ÖĞRETİM MODELLERİ VE YAKLAŞIMLARI

“Meraklı, sürekli öğrenen, öğrendiklerini kullanabilen, problem çözme becerisi gelişmiş bireyler” yetiştirilebilmesi için eğitim ve öğretimin çok iyi yapılandırılması gerekir.

Bu düşünceyle; öğrenmenin ve sorun çözmenin öğretileceği eğitim programlarımızda, “Araştırma Yoluyla Eğitim” çalışmalarına ağırlık verilir. Proje çalışmalarının çok önemli bir yer tuttuğu eğitim sürecimizde; öğrencilerimizin her sınıf seviyesinde, gelişim özellikleri ve öğretim programları (hedefler) doğrultusunda, proje çalışmalarıyla, araştırma, raporlama, rapor sunma, analitik düşünme, ekiple çalışma gibi pek çok becerisinin gelişimi hedeflenir.

“Üreterek öğrenme” yaklaşımı içerisinde; sadece proje değil, bilgi ve diğer ürünlerin de üretilmesi ve paylaşılması çok önemli yer tutar.

“Aktif öğrenme” yaklaşımıyla, öğrencilerimizin öğrenme sürecinde (ders ortamında) aktif olarak rol almaları hedeflenir. Çünkü; biliriz ki öğrencilerimiz, ne kadar çok soru sorar, tartışır, deney yapar, gözlem yapar, grup çalışmalarına katılırsa o kadar kalıcı ve doğru öğrenme fırsatları yakalar.

10 Nisan 2011 Saat : 1:04
ÖĞRETİM MODELLERİ VE YAKLAŞIMLARI için yorumlar kapalı
Okunma
iZmiRLi
devamını oku

Aldatan eşe sorulacak 10 soru!

İnsan aldatan eşinin diğer kişiyle olan ilişkisinin ayrıntılarını gizli gizli düşünür durur. Ona aldığı hediyeleri, ona maddi anlamda ne verdiğini, gittikleri yerleri, ona yazdığı şiirleri kısacası bir ilişkiye ait her şey aldatılan tarafın merakını kamçılar.

Karısının kendini aldattığını öğrenen bir adam karısının ve sevgilisinin birbirleri için doldurduğu aşk şarkıları kasedini dinler. Cosmotürk’teki habere göre, kasetteki romantik sözleri dinlemek onu duygusal anlamda çok yaralasa da çok önemli bir şeyi anlamasına yardımcı olur. Karısı onu aldatmıştır çünkü adam son zamanlarda karısına hala aşık olduğunu gösterecek hiçbir harekette bulunmamıştır. Bu olay ona, evliliklerine romantizmi geri getirmesi gerektiğine dair bir uyarı olmuştur çünkü karısının ilgiye ihtiyacı vardır, tıpkı kendisi gibi.

Aşağıda gördüğünüz 10 soru aldatılmanızın altında yatan sebepleri bulmanıza yardım edecek. Eşinize bu soruları sormanız ve onunla bunlar üzerinde konuşmanız evliliğinizi kurtarmanız için size ikinci bir şans tanıyabilir.

İŞTE ALDATAN EŞE SORULACAK 10 SORU:

  1. Böyle bir ilişkiye girmeden önce içinden neler geçti? Başka biriyle olman için kendi kendine izin vermeni sağlayan etken neydi?
  2. Onunla ilk kez seviştikten sonra kendini suçlu hissettin mi?
  3. Bu ilişkinin yanlış olduğunu bile bile nasıl bu kadar uzun sürdürebildin?
  4. Onunla beraberken hiç beni düşündün mü?
  5. Ona bizimle ilgili ne anlattın?
  6. Ona aşık mıydın? Eğer öyleyse bunu ona söyledin mi? Gelecek için plan yaptınız mı?
  7. Onda ne buldun?
  8. O ilişkide kendinle ilgili yeni şeyler keşfettin mi? Evetse hissettiğin yeni özellikler nelerdi?
  9. Beni bu ilişkiden önce de başka biriyle aldattın mı? Aldattıysan bunun diğeriyle olan benzerliklerini ve farklılıklarını anlatır mısın?
  10. Cinsel ilişki esnasında korundun mu?
10 Nisan 2011 Saat : 1:00
Aldatan eşe sorulacak 10 soru! için yorumlar kapalı
Okunma
iZmiRLi
devamını oku

Hamilelikte cinselliğe bakış değişiyor

Araştırmalara göre hamileliğin ilk 12 haftasında kadınların cinsel isteklerinde azalma oluyor. Bu durumla beraber hamilelik ve sonrasındaki süreç eşlerin hayatlarını her yönden olduğu gibi cinsel yönden de etkiliyor.

VKV Amerikan Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Psikolog Aslı Akkan, hamilelik boyunca yaşanan cinsel sorunların kolayca aşılabilmesi için çiftlerin birbirlerine anlayış, şefkat, ilgi ve sevgiyle yaklaşması gerektiğini söylüyor.

Evlilik kurumunun ve çiftler arasındaki ilişkinin sağlığının test edildiği önemli noktalardan biri de çocuk sahibi olunmaya karar verilmesi, hamilelik ve hamilelik sonrası sürecin eşler üstündeki etkisidir. Hamilelik ve hamilelik sonrası süreç eşlerin duygusal süreçlerini etkilediği kadar, cinsel hayatlarını da etkilemektedir. Her ne kadar bu süreç cinsel hayatı eskisinden farklı kılacaksa da bu farklılığın bireylerin ilişkilerini etkilemesine ve zorlamasına en az düzeyde izin verilmesini sağlaması önemlidir.Hamilelik süresince jinekologu tarafından medikal, fizyolojik herhangi bir sorun görülmeyen ve cinsel hayatı yaşamasına izin verilen kadının, yaşadığı hormonal ve fiziksel değişiklikler cinsel isteksizliğine sebep olduğu kadar kadının kendi inanç sistemi de bu durumu tetikler. Araştırmalara bakıldığında sağlıklı bir hamilelik yaşamakta olan kadınların ilk 12 haftada cinsel isteklerinde azalma olduğu görülmektedir. Yaşadığı fiziksel yorgunluk, bulantı, kilo alımı, rahat bir pozisyon bulamama gibi sebepler bu durumu açıklayabilmekle beraber, kadının kendindeki değişime adapte olma sürecinde yaşadığı kaygılar, bebeğime zarar verir miyim endişesi ve fiziğindeki değişime bağlı olarak eşinin onu eskisi gibi istemeyeceği inancı da çok büyük rol oynamaktadır. Benzer düşünceler erkeği de etkilemektedir ve onu da cinsellikten soğutmaktadır. Hamilelik boyunca cinsellikle ilgili yaşanılabilecek bu çeşit sorunları engellemenin en önemli yolu ise çiftlerin bir birleriyle mümkün olan en açık şekilde konuşmalarıdır. Kaygılarını ve isteklerini dile getirdikleri zaman sağlıklı cinselliklerini neyin etkilediğini bulacaklar ve sorun odaklı çözüme ulaşacaklardır.

Hamilelik süresince çiftlerin cinsel hayatlarında yaşayabilecekleri sorunlar doğum sonrası da devam edebilir ve bu konunun önemi unutulmamalıdır. Doktorunun izin verdiği zaman itibariyle kadının cinsel ilişkiye girmesinin herhangi bir sakıncası yoktur ancak cinsel ilişkiyi etkileyebilecek psikolojik faktörler yine ortaya çıkabilir. Doğum ve bebek bakımının kadın için son derece yorucu olması nedeniyle doğum sonrası ilişki sıklığında azalma beklenen bir durumdur. Ancak doğum sonrası depresyon veya başka sağlık problemi olmadığı taktirde genellikle doğumdan 3 ay sonra hamilelik öncesi cinsel ilişki sıklığına dönülmesi beklendiktir. Bebeğin bakım ihtiyaçları azaldıkça, uykusu düzene girdikçe cinsel aktivite de normale dönmeye başlar.

Doğum sonrası fiziksel yorgunluk dışında cinselliği etkileyebilecek durumlar:

  • Ağrı Korkusu: Birçok kadının doğum sonrası ilişkiye girmekten çekinme nedenin ağrılı ilişkiden korkmaları ve kaygıları arttıkça da girdikleri ilişki sırasında disparoni (ağrılı cinsel beraberlik) ve vajinismus (vajinal kasların kasılması sonucu cinsel beraberliğin olamaması) gibi sorunlar yaşayabildikleri araştırmalarda gözlemlenmiştir.
  • Estetik Kaygılar: Vücudundaki değişim ve/veya aldığı kilolar yüzünden kendini beğenmeyen kadının cinsellik sırasında zihnini sürekli bedeniyle meşgul etmesi cinsel ilişkiden zevk almasını önleyebilir. Bununla bağlantılı olarak, eşini eskisi kadar bakımlı bulmayan erkek de cinsel yaşamdan uzaklaşabilir.
  • Rol Değişimi: Çocukları olan kadar sadece birbirine odaklanan çiftler, doğumun ardından neredeyse tüm ilgiyi çocuğa yöneltmeye başlayabilir. Bir yandan yeni bir yaşama uyum sağlamaya çalışmanın gerginliği, bir yandan da birbirlerinden eskisi kadar ilgi görememenin yarattığı sıkıntı cinsel isteksizliğin oluşmasına yol açabilir.

Bu sorunların en az seviyede yaşanması ve ilişkiyi en az ölçüde etkilemesini sağlamak için çiftlerin, özellikle erkeğin eşine şefkat, ilgi, sevgi ve anlayış ile yaklaşması, beğenisinin devam ettiğini belli etmesi, kadının ise bu geçiş döneminin özelliklerini bilerek eski haline döneceğini sorun olmadığını bilmesi gereklidir. Ayrıca çiftlerin haftada l yada 2 kez bebek yanlarında olmadığı zamanlarda bir arada olmaya özen göstermeleri gereklidir. Bu birbirleri için ayrılmış özel zamanlarda ev ya da bebek hakkında konuşmayıp, kendileri ve bir birleri hakkında konuşmaları, eskisi gibi ortak paylaşımlar yaşamaları tavsiye edilebilir. Bunların yanı sıra okşamak, dokunmak veya kucaklaşmak gibi cinsel duyguları tetikleyebilecek davranışlarda bulunmak cinsel hayatlarının canlanmasına yardımcı olacaktır. Tüm bunlara rağmen sıkıntılar yaşanıyorsa bir uzmandan yardım almak da faydalı sağlayacaktır.

10 Nisan 2011 Saat : 12:56
Hamilelikte cinselliğe bakış değişiyor için yorumlar kapalı
Okunma
iZmiRLi
devamını oku

Duygusallık Cinsel Hayatı Etkiliyor

Duygusal zekâsı yüksek olan kadınların seksten daha fazla zevk aldığı ortaya çıktı.

Londra, King’s College’de gerçekleştirilen ve iki binden fazla ikiz kadının katıldığı çalışmada, duygusal olarak daha zeki kadınların daha fazla orgazm yaşadığı ortaya çıktı.

Bu kadınlar kendilerinin ve başkalarının duygularını daha iyi takip edebiliyorlar.

ÇALIŞMA NASIL YAPILDI?

Çalışmada katılımcılar cinsel davranış ve performans detaylarıyla ilgili bir anket doldurdular ve emosyonel zekâlarını test etmeye yönelik soruları cevaplandırdılar.

Cinsel ilişki ve mastürbasyon sırasında, emosyonel zekâ ve orgazm sıklığı arasında anlamlı bir ilişki tespit edildi. Cinsel beklenti ve arzuların partnere aktarılması bakımından, emosyonel zekânın cinsel işlev üzerinde doğrudan etkili olduğu saptandı. Ayrıca kadınların fantezi kurma becerisi veya cinsel eylemi kontrol etme duygusu ile duygusal zekâ arasında olası bir bağlantı olduğu belirlendi.

HER ÜÇ KADINDAN BİRİ PROBLEMLİ

Kadın ve erkeklerin büyük bir kısmı yaşamlarının bir döneminde, stres ve ilişki sorunlarından kaynaklanan durumsal bir problemle karşı karşıya kalıyorlar. Kadınların yaklaşık üçte biri orgazm problemi yaşıyor. Sadece cinsel tekniklerin ve ortamın doğru olması sorunların aşılmasına yetmiyor.

Uzmanlara göre kendi duygularının farkına varmak, sorunları teşhis edip, karşı tarafa iletebilmek çözümü büyük ölçüde kolaylaştırıyor.

10 Nisan 2011 Saat : 12:44
Duygusallık Cinsel Hayatı Etkiliyor için yorumlar kapalı
Okunma
iZmiRLi
devamını oku
sohbet Son Yazılar FriendFeed

Sohbet Girişi

Nickiniz :
Şifreniz :  

Kategoriler


Seo tarafından seohocasi v2 temasısohbetsohbet Maltepe Escort