıkartarak atatürkçülüğün temeli ilim ve bilimdir komutanım dedim komutanımız bizden sorumlu astsubaylara bu çocuğa ödülünü verin ismini soy ismini alın diyerek salonu terketti bu cesaret etmesi zor bir durumdu ordaki her asker için kolay bir durum değildi bunun adına askerde Medeni Cesaret askerlik yapanlar bilirler zor bir şeydir kendimi beğendiğim için falan demiyorum ne yaşadıysam o anın gururunu yaşıyordum ertesi gün oldu bize eğitim veren çavuşum dahil herkes beni tebrik etti…Bölükte yedek subay olarak askerliğini yapan iyi niyetli komutanımız beni yanına çağırdı gonyalı dedi senin velesbitin varmı dedi bende komutanım vardı dedim üniversiteyi konya da okumuş konyanın örflerini adetlerini biliyordu velesbit dediği şey bisiklet ti gonya şivesi işte:) bana çay ısmarlamıştı minicik bir jestti ama askerde böle minik jestler çok önemlidir insanı gururlandırır. şartlar çok ağırdı eğitimlerimiz çok ağırdı orda kalmayı hiç bir asker istemiyordu bende dahil:) konya dan tesadüftürki 2 tane arkadaşımla karşılaştım birisi bölüğün çaycısı diğeride mahalleden tanıdığım arkadaşımdı mahalleden tanıdığım arkadaşımın ailesinin durumu iyiydi ve orda kalmıştı üst devremdi psikolojisi iyice bozulmuş kendisine hepatit c hastalığını bulaştırmak için planlar yaptığını anlatmıştı bana ben ne kadar uğraşsamda sözümü dinletemedim kendisine hastalığı bulaştırdı sonradan öğrendiğime göre çürük almıştı amaç oydu zaten acemi birliğinde yemin törenine kadar yani 29 gün anamızdan emdiğimiz süt burnumuzdan gelmişti kutahya merkezde jandarma olarak görev yapan askerler iyi bilirler özellikle kış aylarında 4 mevsim nasıl yaşanır eğitimlerimiz çok ağırdı çunki ceza evi askeri olmak basit bir durum değildir hapishanelerde sadece kader mahkumları yoktur terörist hainlerde var bu allahsız kitapsız insnların güvnliğde bizden soruluyor adliyeye hastaneye götürürken en ufak bir hata nelere mal olabileceğini düşünmek bile istemiyorum…ankarada uzman doktorumuzla sohbet etmeye başladık durumumu sordu kısa bir sohbet ettik ben durumumu anlattıktan sonra bana ASK teşhisi koydu… ANTİ SOSYAL KİŞİLİK BOZUKLUĞU VE ANKSİTİYE… Acemi birliğine gittiğim ilk günlerde psikolojim gerçekten bozulmuştu şartların ağırlığı zorlu eğitimler komutanlarımın baskısı ağır gelmişti tedavi olmak için revire başvurmuş PDRM diye tabir edilen tanı koyulmuştu..acemi birliğinde beni en mutlu edene şey çocukluk arkadaşım Mevlüt ve Üvey annem ve Öz Babamın yemin törenine gelerek beni gururlandırmalarıydı askerlik yapanlar çok iyi bilirler böyle bir gururu ailelerinin yanında olmaları hem kendileri için hemde aileleri için gurur kaynağıdır…işin espiri olan yanı ise 28 gün boyunca uygun adım la tören eğitimi aldıktan sonra tören günü kar yağması ile yemekhanede yemin törenini gerçekleştirmiş olmamızdı:) acemi birliğimizin sonuna doğru büyük denetleme diye tabir edilen denetleme yaklaşmıştı tabur denetlemesiydi bütün askerler hazır kıta bir şekilde hazır olmaları gerekiyordu denetlemeye 2 gün kala araba tamircisi lazım olmuş yan bölükten 3.bölük komutanımızın arabası bozulmuş kendi bölüğünden 1 tamirci ile beni yanına çağırtmıştı kayserili ile konyalı birleşirse ne olur:) komutanımızın arabsına bakmaya gittik devremle devre bunun bir kaç saatlik işi var ama bu en az 3 günde biter ölemi diye gülüştükten sonra ağır ağır arabayı tamir etmeye başladık lada marka arabaydı silindir kapak contası değişicik bide ön düzeninde tadilat tamirat yapılacaktı gerçektende bir kaç saat işi olmasına rağmen biz kafamıza göre takılıyorduk ağır ağır:) 2gün boyunca her sabah bölüklerin yapmış olduğu iştimaya girmedik kafamıza göre kahvaltımızı yaptık arabanın başına tamire gittik 3.gün büyük denetlemede taburdaki bütün askerler denetlemeye katıldı sadece kayserili devremle ben ikimiz keyif yapıyorduk son rutuşlar falan şansımızada arabasını yaptığımız bin başı olan komutanımız bölük nöbetçi amirdi yanımıza geldi usta birliklerimizin belli olduğunu istiyorsanız size söleyim size jest yapayım dedi bizdeheycanlı bir şekilde tabi komutanım isteriz dedik ben doğu görevini çok istiyordum o dönemlerde ohal vardı doğudaki askerler devletten iyi maaş alıyordu benimde maddi durumum belliydi imkanlarım kısıtlıydı aynı zaman da doğu da askerlik batıya göre biraz da rahattır askerleri fazla sıkmazlar askerlik yapanlar bilirler bunu komutanım bana hakkari çukurca çıktı sana dedi sözde beni korkutucaktı nerdeyse boynuna sarılacaktım kendimi zor tuttum:) meğerse şaka yapmış sevindiğimi anlayınca tebessüm ederek ordu efirli ceza evi dedi bende kısa bir şaşkınlıkla hayırlısı neyse o olsun komutanım dedim kayserili devrem çanakkaleye çıkmış oda mutlu olmuştu kocaman tabura görev yerini öğrenen ilk askerlerdik akşama doğru komutanımızın arabasını tamir ettik nihayet:) bize teşekkür ettikten sonra cebimize harçlığımızı koydu sağ olsun devamı gelecek…

21 Mart 2019
Okunma
bosluk

Aynadaki_DeLi:Bölüm:8

Aynadaki_DeLi:Bölüm:8
Düşünüyorum Öyleyse Varım:Descartes

Hastanenin kapısından içeriye girdim Tv Odası vardı oraya götürdüler beni televizyonda film vardı izlemeye başladık gayet normaldim hastalıkla hiç alakam yoktu sabırsızlıkla sabahı bekliyordum kimseyle konuşmuyordum bir an önce sabah olsun tedavimi olayım hemen ardından Konya ya biletimi alıp yola çıkmak istiyordum asker lik yapanlar bilir böyle fırsatlar her kula nasip olmaz:) akşam saat 9 oldu tv odasının kapanacağını herkesin odalarına geçmesi gerektiği sölendi bizlere görevliler tarafından bana odamı yatacağım yatağı gösterdiler sonra çıktılar odadan odaya ilk girdimde etrafımdaki askerleri göz ucuyla takip etmeye başladım allahım böyle bir şey olamazdı 12 tane asker vardı benimle beraber oda da hiç biri normal değildi hepsi gerçek hastalardı birisi kendi kendine gülüyor diğeri ağlıyor öbürü kafasını sallıyor bir başkası kendi kendine konuşuyor içlerindeki tek akıllı hasta bendim:) yalan yok tedirgin olmadım değil şimdi ne yapacam diye düşünüyordum deli nin aklımı olur o ara bunları düşünürken yatağımın kenarındaki sehpa nın üzerinde bir kitap gözüme ilişti kitabın adı İdamlık Genç aldım elime okumaya başladım amacım vakit geçirmekti o yıllarda kitap okumayı çok severdim konusu ne olursa olsun hiç farketmezdi her türlü kitabı okurdum malumunuzdur ilkokul mezunu olduğum için öğrenmeye açtım kitabın konusu…Bir hapishane koğuşunda bir gecede geçen olayda islamı ve alimlerini yaşatmak uğruna feda edilen bir hayat öyküsü kısaca anlatılmaktadır…
Bayan öğrenciler tarafından takip edilen ve ateist bir öğretmen olan Ebazer daha sonraları tanıştığı bir kız öğrencisi sayesinde İslam dini ile ilgilenmeye başlar. Lakin Ebazer’in bu kız öğrencisi ile irtibatta kalması sonucu sürekli olarak aksilikler yaşanmaktadır. Bunlardan biriside abartılı bir biçimde gazetelere eklenen “öğrencisini taciz etti” başlığıydı. Bunun üzerine Ebazer öğrencisinin isminin lekelenmemesi adına ona evlilik teklif eder. Ebazer sonraları İslami cemiyetlere katılır. Bu cemiyetlerde İslam dinini kötüye kullanan insanların tuzağına düşürülür. Akabinde ağır suçlu olarak görülür ve idama mahkûm edilir. Getirildiği koğuşta farklı suçlardan cezaevine girmiş insanlar yer almaktadır.
Bunlardan birisi Vedat’tır. Hırsızlık nedeniyle mahkûm olan Vedat’ın annesi yıllar önce kocasını aldatmıştır. Bu sebeple Vedat kendisine “Piç Vedat” şeklinde hitap edilmesini sıkça vurgulamaktadır. Vedat bu şekilde annesinden intikam aldığını düşünmektedir. Vedat uzun süredir dedesinin yanında yaşarken ölümlerinden sonra sokaklara düşmüştür. Daha sonra bir kadının yanına sığınan Vedat uzun bir süre orada yaşamıştır. Yanında yaşadığı kadının kızına aşık olan Vedat bunu hiçbir zaman kıza söyleyemez. Bir gün kız Vedat’ın yanına gelir ve Vedat tam kendisini sevdiğini söyleyeceğini düşünürken kız başka birini sevdiğini ve Vedat’ı kardeşi gibi gördüğü için ilk olarak ona söylediğini bildirir. Bunun üzerine Vedat o evden uzaklaşır ve bir daha dönmez. Tekrar sokaklara düşen Vedat bir süre İslami topluluklarda bulunur. Daha sonrasında kötü çevre etkisiyle giriştiği gayri ahlaki işler neticesinde 10 yıl hapse mahkûm edilir. Koğuştakilerden bir diğeri fabrikatör oğlu şişman yapılı birisidir. Vergi kaçakçılığından gözaltına alınan şişman şahıs sık sık Vedat ile atışmalarda bulunur. Lakin gardiyanlara verdiği rüşvetler neticesinde Vedat tarafından tavırlarına göz yumulur. Koğuştaki bir diğer mahkûm ise dilsiz ve kendi halinde birisidir. Koğuşa en son olarak gelen Ebazer tüm soğukkanlılığı ile dikkatleri üzerine çekmiştir. Sanki yarın asılacak olan Ebazer değil başka birisi gibi Kitap okumaya, sohbet etmeye ve diğer aktivitelerine normal bir şekilde devam etmektedir. Vedat ise yaşadıklarını zaman zaman bir kenara atıp Ebazer’ in bu haline hem üzülmekte hem de anlam verememektedir. Tüm gece boyunca Ebazer ile sohbetlerine devam eden Vedat ondan çok etkilenir ve onun yarın asılacağını bilmek Vedat’ı ziyadesiyle üzer. O gece koğuştakiler sabaha kadar birbirleriyle sohbet ederler. 10 yıllık mahkûmiyetinin ardından tahliyesine bir gün kalan Vedat kendisinin Ebazer kadar topluma faydalı olmayacağına ve Ebazer gibilerin yaşaması gerektiği gerçeğini tamamen kabullenip, onun yerine ipe kendisi gitmeye karar verir. Bunun üzerine bu fikrini Ebazer’ e söyler. Bunu duyan Ebazer ise asla böyle bir şeyi kabul edemeyeceğini söyler. Bunun üzerine Vedat şişman adam aracılığı ile gardiyanlara rüşvet verir ve eter ister. Eter eline geçtiği zaman onu Ebazer’ in koklaması için çalışır ve sonunda başarır. Vedat sabah olduğunda uyanır ve Ebazer’ in yerine geçer. Gardiyanlardan birisi onun Ebazer değil Vedat olduğunu anlar ama o da bu durumu gizlemek ister. Vedat’ın kulağına defalarca eğilir ve onun Ebazer olmadığını kendisinin de onlardan olduğunu ve gerçeği söylemesini istese de Vedat kendisinin Ebazer olduğunu söylemekte ısrar eder. Vedat gitmeden önce diğer mahkûmlara ise Ebazer’ in onun adına yarın tahliye olmasını istediğini belirtir. Eterin etkisinin kaybolmasıyla beraber uyanan Ebazer, uyandığında Vedat çoktan asılmıştır. Büyük bir üzüntü duyar ve uzun süre bunun etkisinden çıkamaz. Daha sonra ise Vedat’ın adına tahliye olur. Eve döndüğünde annesi ve nişanlısı gözlerine inanamaz. Ebazer olayı olduğu gibi onlara da anlatır. Bu hayat öyküsü ise Ebazer’ in kızı tarafından yazara aktarılır. Kitab beni başka alemlere götürmüştü beni çok etkilemişti derim yerindeyse bir solukta okumuştum prensibim gereği beni etkileyen kitapları büyük bir heyecanla ve dikkatlice okurdum mesela Dostoyevskinin Suç Ve Ceza kitabını sadece 2 seferde okudum kitabı okuyanlar bilirler ne kadar uzun olduğunu okumayı hep sevdim tabi içimde burukluk ve üzündü vardı çok istiyordum her çocuğun hayalidir okumak adam olmak vatana millete hayırlı bir insan olarak yetişmek ama hayaller ve yaşantılar birbirlerini tutmuyorlar malesef…Devamı Gelecek

19 Mart 2019
Okunma
bosluk

Aynadaki_DeLi:bölüm:7

Aynadaki_DeLi:bölüm:7
Düşünüyorum Öyleyse Varım:Descartes

Samsuna vardığımda şaşırmıştım ordu ya göre daha gelişmiş bir şehirdi sahil yolu yeni yapılıyordu o yıllarda kalabalık bir şehirdi tabi acele etmedim adetimdir hangi şehre gitsem mutlaka o şehrin yemeklerinin tadına bakarım yemeğimi yedikten sonra sahilde oturup denizin kokusunu içime çeke çeke kahvemi yudumladım bir çay bahçesinde deniz siz olmaz deniz olmadan ben yaşayamam kahvemi içtikten sonra artık deli hastanesinin yolunu tutmak kalmıştı bir yandan düşünüyordum ankaraya nasıl sevk alırım diye sivil bir hastane idi ve doktorlarının sert olduğunu biliyorum araştırmıştım amacım ankaraya sevk almaktı hastaneye vardım tahmin ettiğim gibi sert bir doktor la karşılaştım bana yüksek sesle azarlayarak nevar niye geldin ne derdin var diye hitap etti hitabı hiç hoş değildi her ne kadar oraya planlıda gitsem gerçek bir hasta olma ihtimalimde vardı psikiyatri hastasına öyle sert davranılmaz nazik olacaksın kibar bir şekilde yaklaşacaksın neyse ben bu sert uslubuna karşı aklıma cingözlük geldi aynı sertlikle cevap verdim BAŞTAN SONA DOĞRUMU ANLATAYIM SONDAN BAŞA DOĞRUMU…! Uslubum ve cevabım sonunda doktor karşımda sanki dili tutulmuştu başka soru sormadı hemen ankaraya sevkimi verdi alel acele geçmiş olsun dedi sesini incelterek ve dışarıya çıktım nasıl mutluydum anlatamam o anda en bütük 2 engeli aşmıştım artık memleketim Konya ya gelmek için sadece Ankara ya gitmek kalmıştı eski yolcu trenlerinden meşhur uğruna şarkılar yazılmış kara tren bileti verdiler bana dedilerki trenle gideceksin bende canıma minnet hay hay dedim ankaraya doğru yola çıktım hayatımda ilk defa kara trene biniyordum meşaketli bir yolculuktu kış günüydü hava soğuktu ama ben mutluydum insanın amacına ulaşabilmesi kadar güzel bir şey yoktur bu dunyada Sivas a kadar geldik sivasta bizi indirdiler yanımda 2 asker arkadaş daha vardı 1 si hasta diğeri refakatçi durumu benden çok ağırdı allah yardımcısı olsun inşallah düzelmiştir sivasa indiğimizde aman allahım hayatımda öyle bir soğuk hava görmedim alay komutanlığına doğru yürüyorduk hava o kadar soğuktuki nöbetçi askerler 15 dakikada bir nöbet değişimi yapıyorlardı askerlik yapanlar bilir Sivas sabah kahvaltısına yetiştik kahvaltımızı yaptık gece trenini beklemeye başladık vakit geldi ve biz ankaraya doğru yola çıktık diğer 2 arkadaşımla beraber sohbet ede ede ankaraya vardık vakit gece yarısıydı eti meskut da askeri hasteneye kendimizi attık kapıda bizi çok güleryüzlü bir komutan karşıladı çok iyiydi gençler geçmiş olsun bende piskopatım bak kolumdaki faça izlerine bakın diye espirili bir şekilde bize yaklaştı samsundaki sözde doktor olan hanfendiye nazaran bu komutan hasta bir askere nasıl davranılması gerekiyorsa öyle davrandı bizi içeriye teslim etti tekrar geçmiş olsun diyerek yanımızdan ayrıldı…Devamı gelecek fazla uzun yazıp sizleri sıkmak istemiyorum kusura bakmayın…

18 Mart 2019
Okunma
bosluk
sohbet Son Yazılar FriendFeed

Sohbet Girişi

Nickiniz :
Şifreniz :  

Kumsal Yazılar

Kategoriler


Seo tarafından seohocasi v2 temasısohbetsohbet asdsadasdsadsadasdasdasdsad