Taşlar dile geldi

Dünyayı despotlukla yönetmeye çalışan ve “Her şey benim” kibri ile yaşayan Amerika Birleşik Devletleri, hepi topu 250 yıllık bir devlet… Devletin bulunduğu kıtanın keşfi bile insanlık için çok kısa bir zaman öncesine dayanıyor; 500 yıl…

100 Yıl öncesine kadar “Güneş Batmayan İmparatorluk” kuran İngilizler’in, Britanya adalarında kurdukları Birleşik Krallık’ın kuruluşu 1707… Daha öncesinde adada İrlandalılar, İskoçlar, Britanyalılar ayrı ayrı ve bağımsız olarak yaşıyorlardı… Ne var ki, Sultan Alparslan’ın Malazgirt’te Bizans İmparatorluğu’nu yenip imparatoru esir aldığı 1070’li yıllarda Britanya adasında “İngiliz” diye bir millet henüz bulunmuyordu. 11. Yüzyılda Kuzeydoğu Avrupa’dan göçen Anglosaksonlar, adanın yerlileri olan Britonlar’la birlikte yeni küçük krallıklar kurarken, Kuzey Avrupa’nın işgalci kavmi Vikingler’in saldırıları ile uğraşmaktaydı. Bundan 5 asır önce yani 6. Yüzyılda ise, ada Anglosaksonlar tarafından işgal ve istila edilmişti.

Vikingler, 11. yüzyıl boyunca Britanya Adaları’nı işgal ettikten sonra, buradan yeniden kıta Avrupası’na dönmüşler ve Franklar’ın yaşadıkları şimdiki Fransız bölgesini işgal etmişlerdi. Fransa’nın ilk sakinleri Keltler, yıllarca Roma İmparatorluğu’nun hâkimiyetinde yaşadılar, Roma, güçten düşünce küçük derebeylikler ortaya çıkmaya başladı. Fransa’nın Avrupa’da söz sahibi olmaya başladığı yıllar 14. asırdır.

Ruslar 17. Yüzyılda Sibirya ovalarından Karadeniz’in Kuzeyine ve Doğu Avrupa’ya doğru inmişler ve 1. Petro zamanında isimlerini duyurmaya başlamışlardır. Bundan önce küçük şehir devletleri şeklinde bu bölgeyi yöneten Altınordu Türk Devleti’nin hâkimiyetinde yaşamaktayken, Almanlar ve İtalyanlar, birliklerini 1800’lü yılların ikinci yarısında ancak kurdular ve dünya sahnesine çıktılar.

Avrupa’da elbette bu devletlerden önce de pek çok millet yaşadı ve devletler kuruldu. Elbette geçmişte kurulan bu devletler de dünyanın tamamını etkileyen güçlere ulaştılar. Yunan şehir devletleri, Roma İmparatorluğu, İskender’in Makedonyası, Roma-Germen İmparatorluğu bugünkü modern Avrupa’nın inanç, estetik ve nizam bakımından temelini oluşturmaktadır. Ancak Roma ırk değil bir statüydü, Yunan şehir devletleri güçlerini kaybettikten sonra Homeros’un ezgilerinde kalmış, Makedonya ise İskender’in ölümüyle sona ermişti.

Günümüzde dünyayı yöneten, yönlendiren, sömüren, devletler arasındaki ihtilafları ve iç karışıklıkları kullanarak terör estiren bu devletler henüz ortada yokken, bundan çok uzun yıllar önce 6. asırda atalarımız “Türk” ismi ile bilinmekte ve Orta Asya’da yaşamaktaydılar. Göktürkler’in soyundan gelen Bilge Kağan 700’lü yıllarda kadim Türk şehri olan Ötügen’de, taş bir kaplumbağanın sırtına diktiği kitabesinde “Üstte mavi gök, altta yağız yer kılındıkta, ikisi arasında insanoğlu kılınmış. İnsanoğlunun üzerine ecdadım Bumin Kağan, İstemi Kağan oturmuş. Oturarak Türk Milletinin ilini töresini tutuvermiş, düzenleyivermiş” demekte ve milletine “Doğuda gün doğusuna, güneyde gün ortasına, batıda gün batısına, kuzeyde gece ortasına kadar, onun içindeki millet hep bana tâbidir. Bunca milleti hep düzene soktum. O şimdi kötü değildir. Türk kağanı Ötüken ormanında oturursa ilde sıkıntı yoktur” diye nasihat etmekteydi.

Elbette Göktürk Devleti’nden önce ve sonra da atalarımız pek çok devletler kurmuş, dünyanın değişik yerlerinde hüküm sürmüşlerdir. Ancak Bilge Kağan’ın, ondan da önce Oğuz Han’ın töresinden hiç vaz geçmemişler ve Türk adını, Türk örfünü yedi iklim dört bucak üzerinde yaşatmışlardır. Özellikle devlet yapısı, askerî yapı, ast üst ilişkileri, devlet tebaa ilişkileri, meselelere bakış, problem çözme, cihangirlik duygusu Türkler’de kadimden beri aynen süre gelmiştir.

Buna en büyük örneklerden birisi, atalarımızın yaşadığı her yerde örnekleri görülen taş heykellerdir. Bu heykeller incelendiğinde, Türk Hakanı’nın belirli bir oturuş şekli ve düzeni olduğu açık ve net bir şekilde görülmektedir. Yazımıza eklediğimiz resimlerde de görüleceği üzere, Türk Hakanı bağdaş kurup oturmakta, elinin birini kuşağına koymakta veya bazen bir mendil tutmakta, diğer eli ile “Ant kadehi” ismi verilen ve hükümdarlık alâmeti olan bir kadeh, bazen de “Lotus çiçeği” denilen ve yine hükümdarlık alâmeti olan bir çiçek tutmaktadır.

İnanç değişmiş, yerleşim yeri değişmiş, şartlar değişmiş, üretim koşulları değişmiş, kısaca hem dünya genelinde hem de milletimiz özelinde yaklaşık 15 asır boyunca pek çok değişiklik olmuş ancak simgesel anlamda bu oturuş şekli Türk Hakanlarında değişmemiştir. İnternette yapmış olduğum araştırmada budizme inanan Uygur sultanlarının, eski dinlerine inanan Hun ve Göktürk hakanlarının ve hatta Osmanlı hükümdarlarının da benzer oturuş şekliyle simgesel olarak bu pozu vermiş olduklarını gördüm.

Dünyayı yönetme iddiasındaki devletlerin henüz isimlerinin dahi yaşamadığı tarihlerde büyük imparatorluklar kuran, duruşuyla, bakışıyla, inancıyla hep dünyaya hükmetme gayesi güden milletimiz bu vasıflarını nesilden nesile aktararak bu günlere kadar getirmiş ve kökleri çok derinlerde bulunan sağlam bir medeniyet ve vizyon sahibi olmuştur.

Bununla ilgili elbette verilebilecek pek çok örnek vardır ve bulunabilir. Ancak sadece Türk Hakanlarının simgesel oturuş şekli dahi, şimdilik meramımızı anlatmaya yetmekte ve bu taşlar dile gelerek hepimize “bir şeyler” anlatmaktadır.

16 Eylül 2018 Saat : 11:20
Taşlar dile geldi için yorumlar kapalı
Okunma
denizay
devamını oku

Suriye savaşını değiştirecek ‘Türkiye’ açıklaması

Reuters haber ajansının haberine göre İdlib’deki muhalif kaynaklar, Suriye ordusuyla Rusya ve İran destekli müttefiklerinin bölgeye beklenen saldırısı öncesi Türkiye’nin muhaliflere silah desteğini arttırdığını kaydetti.Üst düzey muhalif yetkililer, Türkiye’nin geçen hafta Tahran’daki zirvede bir sonuç alınamaması üzerine İdlib ve çevresindeki isyancılara yönelik daha fazla silah yardımı yaptığını belirttiler.

Topraklarında 3,5 milyon Suriyeli barındıran Türkiye, olası bir İdlib operasyonunun ardından sınırına yönelik yeni bir göç dalgası başlamasından endişe ediyor.

Özgür Suriye Ordusu’ndan bir komutan, son günlerde üst düzey Türk yetkililerle yaptıkları görüşmelerde kendilerine,, “uzun bir savaşta Türk ordusunun tam desteğinin taahhüt edildiğini” söyledi.

Habere göre, son günlerde Suriye’ye büyük miktarlarda ulaşan silahlar arasında cephane ve GRAD roketleri bulunuyor.

Aynı komutan, “Bu silah ve cephane desteği, savaşma süresinin uzamasına imkan sağlayacak ve yıpratıcı bir savaşta elimizdeki malzemenin tükenmemesini temin edecek” dedi.

Bir başka muhalif komutan da, “Yeni mühimmat sevkiyatı yapıyorlar. Mühimmattan daha fazlasına ihtiyaçları yok. Türkler onların uzun bir süre kendilerine yetecek cephaneye sahip olmalarını sağlamaya çalışıyor” dedi.

İdlib, muhaliflerin elindeki son önemli bölge. Bölgede 3 milyon kişi yaşıyor. Bunların yarısı diğer çatışma bölgelerinden İdlib’e gelenler.

Rus ve Suriye savaş uçakları İdlib’in güneyine ve Hama’ya yakın bölgelere hava saldırılarını son günlerde arttırmış durumda. Bu kara harekatı için ön hazırlık olarak yorumlanıyor. Suriye ordusu da bölgeye asker takviyesi yapıyor.

İdlib’in önemli kasabaları eski El-Kaide bağlantılı Nusra Cephesi’nin kontrolünde. Sayıları, Türkiye’nin desteklediği Özgür Suriye Ordusu’nun da içinde bulunduğu ‘Özgürlük İçin Ulusal Cephe’ye kıyasla daha az.

Türk ordusu da son haftalarda İdlib bölgesindeki 12 askeri gözlem noktasına asker ve malzeme takviyesi yaptı. Türk ordusu ayrıca Halep’in kuzeyinde muhaliflerin kontrolündeki bölgeye asker göndermişti..

Türkiye’nin yoğun desteğiyle Halep’in kuzeyindeki Özgür Suriye Ordusu gruplarını birleşik bir yapıya büründürmek için çaba harcanıyor. ‘Ulusal Ordu’ olarak bilinen bu yapının 30 bin savaşçıdan oluşması öngörülüyor.

İki muhalif komutan Türkiye’nin bu gücün İdlib cephesine kadar genişletilmesini istediğini kaydediyor.

13 Eylül 2018 Saat : 10:25
Suriye savaşını değiştirecek ‘Türkiye’ açıklaması için yorumlar kapalı
Okunma
denizay
devamını oku

HİRA’NIN GÖZYAŞLARI EVLİLİĞİN SONU OLDU

Demet Akalın-Okan Kurt ayrılığının asıl nedeni ortaya çıktı. Eşinden boşanan Demet Akalın için kırmızı çizgi kızı Hira’nın sözleri oldu. İcra memurları geldiğinde Hira “Köpeğimi bari almasınlar anne” diye ağlayınca Akalın boşanma davasını açtı.Demet Akalın, kızı Hira ile Beykoz’daki evlerindeyken icra memurları geldi. Okan Kurt’un 150 milyon liralık borcu için haciz başladı. Ama haciz Hira’nın odasına uzanınca Akalın çıldırdı.

Odasındaki TV ile bilgisayarı alınan Hira, “Köpeğimi bari almasınlar anne” deyince gözyaşlarına boğulan Akalın o an son kararını verip avukatına “Bizi boşa” dedi. Akalın, eski eşi Okan Kurt’a sosyal medya hesabından sitem etti.

Demet Akalın, 6.5 yıllık eşi, kızı Hira’nın babası Okan Kurt’tan önceki gün tek celsede boşandı. İddialara göre Okan Kurt, duruşma sırasında boşanmak istemediğini söyledi. Ancak Demet Akalın direttiği için boşanma gerçekleşti.Akalın, boşanmanın ardından ilk açıklamayı şöyle yapmıştı: “Benim evim Okan’ın ağabeyinin home ofisiymiş. Pes artık. Kızımın odasını bile almayı düşündüler. Ne diyelim” dedi. Hakkında sosyal medyada birçok yorum yapılan Akalın, bunlar için ise “Herkes her şeyi düşünebilir, sıkıntı yok. Bana sevenlerimin duası yeter” demişti.

13 Eylül 2018 Saat : 10:13
HİRA’NIN GÖZYAŞLARI EVLİLİĞİN SONU OLDU için yorumlar kapalı
Okunma
denizay
devamını oku

Demet Akalın’ın evinde hacz

Şarkıcı Demet Akalın ve Okan Kurt’un Beykoz’da yaşadıkları villada dün haciz işlemi yapıldı. Alacaklı bir akaryakıt dağıtım şirketinin, Okan Kurt ve ailesine ait şirketlerin borcu nedeni ile yapılan haciz işleminin tutanaklarına ulaşıldı.Hürriyet’ten Dinçer Gökçe’nin haberine göre; saatler süren haciz işlemi sonrası kamyonlara yüklenen eşyalar arasında, tablolar, televizyonlar, klimalar ve koltuk takımları da yer aldı. Haciz işlemi sonrası Demet Akalın, 6 yıl önce evlendiği eşi Okan Kurt’dan boşanma kararı aldığını duyurdu.

Dün yapılan haciz işleminin gerisinde ise, Kurt Ailesi’ni ait Martaş Lojistik ve bağlı şirketlerin borçları yer alıyor. Bankalara ve piyasaya olan 150 milyon lirayı aşkın borç nedeni ile alacaklı konumdaki Turkuaz Petrol Ürünleri AŞ avukatları haciz işlemini geçen 6 Temmuz’da yaptı.

Tutanak altına alınan eşyalar villada çalışan K. B.’ye yeddi emin olarak teslim edildi.

Demet Akalın ise, bu haciz işlemine itiraz etti. İtirazın gerekçesini ise, haczedilen eşyaların Demet Akalın’a ait olduğu oluşturdu. Alacaklı şirket avukatı Mustafa Büyükbaş ise, haczin yapıldığı villayı Okan Kurt’un ofis olarak kullandığını, çeşitli kurumlardan gelen bir dizi evrağın bu adrese gönderildiğini tespit etti.

Demet Akalın’ın itirazını İstanbul 1. İcra Hukuk Mahkemesi karara bağladı. Mahkeme 6 Eylül’de verdiği kararda, Akalın’ın itirazını reddetti; haczin devamına karar verdi. Mahkemenin verdiği bu karar sonrası, dün yeniden villaya gidildi. Çilingir vasıtası ile gidilen villada daha önce tutanak altına alınan eşyalar kamyonlara yüklenerek yeddi emin deposuna konuldu.

11 Eylül 2018 Saat : 8:39
Demet Akalın’ın evinde hacz için yorumlar kapalı
Okunma
denizay
devamını oku
sohbet Son Yazılar FriendFeed

Sohbet Girişi

Nickiniz :
Şifreniz :  

Kategoriler


Seo tarafından seohocasi v2 temasısohbetsohbet asdsadasdsadsadasdasdasdsad