Hayranlarını üzen görüntü

Bir polis memuruyla girdiği tartışma sonrasında rahatsızlanarak hastaneye kaldırılan ünlü oyuncu Peker Açıkalın görüntülendi Peker Açıkalın’ın, geçirdiği rahatsızlığın ardından Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki tedavisi sürüyor.
Sabah saatlerinde tahlil için odasından çıkarılarak hastanenin başka bir birimine götürülen Açıkalın, odasına geri götürülürken İHA tarafından görüntülendi. Sedye üzerinde odasına götürülen Açıkalın’ın, kendinde olmadığı görüldü. Çekim yapan kameranın fark eden bir bayanın, Peker Açıkalın’ın yüzünü çarşafla kapatması dikkat çekti.

19 Nisan 2011 Saat : 5:50
Hayranlarını üzen görüntü için yorumlar kapalı
Okunma
iZmiRLi
devamını oku

Kuran’da Geçen Biz Anlamındaki İnna ve Nahnü Kelimeleri

Hıristiyanlar, iddialarına kanıt olarak Kur’ânda geçen (biz anla­mını ifade eden) innâ ve nahnü kelimelerini göstermiş ve bunlar­dan hareketle tanrıların üç tane olduğunu savunmuşlardır. Böy­lelikle Allah’ın tekliğini defalarca vurgulayan Kur’ân’m muhkem ayetlerini bırakıp, -bizatihi Kur’ân’da belirtildiği gibi- fitne çıkar­mak ve kendilerine göre tevil etmek İçin, benzer (müteşabih) ayetlere uymuşlardır. Bu şekilde doğruyu bulmayı değil, fitne çı­karmayı amaçlamışlardı ki bu kalplerin küfrüdür. Ayrıca innâ, nahnu vb. çoğul ifade eden kelimeleri, kendilerince tevil etmek istemişlerdir. Oysa Allah Teâlâ da belirttiği gibi, bu ve benzeri ke­limelerin, kavramların, isim ve sıfatların tevilini O’ndan başka kimse bilemez; çünkü bu isimler ancak kendisiyle ortaklık halin­de veya mülkiyet ve egemenliği altında bir takım yardımcıların bulunduğu tek varlık (vâhid) için kullanılır. Bundan dolayıdır ki bu tür çoğul ifade eden kelimeler müteşabihtir. Sözkonusu tek varlıkla ortaklığı olanlar, herhangi bir eylemde bulunduklarında “Biz şunu şöyle yaptık, bunu böyle yaptık” derler. Halbuki böyle birşey Allah Teâlâ hakkında imkansızdır. Kaldı ki mülkiyetleri al­tında kendisine boyun eğmek zorunda olan insanların bulundu­ğu kimseler -kral vb- “Biz şöyle yaptık” ifadesini kullandıkların­da “Ben mülkiyetim ve yeteneklerimle bu işi böyle yaptım” de­mek ister. Allah Teâlâ dışında kalan mahlukatın tamamı O’nun mülkiyeti altında olup kâinatın tüm işlerini tek başına sevk ve idare eden bizatihi kendisidir. Melekleri ise, Allah’ın mahlukun-dan işlerini gördürdüğü elçileridir. Bu itibarla Allah innâ ve nahnü kelimelerini kullanmaya diğer varlıklardan daha layıktır; çün­kü O’nun dışında hiç kimsenin buyruklarına tam olarak itaat edilmiş değildir. Bu yüzden de biz anlamına gelen ve çoğul ifade eden inna ve nahnü ifadelerini kullanmaya daha fazla hak sahi­bidir. Bu hususta krallar da O’na benzer. Bu nedenle sözkonusu kelimelerin, bir de müteşabih (benzer) anlamları da vardır. An­cak Allah’a özgü kılınan bu gibi hususlarda, kendisine hiçbir şey benzetilemez. Bunların tevili meleklerinin niteliklerinin, güçleri­nin ve Allah Teâlâ’nın gökteki ve yerdeki işleri onlar kanalıyla na­sıl sevk ve idare ettiğinin bilinmesidir. Nitekim bir ayette “Rabbi-nin ordularını ancak kendisi bilir…” (Müddessir, 74/31) buyurur. Benzeşme nedeniyle yapılan bu tevili, Allah’ Teâlâ dışında hiç kimse bilemez. Bu ifadelerin anlamını ve yorumunu öğrenebil­sek de, zihinsel dünyamız kelime, kavram, isim, nitelik, olay ve olguların tevillerini asla bilemez. “O Allah ki… yarattı…” (Secde, 32/4) ifadesi ise böyle değildir; çünkü bu, kendisinde hiçbir ben­zerlik (müşabehet) olmayan muhkem (anlamı kesin) bir ayettir. Bu isim, çoğul ifade eden ve biz anlamını İçeren innâ ve nahnu kelimeleri gibi değildir. Bu kelimeler Allah’ın dışında, ortakları olan ve yardımcıya gereksinim duyan varlıklar için kullanılır. Al­lah Teâlâ ise her iki durumdan da münezzeh ve müberradir. Ni­tekim bunu Kitab’ında şu sözlerle dile getirmiştir:

De ki: Allah’tan başka tanrı olduklarını sandığınız şeyleri çağı­rın, onlar ne göklerde ve ne de yerlerde zerre ağırlığınca birşeye sahip değillerdir. Bu ikisinin mülkünde Allah’a bir ortaklıkları yoktur. Ve Allah’ın onlardan bir yardımcısı da yoktur. (Sebe, 34/22)

Diğer bir ayetle de şöyle buyuruhnaktadır:

Çocuk edinmeyen, mülkte ortağı olmayan, acizlikten dolayı bir yardımcısı da bulunmayan Allah’a hamdolsun!” de ve O’nu şa­nına yakışır biçimde tekbir et! (İsrâ, 17/111)

Bu ayetlerde kasdedilen anlamlar, mahlukat hakkında olup benzerlerinin Allah Teâlâ’ya isnadı caiz değildir.

18 Nisan 2011 Saat : 7:02
Kuran’da Geçen Biz Anlamındaki İnna ve Nahnü Kelimeleri için yorumlar kapalı
Okunma
iZmiRLi
devamını oku

Âşıkların Aşk Bedenidir!

Âşıkların Aşk Bedenidir!

Gerçek âşık onurludur
Onda gurur yoktur
Gurur ile onur dost olamaz
Aşkı bilmeyen âşık olamaz
“..ama AŞIK gibi….” âşıktır
Aşkı onun kalbine yakışır
Orada onurlu bir çiçek gibidir
Sevgiyle aşk hep sulanır
Böceklerden koruyan ilacıdır,
“Ben Seni sevdim” cümlesinde saklıdır
Aşk Aşkına, Âşık Aşığına bağlıdır
İkisi de bir bendene girer
Birlikte Âlem-i Gönül’dedirler
Saray-ı Aşk onlarındır
Hizmetçisi anılarıdır
Yemekleri karşılıklı söylenen sözleridir
İki âşık bir bedendedirler
O beden bambaşka bir yerdir
Hiçbir bedene benzemezdir
Sevgiyle kaplı aşk ile dolu bir bedendir
Âşıkların aşk bedenidir!

18 Nisan 2011 Saat : 6:47
Âşıkların Aşk Bedenidir! için yorumlar kapalı
Okunma
iZmiRLi
devamını oku

mezopotamya

Mezopotamya’daki başlıca antik din ve mitolojileri olan Sümer, Akad, Asur ve Babil inançlarının bütününe verilen isimdir.

Sümerlerin dini politeistikti. Evrendeki güç, nesne ve varlıkları temsil eden antropomorfik tanrı ve tanrıçalar içerirdi. Sümerlerin inanışına göre insanlar başta tanrılar tarafından hizmetçi, köle olarak yaratılmış fakat daha sonra özgürleştirilmiştirler.
Sümer dini ve onu takip eden diğer dinlerde yer bulan çeşitli anlatılara daha sonraları ortaya çıkmış Orta Doğu kökenli dinlerde de rastlanılır. İncil ve Kur’an’da yer alan tufan anlatısı buna örnek olarak verilebilir.
Sümer kökenli tanrı ve tanrıçalar daha sonra gelen Mezopotamya dinlerince benimsenmiştir. Kuşkusuz bu sadece dini ve mitolojik anlamda gerçekleşmemiştir; Sümer kültür ve yaşayış tarzı da aynı din ve mitoloji gibi daha sonra iktidara gelen Akad, Asur ve Babillilerce benimsenmiştir. Ayrıca farklı kültürlerin din ve mitolojilerinde de bazı benzerliklere rastlanır: Yunan mitolojisi ve Anadolu mitolojisi gibi. Mezopotamya mitolojisi Sümer temelli olmakla beraber Mezopotamya’nın aldığı sürekli ve yoğun göç ile birçok farklı kavmin inanç ve kültüründen etkilenmiştir.

Mezopotamya’da ilk yerleşim birimlerinden beri kent-kültürü büyük bir öneme sahip olmuştur. Çoğunlukla bir önemli tanrının tapınağı bir kentte olurdu ve o kent o tanrıya tapımın ana merkezi olurdu. Bu kentlerin içinde en çok öne çıkanı Nippur olmuştur, zira Nippur’da ana tapınağı bulunan tanrı Enlil’dir ki Enlil erken dönem hariç, farklı hanedanlar boyunca Mezopotamya’nın baş tanrısı olarak tapınılmış bir tanrıdır. Kentler ve sahip oldukları tapınaklar olarak şunlar belirtilebilir:

An; Cennetin tanrısı. Erken dönemde baş tanrıdır, daha sonra yerine Enlil baş tanrı olarak tapınılır. Pan-Mezopotamyalı olarak tanımlanabilecek An, Mezopotamya’nın her yerinde ve her dönem tapılırdı. Uruk kentinde, E’anna tapınağı vardı.

Enlil; hava ve fırtınaların tanrısı. Mezopotamya mitolojisinin baş figürlerinden olan Enlil, Pan-Mezopotamyalı sayılır, uzun süre Mezopotamya’nın baş tanrısı olmuştur. E’kur isimli tapınağı Nippur kentinde bulunurdu bu nedenle Nippur uzun süre Mezopotamya’nın dini başkenti olmuştur.

Enki; su ve toprak tanrısı, Pan-Mezopotamyalı sayılır. E’abzu isimli tapınağı, Eridu’da bulunurdu.

Ki veya Ninhursag; dünyanın tanrıçasıydı. Eridu’da E’saggila tapınağı bulunurdu. Sümer kökenlidir.

Aşur; Asur’un baş tanrısıdır. Bir tür hava tanrısı olan Aşur yine Asur kökenlidir, tapınağı Asshur kentinde bulunurdu.

Ninlil; Sümer yaratıcı tanrıça. Nippur’daki E’kur tapınağı.

Inanna; Sümer aşk ve savaş tanrıçası. Uruk’taki E’anna tapınağı.

Marduk ; Babil’in baş tanrısı. Babil’deki E’saggila tapınağı.

Nanna (Sümer) veya Sin (Babil); ay tanrısı, E’hursag tapınağı, Ur.

Utu (Sümer) veya Şamaş (Babil); güneş tanrısı, E’barbara tapınağı, Sippar.

Ninurta; Sümer kökenli ve Pan-Mezopotamyalı olmuş bir tanrıdır. Nippur’un tanrısı olsa da Lagaş da kült merkezlerindendi.

18 Nisan 2011 Saat : 6:34
mezopotamya için yorumlar kapalı
Okunma
iZmiRLi
devamını oku
sohbet Son Yazılar FriendFeed

Sohbet Girişi

Nickiniz :
Şifreniz :  

Kategoriler


Seo tarafından seohocasi v2 temasısohbetsohbet asdsadasdsadsadasdasdasdsad