İnsanlık Sevgiye Hasret Gidiyor

Bugün insanlık olarak insanca davranmayı unutmuş gibi bir hâlimiz var. Varlık içindeki farklılığımızı ifade etmekten çok uzak bulunuyoruz. Melekleri imrendirecek o muhteşem donanımımıza rağmen habîs ervahı bile utandıracak işler yapıyoruz. Kinle-nefretle oturup kalkıyor, gayzla köpürüyor ve birbirimize hep intikam hisleriyle bakıyoruz. Sevgi adına sinelerimiz bomboş, düşmanlık sisi-dumanı sarmış bütün duygularımızı ve yıllar var habersiziz muhabbetin o büyülü tesirinden. Düşüncelerimiz mütemadiyen kötülük duyguları üretiyor. Etrafı yakıp yıkma, her şeyi kendimize benzetme ve “öteki” dediklerimizi baskı altına alma âdeta ahvâl-i âdiyeden. Çoğumuz itibarıyla akla-mantığa rağmen hep hislerimizin güdümünde yaşıyoruz. Bizim gibi düşünmeyenleri ezme, susturma en bariz şiarımız. Bazı problemlerin farklı çözüm yolları da olabileceğini hiç mi hiç düşünmeden bildiğimize gidiyor ve yapmalar yolunda ne yıkmalara ne yıkmalara sebebiyet veriyoruz. Birbirimizin gönlüne girerek can diliyle, gönül beyanıyla kendimizi ifade etme, geçmişte kalmış demode bir yöntem gibi…

Bencilliğimizin ürettiği bir sürü muhalif düşünce ve onların temsilcileriyle karşı karşıya bulunmanın hafakanlarıyla oturup kalkıyoruz. Sürekli hiddetleniyor, nefretle köpürüyor ve gücümüz yeterse kalkıp tepelerine biniyoruz. Ezebildiklerimizi eziyor, güç yetiremediklerimizin şeref ve haysiyetiyle oynuyor, hatta varsa medya güç ve imkânlarımızla onları yerden yere vuruyor, ölümden beter şeylere maruz bırakıyoruz.Öyleyse gelin, yolların ayrımında bulunduğumuz şu günlerde bir kez daha Yunusların, Mevlânaların ses ve soluklarında yankılanan şu evrensel ilâhî çağrılara kulak vererek gönülden “sevgi” ve “kardeşlik” diyelim.! Gelin, insan olma farklılığını, rengi ve deseniyle bir kere daha bütün cihana gösterelim.! Gelin, garazların, kinlerin, nefretlerin dünyanın çehresini kararttığı şu günlerde bütün samimiyetimizle gönülden bir kez daha sevgi ve diyalog diyelim.! Gelin, vicdanlarımızı ilâhî rahmet vüs’atine göre bir genişliğe ulaştırarak ardına kadar herkese sinelerimizin kapılarını açalım.! Gelin, kendimizi kurumaya, yok olmaya mahkum birer damla gibi görmekten sıyrılarak, çağlayanlarla bütünleşip derya olmaya yürüyelim.! Mademki hepimiz insanız, genlerimizde Âdem Nebi’nin genleri ve özümüzde de Hakikat-i Ahmediye’nin usâresi var demektir; öyleyse gelin, bütün şeytanî dürtülere baş kaldırarak yeryüzünün halifesi olduğumuzu ve göklere ulaşmaya namzet bulunduğumuzu, cihanları velveleye verecek bir sesle haykıralım ve insan olma farklılığını bir kere daha meleklere duyuralım.! Gelin, yürüdüğümüz yolları birer şehraha çevirerek el ele, gönül gönüle hep Allah’a yönelelim.

24 Nisan 2011 Saat : 3:44
İnsanlık Sevgiye Hasret Gidiyor için yorumlar kapalı
Okunma
iZmiRLi
devamını oku

Sultan Baba

Merhameti, yardımseverliği, adaleti dolayısıyla çok sevildiği için çevresindekiler tarafından “Baba” ismiyle anılan, İslam ahlakına uygun yaşamı ve Kuran’a bağlılığı nedeniyle taşıdığı manevi kudretinden ötürü ise “Sultan Baba” lakabını alan H. İhsan Tamgüney Hoca Efendi, 1904 yılında Artvin’in Arhavi ilçesinde dünyaya gelmiştir. 2 yaşında babasını, 6 yaşında ise annesini kaybetmiştir. 1954 yılında İstanbul’da yerleşen Sultan Baba, Dağıstanlı Şeyh Şerafeddin-i Veli (R.A.) Hazretleri’nin nazarında yetişmiş, Şeyh’in vefatının ardından ise halkı irşad ederek mürşitlik vazifesi ile yüzlerce talebe yetiştirmeye başlamıştır.

Bakkal Dükkanında Manevi Okul

Hoca Efendi, Zeytinburnu’nda ikamet etmeye başladıktan sonra, burada kendisine bir bakkal dükkanı açmıştır. Herkesin derdini dinleyen, sıkıntısı olan kimselerin dertlerinin çözümüne vesile olmak için gayret eden Hoca Efendi’nin bakkalı bir süre sonra manevi dersler okutulan bir akademiye dönüşmüş, evi ise her gün gelen onlarca misafire yemekler pişirilen, iftar sofraları kurulan bir dergah haline gelmiştir. Hoca Efendi bir süre sonra ise binanın üst ve alt katlarında Kuran Kursu vererek hafız yetiştirmeye başlamıştır.

Sultan Baba’nın talebelerinden o günlere dair bir anı: “Adnan Oktar bizdendir evladım!”

“Biz Adnan Oktar’ı bilmiyoruz ama Sultan Babamın bakkal dükkanına geldiğimizde, bize ilk verdiği kitap Harun Yahya kitabıydı. Biz tabii tarikat, fıkıh kitapları okuyoruz, tasavvuf kitapları okuyoruz. “Siz bunları bırakın bunu okuyacaksınız” dedi… Onu okuduktan sonra bizim hakikaten bakışımız değişti. Nasıl o; “hayatınızı değiştirecek” ifadesi var ya, aynen öyle. Şahsımda bunu yaşadım. Kitabı okuduktan sonra İslam’a ve topluma bakışım değişti… Bu nasıl olacak? Bu medyada tanıtılan kişi ile bu kitabı yazan o aslan mücahit nasıl çakışacak bunu en iyi Sultanıma sorarak öğrenebilirdim, çünkü Sultanım verdi kitabı. Dedim ki; “Sultanım Harun Yahya, Adnan Oktar’mış öyle diyorlar, Adnan Hoca nasıl birisidir?” diye sordum kendisine, 1987 yılıydı, şöyle döndü ve tek kelime dedi: “Bizdendir evladım!”

Sultan Baba’dan Türk-İslam Birliğine Destek:

Sultan Baba hayatı boyunca İslam Birliği’ni savunmuş, bu birliğin kurulması için elinden gelen çabayı harcamıştır. Müslü-manlar arasında nifak çıkaranları kınayan, ihanet edenlerin çok büyük bir azaba düşeceklerini dile getiren Sultan Baba Allah’a niyazda bulunurken dahi hiçbir zaman kendi nefsi için dua etmemiş, dualarında, ümmet-i Muhammed’in esaretten, sıkıntılardan ve baskılardan kurtuluşu için yalvarmıştır. Tüm yaşamı süresince Hz. Muhammed (s.a.v.) ümmetinin tevhid sancağı altında toplanmasını, Allah yoluna dönmesi, ümmet-i Muhammed’in başına adil, imanlı, Hakk’a riayet eden amirlerin, hükümetlerin gelmesi için dua etmiştir.

İhsan Hoca Efendi’nin ağzından; Tarikatların Uyması Gereken Kurallar:

“İslâm’da milliyetçilik olsaydı, Kuran-ı Kerim Arapça indiğine göre Arapları methetmesi gerekirdi. Oysa ‘Cahil Arapların yeryüzünde fesat çıkardıklarını söylüyor Cenab-ı Allah.

İkincisi renk ayrımı yapmayın, siyah, beyaz, sarı diye.

Üçüncüsü mezhep ayrımı yapmayın, Şafi, Hanefi, Maliki. Mezhepler amelidir, herkes kendi amelinden sorumludur. Bunu bir dava haline getirmeyin.

Dördüncüsü, Nakşiymiş, Kadiriymiş… Benim şeyhim, senin şeyhin, gibi ayırımlar ümmeti parçalayan unsurlardır.

Çizgisi Hakk’a dayanan ve Hak nizamın devlet nizamı olmasını arzulayan her tarikat sağlayanın temel şartı bu dört unsura riayet etmektir.”

İman Yolunda Mücadele Etmek Güzel Sözle Allah’a Çağırmaktır

Sultan Baba’nın derslerinde en çok dikkat çeken konulardan biri ise iman mücadelesi Allah yolunda çaba harcamaktır. Hoca Efendi, Allah’ın sadece takva ve ibadet yönünü rehber edinmeyip, aynı zamanda Kuran ahlakının bütünüyle uygulanmasının gerekliliğini vurgulamıştır. Daima yapıcı ve toparlayıcı olmayı tavsiye etmiş, en güzel ve en tatlı bir üslupla konuşulmasını istemiştir. Kendisi, basın yayın organlarının ümmeti parçalamak için zaman zaman birer menfi propaganda aracı olarak kullanıldığını onun için önce bu organların sahiplenilmesi gerektiğini söylemiştir.

Sultan Baba’nın Oğlu Ahmet Tamgüney’in ağzından; Allah Yolunda Mücadele Edenler Koruma Altındadır

“Sultan Baba Allah yolunda mücadele edenlerin koruma altında olduklarını, hiçbir zaman kimsenin onların gayretlerini, azmini kesemeyeceğini söylemiştir. Ve hakikaten de öyle, mesela bakın, o kadar hakaret gördüğü halde, işkenceler gördüğü halde, kendisine akla hayale gelmeyecek iftiralar atıldığı halde Adnan Oktar davasından bir milim bile şaşmadı, Allah yolundan ayrılmadı, ilmi mücadelesine devam etti ve hala da devam ediyor. Biz de kendisine dua ediyoruz.”

Hz. Mehdi (a.s.)’ın Alametleri Zahiridir

Sultan Babamız 1985, 1990 yılları arasında bir konuşmasında Hz. Mehdi (a.s.)’ın şu anda vazifesine devam ettiğini ve emanet-i Resullullah burada olduğu için iman mücadelesinin de İstanbul’dan başlayacağını bize bildirmişti. Hatta dedi ki, burada makamı vardı kendisinin, “Hz. Mehdi (a.s.)’ın alametleri vardır. Zahiridir, onun için siz ne vazife verildiyse vazifenize devam edin, o sizi muhakkak bulacak.” dedi. Hz. Mehdi (a.s.)’ın askerleri (talebeleri) denen kimselerin, kendisini mutlaka bulacağını söylerdi. Hatta elini vururdu koltuğa, “Bu koltuğa gelecek, buraya gelecek, ondan sonra ilmi mücadelesine devam edecek” derdi.

Merhameti, yardımseverliği, adaleti ve Kuran’ın emrettiği vasıfları üzerinde taşıma gayretiyle hayatını Allah’a adayan Sultan Baba, İslam`a olan bağlılığıyla örnek olmuştur. Bu mübarek insan 24 Kasım 1991 yılında vefat etmiş, binlerce seveni tarafından tekbirler eşliğinde önce Zeytinburnu’ndan Yalova’nın Güneyköy’üne götürülmüştür. Sultan Baba’nın naşı, Güneyköy Camii’nden sevenleri tarafından omuzlarda taşınarak şeyhi Şerafeddin Bingöl’ün türbesine yakın bir yerde toprağa verilmiştir.

24 Nisan 2011 Saat : 3:34
Sultan Baba için yorumlar kapalı
Okunma
iZmiRLi
devamını oku

Telli Turnayı Kanadından Vurdular

Iğdır’da bir avcı tarafından vurulan telli turna Kars’ta Kafkas Üniversitesi’nde ameliyata alındı. Yaralı telli turnanın iki yerden kırık olan kanadı on kişilik veteriner hekimlerden oluşan ekip tarafından tedavi edildi.

Iğdır’da önceki gün bir avcı tarafından vurulan, sağ kanadında iki yerden kırık olan telli turnayı bulan vatandaşlar hemen Iğdır İl Çevre ve Orman Müdürlüğü’ne haber verdiler. Bunun üzerine İl Çevre ve Orman Müdürlüğü yetkilileri de derhal durumu Doğa Koruma Milli Parklar Müdürlüğü’ne bildirdi. Doğa Koruma Milli Parklar Müdürlüğü de Türkiye’de ilk kez Yaban Hayatı Koruma ve Rehabilitasyon Merkezini kuran KuzeyDoğa Derneği ile irtibata geçerek KuzeyDoğa Derneği Bilim Koordinatörü Emrah Çoban ile temasa geçildi.

Çoban, yaralı telli turnanın hemen Kars’a gönderilmesini istedi. Bunun üzerine yaralı telli turna bir kutu içerisine konularak otobüs ile Kars’a gönderildi. Telli turnayı otobüsten alan Emrah Çoban ilk olarak bir eczaneye koşarak insanlar için kullanılan anestezik ilaçlarla telli turnaya ilk müdahaleyi ve ardından da dekstroz (şeker) takviyesi yaptı. Bu arada karnı acıkan kuş ağızdan tüp yoluyla ile beslendi.

Daha sonra telli turna Kafkas Üniversitesi Veteriner Fakültesi Cerrahi Anabilim Başkanı Prof. Dr Burhan Özba’ya getirildi. Özba tarafından yapılan ilk müdahalenin ardından telli turnayı ameliyata alma kararı verildi. Daha sonra Kafkas Üniversitesi Veteriner Fakültesi kliniklerine getirilen telli turna Kafkas Üniversitesi Veteriner Fakültesi Cerrahi Anabilim Başkanı Prof. Dr. Burhan Özba ve Cerrahi Araştırma Görevlisi Şahin Ermutlu ve öğrencileri tarafından ameliyata alındı. Telli turnaya ilk olarak Ermutlu tarafından genel anestezi uygulanarak iğne yapıldı, ardından da daha önce yapılan sargılar açıldı.

Muayenelerin ardından defalarca kuşun kanadının röntgeni çekildi. Çekilen röntgenin ardından Özba tarafından iki yerden parçalı kırığı olan kanada iki adet çelik telin takılmasına karar verildi. İlk önce ortam dezenfekte edilerek insanlara yapılan ameliyat ortamı oluşturularak ameliyat gerçekleştirildi. Ameliyat sırasında telli turnanın kırık olan kanadının içerisine iki adet pim takılarak parçalı kırıklar karşı karşıya getirilerek gerekli işlemler yapıldı. Daha sonra atılan dikişlerin ardından sargıları tamamlandı. Ameliyatın ardından telliturna parazitlere karşı da ilaçlandıktan sonra müşahedeye alındı.

24 Nisan 2011 Saat : 3:21
Telli Turnayı Kanadından Vurdular için yorumlar kapalı
Okunma
iZmiRLi
devamını oku

Açmayın Maziyi

 

korkutuyor beni rüzgarın sesi
hani nerede sevgilinin busesi?
uyku kalmadı acep neyin nesi?
bu bana aşkın en büyük sillesi

bulamadım nedense hiçbir şeyi
ne aradığım aşkı ne de sevgiyi
belki buldum kıymetini bilemedim
ne olur açmayın bana maziyi

sakın üzülmeyin bana uzaktan
hiç umut doğmuyor artık şafaktan
ne fark eder hep karanlık olsa da
ben yandım zaten mazideki aşktan…

23 Nisan 2011 Saat : 8:28
Açmayın Maziyi için yorumlar kapalı
Okunma
iZmiRLi
devamını oku
sohbet Son Yazılar FriendFeed

Sohbet Girişi

Nickiniz :
Şifreniz :  

Kategoriler


Seo tarafından seohocasi v2 temasısohbetsohbet asdsadasdsadsadasdasdasdsad