Aklınızda bulunsun!

  • Dişinizi fırçaladıktan sonra ağzınızı çalkalamayın ve öle bırakın. Çünkü Ağzınızı su ile çalkalama işlemi yaptığınız su koruyucu floritleri dışarı atacaktır.

23 Eylül 2017 Saat : 1:21
Aklınızda bulunsun! için yorumlar kapalı
Okunma
MeRtcaN
devamını oku

Otomobil Tavsiyesi 2017

Otomobil almak isteyenler için öneriler
Otomobil sahibi olmak isteyenler için hazırladığımız sıfır ve ikinci el araçlar ile ilgili bilgiler ve öneriler, otomobil satın almadan önce yaptığınız araştırmalarda faydalı olabilir. Otomobil almak isteyenlerin tercihleri, donanım özellikleri, model yılı, satış fiyatı, segmenti gibi pek çok kritere bağlı olarak gerçekleşir.

Eğer sıfır km bir otomobil almayı tercih ediyorsanız, alacağınız aracın yeni nesil donanım ve motor özelliklerine sahip olmasının yanında verimlilik, konfor ve güvenlik özellikleri öne çıkacaktır. Yeni nesil teknolojilere sahip araçların daha hafif ve daha düşük yakıt tüketimine sahip oldukları, emisyon oranlarının da düşük olması nedeniyle çevreyi daha az kirlettikleri göz önüne alınmalıdır.

Üretim yöntemleri ve kullanılan malzemeler nedeniyle yeni nesil otomobiller, yüksek mukavemette gövde yapısına sahip olmalarının yanında ağırlıkları azalmıştır. Bu durum ağırlığa bağlı yakıt tüketimini ve yol tutuş özelliklerini olumlu yönde etkilemektedir.

Düşük hacimli ve yüksek verimle çalışan turbo destekli yeni nesil motorlar, gelişmiş otomatik ve manuel şanzıman sistemleriyle daha az yakıt tüketerek daha yüksek performans sunabilmektedir. Otomatik Start&Stop sistemi, statik dönüş farları, geniş ekran multimedya sistemleri, ABS, ESP gibi gelişmiş güvenlik donanımları günümzde B ve C segmentinde yer alan yeni pek çok otomobil modelinde bulunmaktadır.

İkinci el araç satın alma sürecindeki öncelikleri sıralamak gerekirse; önemli bir kazası olmaması, bakımlarının zamanında, eksiksiz ve tercihen yetkili servisinde yapılması, aracın iç ortamının temiz olması, kilometresinin düşük olması ve mümkün olduğu ölçüde model yılının yakın olması sayılabilir.

Yıl içinde otomobil ile yapmayı planladığımız yol miktarı dizel veya benzinli motor tercihimizi etkileyebilecektir. Ayrıca tüm bu araştırma, değerlendirme ve karar verme sürecinde, almak istediğimiz aracın bütçemize ve ihtiyaçlarımıza uygun olması gerektiğini unutmamalıyız.

 

Sıfır km yeni veya ikinci el otomobil tavsiyesi
Aynı bütçeyle sıfır kilometre yeni bir otomobile göre daha donanımlı ve üst sınıf ikinci el bir otomobil almanız mümkün olabilir. Bunun yanında ikinci el sorunsuz bir otomobil almak için kapsamlı bir araştırma gereklidir. Günümüzde, Hasar Sorgulama Servisi 5664 ile araçların hasar ve tamir süreçleri hakkında bilgi edinebiliyoruz. Ayrıca servislerin 100 nokta kontrolü gibi isimlendirdiği kapsamlı kontroller almayı düşündüğümüz 2. el araç ile ilgili detaylı bilgiler sunabilir.

 

Dizel veya benzinli otomobil tavsiyesi
Marka ve modele göre değişiklik göstermekle beraber, genel olarak dizel motorlu araçlar benzin motorlu araçlara göre daha yüksek fiyata sahiptirler. Ayrıca dizel otomobillerin bakım maliyetleri de benzinli otomobillere göre daha fazla olabilmektedir.  Bunun yanında yıllık 15.000 km üzeri kullanımlarda dizel motorlu araçlar daha düşük yakıt maliyetleri ile avantajlı durumdadır. Yalnız son yıllarda otomobil üreticilerinin klasik atmosferik benzinli motorlardan, daha düşük motor hacmine sahip yüksek verimli turbo motorlara geçişi ve start&stop fonksiyonu gibi yakıt tüketimini düşüren özellikler sayesinde, yakıt maliyetleri yönünden benzinli ve dizel otomobiller arasındaki fark azalmıştır.

Otomotiv Distribütörleri Derneği’nin (ODD) sunduğu verilere göre 2017 yılı ilk 6 aylık dönemde dizel otomobil satışları geçen yılın aynı dönemine göre % 12,40 oranında azaldı. 2017 yılı ilk yarısında otomobil satış adetleri, 2016 yılı aynı dönemi ile karşılaştırıldığında, dizel motora sahip araçların payı % 63,40’dan % 61,45’e (187.997 adet) geriledi.

 

Otomatik vitesli veya düz (manuel) vitesli otomobil tavsiyesi
Otomatik vitesli otomobiller çift kavramalı gelişmiş otomatik şanzıman teknolojileriyle çok daha seri çalışmakta, yeni nesil yüksek verimli motorlar ile düşük yakıt tüketimi sağlayabilmektedirler. Sürüş kolaylığı ve konforunu da göz önüne aldığımızda, gittikçe yaygınlaşan otomatik vitesli otomobillere artan talebi anlamak mümkün olacaktır. Bunun yanında, marka ve modele göre değişmekle beraber otomatik vitesli otomobiller, genellikle düz (manuel) vitesli otomobillere göre daha yüksek fiyatla satılmaktadırlar.

2017 yılı ilk 6 ayında otomatik şanzımanlı otomobil satış adetleri 2016 yılı aynı döneme göre % 8,69 oranında azaldı. Bunun yanında 2017 yılı Haziran sonu otomobil satış adetleri geçen yılın aynı dönemi ile karşılaştırıldığında, otomatik şanzımanlı otomobil satışlarının payı % 57,49’dan % 58,08’e (177.689 adet) yükseldi.

Hatchback, Sedan, Crossover veya SUV otomobil önerisi
Bu konuda kişisel tercihlerin yanında, otomobilin kullanım amacı ve ihtiyaçlar belirleyici olmaktadır. Örneğin; aileler için büyük bagaja sahip sedan otomobiller veya geniş iç hacimleriyle SUV modeller tercih sebebiyken, hatchback modeller sportif görünümleriyle öne çıkmaktadır.

 

Otomobil marka ve model tavsiyesi
Otomobil üreticileri satış kampanyaları ile zaman zaman müşterilerine fiyat, finansman, garanti, servis ve donanım ile ilgili farklı avantajlar sunabilmektedirler. Güncel otomobil kampanyalarının takip edilmesi otomobil seçiminizde yardımcı olabilir. Marka seçiminde, otomobil üreticisine olan güven duygusu, aracın menşei, satış sonrası hizmetlerin kalitesi ve yaygınlığı öne çıkmaktadır.

 

Opak veya metalik boya tavsiyesi
Tamamen kişisel bir tercih olan otomobilin renk ve boyası konusunda, bazı üreticilerin metalik boya için fiyat farkı uygulaması nedeniyle opak boya seçeneği tercih edilebilmektedir. Metalik boyaların göz alıcı pek çok farklı rengi otomobillere şık bir görünüm sağlamaktadır. Opak renk seçeneğinde ise genellikle beyaz ve siyah renkler tercih edilmektedir.

 

En çok tercih edilen motorlar
2017 yılı ilk yarısında otomobil pazarı motor hacmine göre incelendiğinde, en yüksek paya % 96,20 oranla motor hacmi 1600cc altında olan otomobiller 294.292 adet ile sahip oldu. Ardından % 2,98 pay ile motor hacmi 1600cc-2000cc aralığındaki otomobiller ve % 0,34 pay ile motor hacmi 2000cc üstü otomobiller yer aldı.

2017 yılı ilk 6 aylık dönem sonunda, motor hacmi 1600 cc altında olan hibrit otomobil satışları 134 adet ile geçen yılın aynı dönemine göre % 54,3 oranında azaldı. 2017 yılı ilk yarısında 1601cc-1800cc (>50 kW) aralığında 1214 adet, 1801cc-2000cc aralığında 29 adet, 2001cc – 2500cc (>100KW) aralığında 46 adet, 2500cc üstü ise 6 adet hibrit otomobil satışı gerçekleşti. 2017 yılı Ocak-Haziran aylarını kapsayan döneminde toplam 1.429 adet hibrit otomobil satışı gerçekleşti.

 

Otomobil donanım özelliklerinin karşılaştırılması
Otomobil üreticileri, modellerini farklı donanım paketleri ile satışa sunarken, otomobile opsiyonel olarak eklenebilen ekstra donanım özellikleriyle de müşterilerine farklı fiyat ve özellik seçenekleri sunarlar. Tüm bu donanım özelliklerinin marka ve modeller arasında karşılaştırması, otomobil almak isteyenler için zaman zaman karışık bir durum oluşturabilir. Donanım paketleri kapsamında sunulan özellikler, otomobillerin satış fiyatlarını ve yeni ÖTV düzenlemesi ile otomobile uygulanacak ÖTV oranını da etkileyebilir. Otomobillerin donanım paketleri genel olarak güvenlik, konfor, performans ve tasarım unsurları ile gruplandırılabilir. Otomobil almak isteyenlerin donanım özellikleri seçimi konusunda, öncelikle güvenlik donanımlarının günümüz standartlarında olmasına dikkat göstermelerini önerebiliriz. Ayrıca benzinli veya dizel motor seçimi, otomatik veya manuel vites tercihi ile yakıt tüketimi ve motor gücünü de kapsayan performans özellikleri dikkatle incelenmelidir. Konfor özellikleri hem şehir içi hem de şehir dışı yolculuklarda önem taşımaktadır. Seçime sunulan tasarım özellikleri arasında fonksiyonel olanlar öne çıkmalıdır. Sizin için en doğru donanım versiyonunu tespit etmek için kullanıcıların yorumlarından da faydalanabilirsiniz. Otomobil donanım versiyonu seçiminde eklenen özellikler sonucu artan fiyat bir üst segment fiyatına ulaşıyor ise donanım özelliklerinin tekrar incelenmesinde fayda olabilir.

 

En çok tercih edilen otomobil segmentleri
2017 yılı ilk yarısında otomobil pazarı segmentinin % 84,14’ünü vergi oranları düşük olan A, B ve C segmenti araçlar oluşturdu. Segmentlere göre değerlendirme yapıldığında, en yüksek satış adedine % 52,19 pay alan C segmenti otomobiller 159.657 adet ile ardından % 31,58 pay ile B segmenti otomobiller 96.615 adet ile ulaştı.

 

2017 Yeni ÖTV Oranları
25 Kasım 2016 tarihinde gerçekleşen Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) artışları da otomobil tercihimizi maliyet yönünden etkileyecektir. Motor silindir hacmi 1600 cc’ye kadar olan binek araçlarda % 45 olan ÖTV oranı, 3 farklı kademede belirlendi. Motor silindir hacmi 1600 cc – 2000 cc arasında bulunan otomobillerde ÖTV oranı % 110’a kadar yükselirken fiyata göre iki kademe belirlendi. Motor silindir hacmi 2000 cc üzerindeki araçlarda eski düzenlemeye göre % 145 olan ÖTV oranı % 160’a yükseldi.

21 Eylül 2017 Saat : 6:52
Otomobil Tavsiyesi 2017 için yorumlar kapalı
Okunma
tvo
devamını oku

Aşk nedir?

Aşk nedir? Kime aşık oluyoruz?

Aşk, insandaki en yüce duygu… İnsan türünün devamlılığını sağlarken birçok parametreden de etkileniyor. Bu nedenle herkese aşık olmuyoruz. Peki kime aşık oluyoruz? Aşk neden var? Aşkın bir ömrü var mı? İlk görüşte aşk var mı? İstisnasız herkesin yaşadığı, kendisi gibi acısı da büyük olan aşkın nörobiyolojisini Oytun Erbaş’a sorduk. Erbaş, aşkın bilimsel açıklamasını yaparken, günümüzde kurulan yanlış ilişki biçimlerine de ışık tutuyor hatta aşkı daha güzel ve daha yoğun yaşamanın ilginç bir formülünü veriyor.

Hayvanlarla aramızda ortak dürtülerden olan ‘cinsellik’ insana özgü şeylerle birleşip ‘aşk’ı ortaya çıkarıyor. Böylece aşkın içinde tutku ve libido varken aynı zamanda onun hayalini kurmaktan zevk almak, onunla vakit geçirmek, güvenli bir ortamda dünyaya bir çocuk getirme, sevgililer gününde çiçek alarak onu mutlu etmeye çalışma isteği de oluyor.

Peki yanlış yaşanan ilişkiler neden var? İstanbul Bilim Üniversitesi Deneysel Tıp ve Ar-Ge Merkezi Müdürü Yrd. Doç. Dr. Oytun Erbaş nasıl aşık olduğumuzu anlatırken, önemli kilit noktalara değiniyor. Böylece de aslında yaşadığımız ilişkilerdeki sorunları irdelerken cevabı nerede bulabileceğimizi aktarıyor. İşte Erbaş’tan aşka dair merak ettikleriniz…

Aşk neden var?
Aşk neslin devamlılığı için var. Bir kişiye odaklanmak en iyisi. Çünkü herkesle çiftleşmeye kalksan, dikkatini yoğunlaştıramazsın. Ama bir kişiye odaklanmak işe garanti veriyor. Ayrıca çocuk yapmak, iki kişi için de yatırımdır. İnsan yavrusu hayvan gibi değil çünkü; en az 6 yıl bakım istiyor. O yüzden iki kişi karşılıklı eş seçiyor ve diyor ki ‘Biz bu çocuğa bakarız’. Onun için aşk esasında bir kişiye odaklanmaktır. Peki neden böyle? Hem çocuğa bakmak için hem de güvenli bir ortam yaratmak için… Çünkü iki kişi yaşamak tek yaşamaktan daha güvenlidir. Tekil yaşamak çok anksiyeteli bir durum. Ama beraber yaşamak bir ödül insan için, daha doğrusu bir hedoni. İlkel beyin sosyal birlikteliği yani bir arada durmayı seviyor, tek eşi seviyor ve hatta karşı cinsi daha çok seviyor. Çünkü üreme güdüsü var içinde. O zaman hem yanında bir insanın olması hatta karşı cins bir insanın olması, çok zevkli bir şey insan için. Onun için aşkın ilk dönemlerinde daha büyük hedoniler, daha büyük zevkler yaşanır. Ama daha sonra tolerans gelişiyor ve aşk sevgiye dönüşüyor.

Ne zaman oluyor bu? ‘Aşkın ömrü 3 yıl’ deniyor…
18 ya da 24 aydır aşkın ömrü… Aşk insanın en güzel duygularından biridir. Aslında aşkın sebebi ilkel beynimize dayanıyor, yani limbik sisteme. Bu sistem beynimizin altındaki bir sistem. O bizim zevklerimizi belirliyor, temel güdüler burada yer alıyor; yeme, içme, saldırganlık ve cinsellik. Bunlar hayvansal beynin istediği şeyler. Ama insanın bir özelliği daha var; insanın korteksi yani kabuğu var. Korteks nasıl gelişiyor peki? Eğitimle. O hayvansal beyin yani limbik sistemle korteks arasında bağlantılar oluşmaya başlıyor. Böylece insan sadece cinsellikten zevk almıyor; aynı zamanda kültürden, sanattan, bilimden, felsefeden de zevk alıyor. Yani bu noktada, zevk alma devrelerimiz hayvandan farklı. Onlarda da yeme, içme, cinsellik var ama bizde ona ek olarak korteks var.

Mesela biz bilimle uğraşıyoruz ve bu uğraşımıza ödül verildiği zaman çok seviniyoruz. İnsanların bizi onamasını, bize değer vermesini, sözümüzü dinlemesini, bizi saymasını istiyoruz. Yani bizim olayımız korteks. Korteksimiz eğitimle büyüyor ve böylece zevk almamız da artıyor. Çünkü korteksle o zevk alan beyin arasında bağlantı artıyor. O yüzden eğitim, dil öğrenme, felsefeyle uğraşma senin o haz alan limbik sistemle olan bağlantını artırıyor ve daha çok zevk alıyorsun. Ama eğitimsiz adam üç şeyden zevk alıyor sadece; birilerini dövmek, yemek yemek ve cinsellik. Yani kısaca eğitim arttıkça korteks gelişiyor ve aşk da artıyor. Korteks geliştikçe sadece cinsellik değil, onu düşünmek, hayal etmek, onunla yemek yemek, vakit geçirmek de çok zevk veriyor. Çünkü o bağlantın o kadar gelişmiş ki onu düşünmek bile zevk alan beyni uyarmaya yetiyor.

KARA SEVDANIN TIBBİ AÇIKLAMASI NEDİR?

Peki onu çok düşünürsen ne olur?
Bazen o düşünmek işi o kadar çok gelişiyor ki, düşün-zevk al mekanizması sürekli olarak çalışıyor. O zaman da kafaya takıyorsun. İşte bunun adı da ‘KARA SEVDA’dır, tıp literatüründeki adı da obsesyondur. Aşk obsesyona böyle dönüşüyor. Bu da bir bağımlılıktır ve sonra hastalığa dönüşür. Eğer kişi işine gitmiyor, arkadaşlarıyla bile görüşmüyor sürekli cep telefonunu kontrol ediyor, ne zaman arayacağını bekliyorsa, yani onu düşünmek sosyal hayatını bozuyorsa o zaman hastalık oluşmuş demektir ve bundan kurtulmak gerekir.

 

Peki aşk nasıl başlıyor? İnsan kime aşık olur?
İnsan yakınındakine aşık olur. Neden? Çünkü insan bir insanı ne kadar çok görürse ona o kadar güvenir ve sonra da sever. Aşina olduğumuz, çok gördüğümüz insanlara aşık oluruz yani.

AŞK MI LİBİDO MU?

O zaman ilk görüşte aşk yok mu?
Öyle bir şey yok. O ailevi bir hikaye oluyor genelde. Eğer anne baba çocuğuna ‘Ben annene/babana ilk görüşte aşık oldum’ diye anlatırsa, çocuk da onu öğreniyor ve gidip bir kere gördüğüne ‘ben aşık oldum’ diyor. Ama ilk görüşte aşk, doğal bir şekilde yoktur. Aşk zamanla oluşan bir şeydir. Anlık oluşmaz. Anlık olan şey etkilenmedir, o kişinin çekici gelmesidir. Yani o libidodur. Libido da ilkel beyinde yani haz beynindedir. Birden bire cinsellik dürtüsü artar, libido artar ve cinsel istek duyar. Ama aşk başka bir şeydir.

Kime aşık oluyoruz konusuna devam edersek; yakındaki ve aşina olduğumuz kişilere dedik ve aynı zamanda bir de ulaşılabilir insanlara aşık oluyoruz. Çok uzaktaki insanlara olmuyoruz yani. Elimizin altında olsun istiyoruz çünkü ona temas etmek istiyoruz.

BİZİ GÜLDÜREN İNSANLARA AŞIK OLUYORUZ

Peki karşımızdakine nasıl güveniriz? (Ya da karşımızdakinin güvenini nasıl sağlarız?)
Yeni gördüğümüz birinden korkarız doğal olarak, onu tanımayız çünkü. Bize zarar verir mi vermez mi bilmeyiz. Ama konuştukça, karşımızdaki bize açıldıkça ona güvenmeye başlarız. Bu yüzden çok konuşan, bize kendisinden bahseden insanlara güveniriz. Bir de bizi güldürürse daha çok güven duygusu oluşur. Bunlar bize o kişinin tehlikesiz olduğu sinyalini verir. Onu çok görür ve severiz.

İME AŞIK OLUYORUZ?

Birinden hoşlanma kriterleri neler?
Bir kere karşımızdaki kişi kibar olması gerekiyor. İkincisi ‘baby face’ olması da önemli çünkü bu yüz biçimi insanlara ‘ben zararsızım’ imajı veriyor. Çok sivri suratlar insanı gerebiliyor. Yüzünde bir simetri olması da gerekiyor. Bu da karşı tarafa ‘hatasızım ve genlerim iyi’ imajı veriyor.

Bunu nasıl hesaplıyoruz ki?
Bunları ilkel beyin ölçüyor. İlkel beyin hep egoist çünkü; istiyor ki beraber yiyelim içelim, bana baksın, rahat edeyim. Egoist isteklerin hepsi ilkel beyinden gelir. Aşık olmamızdaki en büyük kriterlerimiz arasında ince yapılı ve paralı olması da var. Bunlar bizim aşık olmamızı etkileyen en önemli faktörler.

TENCERE-KAPAK SÖYLEMİ DOĞRU MU?

Peki başka neler var?
Mesela statü de bizi etkiler. Çünkü statü demek eğitimli demek, bir noktada da kibar demektir. Korteksimiz bundan hoşlanır. O yüzden kibar, felsefe bilen, iki kelime konuşabildiğin kişilerden daha çok hoşlanırsın. Bunların hepsi de eğitimle ilgili… Eğitim almamışsa ne konuşacaksın, neyinden hoşlanacaksın? İnsanın kültürist bir yaklaşımı vardır ve onu kendine göre seçer. Yani ‘tencere kapağını buldu’ derler ya işte o doğrudur. Kim ne eğitim almışsa karşındakinden de onu arar. Adam Alman filolojisi okumuştur, o konuyu bilenle sohbet etmekten hoşlanır. Ama sen git ona kimyadan bahset, o kadar çekici gelmez. Onun için biz aslında benzerimizi seviyoruz. Herkes kendini arıyor aşkta.

AŞKIN FORMÜLÜ VAR MI?

Aşkın oluşması için onunla konuştukça, güven de oluşuyor ve oksitosin hormonunu artırıyor. Bu hormon da senin korkularını bitiriyor. Korku bitince dostluk başlıyor. Yani esasında aşktan önce arkadaşlık başlıyor. Bu bağ arttıkça da oksitosin onu aşka dönüştürüyor. Yani aşkın formülü şu; güven, oksitosin ve bir tutam da obsesyon. Oksitosin çok güzel duygular yaşatırken, kişiyi rahatlatırken bir yandan da stres hormonları da artıyor. Çünkü insanda kaybetme korkusu başlıyor; ‘ya giderse’ demeye başlıyorsun. Yani güven ve güvensizlik aynı anda yaşanıyor. Aşkın içinde hem stres var hem stres yatıştırıcı. Kendi içinde böyle dönüyor. Aynı yin yang gibi… İşte o tutkulu aşk aslında stresli bir şeydir ve 24 ay sürer. Zaten sürekli olsa yapamazsın, kaldıramazsın. Sonra cinsellikle de oksitosin pik yapıyor ve daha çok bağlanıyorsun.

Bazen o düşünmek işi o kadar çok gelişiyor ki, sürekli düşün-zevk al mekanizması sürekli çalışıyor. O zaman da kafaya takıyorsun. FOTO:SHUTTERSTOCK
21 Eylül 2017 Saat : 11:08
Aşk nedir? için yorumlar kapalı
Okunma
ZaMaN
devamını oku

Şiir Nedir

Şiir (ar. si’r, fr. poésie, ing. poem), en eski edebiyat türüdür. Değişik sanat anlayışlarına bağlı olarak çeşitli tanımları yapılmış, şiirin tanımlanamayacağı da öne sürülmüştür. Yine de genelde, şiirin ritime ve imgeye dayanan, kendine özgü dili ve söyleyiş özelliğiyle estetik etkilenmeler yaratıcı bir söz sanatı olduğunda birleşilmektedir.

Türkçede şiir karşılığı “koşuk, yır, özün” gibi sözcükler önerilmişse de hiçbiri yaygınlaşamamıştır. Bugün “koşuk, nazım” karşılığı kullanılmaktadır. Ayrıca nazımla şiiri birbirine karıştırmamak gerekir. Birincisi yalnızca bir anlatım yoludur. Geçmişte şiirin uyakölçünazım biçimleri gibi biçimsel özelliklerden ayrı düşünülemeyişi şiirle nazmın eşanlamlı sayılmasına yol açmış, giderek şiir «mevzuu ve mukaffa (ölçülü ve uyaklı) bir söz sanatı» olarak tanımlanmıştır. Günümüzde bu anlayış aşılmıştır.

Edebî türlerin en eskisi olan şiir, insanlık tarihi boyunca duygu, düşünce ve hayalleri etkili biçimde anlatmanın bir yolu olmuştur. Şiirin edebî tür olarak en önemli özelliği, özel bir anlatım diline sahip olmasıdır. “Şiir dili” olarak adlandırılan bu özel dil, gündelik dilden farklı, çok anlamlı ve katmanlı bir yapıya sahiptir. “Sembol ve mecazlara dayalı bir anlatım dili”, “ahenkli bir ses akışı” ve “duygu yoğunluğunu öne çıkaran söyleyiş” gibi özellikler, şiiri diğer edebî türlerden farklı kılar. Her dönemin kendine özgü bir sesi, söyleyişi ve dünyaya bakış tarzı olduğu için şiir de tarih içinde farklı dönemlerde, farklı özellikler göstermektedir.

Türk şiirinin tarihi, İslam öncesinde dinî törenlerde söylenen şiirlere kadar uzanır. İslamiyet’in kabulüyle birlikte aruz vezniyle yazılan ve kendine özgü bir benzetmeler dünyası olan Divan şiiri, edebiyat tarihimizde uzun süre varlığını sürdürür.

Hece vezniyle yazılan ve halk zevkine hitap eden halk şiiri, Türkçenin konuşulduğu bütün coğrafyalarda söylenmeye devam etmektedir. İslamiyet’le birlikte tasavvuf düşüncesinin de Türk şiirine önemli etkileri olmuş, bu düşünceleri yansıtan bir şiir geleneği de oluşmuştur.

Yaklaşık altı yüz yıl varlığını sürdüren Divan şiiri, Tanzimat Dönemi’nden itibaren yerini yavaş yavaş farklı şiir anlayışlarına bırakmıştır. Batılı şiir anlayış ve akımlarının etkisiyle yeni nazım şekilleriyle şiirler yazılmış, şiirin içeriğinde ise önemli değişimler yaşanmıştır. Şiirin içeriğini değiştiren Tanzimat şairlerinin ardından, Servet-i Fünûn Dönemi’nde şiirin estetik yapısına önem verilir.

1910’larda hece vezni, sade Türkçeyle söyleyiş ve millî konular şiire hâkim olur ve bu şiir eğilimi Cumhuriyet’in ilanından sonra da devam eder. 1940’larda şiirin dili değişmeye başlar ve sıradan insanın dertleri şiirin merkezine taşınır. Gündelik konuşma diline dayanan bu yöneliş, 1950’lerin sonuna doğru ortaya çıkan imgeci şiiri anlayışı ile etkisini kaybeder. Türk şiiri 1960’lardan günümüze hem tarih içinde kazandığı değerler hem de yenilikçi arayışlarla çok farklı ses ve söyleyişlere sahne olur.

Şiir; şekil özellikleri bakımından nazım birimi, vezin, kafiye, redif ve ses tekrarları gibi unsurların birleşmesiyle oluşur. Mecazlaredebî sanatlar, imgeler, sembol ve imaj gibi unsurlar ise şiirin anlam katmanlarını tamamlar. Bütün bu şekil ve anlam unsurları şiir denen bütünü oluşturur ve şiir bunların bir toplamı olarak ortaya çıkar. Bu sebeple şiir denilen yapı bunlardan birisine indirgenemez.

Ayrıca bakınız-> Şiir Üzerine Bazı Düşünceler

Didaktik Şiir

Didaktik (fr. didaktique, os. talimî), öğretici demektir. Amacı bilgi vermek olan edebiyat ürünleri bu sözcükle nitelenir. «Tâlimi Edebiyat», «Öğretici Edebiyat» da aynı anlamdadır. Başlangıçta bu bölümleme yalnız şiir için söz konusuydu. Edebiyat türü olarak yalnız şiir vardı. Dualar, dinsel amaçlı metinler kolay akılda tutulabilmesi için şiir biçiminde yazılıyordu. Türklerin gelişimi sonucu didaktik terimi tiyatroöyküroman için de kullanılmıştır. Dinsel şiirlerin yanısıra Aisopos’un hayvan öykülerini (fabl) de didaktik yapıtların ilk ürünleri arasında sayabiliriz.

Türk edebiyatında didaktik yapıtların ilk örnekleri olarak Turfan kazılarında bulunan Uygur metinlerini gösterebiliriz. Eski şaman duaları da bu türe sokulabilir. Nitekim elimizdeki Uygur metinlerinin çoğu da dinsel nitelik taşımaktadır. Reşit Rahmeti Arat, Eski Türk Şiiri adlı yapıtında ele geçen metinleri «Mani, Burkan ve islam» çevrelerinde yazılanlar olarak üç bölümde toplamaktadır. Şiirlerin amacı yeni kabullenilen dinlerin ilkelerini öğretmektir. Bir bölüğü ise doğrudan doğruya duadır. Daha sonra Yusuf Has Hacip Kutadgu Bilig, Edip Ahmet Atebetü’l-Hakayık’la türün en iyi örneklerini verirler. Orta Asya döneminde Ahmet YaseviHikmet’leri de didaktik yapıtlar arasına girer.

Türk edebiyatının Anadolu’daki gelişimi başlangıçta didaktik bir nitelik taşır. Özellikle Anadolu’ya gelen derviş’ler Tasavvufla beslenen ve kimi tarikatların ilkelerini yaymayı amaçlayan bir şiirin gelişmesine yol açarlar. XIII. yüzyıl Anadolusunda yazılmış yapıtların hemen hepsi öğretici niteliktedir. Bunlar arasında en ünlü örnek olarak Mevlana‘nın yapıtları gösterilebilir. Ama Farsça oluşları öğreticilikte güdülen amacın gerçekleşmesini önler. Sonradan yapıtlarının birçok çevirisinin yapılması, şerh edilmesi de bu niteliğinden ötürüdür. Eskilerin deyimiyle talimî bir nitelik taşıyan Mesnevi’si başlıbaşına ders olarak, günümüzde lisans öğretimi dediğimiz biçimde okutulmuştur.

Bu dönemde Türkçe yazılmış yapıtların başlıcaları olarak da Ahmet Fakih’in Çarhnâme’si , Aşık Paşa’nın Garipnâme’si, Yunus Emre‘nin kimi şiirleri, Gülsehrî‘nin Mantıku’t-Tayr’ı sayılabilir.

Osmanlı dönemi Türk edebiyatında dinsel ve tasavvufî amaçlarla yazılmış yapıtların didaktik bir nitelik taşıdıklarını söylemek yanlış olmaz. Ahmediyye, Muhammediyye gibi yapıtlar, Kabusname benzeri ahlak kitapları, Nabi‘nin Hayriyye’si öğretici bir amaca dayanırlar.

Tanzimat‘tan sonra ise öğreticiliğin alanı büsbütün genişler. Edebiyatın toplumu, insanları eğitmek için bir araç olduğu düşüncesi yazarları, sanatçıları bu yolda ürün vermeye iter. İlk çeviri roman olan Telemak bile öğretici niteliğinden dolayı Türk okuruna sunulur. Edebiyat-ı Cedide ise bu anlayışa tepki olarak doğar.

Günümüzde edebiyat yapıtının öğretici olup olmaması sorunu tartışma konusu olmaktan çıkmıştır. Ancak çocuklar için yazılan yapıtlarda sanat kaygusunun yanısıra öğreticilik de gözetilmektedir.

«Şayet» isimli didaktik bir şiir örneği:

Ömrünü vakfettiğin işin mahvolduğunu
Görüp de hiç yılmadan işe baştan başlarsan
Yüz oyunluk kazancı bir oyunda kaybedip
İstifini bozmadan metanetle başlarsan

Aşka esir olmadan âşık olup da eğer
Her zaman hem kuvvetli hem de müşfik olursan
Sana kin güdenlere vermeden hiçbir değer
Kin gütmeden kimseye sen kendini korursan

Safdilleri kandırıp kurmak için bir tuzak
Sarfettiğin sözlerin hainlerin ağzından
Bambaşka bir şekilde tekrarını duyarak
Omuz silkip geçersen üzerinde durmadan

Hiçbir zaman şüpheci ve yıkıcı olmadan
İnceler ve öğrenir, düşünür ve anlarsan
Kontrolü hiçbir zaman elinden bırakmadan
Bir mütefekkir gibi hülyalara dalarsan

Bütün kabahatleri sana yükleyerekten
Bir faniye kapılıp herkes telâş ederken
Kendine hâkim olup soğukkanlılıkla sen
İtidalini eğer muhafaza edersen

Milleti unutmadan krallarla gezersen
Halkla temas edersen vakarını bozmadan
Kayırmadan birini dostlarını seversen
İncitmezse seni ne bir dost ne bir düşman

Bir felâketten sonra zaferle karşılaşıp
Bu iki hilekâra fazla kıymet vermeden
Bozmadan istifini hep aynı gözle bakıp
Tebessümle karşılar şayet gülüp geçersen

Ecelle vâki olan nihaî buluşmayı
Ayıran son dakkayı koşarak bitirirsen
Ab-ı hayatla dolu ömür denen kupayı
Sevinçle ve kedersiz tüketip yitirirsen

Talihi ve zaferi, şahları, ilâhları
Sadık köleler gibi hep yanında bulursun
Fakat hepsinden mühim olanı şu ki… Oğlum
Sen o zaman hakikî, tam bir insan olursun. (Rudyard KIPLING)

Dramatik Şiir

Dramatik Şiir, acıklı ya da korkunç bir konuyu anlatan şiir; insanın gözünün önünde tiyatro gibi  konuyu canlandırabilen şiir;  opera için yazılan  man­zum dramlardaki şiir. Batı edebiyatında Corneille, Racine, Shakespeare; bizim edebiyatta Namık KemalAbdülhak Hamit TarhanFaruk Nafiz Çamlıbel dramatik şiirin en güzel örneklerini verirler. «Eşber» den bir parça:

Halketsem esirlerle leşker,
Mahveylesem ordularla asker,
Olsa bana hep mülûk çâker;
Cinsince o iktidar münker,
Fevkimde uçar tuyûr-u kemter!

Âvâze-i dehr iken tanînim,
Gördüm ana değmiyor enînim;
Milletlere karşı âhenînim;
Bir âfete karşı nazenînim.
Afetse de ey ilâh göster!

Bilmem bana ân mı, şân mı lâzım?
Gülbün mü ya kehkeşân mı lâzım?
Âguuş-u vefâ-nişân mı lâzım?
Bir pençe-i hun-feşân mı lâzım?
Canan mı güzel, cihan mı hoş-ter? (Abdülhak Hâmit TARHAN)

19 Eylül 2017 Saat : 8:15
Şiir Nedir için yorumlar kapalı
Okunma
ZaMaN
devamını oku
sohbet Son Yazılar FriendFeed

Sohbet Girişi

Nickiniz :
Şifreniz :  

Kumsal Yazılar

Kategoriler


Seo tarafından seohocasi v2 temasısohbetsohbet ??- ??-