Evladın mutluluğu ölüm getirdi

Evladın mutluluğu ölüm getirdi

Engelli oğlunun evleneceğine inanamayan anne fenalaşarak hastaneye kaldırıldı. Çiftin nikahı kıyıldıktan bir gün sonra anne yaşamını yitirdi.

Kanal 7 ekranlarında her hafta bir çifti evlendiren Mahmut Tuncer Show’da geçtiğimiz hafta sonu tam bir aile dramı yaşandı. Engelli Mehmet Ağmaz ile Ayşe Küpeli evlenmek için programa konuk oldular. Mehmet Ağmaz’ın annesi hazırlıklar sırasında yaşadığı mutluluğun heyecanına dayanamayıp beyin kanaması geçirdi. Çift evlendikten bir gün sonra anne hastanede yaşamını yitirdi.

MUTLULUĞA DAYANAMADI

6 aylıkken geçirdiği çocuk felci nedeniyle yürüyemeyen Mehmet Ağmaz’ın annesi Emine Ağmaz, evlilik hazırlıklarını izlerken beyin kanaması geçirdi.
Program günü gelin adayı Ayşe Küpeli kuaförde hazırlanırken, damadın annesi Emine Ağmaz “Oğluma bu mutluluğu nasip ettin bu günleri bize gösterdin sağol kızım” dedikten sonra fenalaştı. Hastaneye kaldırılan Emine Ağmaz’ın beyin kanaması geçirdiği bildirildi. Kanal 7’de ekrana gelen Mahmut Tuncer Show yapımcıları ve programda evlenen çift ortak kararla programa çıktı. Mahmut Tuncer “Çok üzgünüz, aslında programı yapmayabilirdik. Daha önce üç kere felç geçirmiş. Bugün de heyecanlanıp felç geçirdi. İnşallah iyi olacak.” dedi.

Daha önce de üç kez felç geçirdiği ve iyileştiği bildirilen Emine Ağmaz’ın durumuna göre programa devam edilip edilmeyeceğini söyleyen Mahmut Tuncer, program ekibinden birinin durumu takip ettiğini söyledi.

DAMAT BAYILDI

Yayın sırasında damat Mehmet Ağmaz fenalaşarak baygınlık geçirdi. Mahmut Tuncer, ‘sağlıklı bir haber gelinceye kadar gelin ve damadı stüdyoya almayacağım’ dedi.

İlerleyen saatlerde anne Emine Ağmaz’ın yoğun bakımda yattığı bilgisi geldi. Cumartesi günü nikah canlı yayında kıyıldıktan sonra hastaneye giden çift anneyi gördü. Pazar günü akşamüzeri anne Ağmaz yaşamını yitirdi.

AŞKLARININ ÖNÜNE HİÇBİR ŞEY GEÇEMEDİ

Mehmet Ağmaz 6 yaşında geçirdiği çocuk felci nedeniyle yürüyemiyordu. Engellilere kurs veren Ayşe Küpeli ile bir kursta tanışan Mehmet Ağmaz arasında kısa sürede bir aşk filizlendi. Birbirlerini seven çift evlilik kararı verdi ancak Ayşe Küpeli’nin annesi buna karşı çıktı. Ancak çift kararından vazgeçmeyerek Mahmut Tuncer Show’da evlendi.

20 Nisan 2011
Evladın mutluluğu ölüm getirdi için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

mezopotamya

mezopotamya

Mezopotamya’daki başlıca antik din ve mitolojileri olan Sümer, Akad, Asur ve Babil inançlarının bütününe verilen isimdir.

Sümerlerin dini politeistikti. Evrendeki güç, nesne ve varlıkları temsil eden antropomorfik tanrı ve tanrıçalar içerirdi. Sümerlerin inanışına göre insanlar başta tanrılar tarafından hizmetçi, köle olarak yaratılmış fakat daha sonra özgürleştirilmiştirler.
Sümer dini ve onu takip eden diğer dinlerde yer bulan çeşitli anlatılara daha sonraları ortaya çıkmış Orta Doğu kökenli dinlerde de rastlanılır. İncil ve Kur’an’da yer alan tufan anlatısı buna örnek olarak verilebilir.
Sümer kökenli tanrı ve tanrıçalar daha sonra gelen Mezopotamya dinlerince benimsenmiştir. Kuşkusuz bu sadece dini ve mitolojik anlamda gerçekleşmemiştir; Sümer kültür ve yaşayış tarzı da aynı din ve mitoloji gibi daha sonra iktidara gelen Akad, Asur ve Babillilerce benimsenmiştir. Ayrıca farklı kültürlerin din ve mitolojilerinde de bazı benzerliklere rastlanır: Yunan mitolojisi ve Anadolu mitolojisi gibi. Mezopotamya mitolojisi Sümer temelli olmakla beraber Mezopotamya’nın aldığı sürekli ve yoğun göç ile birçok farklı kavmin inanç ve kültüründen etkilenmiştir.

Mezopotamya’da ilk yerleşim birimlerinden beri kent-kültürü büyük bir öneme sahip olmuştur. Çoğunlukla bir önemli tanrının tapınağı bir kentte olurdu ve o kent o tanrıya tapımın ana merkezi olurdu. Bu kentlerin içinde en çok öne çıkanı Nippur olmuştur, zira Nippur’da ana tapınağı bulunan tanrı Enlil’dir ki Enlil erken dönem hariç, farklı hanedanlar boyunca Mezopotamya’nın baş tanrısı olarak tapınılmış bir tanrıdır. Kentler ve sahip oldukları tapınaklar olarak şunlar belirtilebilir:

An; Cennetin tanrısı. Erken dönemde baş tanrıdır, daha sonra yerine Enlil baş tanrı olarak tapınılır. Pan-Mezopotamyalı olarak tanımlanabilecek An, Mezopotamya’nın her yerinde ve her dönem tapılırdı. Uruk kentinde, E’anna tapınağı vardı.

Enlil; hava ve fırtınaların tanrısı. Mezopotamya mitolojisinin baş figürlerinden olan Enlil, Pan-Mezopotamyalı sayılır, uzun süre Mezopotamya’nın baş tanrısı olmuştur. E’kur isimli tapınağı Nippur kentinde bulunurdu bu nedenle Nippur uzun süre Mezopotamya’nın dini başkenti olmuştur.

Enki; su ve toprak tanrısı, Pan-Mezopotamyalı sayılır. E’abzu isimli tapınağı, Eridu’da bulunurdu.

Ki veya Ninhursag; dünyanın tanrıçasıydı. Eridu’da E’saggila tapınağı bulunurdu. Sümer kökenlidir.

Aşur; Asur’un baş tanrısıdır. Bir tür hava tanrısı olan Aşur yine Asur kökenlidir, tapınağı Asshur kentinde bulunurdu.

Ninlil; Sümer yaratıcı tanrıça. Nippur’daki E’kur tapınağı.

Inanna; Sümer aşk ve savaş tanrıçası. Uruk’taki E’anna tapınağı.

Marduk ; Babil’in baş tanrısı. Babil’deki E’saggila tapınağı.

Nanna (Sümer) veya Sin (Babil); ay tanrısı, E’hursag tapınağı, Ur.

Utu (Sümer) veya Şamaş (Babil); güneş tanrısı, E’barbara tapınağı, Sippar.

Ninurta; Sümer kökenli ve Pan-Mezopotamyalı olmuş bir tanrıdır. Nippur’un tanrısı olsa da Lagaş da kült merkezlerindendi.

18 Nisan 2011
mezopotamya için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

‘Rüşvet teklif eden de oldu’

‘Rüşvet teklif eden de oldu’

Etiler Koğuşu 2 ile tekrar gündeme gelen Önder Şuşoğlu ve Emrullah Erdinç çarpıcı açıklamalarda bulundu…Pembe kapaklı bir kitap… Üzerinde Tarkan, Niran Ünsal ve Peker Açıkalın’ın Emniyet’te çekilmiş fotoğrafları var. Sanki bir film afişi gibi.
“Kitapta adının olduğunu duyup engellemeye çalışanlar oldu mu?” diye sorduk. “Rüşvet teklif eden de oldu, tehdit eden de” diye cevap verdiler.

* Neden böyle bir kitap yazdınız?
Önder Şuşoğlu: Biz Emrullah’la birlikte yıllardır Emniyet Müdürlüğü’nde, Narkotik Şube’de çalışıyoruz. Çok krizler, genç ölümler gördük. Çok dramlara şahit olduk. Hep derdim ki, uyuşturucuyla ilgili bir kitap yazayım. Emrullah’la da paylaşırdık, derdi ki “Abi yazalım da kim okuyacak?” Doğru. Başına gelmedikçe kimse okumaz. Magazin dünyasındaki insanların da haberleri geliyor önümüze, “Onları yazarsak herkes merak eder” dedik.

“Tarkan ‘Benimle ilgili her şeyi yazabilirsiniz’ dedi”

* Cengiz Semercioğlu köşesinde kitabınıza bazı eleştiriler getirdi, “Kapakta fotoğraflar olması insan haklarına aykırı”, “Tarkan’ın yerinde olsam dava açardım” dedi.
Emrullah Erdinç: Kapaktaki fotoğrafların sahiplerinden Niran Ünsal ve Peker Açıkalın’ın davaları sonuçlandı, mahkumiyet aldılar. Bizim kitabımızda davası bitmeyen iki kişi var; Tarkan ve Deniz Seki. Kitap çıkmadan önce bir ay boyunca Tarkan’ın basın danışmanı ve avukatlarıyla görüştüm. Hem kitabın içeriğini hem de kapağı haber verdim, izin aldık. Tarkan “Yeni bir demeç vermek istemiyorum ama benimle ilgili her şeyi yayımlayabilirsiniz” dedi.

“Kitapta olmamak için rüşvet önerdiler, tehdit ettiler”

* Deniz Seki ile de konuştunuz mu?

Emrullah E.:
Evet, o izin vermedi. “Kullanırsanız size dava açarım” dedi. O yüzden onun fotoğrafını kullanmadık ama kamuya mal olmuş kısmıyla ifadelerine yer verdik. Özel hayat konuşmalarını tamamen çıkardık. Keşke soruşturma dosyasında olmasaydı da ben 27 klasör Deniz Seki’nin özel hayat konuşmalarını okumasaydım. Uyuşturucu dışındaki telefon dökümlerini kitaba almadık. Yoksa magazin medyasının işine yarayacak çok şey vardı.* Deniz Seki’nin telefon dökümlerini yayımlamak gerçekten gerekli miydi sizce?
Önder Ş.: Biz o kişiyi anlamaya çalışıyoruz; masum mu değil mi, bunu o konuşmaları okuyarak anlıyorsunuz.

Emrullah E.: Biz de aramızda çok tartıştık, koyalım mı koymayalım diye… Ünlüler hayatlarına dikkat etmek zorunda. İstediklerini yaşayabilirler ama daha sonra başlarına gelecek olaylarda yazılanlara da katlanmak zorundalar. Deniz Seki uyuşturucu satıcısıyla yan yana dolaşıyor, bu uygun bir şey mi? Yargı makamı gibi konuşuyorsunuz.
Emrullah E.: Kendine dikkat etmesi gerekir.

Önder Ş.: Genç seni birebir taklit ediyor, idolsün.

* Ama o kendine “gençlere örnek olmak” gibi bir misyon seçmiş değil ki…
Önder Ş.: Sanatçı ve ünlü kendine böyle bir rol biçmez. Farkında bile değildir. Hiçbir genç onların umrunda değil. Biz de buna karşısındayız, onları zorlayacağız. Bu işi yaptıysan çıkıp gençlere anlatacaksın.

* Kitapta adının olduğunu duyup engellemeye çalışanlar oldu mu?
Önder Ş.: Rüşvet teklif eden de oldu, tehdit eden de. Ama biz hep taşın altına elimizi soktuk.

18 Nisan 2011
‘Rüşvet teklif eden de oldu’ için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk

Kaş’ı vermemek için yola çıktılar

Kaş’ı vermemek için yola çıktılar
Büyük Anadolu Yürüyüşü’nün Batı Akdeniz-Antalya Kervanına katılmak için Kaş’tan hareket eden Kaş Çevre Platformu gönüllülerini coşkulu bir kalabalık uğurladı. Kaşlı kadınların elleriyle diktiği ‘Kaş’ı Vermeyeceğiz’ yazılı bez afiş turistlerin de ilgi odağı oldu.

Türkiye’nin yedi ayrı bölgesinden yola çıkarak Ankara’da sonlanacak olan Büyük Anadolu Yürüyüşü’ne katılmak amacıyla Antalya’ya hareket eden Kaşlıları coşkulu bir kalabalık uğurladı. Uğurlama öncesinde Kaş Cumhuriyet Meydanı’nda yapılan basın açıklamasına, HES’lerden etkilenen Çukurbağ ve Kemer köylerinin muhtarlarının yanısıra çok sayıda köylü ve yaşam savunucusu katılarak yürüyüşe destek verdiler. Yaklaşık 200 kişinin katıldığı uğurlama öncesinde Büyük Anadolu Yürüyüşü’nün manifestosu okundu.

‘BİZİM DE SÖYLEYECEK SÖZÜMÜZ VAR’

Platform adına basın açıklaması yapan Ziraat Mühendisi Can Kahvecioğlu, HES’ler, nükleer santreller ve diğer doğa kıyımlarını durdurmak için ülkeninm dört bir yanından insanların Ankara’ya yürüdüğünü belirterek, “derelerimizin üzerine kelepçe takıp yöre insanını ve diğer canlıları yok sayarak kar amacı güden zihniyete karşıyız. Bizim de bir derdimiz, söyleyecek sözümüz var” dedi.

‘BU TOPRAKLA AYNI DİLİ KONUŞUYORUZ’

Gömbe Uçarsu ve Kemer köyündeki Kıbrıs Deresi’nin yanısıra Eşen Saklıkent kanyonunda da HES yapılmak istendiğini kaydeden Kahvecioğlu, buna neden olarak da ülkenin enerjiye ihtiyacı olduğunun söylendiğini belirterek, “yalan söylüyorlar. Bu insanlar bu kadar vatan sevdalısı olsa Türkiye’nin tarımını yok etmezlerdi. Uygulanan politikalar neticesinde, dün ortadoğunun buğday ambarıyken bugün sadece kendilerinden birileri para kazansın diye buğday , eder duruma geldik. Ben Gömbe’deki elma ağacıyla, Kemer köyündeki nar ağacıyla aynı dili konuşuyorum. Yarın hepimizin üzerine örtülecek bu toprakla aynı dili konuşuyorum ama Ankara seni hiç anlamıyorum. Sen beni anla diye tüm Antalya köylüsü olarak, sana satılık suyumuzun olmadığını anlatmaya geliyorum” ifadelerini kullandı.

KAŞ’I VERMEYECEĞİZ

Kemer köyü muhtarı Mustafa Sarısaltık, Çukurbağ köyü Muhtarı İrfan Akay, Kaş Çevre Platformu’ndan Kadriye Hacımusaoğlu ve Kemer köyünden Hatice Sarısaltık da burada birer konuşma yaparak sularını asla vermeyeceklerini dile getirdiler. Sık sık sloganlarla kesilen konuşmaların arasında, “Kıbrıs Deresini vermeyeceğiz” ve “Gömbe’yi vermeyeceğiz”, “Kaş’ı, Anadolu’yu vermeyeceğiz” sloganları atıldı. Daha sonra konuşan Kaş Turizm ve Tanıtma Derneği Başkanı Mustafa Eriş de, HES’lerin bölgenin turizmine yönelik etkilerine değindi.

Kaşlı kadınların elleriyle diktikleri ve üzerinde “Kaş’ı vermeyeceğiz” yazılı pankart turistlerin de ilgisini çekerken, Cumhuriyet Meydanı’ndan Atatürk Caddesi’ne kadar yürüyen grup daha sonra Antalya’ya hareket etmek üzere dağıldı.

12 Nisan 2011
Kaş’ı vermemek için yola çıktılar için yorumlar kapalı
Okunma
bosluk
sohbet Son Yazılar FriendFeed

Sohbet Girişi

Nickiniz :
Şifreniz :  

Kumsal Yazılar

Kategoriler


Seo tarafından seohocasi v2 temasısohbetsohbet asdsadasdsadsadasdasdasdsad