GİZLİ İLİMLERDE PARMAK ŞEKİLLERİNE GÖRE KİŞİLİK ANALİZİ II

GİZLİ İLİMLERDE PARMAK ŞEKİLLERİNE GÖRE KİŞİLİK ANALİZİ II

GİZLİ İLİMLERDE PARMAK ŞEKİLLERİNE GÖRE KİŞİLİK ANALİZİ II

Güzel ve mütenasip parmaklar: İyi bir tabiata Küçük ince parmaklar: delice hareketler yaparak zevk alan kimselerde olur. Araları açık parmaklar: Kendini beğenmişliğe, zekaya, nefsine düşkünlüğe, sır saklamamaya işaret eder. Birbirlerine çok sıkışık parmaklar: Sır saklamaya dirayete, mutekit olmaya . Parmaklar arkasına kolaylıkla dönebilirse: Maharetliliğe, hilekarlığa Dipleri ayrı, uçları bitişik parmaklar: Acze kusurlu bir tabiate. Cipleri bitişik parmaklar: sır saklayıcılığa. Elin içine doğru gömülü bir baş parmak: hasisliğe, köpekçe yaltaklanan bir tabiate işarettir. Elin içne doğru gömülü bir baş parmak: İradenin zayıflığına, ahmaklığa Baş parmağa doğru eğik şehadet parmağı: Kendini düşünen ihtiraslı bir tabiate delalet eder. Parmaklar: Şehadet parmağından uzun yüzük parmağı: Düşünememezlilik ve pratiklikten yoksunluğa. Yüzük parmağından uzun şehadet parmağı: İş başarma kabiliyeti, zevke düşkünlük. Şehadet parmağına doğru meyilli orta parmak: Zevke ve iyi yaşamaktan başka bir şey düşünmeyen bir mizaca. Yüzük parmağına doğru meyilli orta parmak: Gösteriş merakı, güzel sanatlara düşkünlük. Orta parmağa eşit yüzük parmağı: Oyun ve sergüzeşt meraklısı olmak. Uzun baş parmak: Azim ve iradeye , metanet ve sebata. Kısa baş parmak: Zayıf iradeye, uçarılığa, çabuk kanmaya, başkalarının istek ve arzularına kolaylıkla baş eğmeye. Geniş parmak: Zekanın, Fikrin şiddetli kuvvetli olmasına Dar baş parmak: Maharetten çok hile ile başarılı olan cinfikirliliğe. Parmaklar: Parmaklarda tırnağın bulunduğu boğum: Kabiliyetlere, başa, zekaya. Orta boğum: Zeka kabiliyetinin derecesine, göğüse, dimağa, beş hissimizle ruhumuzun duyduğu zevk ve acılara. El ayasına bitişik olan üçüncü boğum: Sevki tabii kabiliyetlerini küçük beyin ve karnına ait şeylerde bu boğumdan okunur.

7 Ocak 2015
GİZLİ İLİMLERDE PARMAK ŞEKİLLERİNE GÖRE KİŞİLİK ANALİZİ II için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Sinan Akçıl’dan Ebru Şallı’yı duygulandıran performans

Sinan Akçıl’dan Ebru Şallı’yı duygulandıran performans

Altın Kelebek ödül töreninde sahneye çıkan ünlü şarkıcı Sinan Akçıl, hem sahne şovuyla hem de Ebru Şallı’ya yaptıklarıyla gecenin en ilgi çeken sanatçılarından biri oldu. Sinan Akçıl Güzel Kız adlı şarkıyı seslendirdiği gecede Ebru Şallı’ya jest üstüne jest yaptı. EBRU ŞALLI’YI 3 KEZ ALNINDAN ÖPTÜ Akçıl şarkısının ‘sana kalbim sabırsız’ bölümünde piyanonun başından kalkıp sahnenin önüne indi. Ebru Şallı’ya yönelerek 3 kez alnından öptü. DİZ ÇÖKÜP EVLEN BENİMLE DEDİ O sırada Ebru Şallı’nın duygulandığı görüldü. Daha sonra sahneye dönerek ‘evlen benimle’ dedi ve diz çöktü.

22 Haziran 2014
Sinan Akçıl’dan Ebru Şallı’yı duygulandıran performans için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Romantizmin

Romantizmin

2   18. yüzyılın sonlarında ortaya çıkan 19. yüzyılda etkisini gösteren bir edebiyat akımıdır. Klasisizme tepki olarak doğan romantizm, duygu ve hayali ön plana çıkarmıştır.

Hazırlık Dönemi
Klasisizm akımının ortaya koyduğu sağduyu ve akıl ilkesi bilimsel ve sanatsal gelişmeyi hızlandırmıştır. J. J. Rousseau, Montesquieu gibi felsefeciler, katı kurallara bağlı sistemle düşünce yönünden çatışma içine girmiştir.

Bu felsefeciler, insan hakları, özgürlük, adalet gibi konuları halkın gündemine sokmayı başarmıştır. Sonunda bu düşünceler meyvesini vermiş ve 1789’da Fransız İhtilali olmuştur. İhtilalden sonra derebeylik ve aristokrasi çökmüş; soylulara karşı yeni bir yapılanma (burjuva) oluşmuştur. Bu gelişmelerden sonra da yeni duygu, düşünce ve idealleri anlatmayı amaçlayan, sanatın ve sanatçının kurallardan kurtulup özgürleşmesini savunan romantizm akımı doğmuştur.

Romantizmin en önemli özelliği klasisizme tepki olarak doğuşudur. Klasik öğretinin bütün kuralları romantizmle birlikte yıkılmış, Latin ve Yunan edebiyatlarının etkisi iyice zayıflamıştır. Bu akım, Victor Hugo’nun “Hernani’ adlı oyunuyla bir edebiyat akımı olarak başarıya ulaşmıştır.

Romantizmin Akımının Özellikleri

  • Duygu ve coşku önem kazanır.
  • Birey, öznellik, akıl dişilik, düş gücü, kişisellik ön plana alınmıştır.
  • Romantik sanatçılar, eserlerinde kişiliklerini gizlemezler, olaylarla ilgili görüşlerini açıkça ortaya koyarlar.
  • Seçilen kahramanlar ya çok iyi ya da çok kötüdür ve romanlarda iyi-kötü çatışması vardır. Ayrıca romantizmde her sınıftan insan eserlerde kendine yer bulur.
  • Aşk, ölüm, tabiat, belli başlı konular olarak dikkat çeker.
  • Romantikler, edebiyat dilindeki kalıplaşmış kelimeler yerine, günlük konuşma dilini kullanmayı benimserler. Bu yüzden romantizmde klasisizme göre daha sade bir dil göze çarpar.
  • Romantikler, her sınıftan insanı da eserlerine konu olarak almışlardır.
  • Klasiklerin önemsemediği din duygusuna geniş yer veren romantiklerin kahramanlarının çoğu dindardır.
  • Romantizmde ilk eserler tiyatro alanında verilir, ancak daha sonra roman ön plana çıkar.
  • Romantik tiyatroda, klasik tiyatroda bulunan zaman ve yer birliği kaldırılmıştır.

Romantizmin Temsilcileri

  • Vıctor Hugo
  • J.J. Rousseau
  • Goethe
  • Schiller
  • Lamartine
  • Aleksandre Dumas
  • Alfrede de Musset
  • Voltaire
  • Lord Byron
  • Chateaubriand
  • Puşkin

Türk edebiyatında romantizmin temsilcileri:

  • Tanzimat edebiyatı dönemindeki ürünlerin çoğunluğu Romantizmin etkisiyle kaleme alınmıştır.
  • Namık Kemal (Roman ve tiyatrolarıyla)
  • Ahmet Mithat (İlk romanlarıyla)
  • Recaizade Mahmut Ekrem (Şiirleriyle)
  • Abdülhak Hamit (Tiyatrolarıyla)
  • Ziya Paşa (Şiirleriyle)

 

 

 

27 Şubat 2014
Romantizmin için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Kapıda Prens mi Bekliyor?

Kapıda Prens mi Bekliyor?

“Ne olacak zannediyordun? Birden kapı açılacak, elinde kılıcıyla beyaz atlı prens içeri mi girecekti? Sen hangi dünyada yaşıyorsun? Hadi dünyayı anladım, hangi yüzyıldasın be kadın?

Tamam, aşka inanıyorsun anladık, aşkı da tüm gücünle savunuyorsun, onu da anladık! İyi de kadın; hangi mucize kapıda bir prens belirmesini sağlayabilir? Ah be Candan, demek sen de arada bir saçmalıyorsun! Bu kadarına Tanrı bile güler zaten… Senin bu hayal gücün de beni bitirecek! Aklını başına topla biraz kızım, öyle bir hayat yok! “ 

 

İşte böyle diyerek gülüyordu bilinçaltım insan kılığına girmiş biçimde rüyamda… İçim çekildi, acıdı, uyandım! Gerçekten beyaz atlı prensler yok mu? Var! Bana denk gelmemiş olması, yokluklarını ispat etmez….

 

Ben uslanmadan inanacağım aşka, uslanmadan kırılacak kalbim belki defalarca daha ama ben hep bir ümit taşıyacağım içimde. Nasıl benim gibi, senin gibi, onun gibi birileri inanıyorsa hayatta gerçekten sevip saracak birilerinin olduğuna; karşı cinste de buna inananlar olmalı. Şu anda, bu gece yarısında bir yürek de aynı şeyleri söylüyor olmalı…

 

Kapıda yığılmış beklemeyecek elbette prensler ama inanmadan yürüyüp geçtiğimizde bekleyenleri göremeyeceğimiz de başka bir gerçek! Ayrıca bir prens de değil kimsenin derdi; en fazla kadınım diyecek ve öyle davranacak bir adamın hasretini çekiyor pek çok kadın, yalan mı?

 

Yalandır belki hepsi; belki sadece benim hayal dünyamın saçma uydurmalarıdır bunlar. Hiçbir kadın böyle bir şeyin peşinde değildir belki ve belki hiçbir adam “kadınım” diyeceği birini aramıyordur. Bunların hepsi benim hüsnü kuruntumdur.

 

Olsun! Ben yine de bir yerlerde sevmeye ve sevilmeye aç kalmış dostlar olduğuna inanacağım ve bir yerlerde tam da şu saatte, bir gün dualarımıza karşılık gelecek o sevgi dolu bir çift gözün de aynı şeyleri söylediğini düşüneceğim.

 

Belki o da benzer cümleler yazıyor şu anda ajandasının alt köşesine, kim bilir? Kapıda bir anda belirmeyecek elbette bir prens ama aşk hep birilerinin karşısına bir anda çıkıvermiştir. Ben buna inanarak yaşamaya devam edeceğim…. Tüm inanmayanlara inat!

17 Ocak 2013
Kapıda Prens mi Bekliyor? için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk
sohbet Son Yazılar FriendFeed

Sohbet Girişi

Nickiniz :
Şifreniz :  

Kategoriler


Seo tarafından seohocasi v2 temasısohbetsohbet asdsadasdsadsadasdasdasdsad