İnsan Etinin Tadı Nasıldır?

Dünya üzerinde yamyam diye tanımladığımız insan eti yiyen çok fazla kişi vardır. İnsan etinin tadını hiç merak ettiniz mi? Genel yorumlar şu şekilde; sarımsaklı ve tuzlu bir tadı olduğu ve dünyanın en lezzetli eti olduğu söyleniyor. Alman kökenli olan yamyam bir bireydir, Armin Meiwes.  bir televizyon programına gitmiştir ve burada insan etini şu sözlerle açıklamıştır: “Ağzımda eriyor”.

Issei Sagawa, yediği kurbanları hakkında “Etin tadı daha önce yediğim hiçbir şeye benzemiyordu” demiş.
Alman katil Fritz Haarmaan ve Leh seri katil Karl Denke ise insan etinin domuz etine çok yakın tatta olduğunu belirtmiş. İnsan etinin her kısmının aynı lezzette olmadığı da söyleniyor ve kırmızı et kategorisine giriyor.Bu ayrıma ette bulunan miyoglobin proteine bakılarak karar veriliyor. İnsan etinin lezzetli olduğuna bir kanıt ise ayılarmış , insan etinin tadını alan bir ayı bir daha başka bir şey yemezmiş. Lezzetin ana kaynağının ise yüksek şeker oranı olduğu düşünülüyor fakat fazla yağlı olma ihtimalini de göz ardı etmemek gerek.İnsan Etinin

Peki Yamyamlık nedir?

Yamyamlık, insanın kendi cinsinden olan varlıkların etini, iç organlarını yeme isteği, eylemi ya da alışkanlığıdır. Yamyamlık modern zamanlarda dahil, kıtlık çeken insanlar arasında son çare olarak sık sık uygulanmıştır. Zevk için insan eti yiyenlerin insan eti yeme eylemini delilik ve sapkınlık olarak yorumlayanların sayısı da oldukça fazladır.
Hatta insan etini başkalarına farklı etmiş gibi göstererek dağıtmıştırlar. Dorangel Vargas, insan göğsünün hayatı boyunca tadına baktığı en tatlı et olduğunu itiraf etmişti. Hala modernleşmeyen toplumlarda yamyamlığın etkisi devam etmektedir.Yamyamlar ile ilgili çok popüler filmler çekilmiştir. Geneli korkunçtur fakat buraya komik bir tane ekliyorum kısa ve çok eski olduğundan izlerken fazlaca keyif aldım, yamyam kelimesinin kökenini de buradan anlayabilirsiniz. Eskiden efektler de çok gelişmemiş olduğundan çok eğlendiriyor diyebilirim.

Peki siz hiç merak edip tatmak istediniz mi?

5 Ekim 2017 Saat : 6:20
Okunma
tvo
devamını oku

Doğru ders çalışma düzeni nasıl olmalı?

Doğru Çalışma Alışkanlığı Nasıl Olmalıdır?

Çalışma alışkanlığı; küçük yaşlarda (anaokulu ve üçüncü sınıf düzeyi arasında) düzen kavramının ve özdenetim becerilerinin kazanılması demektir. İlköğretim 4. ve 5.sınıftan itibaren ise karar verme ve kararın sorumluluğunu üstlenmesi becerisidir. Daha üst sınıflarda ise yaşamın planlanması demektir.
Gerçek anlamda çalışma alışkanlığı, “”çok çalışmak”” değildir. Düzen kavramının, özdenetimin ve karar verme becerisinin kazanılması, yaşamın planlanması demektir.

Olumlu Becerileri Kazandırma Yolları

• İyi bir model olmak:

Yapılan araştırmalara göre özellikle 5-8 yaş grubu çocukları, ailedeki huzursuzluğu huzursuzluk, çatışma ve şiddeti saldırganlık, düzensizlik, hiçbir sorumluluk verilmiyorsa sorumsuzluk, etkileşim yetersizliğini ise iletişimsizlik vb. olarak yansıtabilirler. Kısaca, çocuğun tutum ve davranışları aile yaşamının bir yansıması olarak ortaya çıkabilmektedir.

Küçük yaş grupları için ailedeki eve geliş-çıkış, uyku, yemek, dinlenme, eğlenme saatleri çok önemlidir. Bu saatlerin düzenli olması ve mümkün olduğunca aksatılmaması çocukta düzen kavramını pekiştirecektir.

Akşam eve dönüşten sonraki saatler ve hafta sonlarının nasıl değerlendirildiği de zaman ve düzen kavramının kazanılmasında etkilidir. Akşam saatlerinin sürekli TV karşısında oturarak geçirilmesi, hafta sonları herhangi bir program olmadan geçirilmesi, çocuğa okul dışı zamanın bu şekilde gelişigüzel geçmesi gerektiğini öğretir. Okul ve iş dışındaki zamanların bu şekilde geçirileceğini öğrenen çocuktan, gelecekte çalışma alışkanlığı kazanmasını beklemek haksızlık olacaktır.

İş ve okul dışındaki zamanlar;
• Önceden planlanmış zaman dilimleri içinde geçirilmelidir.
• Yapılan plana mutlaka uyulmalıdır.
• Hobi ve kişisel gelişim için etkinliklere zaman ayrılmalıdır.

• Ailedeki sorumlulukları belirginleştirmek:

Çocuklara sorumluluk vermek, başarılı bir yetişkin olabilmeleri için gereken adımların ilkidir. Sorumluluklar, çocuklara kendileri ile ilgilenebilmek için ihtiyaçları olan deneyimi kazandırır. Çocukların kendilerinin yapabileceği işleri onların yerine üstlenen ebeveynler çocuklarına iyilik yapmazlar. Yalnız kaldıklarında yapmaları gerekenleri öğrenme fırsatını onlara yaşatmamış olurlar.
Sorumlulukların iyi anlaşılması için aile içindeki sorumlulukların belirginleştirilmesi gerekmektedir. Bunun için;

Ailenizdeki her bireyin sorumluluklarının neler olduğunu belirlemek üzere toplantı yapıp, öncelikle anne-baba olarak kendi sorumluluklarınızdan söz edilmesi uygun olacaktır. (işte,evinizde,tüm aile üyelerine karşı yakın çevrenize karşı vb…)

Çocuklarınızın sorumluluklarını (evdeki, okuldaki, sınıftaki arkadaşlarına, kardeşlerine karşı sorumlulukları vb.) belirlemesine yardımcı olunmalıdır.

Aile bireylerinin sorumlulukları listelenip, herkesin görebileceği bir yere asılabilir.

Her hafta bu toplanıp yerine getirilen ve getirilmeyen sorumluluklar her birey için nedenleri ile birlikte ele alınmalıdır. Listeye yeni sorumluluklar eklenebilir, gündemden düşenler listeden çıkarılabilir. Anne-baba olarak o hafta yerine getiremediğiniz sorumluluk varsa mutlaka belirtilmeli ve telafi etmek için neler yapılacağı söylenmelidir. Böylece çocuğun yerine getiremediği sorumlulukları dile getirmesine teşvik edilmiş olunur.

Anne babaların bilmesi gereken nokta, alışkanlıkların kazandırılmasının belli süreçler gerektirdiği, doğal ortamlarda sabırlı yaklaşmanın esas olduğudur. Sonuçta tüm çabalar küçük küçükte olsa sonuçlarını verecektir.

Çocuklarınızın zamanlarını iyi değerlendirebilmeleri, günü yakalayabilmeleri için “”Bu gün ne yapacaksın?”” sorusu çok önemli ve stratejik bir sorudur. Gününü planlama alışkanlığı kazanamayan çocuklar, yakın gelecekte görev ve sorumluluklarını erteleme, yarım bırakma, vazgeçme gibi davranışlar sergilerler. Oysa planlama, çocuğun özdenetim becerisini kazanmasında temel koşullardan biridir.

“”Bu gün ne yapacaksın?”” sorusunu sormak:

Çocuğun bir gün öncesinden yarın ne yapacağının planını yapmasına teşvik ediniz. Planlamada her türlü kararı kendisinin vermesini sağlamak planın uygulanmasını kolaylaştıracaktır. “”Yarın ne yapacağını, ne zaman yapacağını, ne kadar zamanda yapacağını belirleyebilirsin. Bunları belirlerken iyi düşün, planlama yaptıktan sonra değiştirme şansınolmayabilir. Planını oluşturup ve bize bildirebilirsin. Biz de kendi planımızı seninle paylaşacağız. Yardımcı olmamızı istersen hazırız””. Çocuk planını yaptıktan sonra, gerçekten çok önemli gerekçeler yoksa mutlaka uyulması için gereken özeni gösterilmelidir. İlk planlamalar çok iyi düşünülmediği için biraz sıkıntı oluşturabilir. Bu da bir sonraki planlamanın daha dikkatle yapılmasını sağlayacaktır.

Küçük yaş çocuklarının yaşının üzerinde beklentiye girmeden yönlendirilmeye, yardıma, tekrara ve onlar için hazırlanmış programa ihtiyaçları vardır. Ayrıca bunun bir oyun olmadığını ve onların bu programın kendileriyle ilgili bölümünü üstlenmelerini beklediğinizi bilmeleri gerekir. Çocuğun organize olmakta zorlandığı etkinlik için basit bir plan hazırlanıp odasına asılabilir. Arada “”planın nasıl gidiyor?”” gibi yumuşak bir hatırlatma yapmak çocuğun hedefe yaklaşmasına yardımcı olabilir.

Başarıya Giden Yol Nasıl Oluşturulabilir?

Herkesin kendine özgü başarı çizgisi vardır ve belli bir şablona oturtmak doğru değildir. Ancak başarıya giden yolu ana hatlarıyla şöyle çizebiliriz:

• Motivasyon: Başarıya giden yolda ilk adımdır. En anlamlı olanı “”otomativasyon”” yani, öğrencinin kendi kendini motive etmesi, dışarıdan motive edilmeyi beklememesidir.

• Bilgi donanımı: Derslerde başarılı olmanın temel koşulu yeterli bilgi donanımına sahip olmaktır. Derslere ön hazırlık, dinleme ve konsantrasyon, öğrenilen bilgilerin tekrarlanması gibi öğrenci tutumları bilgi donanımı için büyük önem taşır. Zamanın etkili ve verimli kullanılması bu süreci kolaylaştırır.

• Performans: Yapabilme gücü demektir. Öğrencide motivasyon ve bilgi donanımı varsa, kazanılan bilgileri kullanabilme performansı gelişecektir. Soru çözmek, projeler hazırlamak, araştırmalar yapmak bilginin kullanılması ve bellekte kalıcı olması için gereklidir ve verimli kullanılması bu süreci kolaylaştırır.

• Değerlendirme: Öğrenci öğrendiklerinin ne kadarını özümsediğini, nerede, nasıl kullandığını, nerelerde ne tür hatalar yaptığını kendine soruyorsa kendini değerlendirme başlamış demektir.

• Düzeltme: Sorun saptanan noktaları tespit edip, bu sorunları gidermenin yollarını araştırmak, başkalarından yardım alarak çözümler üretmeye çalışmak ve bunları uygulamaya koymaktır.

Çocuğunuz Bazen Unutkanlık Yaşıyor, Sorumluluklarını Aksatıyorsa
Neler Yapılabilir?

• Günlük işleri bütünle ilişkilendirmesine yardımcı olunabilir. Aylık ve haftalık takvim üzerinde önceden belirlenmiş ve istenen sorumluluklar yazılabilir.

• Günlük yapılacaklar listesi hazırlatılabilir.

• Yapılacaklar listesindekileri tamamladıktan sonra çocuk ödüllendirilebilir.

• Hatırladığı ve düzenli olduğu her davranışı fark edilmeli, bunu nasıl başardığı sorulmalıdır. Bu belli stratejiler geliştirmesini sağlayacaktır. Sonrasında takdir edilmelidir.

• Büyük işler küçük parçalara bölünebilir.

• Kontrol listesi hazırlanabilir.

• Belli eşyaları ait oldukları yere koyma konusunda yer belirlenip, kural oluşturulabilir.

• Hatırlama konusuna odaklanılmalı. Unuttuğu ve aksattığı iş için kendini suçlu hissetmesine izin vermeden, bir daha böyle bir sorunda ne yapması gerektiğine dikkat çekilebilir.

• Sürekli kurtarıcısı olunmamalı. Sorumlulukları ve yaptıklarının sonuçlarıyla baş başa bırakılabilmelidir.

• Kızmak yerine daha düzenli olması için neler yapması gerektiği öğretilmelidir.

5 Ekim 2017 Saat : 6:12
Okunma
tvo
devamını oku

Belgin Doruk,Nostaji

Doğum Yeri
: Ankara / Türkiye
Doğum Tarihi
: 28.6.1936 – 25.6.2009
Türk sinemasının ‘Küçük Hanımefendi’ ismiyle anılan yıldızı Belgin Doruk, 28 Haziran 1936’da Ankara’da doğdu. Sonraki yıllarda Ankara’dan İstanbul’a gelen Doruk ailesi Yeşilköy’e yerleşti.Belgin Doruk Annesinin desteğiyle 1952 yılında ortaokul son sınıftayken Yıldız dergisi ve Faruk Kenç’in Sahibi olduğu İstanbul Film’in ortaklaşa açtığı yarışmaya girdi. O yıl erkeklerde Ayhan Işık ve Mahir Özerdem, bayanlarda da Belgin Doruk birinci seçildi.

Bunun ardından kendini Yeşilçam’da buldu ve ilk filmi olan ‘Çakırcalı’nın Definesi’ni çevirdi. Ayhan Işık’la oynadığı bu filmin yönetmeni Enver Paşa’nın yeğeni olan Faruk Kenç’ti ve ilk evliliğini kendisinden 26 yaş büyük olmasına rağmen onunla yaptı. Bu ilk filmini çektikleri Aydın yakınlarındaki Çakmak Çiftliği ise ilginç bir tesadüf, ikinci evliliğini yaptığı yapımcı Özdemir Birsel’indi.

Belgin Doruk, sinemada güzelilğiyle, oyun gücüyle ve yanağındaki gamzesiyle büyük sükse yaptı. Gamzesiyle ilgili anlattığı anıları da ilginçti ünlü yıldızın…”Annem bana hamileyken Ankara’da Gazi Çiftliği’ndeymiş. Benim gamzeli olmamı istediği için de bol bol ayva yemiş. Gerçekten de gamzeli doğdum. Tesadüf işte… Ama annem bunun tesadüf olmadığını söylerdi hep.”

1953’te yapılan güzellik yarışmasında Türkiye İkinci Güzeli seçildi. Türk sinemasının bir döneminde en çok film çeviren ve en çok sevilen oyuncu oldu.Zeki Müren’le birçok filmde başrol oynadı. (1959’da ‘Kırık Plak’, 1961’de ‘Hep O Şarkı’, 1962’de ‘Bahçevan’, 1963’de ‘İstanbul Kaldırımları’, 1964’de ‘Hayat Bazen Tatlıdır’). Ayhan Işık ile iyi bir ikili oluşturdu ve birlikte çevirdikleri “Küçük Hanım” serisi çok tutuldu. Sanatçı, çoğunlukla melodramların ya da duygusal güldürülerin değişmez oyuncusu oldu. 1964 yılında Orhan Elmas’ın yönettiği ‘Duvarların Ötesi’ adlı filmde Tanju Gürsu ile başrolü paylaştı.

5 Ekim 2017 Saat : 5:47
Okunma
MeRtcaN
devamını oku

Güzel sözler,anamlı sözler

  • gerçeği görmek istiyorsan temiz ol, temizlik senin gerçeğindir.
  • seni sen yapan içinde ki insanlıktır. Bir insanı ve tüm insanlığı ihtiva eder. Ne fark eder ki bir sen veya bin insan…
  • Mumnuniyetinin yükseklerde olduğu ancak hak ve anayasal sisteminin yerlerde sürüklendiği bir yapının ne kadar  dayanıklı olduğuda meçhuldür
  • Sen bir maddenin ne kadar ağır olduğunu nerden bileceksin, ancak o madde sırtına yüklendiğinde hissedersin…
  • kılığına baktığında hiç bir şey göremeye bilirsin ama kalbine baktığında bir alem göreceksin…
  • Seni yaradana bir bak… yaşamınla dünyayı, ölümünle beşeriyeti şereflendiriyorsun
  • Kendinizi zevk ve sefa için geldiğinizi sandınız dünyaya, bir bak etrafına görebiliyor musun böyle bir dünya ?
  • Zamanı bir makele zannettiniz, devamlı okudunuz, birde baktınız ki okuduğunuz makle bitmiş…
  • İyi bir dindar nefsine hakim olandır, bunu denemek isteyen insanlar ise şeytanla işbirliği yapanlardır.
  • Zeki insanları deli diye gösterecekler. Onların beyinlerini karıştırıp bir şey bilmiyormuş gibi lanse edecekler.
  • Ortada hiç bir şey yokken yapılan fedekarlıklar manalıdır, varlıklı iken yapılan fedarkarlık’la bir tutulur mu ?
  • Aşk dediğin, cepleri olmayan bir kefen
  • Sakın yoksul veya gariban olma, bir kum tanesi kadar değerin olmaz
  • Sen söyleyene bakma, sen söylettirene bak ve ona göre tetbirini al.
  • Cümleler hak edenler için kurulur. Yoksa hiç bir mana ifade etmez.
  • Her varlık yaradandan ötürü varlıktır. Her varlığın bir hakkı bir hukuku vardır
5 Ekim 2017 Saat : 5:03
Okunma
MeRtcaN
devamını oku
sohbet Son Yazılar FriendFeed

Sohbet Girişi

Nickiniz :
Şifreniz :  

Kumsal Yazılar

Kategoriler


Seo tarafından seohocasi v2 temasısohbetsohbet ??- ??-