POLİKİSTİK OVER SENDROMU

POLİKİSTİK OVER SENDROMU

Adet düzensizliğini önemseyin!

 

Polikistik Over Sendromu (POS)

Polikistik Over Sendromu, problemi olan birçok yetişkin kadın kısırlık tedavisi için başvurana kadar bu probleminin farkında olmayabiliyor. Bu hastalık sadece kısırlık değil birçok yönden de diğer hastalıklarla bağlantılı.

Adet düzensizliğini önemseyin!Hayatın ilerleyen zamanlarında kronik hastalıkların (diyabet, kalp rahatsızlıkları, hipertansiyon, endometrial kanser gibi) gelişimini etkilediğinden ergenlikte tedavi edilmesi bu hastalıkları engellemek açısından kritiktir. Aksi takdirde daha sonra finansal ve manevi zorluklar yaşanıyor.

Polikistik Over Sendromu (POS), ilk olarak 1935’te fark edilmiş bir hastalıktır. Genellikle, küçük kistler (“poli kistler”) yumurtalıkların etrafını sarar ve ultrasonda bir dizi inci gibi görünürler. Kistler hormonal dengesizliğin sonucudur, bu hastalıkta testosteron gibi yüksek miktarda erkeklik hormonları artmıştır ve insülin direnciyle bağlantılıdır. Bu sebeple yüzde ve vücutta fazla tüy çıkması (hirsutizm), akne, cilt problemleri ve düzensiz âdet kanamaları oluşur.

Belirtiler : POS olan ve insülin direnci olan kadınların çoğu karın bölgesinde kilo alımı, kilo vermekte zorlanma, canlarının aşırı derecede karbonhidrat çekmesi ve kan şekerlerinde ani düşüşler yaşarlar.

Bu semptomların çoğu ergenlik sırasında yaşanan “normal” olaylardır ve bu yüzden kolaylıkla gözden kaçabilirler. Ailenin veya kişinin farkına varmaması nedeniyle de POS  teşhisi çok geç olabilir. Oysa erken teşhis önemlidir birçok kadın anne olmak konusunda bu yüzden zorluk yaşayabilmektedir.

 Hormonal dengesizlik
Başka önemli bir nokta da, bu işaret ve semptomların bir gen kız için üzücü olabileceği ve duygusal sağlığını etkileyebileceği konusu. Aşırı yüz ve vücut kıllanması, “kirli görünümlü” yüz lekeleri ve akne kişisel imajının geliştiği ergenlik döneminde  duygusal sağlığı önemli derecede etkileyebilir.

POS olan ergen kızlarda hormonal dengesizliğe veya vücut imajıyla mücadeleye bağlı olarak depresyon yaygındır. Bundan da öte, kilo vermek için verilen çabalar çarpık beslenme alışkanlıklarına veya yeme bozukluklarına yol açabilir, genç kızlarımızın hızlı kilo verme girişimleri ve çabaları yerine sağlıklı beslenmeyi öğrenip hareketlerini artırmalı hepimizin en önemli hedefi olmalı. Araştırmalar gösteriyor ki hafif bir kilo kaybı (vücut ağırlığının yüzde 5 ila 7 kadarı) semptomları önemli derecede düzeltebilir ve âdet kanamalarının düzene girmesini sağlayabilir.

POS ve beslenme
POS problemi  olan ergenlerin nasıl beslenmesi gerektiğine dair yapılan çalışmalar oldukça kısıtlı, var olanlar ise çelişkili. POS problemi olan kadınların daha sıklıkla karbonhidrat arzuladıklarını biliyoruz. Çükü genelde POS ile birlikte insülin direnci oluşuyor ve bu yüzden şeker metabolizmasını düzenlemek gerekiyor. Bu nedenle bazı ergenler karbonhidrat tüketiminin ciddi şekilde kısıtlanmasını zorlayıcı bulabilirler. Düşük karbonhidratlı bir diyet önerilirken, insülin seviyesini kontrol etmek için düşük glisemik indeksli  (GI) bir diyet olması da önemli bir nokta.

Özetle POS problemi olanlar için en faydalı diyetin düşük doymuş yağlı ve yüksek lifli, daha çok düşük GI karbonhidrat içeren besinlerden oluşması gerekiyor. Sık yemek yemenin (3 -4 saatte bir) ve her öğünde protein almanın kan şekeri seviyesini dengede tutmaya ve hipoglisemiyi engellemedeki önemi de unutulmamalı. Birçok kişinin yaptığı gibi öğün atlamak bir sonraki öğünden daha fazla acıkmak ve daha fazla karbonhidrat almak anlamına gelebiliyor. Bu durumda fiziksel aktivite en önemli tedavi şekli. Çünkü insülin seviyesini düşürdüğü ve kilo vermeye yardımcı oluğu için mutlaka tedavi protokolünün içinde olmalı.

Protein unutulmamalı
Ara öğünlerde 3 saati geçirmemek önemli. Bu öğünlerde tüketilecek ufak seçimler aslında büyük ölçüde insülin ve şekeri dengelediğinden ana öğün kadar dikkate alınmalı. Mümkün olduğunca karbonhidrat ile birlikte mutlaka proteine de yer verilmeli örneğin elma tek başına değil süt veya yoğurt veya protein kaynağı olan fındık ile yenmeli. Kraker veya grisini yanına yine protein unutulmamalı, süt yoğurt ayran veya peynir eklenmeli.
POS şikâyeti olanlarda hekim ve diyetisyen önerisiyle bu destekler de tedavi içine eklenebilir
Chromium Picolinate: diyabet ve insülin direnci olan kişilerde glukozu ve insülin seviyelerini düşürmeye yarayabilir.
Tarçın: Yapılan bir araştırmada en az 40 gün boyunca 1 ila 6 gram arası tarçın tüketimi tip 2 diyabeti olan kişilerde serum glukozu, trigliseridi, LDL kolesterolü ve total kolesterolü düşürdü.
Omega 3 Yağ Asitleri: İnsülin ve trigliserid seviyelerini düşürmekte ve hormonları düzenlemekte kullanılabilir.

2 Mayıs 2011
POLİKİSTİK OVER SENDROMU için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Ömrü Uzatan 7 Gıda

Ömrü Uzatan 7 Gıda

ABD Kanser Araştırma Enstitüsü vücudu koruyan besinler listesini açıkladı.

Amerikan Kanser Araştırmaları Enstitüsü (AICR), 2007’ye sağlıklı bir başlangıç yapmanız için, vücudu kanser, kalp krizi, Alzheimer ve diyabet gibi ciddi rahatsızlıklara karşı koruyan besinlerin listesini açıkladı.

Kalbi koruyor
: Her gün, bir çay fincanın yarısını dolduracak miktarda, yani 30 gram yemeyi ihmal etmeyin. Omega-3 asitli yağları açısından oldukça zengin bir besin olan , kandaki kötü kolesterol (LDL) oranını yüzde 4.4 oranında düşürüyor. böylece damar tııklıklarını önleyerek, dolaşım sisteminin düzenli olarak çalışmasını sağlıyor; kalbi koruyor.

Diyabeti önlüyor
KAHVE:
Günde iki fincan kahve, özellikle orta yaşlardan sonra görülen Parkinson ve Tip-2 diyabete karşı vücudu koruyor. Kahvede bulunan kafein maddesi, diyabete yakalanma riskini yüzde 35 azaltıyor. Ayrıca ağrı kesici özelliği de bulunuyor. Ancak kahveyi mutlaka kalsiyum deposu olan sütle için. Böylece kafeinin kemikleri zayıflatmasını engellemiş olursunuz.

Sinirleri rahatlatıyor
TARÇIN:
Her yemekten sonra içinde bir miktar tarçın bulunan bir tatlı yemeyi unutmayın. Tatlı istemiyorsanız, küçük bir çay kaşığı dolusu tarçını doğrudan suya ekleyerek içebilirsiniz. Tarçın şekerini düzenliyor, ayrıca sinir sistemini rahatlatıyor. Öte yandan köri baharatının içinde bulunan Tumerik adlı maddenin eklem iltihabını ve romatizmayı önlediğini unutmayın.

Patatesi haşlayın
PATATES:
Antioksidanlar yönünden çok zengin. Amerikan Tarım Dairesi’ne göre en yararlı 100 besinler arasında 17. sırada yer alıyor. kanseri, diyabet ve kalp krizine karşı koruyor. Ancak patatesi kızartmak yerine, yağsız bir şekilde haşladıktan veya fırında pişirdikten sonra yemeyi tercih edin.

Kaslar için faydalı
ÇORBASI:
Doyurucu ancak kalorisiz bir yiyecek olduğu için özellikle kilo vermek isteyenlerin bir numaralı tercihi. Ayrıca, özellikle çorbası sodyum bakımından zengin. Bir kase çorbasında 500 miligram sodyum bulunuyor. Sodyum, sinir sistemi ve kasların düzenli olarak çalışmasını sağlıyor. Ayrıca vücuttaki sıvı miktarının dengesini düzenliyor. Ancak günde 1500 miligramdan fazla sodyum tansiyon ve kalp rahatsızlıkları konusunda tam bir ters etki yaratıyor.

Kansere karşı birebir
ZEYTİNYAĞI:
Zeytinyağı kanser riskini azaltıyor. Günde 25 ml. zeytinyağı
alanların idrarlarında, hücrelere zarar veren “8oxodG” adlı maddenin seviyesinin azaldığını ortaya çıkardı. Zeytinyağı kanserin yanı sıra iyi kolesterol (HDL) oranın artmasını sağlayarak kalbi koruyor, 1 çorba kaşığı zeytin yağında 120 kalori bulunuyor. Bu nedenle günde 6 çorba kaşığını geçmeyin.

Kanseri engelliyor
ÇAY:
Siyah veya yeşil olsun, çayın her türü kanser riskinin azaltılmasında etkili bir rol oynuyor. Çay, kadınlarda rahim kanserine yakalanma riskini yüzde 50 azaltıyor. Göğüs kanseri içinse bu oran yüzde 60′a kadar çıkıyor. Çay ayrıca Alzheimer ve kalp krizine karşı vücudu koruyor.

25 Nisan 2011
Ömrü Uzatan 7 Gıda için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Kendinizi çekici hissetmenin yolları

Kendinizi çekici hissetmenin yolları

Şimdiye kadar birlikte olduğunuz ya da beğen­diğiniz erkekler size güzel olduğunuzu, çekici ol­duğunuzu ya da seksi olduğunuzu söyledi. Fakat aralarından bir babayiğit de çıkıp size ne kadar seksisin deme cesaretini gösteremedi. Neden? Suç sizde mi? Her kadın seksidir yeter ki bunu hissetmeyi başarabilsin…

Kendinizi şımartın
Kendinize bugünün sizin gününüz olacağını söyleyin. Önce kendinize şöyle güzel bir buhar banyosu hazırlayın. Sonra parfümlü kremlerle vücudunuzu şımartın. Şimdiden kendinizi seksi hissetmeye başlamış olmalısınız.

Kendinizi övün
Elinizde bir fotoğraf makinesi alın ve kendinizi şımartarak her poz fotoğraf çekin. Daha sonra çektiklerinize bakın ve kötü de olsalar kendinizi takdir edin. Çünkü ilk önce kendinizi beğenme­niz gerekir. Kendinizi sevmeniz gerek.

Açık olun
Hoşlandığınız erkek yanınıza geldiğinde sizin için zor olsa da gözlerinin içine bakmayı çalışın. Onunla konuşurken çekinmeyin ve açık olun. Bu kendinize olan güveninizin artmasını sağlaya­caktır. Açık olmak seksi olmanın başlıca kuralı­dır.

Unutmayın kendine güvenen bir kadın her şe­yi başarır. Yeter ki cerasetini toplamayı bilin.

25 Nisan 2011
Kendinizi çekici hissetmenin yolları için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Yeni doğmuş bebeklerde salgın ishal

Yeni doğmuş bebeklerde salgın ishal

Yeni doğmuş bebeklerde salgın nedir ?
Bu hastalığa hastanelerde bebekler için ayrılmış bölümlerde rastlanır. İshal adı da gösterdiği gibi, hastalığın en önemli tarafıdır. Koli basili denilen bir mikroptan ileri gelmektedir.

sisteminde koli basili genellikle bulunur mu ?
Evet. Bunların birçok türleri sisteminde normal olarak bulunur; ancak mikropların bağırsaklarda mutaden bulunmayan türleri bu hastalığa neden olurlar.

Yeni doğmuş bebeklerde salgın , başka mikroplardan da ileri gelebilir mi ?
Evet, çok kez bir virüs veya bir bu hastalığın meydana gelmesine neden olabilir.

Bu ciddî bir sayılır mı ?
Evet.

Ölüme sebebiyet verebilir mi ?
Evet. Ancak geçmiş yıllara oranla günümüzde çok daha ileri tedavi metotları vardır.

Evde yapılan doğumlarda bu hastalığa rastlanır mı ?
Hayır.

Bu başka türlerinden farklı mıdır ?
Evet, özellikle yalnız yeni doğmuş olan bebeklerde’ görülmesinden dolayı.

Bu tür bulaşıcı mıdır ?
Evet.

Hastanenin bebek bölümünde bu mikrobun kaynağı nedir ?
Genellikle bir başka bebektir. Bu bölümde çalışan veya girip çı bir kişinin mikrop taşıyıcı (portör) olmasından da ileri gelebilir.

Salgın daha gelişmiş olan çocuklarda da görülür mü ?
Evet. Bazen bir yaşını doldurmuş çocuklarda bile rastlanmaktadır.

nasıl teşhis edilir ?
Laboratuarda dışkılardan bir kültür yaptırmak yoluyla.

Yeni doğmuş bebeklerde salgın ishalin tedavisi nasıl yapılır ?
ilâçlarla kontrol altına alınabilmektedir.

Bu kaç günde tedavi olabilir ?
Yaklaşık olarak bir hafta.

Hastanenin bebek bölümünde bu görüldüğünde bu bölümü tecrit etmek gerekli midir ?
Evet. Ayrıca bu bölümde bulunan bütün bebeklere koruyucu ilâçlar verilmelidir.

Salgın ishalin yayılması nasıl önlenebilir ?
Temizliğe çok önem verilip böylece enfeksiyonları önlemekle.

Bu hastalığı önlemek için bir aşı var mıdır ?
Hayır yoktur.

Bu hastalığa tutulan bir çocuğun iyileştikten sonra özel bir bakıma ihtiyacı var mıdır ?
Genellikle yoktur.

25 Nisan 2011
Yeni doğmuş bebeklerde salgın ishal için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk
sohbet Son Yazılar FriendFeed

Sohbet Girişi

Nickiniz :
Şifreniz :  

Kategoriler


Seo tarafından seohocasi v2 temasısohbetsohbet